Yargıtay 11. CD 2024/4017 E. 2024/15590 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2024/4017
2024/15590
16 Aralık 2024
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI: 2023/4685
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.06.2023 tarihli ve 2020/79232 Soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 28.09.2023 tarihli ve 2023/4685 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 28.09.2023'te kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 03.07.2024 tarihli ve 2023/28557 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB 2024/77137 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB 2024/77137 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, müştekinin 09/10/2019 tarihinde inceleme dışı hakkında kamu davası açılan şüpheli Taner Kahveciden 2010 model Fiat marka aracı eksper incelemesi yaptırarak 154.955 km de satın aldığı, ilerleyen zaman içerisinde aracın muayenesini yaptırdığı esnada Tüv Türk Muayene istasyonunda aracın kilometresinin 26/11/2018 tarihinde yapılan son muayenede 210.166 km olduğunu öğrenmesi sonucu şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada; aracın kilometresinin 26/11/2018 ile 09/10/2019 tarihleri arasında değiştirildiği, anılan tarihler arasında anılan aracı, 03/12/2018 tarihinde şüpheli ...'in vekaleten şüpheli ... adına satın aldığı ve 11/12/2018 tarihinde inceleme dışı diğer şüpheli ...'ye sattığı, Taner'in de 09/10/2019 tarihinde müştekiye sattığının tespit olunması üzerine, şüpheli ...'in aracın kilometresinin kim tarafından düşürüldüğünün bilmediğini ancak şüpheli ...'nin aracı satın alırken kilometrenin düşürülmüş olduğunu bilerek satın aldığını ve buna ilişkin soruşturma dosyasına belge sunduğu, karşılıklı imzalanan fotokopi belge üzerinde yapılan kriminal inceleme sonucunda belge üzerindeki imzanın ...'ye ait olduğu bu suretle şüphelilerin alıcı şüpheli Taner'e yönelik hileli eylemlerinin bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; müştekinin şikayetçi olması üzerine Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 05/10/2023 tarihli ve 2020/79232 soruşturma, 2023/35220 esas, 2023/23408 sayılı iddianamesi ile Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/849 esas sayılı dosyasında inceleme dışı ... hakkında kamu davası açıldığı, anlaşılmakla; şüpheliler Taner ve Murat arasında imzalandığı belirtilen belge fotokopisi üzerindeki kilometrenin düşürülmüş olduğu bilinerek aracın satın alınmış olduğuna dair ibarenin sonradan eklenip eklenmediğinin tespit edilmesi hususu ile birlikte muayene tarihleri arasında kilometrenin hangi şüpheli tarafından düşürüldüğünün tam ve kesin olarak tespit edilmesi gerekli olmakla, şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediği hususunda kamu davası açılmasına elverişli yeterli delillerin bulunduğu ve maddi gerçeğin ortaya çıkması bakımından şüpheliler hakkında dolandırıcılık suçundan Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/849 esas sayılı dosyası ile birleştirilmek üzere kamu davası açılması gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
- 5271 sayılı Kanun'un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...“ şeklinde düzenlenmiştir.
- 5271 sayılı Kanun'un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014 6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 12.04.2016 tarihli ve 2014/11 830 Esas, 2016/185 Karar sayılı kararında "suçtan zarar gören" kavramı ile ilgili olarak; "...öğretide davaya müdahale ile ilgili olarak “suçtan zarar gören” kavramının sınırları saptanırken, kesinlik taşıyan bir ölçüte ulaşılamamış, ancak hakime yol gösterici nitelikte bazı ilkeler ortaya konulmuştur. O halde, bu sınırları belirlerken hakimin, “haklı çıkar” ve “cezalandırma konularındaki psikolojik durumu” iyi değerlendirmesi gerekmektedir. (Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, Beta Yayınevi, 12.Bası, İstanbul, 2007, s.211 vd.) Çeşitli yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere hakim, bir olayda suçtan zarar göreni belirlerken, sanığa yüklenilen ve cezalandırılması istenilen fiille haklı bir çıkarı zedelenen kişinin ceza kovuşturması konusundaki isteğini göz önünde tutmak ve bu haklı görüldüğünde kişiye suçtan zarar görme niteliği tanımak durumundadır. (Ceza Genel Kurulunun 29.6.1992 gün ve 176 201, 11.4.2000 gün ve 64 69, 15.07.2008 gün ve 95 195 sayılı kararları) Görüldüğü gibi, gerek yargısal kararlarda gerekse öğretide, katılma için aranan ve hakimin değerlendirmesi gereken keyfiyet, “haklı çıkarın zedelenmesi” ve “cezalandırma konularındaki psikolojik durum”dur. Öte yandan katılmanın sübjektif şartlarından biri de katılanın yargılama konusu suçu işlememiş olmasıdır. Suçu işleyen veya işlenmesine iştirak eden bir kişinin o suçla ilgili ceza muhakemesinde katılan sıfatını alabilmesi mümkün değildir. Bu, Latince "nemo auditur propriam turpitudinem allegans" olarak ifade edilen "kimse kendi ayıbından yararlanamaz" ilkesinin gereğidir. Ancak bir kişinin suçtan zarar gören olup olmadığı o suçla ilgili yargılama neticesinde ulaşılan sonuca göre değil iddianamede gösterilen fiilin sabit olduğu ve suç teşkil ettiği varsayımına göre potansiyel olarak belirlenmelidir..." şeklindeki tespitlere yer verilmiştir.
-
Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un 173/1. maddesine göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yalnızca suçtan zarar görene itiraz hakkı tanındığı ve yukarıda belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 12.04.2016 tarihli ve 2014/11 830 Esas, 2016/185 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, "bir suçu işleyen veya işlenmesine iştirak eden kişinin o suçla ilgili ceza muhakemesinde katılan sıfatını alabilmesi mümkün değildir." şeklindeki değerlendirme uyarınca, aynı olayla ilgili olarak halen Bursa 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2024/255 Esas sırasında yargılanan ...'nin, şüphelilerin üzerine atılı suçtan doğrudan zarar görmediği anlaşıldığından, şüpheliler hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karara karşı itiraz hakkı bulunmayıp, itirazın sıfat yokluğu nedeniyle usûlden reddi yerine işin esasına girilerek reddine karar verilmiş ise de, ret kararı sonucu itibarıyla doğru bulunduğundan, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Şüphelilerin üzerine atılı suçtan doğrudan zarar gören ...'a 26.06.2023 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararın tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belgenin dosyada mevcut olmadığı anlaşılmakla, belirtilen husus yönünden müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,16.12.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:10:45