Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/6725
2024/1465
12 Şubat 2024
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ: 18.04.2023
SAYISI: 2015/675 E., 2019/273 K.
SUÇLAR: Sahte fatura kullanma ve düzenleme
İNCELEME KONUSU
KARAR: İnfazın devamına ilişkin ek karar
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2019 tarihli ve 2015/675 Esas, 2019/273 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sahte fatura kullanma ve düzenleme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşmesini müteakip, 7394 sayılı Kanun gereği yapılan uyarlama yargılaması neticesinde, Mahkemenin 18.04.2023 tarihli ek kararı ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin aynen muhafazasına (kararda değişiklik yapılmasına yer olmadığına), hükümlerin infazının devamına ilişkin kararın itiraz edilmeksizin 31.05.2023 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/18990 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB 2023/115549 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB 2023/115549 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“15/04/2022 tarihinde yürürlüğe giren Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359. maddesine eklenen fıkrada yer alan, "(Ek fıkra:8/4/2022 7394/4 md.) Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır." şeklindeki düzenlemeler birlikte nazara alındığında, sanık hakkında 2010 ve 2011 takvim yıllarına ve yıllar içerisinde işlenen suçlara ilişkin, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde öngörülen tek bir zincirleme suç hükümlerinin uygulanmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, uyarlama talebinin kabulü yerine yazılı şekilde önceki kararın aynen muhafazasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
-
İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2019 tarihli ve 2015/675 Esas, 2019/273 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura kullanma ve 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçlarından, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (b) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca (2 kez) 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
-
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 10.07.2019 tarihli ve 2019/4727 Esas, 2019/5038 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin son fıkrasından önce gelmek üzere; “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” cümlesinin eklendiği ve 7394 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 213 sayılı Kanun'a eklenen geçici 34 üncü maddesinde de; "Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359 uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir.
...
359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemelerde yer alan zincirleme suça ilişkin koşulların belirlenmesi, duruşma açılmak suretiyle yapılır.”
Hükümlerinin yer aldığı belirlenmiştir.
-
Cumhuriyet Başsavcılığının, yukarıda belirtilen değişiklik doğrultusunda bir karar verilmesini talep etmesi üzerine, İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2023 tarihli ve 2015/675 Esas, 2019/273 Karar sayılı ek kararı ile "...sanık hakkında 2010 yılında zincirleme şekilde sahte fatura kullanma, 2011 yılında sahte fatura düzenleme iddiasından dolayı mahkememizce yapılan yargılama sonucunda verilen kararların 10/07/2019 tarihine kesinleştiği, vergi/ceza tarhiyatların yapıldığı ancak ödenmediği, sahte fatura kullanma ve sahte fatura düzenlemeden dolayı verilen mahkumiyet hükümlerinin aynen muhafazasına (kararda değişiklik yapılmasına yer olmadığına), hükümlerin infazının devamına..." karar verildiği anlaşılmıştır.
-
5237 sayılı Kanun’un zincirleme suç başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
..."
Hükmü yer almaktadır.
-
Zincirleme suç durumunda aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak bu suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmekte ve aralarında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil tek bir ceza verilmekle birlikte, verilen bu cezanın miktarı artırılmaktadır.
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.10.2022 tarihli ve 2022/11 153 Esas, 2022/641 Karar sayılı kararında; "...Vergi kaçakçılığı suçları içinde en sık işlenen suçlardan olan sahte belge düzenlemek veya kullanmak suçları birbirinden ayrı ve bağımsız suçlardır. Bu bağlamda incelendiğinde; Vergi belgelerindeki sahteciliğin amacı; düzenleyen için komisyon almak suretiyle haksız kazanç sağlamak veya vergi doğuran faaliyetini vergi dairesi bilgisi dışında tutarak vergi ödememek; kullanan için ise gideri fazla gösterip matrahı düşürmek, dolayısıyla vergiyi az ödemek veya hiç ödememek ya da hakkı olmayan vergi iadesi veya indiriminden yararlanmaktır. Yine belirtilen suçlar yönünden suçun konusunun farklı olup olmadığına da değinmek gerekecektir. Vergi kanunlarına göre düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan belgeler her iki suçun da konusunu oluşturmaktadır. Ancak uyuşmazlık konusuyla ilgisi bakımından tek bir failin sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma eylemlerinin ikisini de gerçekleştirdiği durumlarda düzenlenen ve kullanılan söz konusu belgelerin aynı ya da farklı olmaları failin işlediği suç sayısının belirlenmesinde önem arz etmektedir. Örneğin; failin bizzat düzenlediği sahte belgeyi, kendi mükellefiyeti yönünden vergi dairelerine sunduğu beyannamelere konu etmesi durumunun söz konusu olmadığı bir olayda, kullandığı belgelerin, başka bir sahte belge düzenleyicisi tarafından hazırlanan belgeler; düzenlediği belgelerin ise kendi mükellefiyetine ya da başka mükelleflere ait belgeleri gerçeğe aykırı olarak doldurmak suretiyle tanzim ettiği veya tamamen sahte oluşturduğu ve üçüncü şahısların kullanması için verdiği belgeler olacağı, böyle bir durumda failin düzenlediği ve kullandığı belgelerin, yani suç konularının birbirinden farklılık arz edeceği açıktır. Maddede belirtilen sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma suçlarında failin hareketi de birbirinden farklılık arz etmektedir. Sahte belge düzenleme suçunun maddi unsurunun hareket kısmını; vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan belgelerin asıl veya suretlerinin kanuni şekle uygun olarak tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlenmesi oluştururken, sahte belge kullanma suçunun maddi unsurunun hareket kısmını; sahte belgenin deftere kaydedilmesinden sonra dahil edildiği beyannamenin mükellef tarafından vergi dairesine verilmesi oluşturmaktadır. Özel Dairenin yerleşik uygulamalarında da sahte belge düzenlemek veya kullanmak suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu kabul edilmekte, bu yöndeki Yargıtay uygulamasının doktrin tarafından da ağırlıklı olarak benimsendiği görülmektedir." denilmek suretiyle "sahte fatura düzenleme" ve "sahte fatura kullanma" suçlarının birbirlerinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu, birbirlerine dönüşemeyeceği kabul edilmektedir.
-
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2015 tarihli ve 2015/44547 Esas sayılı iddianamesi ile ...Vergi Dairesi Müdürlüğünün 803 004 6017 vergi kimlik numaralı mükellefi olan sanık hakkında, 2010 takvim yılında sahte fatura kullanma ve 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçlarından açılan kamu davası neticesinde yapılan yargılamada, her iki suç yönünden ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulduğu ve yapılan uyarlama yargılamasında da zincirleme suç hükümlerinin uygulanmadığı anlaşılmış ise de; sanığın 2010 takvim yılında farklı mükellefler tarafından düzenlenen sahte faturaları kullanması ve 2011 takvim yılında da komisyon karşılığı farklı mükelleflere sahte fatura düzenlemesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin birbirinden bağımsız ve ayrı suçları oluşturduğu, bu eylemlerin aynı suç kavramı içinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, dosya kapsamına göre vergi borcunun da ödenmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.02.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:24:51