Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2024/11
2024/13295
18 Kasım 2024
MAHKEMELERİ: Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi ve Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesi,
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleşen 09.07.2013 tarihli ve 2012/803 Esas, 2013/699 Karar sayılı kararı ile Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleşen 26.09.2017 tarihli ve 2015/385 Esas, 2017/274 Karar sayılı kararına yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.12.2023 tarihli ve 2023/26067 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2023 tarihli ve KYB 2023/133188 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2023 tarihli ve KYB 2023/133188 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanıklar ... ve ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1, 204/1, 43/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis, 2 yıl 1 ay hapis ve 600,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmalarına, dolandırıcılık suçundan verilen 1 yıl 15 gün hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 15 gün denetim süresi belirlenmesine dair Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2013 tarihli ve 2012/803 esas, 2013/699 sayılı kararı ile; anılan kararın sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 04/06/2015 tarihli ve 2015/8712 esas, 2015/26298 karar sayılı ilâmı ile bozulmasını müteakip, yapılan yargılama neticesinde mahkemenin görevsizliğine, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5237 sayılı Kanun'un 158/1 d ve 204/1. maddeleri uyarınca yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili ve görevli Bursa Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ilişkin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/10/2015 tarihli ve 2015/543 esas, 2015/613 sayılı kararının itiraz edilmeden kesinleşmesini takiben, yeniden yapılan yargılama sonunda değişen suç vasfına göre nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık ...'in, 5237 sayılı Kanun'un 158/1 d, 204/1, 43/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 2.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/09/2017 tarihli ve 2015/385 esas, 2017/274 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
1 Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2013 tarihli ve 2012/803 esas, 2013/699 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2013 tarihli ve 2012/803 esas, 2013/699 sayılı mahkûmiyet kararının sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 04/06/2015 tarihli ve 2015/8712 esas, 2015/26298 karar sayılı ilâmı ile, " ...eylemlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1 d, 204/1 maddelerinde öngörülen kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması... " şeklindeki gerekçeyle bozulduğunun anlaşılması karşısında,
Dosya kapsamına göre, sanıkların, katılan ile villa yapı kooperatifine ait arazilerinin imar değişikliği işlemlerine ilişkin olarak sözleşme yapmalarını müteakip, Bursa İl Özel İdaresi tarafından düzenlenmiş gibi görünen sahte belgeleri tanzim ederek imar değişikliği yapılıyormuş izlenimi uyandırmak amacıyla söz konusu sahte belgeleri katılana vererek menfaat temin ettikleri somut olayda, her ne kadar Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2011 tarihli ve 2011/12611 sayılı iddianamesi ile basit dolandırıcılık suçundan sevk maddesi düzenlenip, yapılan yargılama sonucunda da sanık ...'un, 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen "basit dolandırıcılık" suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, tüm dosya münderecatına, iddianamedeki anlatıma ve mahkemenin gerekçe kısmındaki tüm olay örgüsü ve açıklamalara bakıldığında adı geçen sanığın eyleminin anılan Kanun'un 158. maddesinin "d" bendinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle" nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suç tipine uyduğu,
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesi gereğince 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçlarının Ağır Ceza Mahkemesinin görevine girdiği, bu sebeple nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu cihetle, dosyanın görevli ve yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilmek üzere görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde,
2 Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/09/2017 tarihli ve 2015/385 esas, 2017/274 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık ...'in, 5237 sayılı Kanun'un 157/1, 204/1, 43/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis, 2 yıl 1 ay hapis ve 600,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 09/07/2013 tarihli yerel mahkeme hükmünün, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 04/06/2015 tarihli ve 2015/8712 esas, 2015/26298 karar sayılı ilâmı ile eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığı konusunda delillerin takdir ve değerlendirilmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin verdiği 13/10/2015 tarihli görevsizlik kararı sonrası, Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesince, nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik eylemlerinden hüküm kurularak, adı geçen sanığın 2 yıl 6 ay hapis, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 2.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Benzer bir olay sebebiyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04/06/2013 tarihli ve 2012/1 1564 esas, 2013/281 sayılı kararında yer alan; "... lehe temyiz davası üzerine suç vasfının tespitinde hataya düşüldüğünün belirlenmesi halinde, cezanın tür ve miktarı yönünden kazanılmış hak saklı tutularak hükmün bozulmasına karar verilmelidir." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Somut olayda, dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından kurulan yerel mahkeme hükmünün, Yargıtay 15. Ceza Dairesince, suç vasfı bakımından eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabileceğinden bahisle üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, verilen görevsizlik kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemesince, önceki hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği nazara alınarak sadece suç vasfının düzeltilmesi ile yetinilip sanığın kazanılmış hakkı göz önünde bulundurularak ceza miktarında herhangi bir değişiklik yapılmaması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayininde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2013 tarihli ve 2012/803 Esas, 2013/699 Karar sayılı kararı yönünden;
-
5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliği sağlanacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır.
-
Kanun yararına bozma, kesinleşen hüküm yönünden hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan gerek usul, gerekse maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlıdır. Bununla birlikte; kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi için, hakimlerin veya mahkemelerin asıl ceza davasını çözmeye devam etmesinin artık imkansız hale gelmiş olması ve hukuka aykırılığın başka bir yol ile giderilmesinin mümkün bulunmaması gerekmektedir.
-
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 325 inci maddesi "Hüküm, cezanın tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer maznunlara da tatbiki kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından istifade ederler." şeklinde düzenlenmiştir.
-
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2023 tarihli ve KYB 2023/133188 sayılı kanun yararına bozma isteminde sanık ... yönünden, "...eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu cihetle, dosyanın görevli ve yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilmek üzere görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde..." isabet bulunmadığı belirtilmiş ise de; aynı dava dosyasında yargılanarak haklarında mahkûmiyet hükümleri kurulan sanıklar ..., ... ve ...'in temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin, 04.06.2015 tarihli ve 2015/8712 Esas, 2015/26298 Karar sayılı ilamı ile; "... eylemlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1 d, 204/1 maddelerinde öngörülen kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair hususları incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın gözetilmesine..." denilmek suretiyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, her ne kadar bozma kararının incelemeye konu sanık ...'a sirayet ettirilmesine yönelik bir belirleme yapılmadığı tespit edilmiş ise de; bozma kararının, hükmü temyiz etmeyen sanığa sirayet ettirilmesi için bu hususun açıkça bozma kararında belirtilmesine ya da sanığın talep etmesine gerek olmadığı, Mahkemenin kendiliğinden anılan düzenlemenin gereğini yerine getirmesinin mümkün olduğu, Mahkemece re'sen dikkate alınabilecek olan bu durum nedeniyle, hukuka aykırılığın bozma kararı doğrultusunda Mahkemesince giderilebileceği anlaşılmakla, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.09.2017 tarihli ve 2015/385 Esas, 2017/274 Karar sayılı kararı yönünden;
-
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
-
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Yargıtay 15. Ceza Dairesinin, 04.06.2015 tarihli ve 2015/8712 Esas, 2015/26298 Karar sayılı bozma ilamı öncesinde kurulan 09.07.2013 tarihli hükme yönelik aleyhe temyiz bulunmadığı, verilen cezaların 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık ... lehine kazanılmış hak teşkil ettiği ve cezaların ilk mahkumiyet hükmünde belirlendiği şekilde infazına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemindeki (2) numaralı düşünce yönünden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN KABULÜNE,
-
Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.09.2017 tarihli ve 2015/385 Esas, 2017/274 Karar sayılı kararının sanık ... yönünden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
-
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden; kazanılmış hak nedeniyle sanık ... hakkında hüküm fıkrasına, "nitelikli dolandırıcılık suçundan; 1 yıl 15 gün hapis cezası ve 600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan hapis cezasının TCK'nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, TCK’nın 51/3. maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün süre ile denetime tabi tutulmasına, sosyo ekonomik durumu gözetildiğinde hakkında verilen adli para cezasının TCK'nın 52/4. maddesi gereğince 4 eşit taksitle tahsiline, resmi belgede sahtecilik suçundan; 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” cezaların bu miktarlar üzerinden infazına" cümlesinin eklenmesine, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:11:55