Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/14317
2023/8644
22 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2012/39 E., 2014/274 K.
ŞİKAYETÇİ: Maliye Bakanlığı
SUÇLAR: Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER: Sanık ve müdafii, katılanlar vekili, şikâyetçi Maliye Bakanlığı vekili, Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiinin temyizi yönünden sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı katılanlar vekilinin temyiz talebinin katılanlar hakkında suç duyurusunda bulunması kararına ilişkin olduğu, şikâyetçi Maliye Bakanlığının katılan sıfatı bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 10 Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.09.2014 tarihli ve 2012/39 Esas, 2014/274 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılanlar ..., ..., ...' yönelik yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının d bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri gereğince 3 kez 1 yıl hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan aynı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, "sanığın müşteki...a karşı eyleminin bir kişiye karşı birden fazla taşınmaza ilişkin olup belli bir sürede işlenmiş olması karşısında zincirleme tek suç oluşturacağı, satış yapılacak kişilerin mağdur olduğunun düşünülmesi halinde ise üç ayrı dolandırıcılık suçunun oluşacağı, somut olayda mahkeme tarafından iş bu dosyada mağdur sıfatı bulunan muhtemel alıcılar hakkında suça katıldıklarından bahisle suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, takdiri ve münakaşası mahkemenize ait olmakla birlikte bu kişilerin suça katıldıklarına dair delillerin dosya arasında bulunduğu gibi çok değerli taşınmazlara ilişkin alıcı pozisyonundaki bu kişilerin basit araştırma ile gerçeği öğrenebilecek durumda olmaları karşısında bu kişilerin hukuki anlamda iyi niyetli olduklarının kabulünün mümkün olmadığı, bu hale göre muhtemelen yargılamada iş bu kişilerin cezalandırılması veya delil yetersizliğinden beraat etmeleri halinde sanık yönünden bu kişilerin mağdur sıfatının ortadan kalkacağı ve sanığın sadece müşteki...a karşı eyleminden ötürü cezalandırılması gerekeceği, bu durumun sanık lehine olduğu ve bu sebepten bu şekilde hareket edilme zorunluluğun bulunduğu anlaşılmakla sanığını dolandırıcılık suçu yönünden zincirleme tek suç ile cezalandırılması gerekirken üç ayrı suçtan ötürü cezalandırılmasının üsul ve yasaya uygun olmadığına" ilişkindir.
2.Sanığın temyiz isteği, yasaya aykırı olan kararı temyizine ilişkindir.
3.Sanık müdafinin temyiz isteği, üç katılanın akraba olduğu, sanığı kullandıkları, katılan ...'in sanığa verdiğini söylediği 745 bin için belge, makbuz vs. sunmadıkları, vekaletnamenin sahte olmadığı, imza ve yazıların mağdur ...'ya ait olduğu, katılan ...'in avukatının vekâlet ile almış olduğu satış vaadi sözleşmesi ile tekrar ......'e satış vaadi yapıldığı, ...'dan para aldığı ve bu hususta ......ün mağdur ......a dava açtığı, sanığa komisyon vermek vaadi ile vekalet düzenlettirdikleri, mağdurun daha önce ... ...de tedavi gördüğü, aynı anda iki farklı yerde olmayacağı, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, katılanların sanık olarak yargılanmaları gerektiği, 3 ayrı suçtan değil bir suçtan mağdura karşı mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği, lehe hükümlerin uygulanmadığı, noter başkatibi Mustafa Yılmaz ile yüzleştirme yapılmadığı, eksik araştırma ile hüküm kurulduğu, kararın bozulmasına ilişkindir.
4.Katılanlar vekilinin temyiz isteği, katılanlar hakkında yapılan suç duyurusunun esas ve usul açısından yanlış olduğu, sanık aleyhine ayrı ayrı dava açıldığına ilişkindir.
5.Şikâyetçi Maliye Bakanlığının temyiz isteği, ...'nın kanuni mirasçısı bulunmadığı 09.09.2014 de katılma kararı kaldırılarak talebin reddine karar verildiği, bu kararın hukuka aykırı olduğu, kararı temyiz ettiği, idare lehine kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Şikâyetçi ...'nın sağlık sorunları nedeni ile 25.05.2005 tarihinden itibaren...... ilçesinde ...Huzur Evinde kaldığı,bu şahsın ... ilçesinde değerli taşınmazlarının bulunduğu, sanığın sahte olarak ... 11. Noterliğinin 13.04.2006 tarihli 17866 sayılı vekâletname düzenletip, mağdura ait taşınmazların işlemlerini vekil sıfatı ile yapma konusunda sahte vekalet çıkarttığı, sonradan bu vekâletnameyi kullanarak ... ilçesinde bulunan noterlerde katılanlara taşınmaz satış vaadinde bulunarak sözleşme düzenlettiği, Tapu Müdürlüğünde işlem sırasında tapu görevlisinin durumdan şüphelenmesi üzerine olayın ortaya çıktığı,yapılan araştırma ve yazışmalarla vekaletnamenin sahte olarak düzenlendiği anlaşılmıştır.
- 27.08.2014 tarihli bilirkişi raporunda, ... 11. Noterliğince düzenlenmiş olan vekâletnamedeki "... ile okudum" yazılarının sanığın elinin ürünü olduğu, ... adına atılı imzanın sanığın elini ürünü olduğu belirtilmiştir.
3.Mahkemesince, sanığın savunmasında bildirdiği, kendisine senet veren şirket ve avukat olan şahıs yönünden değerlendirmelerinin bu işlemlerin neticesinde elde edilecek hak ve menfaatlere yönelik olduğu, birlikte hareket etme olgusunun olayın başlangıcını ve davaya konu olan ana kadar gerçekleştiği kabul edilen eylemleri sanık yönünden etkilemediği, sanığın böylece sahte olarak tanzim edilmesini sağladığı, resmi nitelikli belgeleri kullanarak aynı amaca yönelik zincirleme biçimde tanzim ettiği, resmi belgeleri kullanarak yine katılanlara mağdura ait gayrimenkullerin satış vaadi sözleşmesini tanzim ederek mağdurların her birinin ayrı kişi olup hukuki yararlarının bir birinden farklı oluşu karşısında her bir yakınıcı (katılan) yönünden nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçlarının sabit olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla sanığın sabit bulunan katılan ...'e yönelik, Katılan ...'a yönelik, Katılan ...'e yönelik nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs suçlarından ve Zincirleme şeklinde gerçekleşen resmi evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmasına gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Şikâyetçi Maliye Bakanlığı vekili ve Katılanlar ..., ..., ... Vekilinin Temyizi Yönünden
1.Katılanlar ..., ... ve ... vekili yönünden, katılanlar hakkında suç duyurusunda bulunulmasına dair kararın temyize tabi bir hüküm veya karar niteliği taşımadığı temyizinin olanaklı bulunmadığı anlaşılmakla katılanlar vekilinin temyiz istemi yönünden dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
2.Şikayetçi Maliye Bakanlığı vekili yönünden, mağdur ...'nın 31.05.2015 tarihinde vefat ettiği, davaya katılma talebinde bulunmadığı da anlaşıldığından doğrudan zarar görmeyen şikayetçi kurumun kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde, sahte kimlikle ... 11. Ve 2. Noterliğinde, satış vekâletname si ve taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri düzenlenmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerde; noter vekâletnamesinin "kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge" olduğu ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
C. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Şikâyetçi ...'nın sağlık problemleri nedeni ile...... ilçesindeki ...Huzur Evinde 25.05.2005 tarihinden itibaren kalmaya başladığı, şikâyetçinin ... ilçesinde pek çok gayrımenkulünün olduğu, sanığın ... 11. Noterliğinin 13.04.2006 tarih ve 17866 sayılı sahte vekâletnameyi düzenlettiği, şikâyetçiye ait gayrımenkuller ile ilgili vekil sıfatı ile işlemleri yapma konusunda sahte vekâletname düzenlettiği, akabinde katılanlar ..., ... ve ...'e taşınmaz satış vaadinde bulunarak sözleşme tanzim ettiği, usulsüzlüğün tapu işlemleri sırasında fark edilerek anlaşıldığı iddia olunan somut olayda, sanığın "... emlakçı olup, ... ise onun yeğenidir. ... de emeklidir. ...ACAR isimli daha sonra da avukatlıktan kovulduğunu duyduğum, ...' in avukatı olarak tanıdığım bu kişi emlakçı olan Cemal ile birlikte çalışıyordu. Bana ...' de eski avukatlardan olmakla tanıdığım ...' nın gayrimenkullerinin satışı için üzerime vekâletname çıkartmayı Cemal ve ...teklif etti. Çünkü emlakçı olarak kendileri üzerilerine satış yapamıyorlarmış, bana da bu satışlar ile ilgili komisyon adı altında para vereceklerdi. Düzenlenen yakınıcıya ait vekâletname yi kendileri hazırlatıp bana getirdiler, ben bununla yetinmeyip kontrolünü yaptırdım. Bununla ilgili ayrıca inceleme dahi yapılıp vekâletname nin gerçek olduğu anlaşıldı. Daha sonra mağdura ait taşınmazları vekâletname kapsamında mağdur gözüken Cemal, ... ve ...'e satış işleminde aracı oldum. Vekâletnameye dayanak belgeleri ben çıkartmadım. Satış işlemini yaptıktan sonra para vereceklerdi" şeklindeki savunması, mahkemenin katılanlara karşı üç kez dolandırıcılık eylemine teşebbüs suçunu işlediğinin kabulü ile sanığın cezalandırılmasına karar verildikten sonra hüküm kısmında "...sanığın bu eylemi gerçekleştirmesini sağlayan veya teşvik veya azmettirici konumunda olduğunu iddia ettiği ..., ..., Zeki Yerebatmaz, ... ve ...Acar hakkında..." denilmek suretiyle suç duyurusunda bulunulmasına karar verdiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti açısından, katılanlar hakkında suç duyurusu üzerine açılmış bir dava bulunup bulunmadığının araştırılmasından sonra varsa, ilgili dava dosyaları getirtilerek, aşamasına göre bu dava ile birleştirilmesi, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek ve eylemlerin sübutu halinde nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde çelişkili hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Şikayetçi Maliye Bakanlığı vekili ve Katılanlar ..., ..., ... Vekilinin Temyizi Yönünden
1.Katılanlar Vekili Yönünden, Gerekçe bölümünde (A 1) bendinde açıklanan nedenle katılanlar hakkında suç duyurusunda bulunulmasına dair kararın temyize tabi bir hüküm veya karar niteliği taşımadığı cihetle; katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin incelenmeksizin Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle mahalline İADESİNE,
2.Şikayetçi Maliye Bakanlığının Yönünden Gerekçe Bölümünde (A 1) bendinde açıklanan nedenle doğrudan zarar görmeyen şikayetçi kurumun 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, şikâyetçi kurum vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle ... 10 Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.09.2014 tarihli ve 2012/39 Esas, 2014/274 Karar sayılı kararında sanık ve müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle ... 10 Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.09.2014 tarihli ve 2012/39 Esas, 2014/274 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.11.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:58:25