Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/3465

Karar No

2023/6974

Karar Tarihi

10 Ekim 2023

T U T U K L U

T A H L İ Y E T A L E P L İ

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2023/1108 E., 2023/922 K.

SUÇLAR: Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka,sigorta,kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık

HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerin temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. ... (....) Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2023 tarihli ve 2022/338 Esas, 2023/43 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) ve (son) bentleri, 158 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 24.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmiştir.

  2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 27.04.2023 tarihli ve 2023/1108 Esas, 2023/922 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ... ve sanık ... müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesi uyarınca "Hükmün 10. fıkrasında yer alan; "... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "... 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin" ibaresinin eklenmesi suretiyle" düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin esastan reddi ile onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. GEREKÇE

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli, 2022/2 155 Esas ve 2022/321 Karar sayılı kararı ile, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanıklara istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca müdafi atanması gerektiğine karar verilmiştir. Aynı kararda suçun nitelikli hâlleri de dikkate alınarak müdafi atanması hususundaki Yargıtay Ceza Genel Kurulu veya Daire içtihatlarındaki değişimin, karar tarihinden sonraki kararlara uygulanacağı, mahkeme içtihatlarındaki değişimlerin olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı tanımadığı, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usul ve maddi hukuka uygunluk taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağı kabul edilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında sanık ...'in, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafisinin bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun'un 156 ıncı maddesi gereğince de Yerel Mahkemece resen bir müdafi tayin edilmediği, sanık ...'ın ise yargılama aşamasında kendisinin seçtiği müdafisinin duruşmada hazır bulunmaması karşısında tutuklu sanığın ve müdafiinin yokluğunda hüküm kurulduğu anlaşılmakla, sanıklara isnat edilen üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) ve (son) bentleri uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanıklara müdafi atanmasında zorunluluk bulunması, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.

III. KARAR

Başkaca yönleri incelenmeyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 27.04.2023 tarihli ve 2023/1108 Esas, 2023/922 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla Üye ... ve Üye ...'nın muhalefetleriyle BOZULMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE, sanıkların tutukluluk hallerinin DEVAMINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ...(...). Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.10.2023 tarihinde karar verildi.

(Muhalif Üye) (Muhalif Üye)

KARŞI OY

Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1.L,son ve 158/3 fıkrası uyarınca neticeden 7 yıl 6 ay hapis ve 240,000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ... Ağır Ceza Mahkemesince karar verilmiş ve bu karar istinaf edilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi istinaf talebini reddetmiştir.

Bu karar CMK 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafiilik nedeniyle temyize gelmiştir.

Burada sorun: CMK 150/3 maddesi uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçunun basit şekline göremi, (TCK 158/1.L,son), yoksa bu suçun ağırlaştırılmış şeklinimi (158/3) esas alarak müdafii mecburiyetini öngöreceğiz..

Gerek 5237 sayılı TCK, gerekse, 5271 sayılı CMK’nın genel sistematiğinde suçların basit şekli, nitelikli hali veya ağırlaştırılmış hal gibi bir ayrım yapmamıştır. Görevli mahkeme belirlenirken, talimat yasağı hali, müdafii mecburiyeti, temyiz edilebilirlik, kesin hüküm ve uzlaşma gibi tüm konularda suçun basit şeklini esas alır, hatta alınmalıdırda, aksi halde somut olaylara göre değişkenliğe yol açar. Hukuki kesinlik, tabii hakimlik ve insanların hukuka olan güvenini sarsar.

Ayrıca Kanun sistematiğine bakıldığında da bu kuralın tek istisnası TCK 66/3 maddesidir. Burada Kanun koyucu açıkken zamanaşımından suçun nitelikli halini öngörmüştür. Ve bu durumdan sınırlı ve tek hal için öngörülmüştür. Aksi halde bunuda öngörmeyebilirdi.

Bu nedenlerle: CMK 150/3 maddesinde öngörülen müdafi mecburiyeti, suçun temel halinde öngörülen cezaya göre tespiti gerekeceği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

... Muhalif Üye

KARŞI OY

UYUŞMAZLIK KONUSU: Zorunlu müdafi tayininde 5271 sayılı ceza muhakemesi usul kanununun 150/3 maddesinde belirtilen 5 yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda 5 yıllık sınırın tayininde ağırlaştırıcı nedenlerin dikkate alınıp alınmayacağına ilişkindir

ÇOĞUNLUK GÖRÜŞÜ: Aynen “Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.05.2022 tarihli, 2022/2 155 Esas ve 2022/321 Karar sayılı kararı ile, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanıklara istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca müdafi atanması gerektiğine karar verilmiştir. Aynı kararda suçun nitelikli hâlleri de dikkate alınarak müdafi atanması hususundaki Yargıtay Ceza Genel Kurulu veya Daire içtihatlarındaki değişimin, karar tarihinden sonraki kararlara uygulanacağı, mahkeme içtihatlarındaki değişimlerin olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı tanımadığı, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usul ve maddi hukuka uygunluk taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında sanıklar hakkında, kişinin, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçunu üç kişi tarafından birlikte işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, yapılan yargılama sonucunda 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) ve (son) bentleri, 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 inci, 55 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 24.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilen olayda üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılaması yapılan sanık ... Güzelin, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi sinin bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun'un 156 ıncı maddesi gereğince de Yerel Mahkemece resen bir müdafi tayin edilmediği, sanık ...'ın ise yargılama aşamasında kendisinin seçtiği müdafisinin duruşmada hazır bulunmaması karşısında aynı Kanun'un 152 inci maddesi uyarınca derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden tutuklu sanığın ve müdafi inin yokluğunda hüküm kurulduğu anlaşılmakla, sanıklara isnat edilen üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) ve (son) bendi uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanun ’da öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanıklara müdafi atanmasında zorunluluk bulunması, 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır. KARAR:Başkaca yönleri incelenmeyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 27.04.2023 tarihli ve 2023/1108 Esas, 2023/922 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun 'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üyeler ... ve ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, ” şeklindedir.

HUKUKÎ SÜREÇ

  1. ... (....) Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2023 tarihli ve 2022/338 Esas,2023/43 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) ve (son) bentleri, 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 inci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 24.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmiştir.

  2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 27.04.2023 tarihli ve 2023/1108 Esas, 2023/922 Karar sayılı karan ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ... ve sanık ... müdafılnin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesi uyarınca "Hükmün 10. fıkrasında yer alan; "... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "... 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin" ibaresinin eklenmesi suretiyle" düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin esastan reddi ile onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

İLGİLİ YASAL MEVZUAT: **

Dolandırıcılık suçunun basit şekli 5237 sayılı TCK'nın 157. maddesinde;

"Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin giine kadar adlî para cezası verilir." şeklinde düzenlenmiştir.

Aynı Kanun'un 158. maddesinde ise;

"(1) Dolandırıcılık suçunun;

l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,

İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

(2) ...." şeklinde dolandırıcılık suçunun nitelikli hâlleri sayılmış ve söz konusu 158. maddeye 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile de;

"Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiştir.

5271 sayılı CMK’nın müdafi görevlendirilmesi başlıklı 150. maddesi

"(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.

(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.

(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.

(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklindedir.

D)KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SONUÇ: **

Bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında öncelikle kanunun sistematiği ve normları dikkate alınacak, bu belirleme yapılırken kıyas ve yorum yoluna başvurulabilecektir. Ceza muhakemesinde kıyas ve her türlü yorum mümkün olmakla birlikte, temel hak ve özgürlükleri daraltan normlar ile istisnai normlarda kıyas yasağı mevcuttur. Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde, kıyas veya yorum yoluyla temel hak ve özgürlüklere ilişkin normları daraltıcı, istisnai normları genişletici şekilde hareket etmek mümkün değildir.(Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/11/2022 tarihli 2022/11 436 esas,2022/705 karar sayılı kararı)

TCK'nın 66. maddesinin 3. Fıkrasındaki; "Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur." düzenlemesinde “nitelikli hâller” tabiri kullanılırken, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Mahkemenin görevinin belirlenmesi" başlıklı 14. maddesi ise; "Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur." şeklinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu burada bilinçli bir şekilde “ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler” tabirini kullanmıştır.

TCK'nın 158/3. maddesi iki durumda uygulanabilmektedir. İki durumda da artırım oranları birbirinden farklıdır. Buna göre verilecek ceza, birinci olarak dolandırıcılık suçlarının üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde yarı oranında, ikinci olarak ise suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde bir kat artırılacaktır. TCK’nın 158 Maddesinin 3 fıkrası, 157. ve 158. maddelerinin ortak arttırım nedenidir. Sanık hakkında düzenlenen iddianamede nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin sevk maddeleri arasında TCK’nın 158/3. maddesinin olması suçun niteliğini değiştirmemektedir. Basit veya nitelikli dolandırıcılık suçunu işleyen kişiler dikkate alınarak cezada arttırım öngörülmüştür. Dolayısıyla nitelikli hal olarak değil ağırlaştırıcı neden olarak kabul etmek gerekir.

Somut olayda;Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan Kamu davasında 29 Ekim 2022 tarihinde İddianamenin kabulüne karar verilerek duruşma 16.11 2022 tarihine bırakılmıştır. ... Barosu avukatlarından ... 10/12.022 tarihinde sanık ...'a yönelik dosyaya vekaletname sunmuştur. 16.11 2022 tarihli celsede Müşteki ...,başka suçtan hükümlü olan Sanık ... Segbis sistemiyle,yine herhangi bir suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmayan Sarık ... da segbis sistemi ile duruşmada hazır bulunmuştur. Sanık savunmalarına başlanmadan önce Avukat ... sanık ...’ın müdafi olarak duruşmalara kabulüne karar verililmiş ve sanıkların savunmasına geçirmiştir. Her iki sanığa cmk'nın 147 ve devamı maddelerindeki yasal hakları hatırlatılmış, sanıklar savunma için süre talep etmediklerini, müdafi taleplerinin olmadığını ve savunmalarını bizzat yapacaklarını bildirmişlerdir. Sanıkların savunma ve ek savunmaları alınmış, sanık ... savunmasını yaptıktan sonra duruşmalardan bağışık tutulmak istediğini bir sonraki duruşmaya avukatının katılacağını ifade etmiştir. Yerel mahkemece sanık ...'ın talebi doğrultusunda duruşmalardan bağışık tutulmasına karar verilmiş ve duruşma 21.12 2022 tarihine ertelenmiştir. Sanık ... müdafi Avukat ... Demir UYAP ortamında 20/12/2022 tarihinde dosyaya savunma dilekçesi sunmuş neticeten müvekilinin beraatini aksi halde lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir. 21/12/2022 tarihli celsede başka suçtan hükümlü bulunan Sanık ...'in segbis sistemiyle hazır edilmesi, sanık ... müdafi'nin mezeretinin kabulüne,duruşma gününü uyap sistemi üzerinden öğrenmesine karar verilerek duruşma 15/02/2023 tarihine ertelenmiştir. 15.02.2023 tarihli karar duruşmasında başka suçtan hükümlü sanık ... segbis sistemi ile duruşmada hazır bulundurulmuş, diğer Sanık ... ve müdafi duruşmaya katılmadıkları gibi mazeret de bildirmemişlerdir. Hükümle birlikte sanık ... tutuklanmış, sanık ... hakkında ise tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkartılmıştır. Yakalama emri 25/3/2023 tarihinde infaz edilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrasında 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ile yapılan değişiklik ile "Üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hiikmii uygulanır." "şeklinde getirilen düzenleme ve Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.11.2016 tarihli ve 950 436; 06.12.2016 tarihli ve 939 465 sayılı, 03.12.2020 tarih ve 2018/16 270 Esas, 2020/498 Karar, 05.11.2020 tarihli ve 2018/16 53 Esas, 2020/446 Karar, 19.11.2020 tarihli ve 2018/16 441 Esas ve 2020/468 Karar sayılı “zorunlu müdafi görevlendirilmesinde yalnızca temel cezanın dikkate alınacağı” yönündeki 2021 yılına kadar istikrarla devam eden kararları dikkate alındığında şüpheli veya sanık için zorunlu müdafi görevlendirilmesinin, temel ceza yönünden alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarla sınırlandırılması, suçun daha ağır cezayı gerektiren ağırlaştırıcı nedenlerin zorunlu müdafılik tesisinde esas alınacağı yönünden açık bir yasal düzenlemenin de bulunmaması, sanıklara atılı suçun temel cezasının 5 yıldan az olması, sanıklara zorunlu müdafi tayini gerekmediği gibi,duruşmadan haberdar olup bir mazeret bildirmeyen Sanık ... müdafi'nin ve duruşmadan vareste tutulan sanığın karar duruşmasında bulunmalarının da zorunlu olmaması karşısında, sanıkların savunma haklarının kısıtlanmadığı,bu nedenle işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, "sanıklara zorunlu müdafi atanması ve duruşmasında hazır bulunmaları gerektiği ve savunma haklarının kısıtlandığı" gerekçesiyle sair yönler incelenmeden hükmün bozulması yönündeki çoğunluk görüşünün yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

...

Muhalif Üye

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

ilişkilikararistinafveyasigortaolduğunusüreçsuretiylebaşvurusununreddinekreditanıtmasıdolandırıcılıkdüzeltilerekdevamınabankatevdiinekurumlarınınolaraksöylemesibukurumlarlakarşıhukukîgerekçegörevlisiesastankişininçalışanıreddikendisinikamubozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:22:24

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim