Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/42547
2023/6852
5 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2012/464 E., 2016/105 K.
SUÇLAR: Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER: Cumhuriyet Savcısı, sanık ... müdafii, katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Hüküm tarihine göre Cumhuriyet savcısının duruşmasına katıldığı Ağır Ceza Mahkemesi kararlarına yönelik temyiz süresi, 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 Sayılı Kanun) 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesine göre tefhimden itibaren bir hafta olup, Cumhuriyet savcısının 22.03.2016 tarihinde verilen hükmü yasal süreden sonra 01.04.2016 tarihinde temyiz ettiği tespit olunmuştur.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve katılan vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezaların sürelerine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca oy birliğiyle reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2012/464 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında;
-
Katılan ...'a karşı kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından, sanıklar ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 35, 43, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay 27 gün hapis ve 20.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
-
Katılan ...'a karşı kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından, sanıklar ... ve ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Sanıklar Hakkında
-
Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteği, eksik inceleme ve araştırma ile verilen beraat kararlarının hukuka aykırı olduğuna,
-
Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteği, zincirleme suç hükümleri uygulanarak eksik ceza tayin edildiğine, sanıkların eylemlerini yenilenen kastla gerçekleştirdiklerini, her bir eylem için ayrı ayrı cezalandırılmaları gerektiğine,
İlişkindir.
B. Cumhuriyet Savcısının Sanık ... Hakkında
Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteği; beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
C. Sanık ... Müdafiinin Sanık Hakkında
Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteği; olayın hukuki nitelikte olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğini, katılanın yanıltıcı beyanlarda bulunduğuna, usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Katılan ...'ın sanık ... ile evliyken boşandığı, tarafların aralarındaki geçimsizlik nedeniyle katılanın aynı zamanda boşanmadan önce sanık ... aleyhine mal ayrılığı davası açarak evlilik birliği içerisinde edinilen 60 adet dairenin eşit paylaştırılması talebinde bulunduğu, ilerleyen zamanda 18 adet dairenin katılana verilmesi hususunda tarafların anlaştıkları, ancak bu daireleri vermek istemeyen sanık ...'un diğer sanıklar ..., ... ve ... ile anlaşarak müştekiye karşı hileli hareketler ile danışıklı olarak daireleri geri almak için plan yaptıkları, bu plan çerçevesinde daha önceden müştekiye bir şekilde imzalatılmış bir kağıda 23.10.2010 tarihli "Borç Ödeme Protokolü" başlıklı katılanın sanık ...'e 710.000,00 TL borçlu olduğuna dair ibareleri içeren belgeyi düzenledikleri, belgeyi tanık sıfatıyla sanıklar ...ve ...'ın imzaladığı, bu belgeye dayanarak sanık ...'in katılan aleyhine icra takibi başlattığı ve ödeme emrinin kasıtlı olarak müştekinin oturmadığı adrese çıkartıldığı, tebligatın 10.09.2011 tarihinde katılanın oğlu sanık ... tarafından adreste birlikte oturdukları beyan edilerek alındığı ve sanık ...'ün annesi ...'ı tebligattan haberdar etmeyerek takibin kesinleşmesini sağladığı, icra takibinin kesinleşmesi ile katılanın adına kayıtlı 18 adet dairenin üzerine haciz konulduğu, katılanın şikayeti üzerine ... 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/075 Esas, 2011/1125 Karar sayılı kararı ile ödeme emrinin sanık ...'e tebliğinin usulsüz olduğuna ve tebliğ tarihinin 27.10.2011 olarak düzeltilmesine karar verilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, takibin durdurulmasına karar verilmesinin ardından eylemlerinde ısrar eden sanıkların yenilenen kastla aynı metni bu kez borç miktarını 630.000,00 TL olarak değiştirerek ihtiyati haciz talebinde bulundukları, ihtiyati haciz talebinin mahkemece reddedildiği, yapılan kriminal incelemede suça konu iki adet belgenin sağ alt köşelerinde bulunan "..." isim yazıları ve imzalarının benzer mürekkepli bir kalemle, diğer yazı, rakam ve imzaların ise farklı mürekkepte ikinci bir kalemle oluşturulduğu, "..." isim yazıları ve imzalarının katılanın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, bu şekilde sanıkların özel belge niteliğindeki "Borç Ödeme Protokolü" başlıklı belgeleri içeriği itibariyle sahte ve tahrifata uğratılmış şekilde düzenleyip kullanarak özel belgede sahtecilik, bu belgeleri kullanarak kamu kurum ve kuruluşu niteliğindeki icra müdürlüğünü aracı kılarak haksız yarar sağlamaya çalıştıkları, eylemlerinin icra takibinin durdurulması ve ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi nedeniyle teşebbüs aşamasında kaldığı iddiasıyla sanıklar hakkında yenilenen kastla atılı suçları işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
-
Katılan ... beyanında, iddiaların doğru olduğunu, sanık ..., ... ve ...'ı tanımadığını, ev hanımı olduğunu, olaylardan sonra sanık ...'in eski eşi ...'un arkadaşı olduğunu öğrendiğini, kesinlikle ne sanıklardan ne de başka birisinden ödünç olarak para almadığını, imzasının ne şekilde ele geçirildiğini bilmediğini beyan ederek sanıklar hakkındaki şikayetini devam ettirmiştir.
3.Sanık ... savunmasında, suçlamayı kabul etmediğini, katılana dört yıl içerisinde peyderpey nakit para, altın ve döviz verdiğini, suça konu 710.000,00 TL tutarlı belgeyi aralarında tanzim ettiklerini, katılanın borcunu ödememesi üzerine sıkıştırdığını, diğer 630.000,00 TL tutarlı belgeyi ise teminat olarak aldığını, her iki belgeyi sanık ...'nın evinin yakınında yaptıklarını, yanında sanıklar ...ve ...'ın bulunduğunu, diğer sanıklar ...ve ...'ün bu olaylarla uzaktan yakından ilgisinin olmadığını, icra takibini başlattıktan sonra katılanın daireleri ucuz bir şekilde sattığını duyunca paniğe kapılarak diğer belgeyi icraya koyduğunu, katılana borç verdiğinden sanıklar ...ve ...'ün haberinin olmadığını, ne kadar para, ziynet ve döviz verdiğini kesin olarak hatırlamadığını, sanıklar ...ve ...'ün kendisini yönlendirmediğini, hatta o dönemlerde sanık ... ile kavgalı olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini, ifade etmiştir.
-
Sanık ... savunmasında, sanık ...'in isteği üzerine belgeleri şahit olarak imzaladığını, katılan ile sanık ...'in birlikte geldiklerini, sanık ...'in de orada olduğunu, belgeleri sanık ...'in yazdığını, iki belge yazıldığını vekendisinin imzaladığını, sanık ...'u tanımadığını, müteahhitlik yaptığını bildiğini, sanıklar ... ile ...n birbirlerini tanıyıp tanımadığını bilmediğini ifade etmesine rağmen, soruşturma aşamasında, sanık ...'i tanıdığını, ...'in emekli olduğunu, ... ile ...n samimi arkadaş olduklarını, belge düzenlenirken sanık ...'in olmadığını, ...'in kendisini çağırdığını, durumu anlatarak şahit olmasını istediğini, katılanın da ...'in yanında olduğunu, ...'e güvendiği için imzaladığını, katılanın borcu olup olmadığını daha önceden bilmediğini, beyan etmiştir.
-
Sanık ... savunmasında, sanık ...'i tanıdığını, sanık ...'in talebi üzerine suça konu belgeleri kendisinin doldurduğunu ve imzaladığını, diğer kısımları da sanıklar ... ve ... ile ...'un imzaladığını ifade etmesine rağmen, soruşturma aşamasında, suça konu belgeyi ... ve ...'un isteği üzerine düzenlediğini, belgeler düzenlenirken ...'un da yanlarında olduğunu, aynı zamanda ... olarak tanıtılan bir kadının da yanlarında olduğunu, 630.000,00 TL'lik suça konu belgeyi ise yaklaşık 3 ay sonra yine sanık ...'in kendisini araması üzerine düzenlediklerini, beyan etmiştir.
-
Sanık ... savunmasında, suçlamaların hiçbirisini kabul etmediğini, katılanın eski eşi olduğunu, suça konu belgelerden haberinin olmadığını, icraya verildikten sonra olaylardan haberdar olduğunu ifade etmiştir. Soruşturma aşamasında ise, müşteki eşiyle 2011 yılı Haziran ayında boşandığını, evlilik birliği içerisinde edinilen mallardan 18 adet daireyi müştekiye verdiğini, suça konu belgelerden haberinin olmadığını, kimin tarafından düzenlendiğini de bilmediğini, eski eşinin uğraştığı bir ticaretinin olmadığını, ...'in mahalleden arkadaşı olduğunu, ...'in bu kadar parayı eşine vermesinin mümkün olmadığını, ancak eşiyle 10 yıldır ayrı yaşadığını, ayrı yaşadığı dönemde para almış olabileceğini, belgenin düzenlendiği tarihte eşinin mal varlığının bulunmadığını, ...'nın beyanını kabul etmediğini, beyan etmiştir.
-
Sanık ... savunmasında, suçlamayı kabul etmediğini, katılanın annesi olduğunu, gelen tebligatları annesine ilettiğini, olayları sonradan öğrendiğini, taraftar arasında alacak ve borç ilişkisi olduğunu bilmediğini, belirtmiştir.
-
Tetkik konusu belgelerin sağ alt köşelerinde bulunan "..." isim yazıları ile altında bulunan imzaların benzer mürekkepli kalem ile diğer yazı rakam ve atılı bulunan imzaların ise farklı mürekkeple ikinci bir kalem ile oluşturulduğu, belgelerin altında bulunan ... isim yazıları ve imzalarının katılanın elinden çıktığına dair **BLG ** 12/1421 sayılı ekspertiz raporunun dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır.
-
Suça konu belgelerde yer alan "..." isim yazısı ve imzasının adı geçenin eli ürünü olduğu, bunun dışında kalan yazıların ve imzaların katıların eli ürünü olmadığı, 23.10 2010 tarihli "Borç Ödeme Protokolü" başlıklı belgede yer alan "..." isim yazısı ve atfen atılmış imzanın mavi mürekkepli kalem ile oluşturulmuş ıslak yazı ve imza olduğu, belgedeki diğer yazı ve imzaların farklı fiziki esasta ikinci bir kalemle yazılmış olduğuna ve söz konusu belgelerin boş kağıda yazılmış isim yazısı ve imzadan yararlanılarak oluşturulmuş olmasının mümkün ve muhtemel görüldüğüne dair Adli Tıp Kurumunca düzenlenmiş raporların dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır.
-
... 13. İcra Müdürlüğü'nün 2011/9595 Esas sayılı takip dosyası ile ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/1075 Esas, 2011/1125 Karar sayılı dosyasının dosya içerisine alındığı görülmüştür.
-
Dosyada mevcut Adli Tıp Uzmanı ve Grafolog tarafından tanzim edilen 30/01/2015 tarihli uzman görüşüne göre "her iki belgenin de evvelce üzerlerinde sadece "..." isim ve imzası mevcut iken diğer metin yazıları, tarih ve "borçlu" ibaresi, alacaklı ve şahit isimleri ve imzalarının ilave edilerek nihai haline getirilmiş oldukları kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.
-
Sanıklar ..., ..., ... ve ... arasında özellikle icra takibinin yapıldığı 07.09.2011 tarihinde yoğun telefon görüşmelerinin yapıldığına, yine icra takibinin başlatıldığı 07.09.2011 tarihinde ve ilerleyen günlerde olaylar ile hiç bir bilgisi olmadığını beyan eden sanık ...'un icra takibinde alacaklı vekili sıfatıyla sanık ...'i temsil eden Av.... ile defalarca görüşme yaptığına dair BTK tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin dosya içerisinde mevcut olduğu anlaşılmıştır.
-
Sanık ... tarafından mal paylaşımı çerçevesinde düzenlenen 29.07.2011 tarihli protokole istinaden katılan ...'a verilmesi kararlaştırılan 18 adet taşınmazın 20.09.2011 tarihinde katılan adına tapuya tescil edildiği, aynı gün sanık ...'in vekili aracılığı ile katılanın adına tapuya kayıtlı tescil edilen taşınmazların bilgileri verilerek haciz işlemi yapıldığı dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile sabittir.
-
Mahkemece suça konu belgeler duruşmaya getirtilerek incelenmiş, özellikleri tutanağa geçirilmiştir.
-
Yapılan yargılama sonucunda, mahkemece sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından beraat, sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararları verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden
Cumhuriyet savcısının yüzüne karşı verilip 22.03.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tefhim edilen karara karşı, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 01.04.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin, reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Sanıklar ..., ... Ve ... Hakkında Katılan ...'a Karşı Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Hüküm fıkralarında sanık ...'ın isminin "..." şeklinde yanlış yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
-
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
-
Sanıklar hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği ve bu hususun, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/12 463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
C. Sanık ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Ve Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
D. Sanık ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Ve Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Olay ve Olgular bölümünde açıklanan hususlar ve tüm dosya kapsamından, sanık ...'un katılanın eski eşi olup boşandıkları, boşanmanın akabinde evlilik birliği içerisinde edinilen mallardan 18 adet daireyi 29.07.2011 tarihli protokole istinaden 20.09.2011 tarihinde tapuda katılanın adına tescil ettirdiği, bu sırada sanık ...'in 23.10.2010 tarihli katılanın imzasını taşıyan 710.000,00 TL bedelli "Borç Ödeme Protokolü" başlıklı belgeye istinaden 07.09.2011 tarihinde icra takibi başlattığı, yapılan usulsüz tebligat sonucunda takibin kesinleştiği ve 20.09.2011 tarihinde 18 adet taşınmaz katılanın adına tescil edilir edilmez haciz konulduğu, bir süre sonra tesadüfen taşınmazların üzerine haciz konulduğunu öğrenen katılanın şikayeti üzerine 09.01.2012 tarihinde icra takibinin durdurulduğu, sanık ...'in bu kez 23.10.2010 tarihli 630.000,00 TL bedelli aynı içerikteki belgeye istinaden ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu, ancak talebin reddedildiği, suça konu belgeler üzerinde "..." isim yazısı ve imzalarının katılanın eli ürünü olduğunun belirlendiği, katılan ...'ın sanık ...'den bu miktarda borç alabilecek bir tanışıklığının ve hukuki ilişkisinin bulunmadığı, katılan ile sanık ...'in arasındaki tek bağlantının eski eşi sanık ... olduğu, sanıklar ... ve ...n samimi arkadaş olduklarının gerek sanıkların beyanları gerekse taraflar arasındaki telefon görüşmeleri ile sabit olduğu, sanık ...'in katılana vermiş olduğu daireleri geri alabilmek amacıyla diğer sanıklar ile birlikte hareket ettiği, ev hanımı olup iş ve ticaret hayatına dair hiçbir bilgisi bulunmayan katılandan bir şekilde alınan açığa imzalı kağıtların sanık ... tarafından arkadaşı sanık ...'e verildiği ve bu şekilde katılanın aleyhine icra takibi başlatıldığı, icra takibinden sonuç elde edilemeyince suça konu ikinci belge ile ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu, somut olayda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.05.2001 tarihli ve 2001/6 70 2001/77 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan kişi açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olacağı; sanık ... açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olduğu, açığa imza atandan aldığı kağıdı faile veren sanık ...'un eyleminin ise “bertakrip ele geçiren failin” fiiline iştirak ettiği anlaşıldığından, sanığa yüklenen fiilin 5237 sayılı Kanun'un 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası atfıyla aynı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrasındaki “özel belgede sahtecilik” suçunu ve bu şekilde gerçekleştirdiği sahtecilik fiillerinin de nitelikli dolandırıcılık suçunun hile unsurunu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeler ile beraat kararı verilmesi nedeniyle temyize konu kararlar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümü (A) bendinde açıklanan nedenle, ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2016 tarihli ve 2012/464 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar ..., ... Ve ... Hakkında Katılan ...'a Karşı Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 Tarihli ve 2012/464 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanık ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Ve Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 Tarihli ve 2012/464 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
D. Sanık ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Ve Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (D) bendinde açıklanan nedenle ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 Tarihli ve 2012/464 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.10.2023 tarihinde karar verildi.
Yazı İşl.Md.Y. F.U.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:24:28