Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/24621
2023/6146
14 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2018/395 E., 2019/494 K.
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER: Sanık, katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulundukları, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Bakırköy 14.Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2013 tarihli ve 2012/1369 Esas, 2013/887 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Bakırköy 14.Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2013 tarihli ve 2012/1369 Esas, 2013/887 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 30.05.2017 tarihli ve 2017/6724 Esas, 2017/12400 Karar sayılı kararı ile "... eyleminin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu,..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
-
Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.09.2019 tarihli ve 2018/395 Esas, 2019/494 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; herhangi bir neden belirtilmeden karar temyiz edilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği; vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Katılanın olay tarihinde 0542 (...) (...) 77 nolu telefondan arandığı, kendisini emniyet mensubu Başkomiser Muzaffer ve savcı ... olarak tanıtan kişinin katılanın hesapları ile terör örgütü hesaplarına para aktarıldığını, bu işlemleri yapanları yakalamak için sanığın İş Bankası Şirinevler şubesindeki hesabına 50.000,00 TL parayı göndermesini istemesi üzerine beyan edilen hesaba parayı yatırdığı, paranın sanık tarafından çekildiği anlaşılmıştır. İlgili dekont dosya arasına alınmış, kovuşturma aşamasında yaptırılan 27.04.2013 tarihli bilirkişi raporunda, dekont üzerindeki yazı ve imzaların sanık eli ürünü olduğu rapor edildiği tespit edilmiştir.
-
Yapılan soruşturma kapsamında katılanın para yatırmış olduğu banka hesabının sanık ...'ya ait olduğu ilgili banka yazısı ile tespit edilmiştir.
-
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 09.11.2018 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.
-
Mahkemece, iddia, savunma, sanığın kimlik ve adres bilgileri ile banka dekontu ve yazıları ve sair tüm dosya kapsamı ile sanık hakkında, savunmanın suçtan kurtulmaya yönelik olup itibar edilebilir olmadığı değerlendirilerek, kamu görevlisi olduğunu söylemek suretiyle hileli hareketlerle katılandan haksız menfaat temin etmek şeklindeki eyleminin, suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı belirlenerek, suç tarihinde (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeniyle sanığın, lehine olan aynı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit dolandırıcılık suçundan cezalandırılmalarına ilişkin temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Gerekçeli karar başlığında, "28.09.2011" şeklinde yanlış gösterilen suç tarihinin katılan tarafından en son paranın yatırıldığı tarih olan "29.08.2011" olarak düzeltilmesi mümkün görülmüş; mahkemece dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesinden sonra, ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi birinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin durduğu belirlenmiştir.
1.Sanığın temyiz isteği yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
- Katılan vekilinin temyiz isteği yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülen; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.09.2019 tarihli ve 2018/395 Esas, 2019/494 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5.450,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.09.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:36:13