Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2019/9114
2023/5585
4 Temmuz 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2013/57 E., 2015/73 K.
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında;
1.Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2.Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin yollamasıyla 267 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, eksik araştırma ile karar verildiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde hakkında başka bir suçtan yakalama kararı olan sanığın, kolluk görevlileri tarafından durdurulup kimliği sorulduğunda üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ancak Bekir Kılıç'ın kimlik bilgileriyle düzenlenmiş suça konu sürücü belgesini ibraz ettiği, uzmanlık raporuna göre, suça konu sürücü belgesinin fotoğraf değişikliği yoluyla oluşturulduğu, aldatıcılık niteliğinin bulunduğu ve sanığın suçunu ikrar ettiği kabul edilerek resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
1.Suça konu belgenin 10.09.2014 tarihli duruşmaya getirtilerek bilirkişi marifetiyle incelendiği ve gerekçeli kararda aldatıcılık niteliğinin tartışıldığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçu Yönünden
- Hakkındaki yakalama kararından kurtulmak amacıyla Bekir Kılıç isimli şahıs adına düzenlenmiş sürücü belgesiyle dolaşan sanığın, kolluk görevlilerince kimliği sorulduğunda kendisini bu kimlikle tanıtması eyleminde, sanığın, Bekir Kılıç'a hukuka aykırı bir fiil isnadında bulunmadığı anlaşıldığından başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yüklenen suçtan beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Kabule göre de; sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin onbirinci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ...'ın değişik gerekçesi ile oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2023 tarihinde karar verildi.
CMK'nin 225 inci maddesi uyarınca; hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında CMK'nın 223 üncü maddesinde sayılan hükümlerden birinin ya da mahkumiyet ve güvenlik tedbiri örneğinde olduğu gibi birden fazlasının kurulması ile yetinilecek ancak iddianamede anlatılan aynı fiilin farklı hukuki nitelendirilmesi nedeniyle iki farklı "mahkûmiyet" kararı verilmesi mümkün olmayacaktır.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 18.02.2014 tarih ve 2012/1356 2014/70 karar sayılı ilamında özetle;" Sanığın sahte nakil evrakıyla kaydını yaptırdığı mahalle muhtarlığına, kendisinin fotoğrafı ve katılanın kimlik bilgileri bulunan nüfus cüzdanı talep belgesini hazırlatıp nüfus müdürlüğüne başvurarak sahte hüviyet cüzdanı düzenlettirdiği, yakalandığında görevli polis memurlarına gösterdiği, ancak herhangi bir tutanak tanzim edilmeden gerçek kimliğini açıkladığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, eyleminin bir bütün halinde zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ayrıca resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan da mahkumiyet hükmü kurulmasını" isabetsiz bularak mahkûmiyet hükümlerinin her ikisinin de bozulmasına karar vermiştir.
Somut olay değerlendirildiğinde;14.06.2012 tarihinde saat: 15.15 sıralarında, Doğanşehir ilçe sınırları içerisinde İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı görevlilerce icra edilen yol emniyet ve kontrol devriyesi esnasında, sevk ve idaresindeki 47 KT 363 plaka sayılı araç ile seyir halinde iken durdurulan ve daha önce işlediği bir suç nedeni ile hakkında yakalama kararı bulunan sanığın yakalanmamak için ... adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesini ibraz ettiği iddia ve kabul edilen olayda fiilin kül halinde resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanık hakkında ayrıca başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle iftira suçundan da dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda da sanık hakkında aynı eylem nedeniyle suç vasfı ikiye bölünerek resmi evrakta sahtecilik ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmıştır.
Sanığın eyleminin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK’nın 204 ncü maddesinin birinci fıkrasınada yazılı resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu, suçun işleniş şekli ve özelliklerine göre temel cezanın alt sınırdan makul oranda ayrılmak suretiyle belirlenmesi gerektiği gözetilmeden suç vasfı ikiye bölünerek resmi evrakta sahtecilik ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak suçlarından ayrı ayrı kurulan mahkûmiyet hükümlerinin 5271 sayılı CMK'nin 225 inci maddesine aykırı davranılması nedeni ile bozulması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun resmi evrakta sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanmasına, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün ise beraat kararı verilmesi düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 04.07.2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:44:51