Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/17191
2023/50
10 Ocak 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2014/307 E., 2015/17 K.
SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 4.Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2015 tarihli ve 2014/307 Esas, 2015/17 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 168 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesi ve 53üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ve 10.400,00 TL adli para cezası ve hak yoksunluklarına , resmi belgede sahtecilik suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesi birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; çekin sahte olduğunu bilmediği, dolandırıcılık kastının olmadığına, lehtar ve birinci ciranta olan Renk boyanın ticaret unvanı değil iş yeri adı olduğuna, çekte imzası olup bu iş yerinin ortakları olan Mustafa Şen ve Emre Çakır'ın beyanları alınmadan hükümlerin kurulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Sanık ...'in araç alımı sırasında mağdur ...'a 07.03.2014 tarihli kiriminal inceleme raporuna göre keşideci müşteki ...'nın imzası sahte olarak tanzim edilmiş olan 18.770,00 TL meblağlı çeki verdiği anlaşılmıştır.
-
Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı 07.03.2014 tarihli raporunda çek üzerindeki keşideci imzasının sahte olduğu tespit edilmiştir.
-
Bursa Adli Emanet Memurluğu 2013/5689 numarasına kayıtlı davaya konu çek aslı mahkeme tarafından getirilip incelenmiştir.
-
Bursa ticaret sanayi odası yazısından; Renk Boya sanayi ticaret limited şirketi ünvanlı herhangi bir kayda rastlanmadığı tespit edilmiştir.
-
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğunun dava ile temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanığın davaya konu, çalıntı olup keşideci imzası sahte oluşturulmuş çeki araç alımında katılana vermesi, lehtar ve birinci cirantanın Renk Boya Limited şirketi olarak çek üzerinde bu unvan ile yazılı olması ve böyle bir şirketin bulunmadığın tespit edilmesi ile, sanığın çeki aldığı yeri ve alım sebebini ispat edememiş olması birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında kurulan hükümlerde sanığın kastının sabit olduğu gözetilmekle, hukuka aykırılık bulunmamış; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerleBursa 4.Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2015 tarihli ve 2014/307 Esas, 2015/17 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden sanığın eyleminin sübutu halinde TCK'nin 158 nci maddenini birinci fıkrasının (son) maddesinin uygulanması halinde biraen CMK'nin 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı hatırlatılmayarak savunma hakkının kısıtlandığına dair Üye ...'ın oyu ile diğer yönlerden ise oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2013 tarihinde karar verildi.
(Muhalif Üye)
Yz.İşl.Md.Y. A.Y
KARŞI OY
Dairemizin 10/01/2023 tarih, 2021/17191 Esas, 2023/50 Karar sayılı sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerden katılmıyorum.
A) TARTIŞMANIN KONUSU: **
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık sanık hakkında TCK'nın 158/1 f. maddesi sevkiyle kamu davası açılırken iddianamede aynı maddenin son fıkrasına yer verilmemesi halinde TCK'nin 158/1 f, son maddesinin uygulanması ihtimali binaen CMK'nin 226/1, 2 maddeleri kapsamında ek savunma verilmesinin zorunlu olup olmadığına ilişkindir.
B) İDDİA: **
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 30/06/2014 tarih 2014/13788 800 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması istemiyle TCK'nin 204/1, 158/1 f maddeleri sevkiyle kamu davası açılmıştır.
C) YARGILAMA SÜRECİ: **
Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesince 05/02/2015 tarih 2014/307 Es., 2015/17 Kr. sayı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçu yanında TCK'nin 158/1 f, 168/1, 62, 52/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 10.400,00 TL APC ile cezalandırılması karar verilmiştir.
Anılan yargılamada TCK'nin 158/1 f, son maddesinin uygulanmasına binaen ek savunma verilmediği gibi iddia makamının esas hakkındaki mütaalasında da 158/1 f, son maddesine yer verilmemiştir.
D) KONUYA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEME: **
1 Sanığın eylemi TCK'nin 158/1 f bendinde bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, dolandırıcılık suçu olarak tanımlanmıştır.
Anılan bentte sadece fiilin tanımına yer verilmiş, fiile tertip edilen ceza ise aynı maddenin son fıkrasında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası olarak belirlenmiş; ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırının dört yıldan, adli para cezasının miktarının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı belirtilmiştir.
2 CMK'nin 226/1 maddesinde; sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez şeklinde düzenlemeye yer verilirken 2. fıkrasında ise; cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında da ek savunma verileceği emredici bir şekilde düzenlenmiştir.
E) KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ: **
Bir fiil nedeniyle dava açıldığının kabul edilebilmesi, o fiilin iddianamede açıkça gösterilmesine bağlıdır. Dolayısıyla dava açan belgede (mahkemece kabulüne karar verilmiş iddianame) hem suçun adı, hem eylemi oluşturan olaylar hem de eyleme uygulanacak yasa maddelerinin açık ve duraksamaya yer verilmeksizin belirtilmesi zorunludur.
İddianamede anlatılan fiilin dışına çıkılarak davaya dâhil edilmeyen bir fiil nedeniyle yargılama yapılması ve bu fiilden dolayı hüküm kurulması davasız yargılama olmaz ilkesinin ihlaline yol açar.
Bu sebeple iddianamede sadece suç teşkil eden fiilin anlatılması yeterli olmayıp maddi olayın tamamen açıklanması zorunluluk arz etmektedir.
Başka bir deyişle iddianamenin ayrıntılı olması, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiilin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
CMK’nın 225 inci maddesinin 2 nci fıkrasına göre mahkeme, fiili nitelendirirken iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Dolayısıyla yargılama sürecinde iddianamede gösterilen “fiilin hukuki niteliğinin” değişmesi söz konusu olabilir. Bununla birlikte “cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması” da mümkündür.
İddianamede gösterilen fiilin hukuki niteliğinin değişmesi ve cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması durumlarında CMK’nın “Suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226 ncı maddesi ile kanun koyucu, sanığa “ek savunma hakkı” verilerek değişen duruma göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır.
Yukarıda içeriği belirtilen iddianamede TCK'nin 158/1 f maddesinde tanımlanan atılı fiil belirtilmiş, ancak bu fiile uygulanacak hürriyeti bağlayıcı ceza ile adli para cezası miktarlarını belirleyen son fıkrasına yer verilmemiştir.
Dolayısıyla sanık iddianamede belirtilen sevk maddesi kapsamında kendisine atılı fiili öğrenmekte buna karşılık fiilin yaptırımını teşkil eden cezalar konusunda hiç bilgilendirilmemiştir. Bu noksanlığın CMK 226/1, 2 maddeleri kapsamında ek savunma verilerek tamamlanması gerekirken gözardı edilerek hüküm kurulmuştur.
F) SONUÇ: **
TCK'nin 158/1 f, son fıkrasının iddianamede yer almaması, iddia makamının esas hakkındaki mütaalasında da ifade edilmemiş olması karşısında, ek savunma da alınmaksızın cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden onama yönündeki görüşüne katılmıyorum. 10/01/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:46:06