Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1193
2023/3421
2 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na Muhalefet Etme
HÜKÜM: Mahkûmiyet (6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu'nun 26 ncı maddesi uyarınca infazın devralınması kararı)
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 05.12.2022 tarihli ve 2022/2862 Esas, 2022/20097 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.04.2023 tarihli ve 11 2022/18589 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, 6706 sayılı Cezai Konularda Adli İş Birliği Kanunu'nun (6706 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, inceleme konusu kararın temyizi kabil olmadığı, itiraza tabi bir karar olduğu ve sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Türk vatandaşı olup, Türkiyede ikamet eden hükümlü hakkında vergi kaçakçılığı suçundan Romanya‘da verilen hapis cezasının infazının devralınmasına ilişkin talep sonrası, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nce dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde, 14.06.2021 tarihli ve 2021/535 D.İş sayılı karar ile 6706 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin beşinci fıkrasına göre hükümlünün cezasına ilişkin Türk mevzuatına göre uyarlama yapılarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359 uncu maddesinin (a) bendinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 22 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedildiği; bu karara yönelik hükümlü tarafından yapılan itirazın, mercii Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 06.09.2021 tarihli ve 2021/719 D.İş sayılı kararı ile bahse konu kararın temyizi kabil kararlardan olduğu gerekçesiyle itirazen incelenmeden iadesine karar verildiği anlaşılmıştır.
05.05.2016 tarihli ve 29703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 23.04.2016 tarihli 6706 sayılı Kanun hükümleri uyarınca; bir Türk vatandaşı hakkında, Kanun’un 26 ncı maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararlarının Türkiye’de infaz edilebilmesi mümkündür. Bununla birlikte aynı Kanun‘ın 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre Türkiye’nin taraf olduğu adlî iş birliğine ilişkin milletlerarası andlaşmalar ile diğer kanun hükümleri saklı tutulmuştur.
Avrupa Konseyi kapsamında yapılan çalışmalar neticesinde, üye devletlerin hukuk sistemlerinin birbirlerine yakınlaştırılması, ülkelerin bu alanda aradıkları standartlarda yeknesaklığın sağlanması ve karşılıklı güvenin tesis edilmesi amacıyla, taraf ülkeler arasında hürriyeti bağlayıcı cezalar, para cezaları ve müsadere elkoyma gibi tedbirleri de kapsayacak şekilde taraf devletlerden birisi tarafından hükmedilen cezanın, diğer taraf nezdinde yerine getirilmesine ilişkin hükümler ihtiva eden 1970 tarihli “Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesi“ hazırlanmıştır. Bu sözleşme 13.03.1977 tarihli ve 15877 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01.03.1977 tarihli ve 2081 sayılı Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesinin Onaylanması ve Uygulanması Hakkındaki Kanun ile de Türk Hukuk Sisteminde yerini almıştır. Bir devlet tarafından hükmedilen hapis cezasının, sözleşmenin tarafı olan diğer devlet tarafından yerine getirilmesine ilişkin ayrıntılı hükümler içeren sözleşlemenin, Anayasa‘nın 90 ıncı maddesi ve 6706 sayılı Kanun‘un 1 inci maddesi doğrultusunda iç hukukta uygulama alanı bulacağı hususunda şüphe bulunmamaktadır.
Somut olayda; hükümlü ... hakkında, Romanya Ploieşti İstinaf Mahkemesi‘nin 20.06.2017 tarihli ve 780 numaralı ceza kararıyla değiştirilen ve kesinleştirilen Dâmbotiva Mahkemesi‘nin 26.02.2016 tarihli ve 143 numaralı ceza kararı ile vergi kaçakçılığı suçundan hükmedilen neticeten 3 yıl hapis cezasına mahkûmiyete ilişkin kararın infazının devralınması talep edilmiş olmakla; hükümlünün Romanya’da yürütülen yargılamanın hiçbir aşamasında bizzat yargılamaya katılmadığı, yalnızca seçilen avukatı tarafından temsil edildiğinin bildirilmiş olması nedeniyle, hem ülkemizin hem de Romanya devletinin taraf olduğu, uluslararası adli işbirliği kuralları çerçevesinde, cezai konularda yabancı mahkemeler tarafından verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik infazın devralınması taleplerine ilişkin olarak, esasen yabancı bir hukuk sisteminin geçerliliğinin kabul edilmesi suretiyle anlaşmaya taraf devletler yönünden mülkilik ilkesine bu anlamda istisna getiren Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesi‘nin 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince "gıyabi hüküm" olarak nitelendirilen mahkûmiyet hükmünün infazının, aynı Sözleşmeye göre özel hükümlere tabi bulunduğu ve bu şekilde ayrıntılı hükümler içeren uluslararası sözleşmenin, Anayasa‘nın 90 ıncı ve 6706 sayılı Kanun‘un 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince öncelikle uygulama alanı bulacağı açıktır.
İlk derece mahkemelerince, Anayasanın 90 ıncı maddesi dikkate alınarak, doğrudan Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesi‘nin esas alınması suretiyle yapılacak uyarlama yargılaması neticesinde verilecek bu tür hükümlere yönelik olarak ise hukuk sistemimizde öngörülmüş herhangi bir kanun yolu bulunmamaktadır. 6706 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen itiraz kanun yolu, aynı maddede öngörülen ve "gıyabi hüküm" niteliği taşımayan diğer infazın devralınması talepleri hakkında verilecek kararlara ilişkin olup, somut uyuşmazlık yönünden uygulanma olanağı yoktur.
Sözleşmenin 41 inci maddesinde yer alan; "İstenilen yerine getirme bakımından bu bölüm gereğince mahkemelerin verebilecekleri kararlar ile 37 inci maddeye göre tayin edilecek idari makamın kararı üzerine başvurulan hakimlerin kararlarına karşı kanun yolu tanınacaktır." şeklindeki düzenleme ile 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 1 inci maddesine göre, "Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile bu Kanun ve diğer kanunların hükümlerine göre görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir." şeklindeki düzenleme karşısında; mahkemelerce verilen bu tür taleplere yönelik kararlar yönünden temyiz kanun yolunun öngörüldüğü kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle Dairemiz kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu değerlendirildiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
-
Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ Yargıtay Üyesi ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla REDDİNE,
-
5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 05.12.2022 tarihli ve 2022/2862 Esas, 2022/20097 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Yabancı ülke mahkemelerinin ceza hukukuna ilişkin ilamlarının Türkiye’de infazına yönelik iç hukukta yapılan uyarlama yargılamalarında, yasanın açık hükmü gereği başvurulacak kanun yolu “itiraz” kanun yolu olması nedeniyle bu tür kararlara karşı “temyiz” kanun yoluna başvurulamayacağı gerekçesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;
Konuyla ilgili Avrupa Konseyi Sözleşme ve İç Hukuka ilişkin düzenlemelerin tarihsel süreci şu şekildedir;
Yabancı Mahkeme kararlarının Türkiye’de infazına ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, “Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesi” olup, bu Sözleşmenin Onaylanması ve Uygulanması Hakkındaki Kanun 2081 No. 1.3.1977 Kabul tarihli, 15877 Sayı, 13.3.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Sözleşmenin Onaylanması ve Uygulanmasına ilişkin yukarıda mezkûr Kanunun 5. maddesinde, iç hukukta yapılacak uyarlama yargılamalarında başvurulacak kanun yolunu da açıkca düzenlemiştir. Buna göre; “Sözleşmenin, müeyyidelerin yerine getirilmesi ile ilgili 5 inci bölümü gereğince mahkemelerde verilecek nihai kararlara karşı acele itiraz yoluna başvurulabilir.” denilmiştir.
Sözleşmenin Onaylanması ve Uygulanmasına ilişkin Kanun ile yetinilmeyerek, konu ayrıntılı bir şekilde iç hukukta 3002 Sayılı Yasa ile ayrıca düzenlenmiştir. Bu kanun, “Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı Ülke Mahkemelerinden ve Yabancılar Hakkında Türk Mahkemelerinden Verilen Ceza Mahkûmiyetlerinin İnfazına Dair Kanun” dur. (3002 No, 8.5.1984 Kabul tarihli, 18402 Sayı, 15.5.1984 Tarihli Resmi Gazetede Yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.)
3002 Sayılı Kanunun da bu tür kararlara karşı başvuru yolu ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre, “acele itiraz” başlıklı 7. maddesi uyarınca; “Mahkemece verilen karara karşı Cumhuriyet savcısı, hükümlü veya vekili tarafından acele itiraz yoluna başvurulabilir. İtiraz merciinin tayininde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 299. maddesi hükmü uygulanır." denilmiştir.
Dikkat edileceği üzere, 3002 Sayılı Kanunda Sözleşmenin Onaylanması ve Uygulanmasına İlişkin Kanunun 5. maddesi ile aynı doğrultuda düzenleme yapılarak, bu tür kararlara karşı “itiraz” (5320 Sayılı Yasanın 7/2. maddesi ile) kanun yolu öngörülmüştür.
Yukarıda zikredilen Sözleşmenin Onaylanması ve Uygulanması Hakkında Kanunun 5. maddesi ile 3002 Sayılı Kanunun tamamı, 29703 Sayı, 5.5.2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan, 6706 No, 23.4.2016 Kabul tarihli, Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunun 36. maddesinin 1. fıkrasının b. ve c. bentleri ile ilga edilmiştir. Mülga yasaları burada zikretmemizden maksat, sözleşmenin onaylanmasından bu güne kadar geçen zamanda yapılan tüm yasal düzenlemelerde, bu tür kararlara karşı “itiraz” kanun yolunun öngörüldüğünün vurgulanmasıdır.
Konuyu yeniden düzenleyen 6706 Sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanununun, 26. maddenin 5. fıkrası ile “… Uyarlama kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir…” demek suretiyle, yabancı mahkeme ilamlarının Türkiye’de infazına ilişkin uyarlama yargılaması sonucunda verilecek kararlara karşı, önceki düzenlemeler ile paralellik arz edecek şekilde, “itiraz” kanun yolunu öngörülmüştür.
Dairemizin çoğunluk görüşüne dayanak gösterilen ve 15877 Sayı, 13.3.1977 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Sözleşmenin 41. maddesi incelendiğinde, madde metninin sayın çoğunluğun görüşünü desteklemediği ilk bakışta anlaşılabilecek mahiyettedir.
Sözleşmenin 41. maddesi aynen; “istenilen yerine getirme bakımından bu bölüm gereğince mahkemelerin verecekleri kararlar ile 37 nci maddeye göre tayin edilecek idarî makamın kararı üzerine başvurulan hâkimlerin kararlarına karşı kanun yolu tanınacaktır.” denilmektedir. Dikkat edileceği üzere Sözleşme’nin 41. maddesinde iddia edildiği üzere, “temyiz” yolundan değil, “kanun yolundan” bahsedilmektedir. “Kanun yolu” kavramı, sadece temyiz kanun yolunu değil, itiraz ve istinaf da dâhil kanun yollarının tamamını içine alan üst bir kavramdır. Bu nedenle, iç hukukumuzda bu tür uyarlama kararlarına karşı, gerek eski Kanunlar döneminde (2081 sayılı Yasanın 5. maddesi ve 3002 sayılı Yasanın 7. maddesi) gerekse şimdi yürürlükte bulunan 6706 sayılı Kanun döneminde itiraz kanun yolu öngörülmüştür.
Dairemizin çoğunluk görüşünde, kararın gıyapta yapılan yargılama neticesinde verilmiş olması nedeniyle temyiz yasa yolunun açık olması gerektiği yönünde kanaat oluşmuş ise de bu kanaate katılmak mümkün görülmemiştir. Şöyle ki, Sözleşme hükümlerine göre “gıyapta” yapılan yargılamada “yüz yüze” yapılan yargılamaya göre ilave bazı düzenlemeler öngörülmüş ise de; kanun yolunu düzenleyen Sözleşmenin 41. maddesinde, bu konuda her hangi bir ayırım yapılmaksızın “kanun yolu” denilmek suretiyle, durum üye ülkelerin iç usul hukukuna bıraktığı görülmektedir.
Sözleşmenin 41. maddesinin sarahati karşısında, olayda Anayasanın 90 ve 6706 sayılı Kanunun 1. maddesinin 3. fıkrasının uygulanma olanağı bulunmadığından ayrıca tartışmaya gerek duyulmamıştır.
Her ne kadar sayın çoğunluk, dava konusu dosyanın temyizen incelenebileceği yönündeki görüşüne, Yargıtay Kanununun 1. maddesini dayanak olarak göstermiş ise de; bu görüşe de katılmak mümkün değildir. Şöyle ki; Yargıtay Kanununun 1. maddesinde aynen: “Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile bu Kanun ve diğer kanunların hükümlerine göre görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir” şeklinde bir düzenleme getirmiştir.
Yargıtay Kanununun 1. maddesinden de açıkca anlaşılacağı üzere; Yargıtay’ın nihai bir adli kararı “temyizen” inceleyebilmesi için kanunun–yasa yolu olarak başka bir adli yargı merciini belirlememiş olması gerekmektedir. Yasada, kanun yolunun açıkca belirlendiği durumlarda Yargıtay Kanununun 1. maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Yabancı mahkeme kararlarının infazı amacıyla yapılan uyarlama yargılamalarında verilen nihai kararlara karşı 6706 Sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanununun 26. maddesinin 5. fıkrası ile “… Uyarlama kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir…” demek suretiyle açık bir düzenleme bulunduğundan, dava konusu olayda Yargıtay Kanununun 1. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı açıktır.
Kaldı ki Özel kanunların temyizine ilişkin hükümlerini düzenleyen CMK. nun 285. maddesi; “6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanununun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü hariç; diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin ilk derece mahkemelerinin karar ve hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulur” şeklinde olduğu, 6706 sayılı kanunun 18. madde düzenlemesinin iade yargılamasına ilişkin olması nedeniyle aynı yasanın 18/4 fıkrası uyarınca iade yargılaması sonucunda verilecek kararın temyizinin mümkün olduğu, Yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararlarının infazının Türkiye’de infaz edilmesinin 6706 sayılı kanunun 26. maddesinde düzenlendiği, her iki müessesenin birbirinden farklı olduğu da aşikardır.
Açıklanan tüm bu nedenlerden ve 6706 Sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanununun 26. maddesinin 5. fıkrasının açık düzenlemesi karşısında, söz konusu kararın temyizi kabil kararlardan olmadığı, itiraza tabi bir karar olduğu dolayısıyla itiraz kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:12:07