Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2019/9418
2023/3027
12 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Özel belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 14. Asliye Ceza Ceza Mahkemesinin, 16.06.2015 tarihli ve 2012/624 Esas, 2015/513 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca, 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca, 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri, atılı suçların oluşmadığına, eksik inceleme ile hükümler kurulduğuna, suç kastı olsaydı soyadını da yanlış söyleyeceğini, senetleri imzalarken alkollü olduğundan ... adına hazırlandığını fark etmediğini, iki ayrı suçtan cezalandırılmasının yanlış olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Sanığın kendisini ... ... olarak tanıttığı katılanın işlerine de yardım etmek suretiyle güvenini kazandıktan sonra katılanın rızası ile aldığı kredi kartından söz verdiğinden daha fazla harcama yapması üzerine katılan ile sanık arasında 29.09.2011 tarihli borç kabul ve ödeme protokolü imzalanması, protokol içeriğine göre borçlusu sanık olan 11 adet bono düzenlenmesi, sanığın tüm belgeleri ... ... adıyla imzalaması biçimindeki eylem nedeniyle hakkında kamu davası açılmıştır.
-
Sanık, kendisinin çevresinde ... olarak tanındığını, bonoları imzaladığında alkollü olduğunu, ... olarak düzenlendiğinin farkında olmadığını, suç kastının bulunmadığını, kredi kartı harcamalarını katılanın rızası ile yaptığını, bonoları cezaevine girmesi nedeniyle ödeyemediğini beyan ederek atılı suçları kabul etmemiştir.
-
Katılan ve vekilinin oluşu benzer şekilde anlattığı, sanığın kendisini ... ... olarak tanıttığı başka bir dosyanın bulunduğunu, parmak izlerinden gerçek kimliğinin tespit edildiğini beyan ettikleri, bilirkişi raporlarına göre belgelerdeki imzaların sanığa ait olduğunun bildirildiği, borç kabul ve ödeme protokolü başlıklı belge ve düzenlenen bonoların emanette bulunduğu anlaşılmıştır.
-
Mahkeme tarafından sanığın savunması, katılan beyanı, bilirkişi raporları, suça konu belgeler ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği kabul ederek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.
IV. GEREKÇE
- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11 397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulup belge sayısına göre Türk Ceza Kanunu'nun 61 inci maddesine göre alt sınırdan uzaklaşmak gerektiği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı hususu ile 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün olmadığı hususu dikkate alınarak somut olaya bakıldığında"her ne kadar sevk maddesinde gösterilmişse de sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçunun resmi belgede sahtecilik suçu içerisinde eridiğinden bahisle 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi gereğince resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılması" ve "aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgeler nedeniyle" sanığın katılan ile arasında 29.09.2011 tarihli borç kabul ve ödeme protokolü imzalanması, protokol içeriğine göre borçlusu sanık olan 11 adet bono düzenlenmesi ve tüm belgeleri ... adıyla imzalaması biçimindeki eylemi hakkında 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında, sahte olduğu tespit edilen belgelerin sayısı ve tarihi ile sanığın suç işleme kastı da dikkate alınarak tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eylem ayrılarak hem resmi belgede sahtecilik hem de özel belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri tesisi hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre;
- 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün açıklanan nedenlerle Ankara 14. Asliye Ceza Ceza Mahkemesinin, 16.06.2015 tarihli ve 2012/624 Esas, 2015/513 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:16:23