Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/13559
2023/1247
7 Mart 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2011 tarihli ve 2009/273 Esas, 2011/87 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (j) bentleri, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapis ve 250.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2011 tarihli ve 2009/273 Esas, 2011/87 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan)15. Ceza Dairesinin 16.12.2014 tarihli ve 2013/5304 Esas, 2014/21295 Karar sayılı kararı ile: "Katılanlarla sanık ... arasında noterde düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinde; "müteahhit, binanın inşaat ruhsatı alındığında 1 daire veya işyeri, 3. kat döşemesi döküldüğünde 1 daire, sıvalar bittiğinde 1 daire, mal sahiplerine ait dairelerin tamamlanıp oturma raporları alınıp mal sahiplerine teslim edildiğinde kalan kısmın satış yetkisi verilecektir. Bu yetkiler müteahhidin uygun göreceği kişi veya kurumlara verilecektir." denildiği, satış yetkisine dahi sahip olan sanığın, daireleri ipotek ettirmesinin bu yetkiden ayrı düşünülemeyeceği, bu sözleşmeye göre uygun görülecek kişilere de yetki devri yapılabileceği, kredi veren bankanın kuralları gereği, gayrimenkul ipotek alınması durumunda gayrimenkul sahiplerinin kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalamalarının zorunlu olduğu, katılanların bankadaki imzalarının ipotek için alındığını sandıkları iddiasının ipotek için imzaların bizzat tapuda atılması karşısında yerinde olmadığı, kaldı ki bankada düzenlenen sözleşmeye ayrıca müteselsil kefil olarak da imza attıkları, kredi sözleşmelerinin her sayfasında ... şirketinin isminin geçmesi ve katılanların muhatabı ...'ün kredi sözleşmesinde isminin geçmemesi karşısında kredinin sanık adına değil ... şirketi adına alındığının belli olduğu, buna göre hile unsurunun olayda bulunmadığı, katılanların ipotek ettirdiği dairenin ipoteğinin kaldırılarak satılmasının ve başka bir daireye ipotek konulmasının bankanın eşdeğer bir ipotek verildiğini kabul etmesinden kaynaklandığı, bu durumda bankanın katılanlara karşı hukukî sorumluluğunun olduğu, olayda sanığın hile ile katılanlara kredi aldırdığının sübut bulmadığı ve sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin mahkumiyetine karar verilmesi" kabul göre de: "Suça konu gayrimenkulu, ipotek alarak kredi veren bankanın bir mağduriyetinin bulunmadığı, suçtan zarar görmediği, işlemlerin bankacılık kurallarına uygun olarak yürütüldüğü, buna göre bankaca tahsis edilmemesi gereken kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçundan söz etmenin mümkün olmadığı gözetilmeden, TCK'nın 158/1 f. Maddesinin yanında, TCK'nın 158/1 j. maddesinin de uygulanmasına karar verilmesi" ve "Katılanlara, sanık tarafından vaat edilen dairelerin verilmesinin yanında, katılanlardan ...'ın eşine kredinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibi nedeniyle mağdur olmaması için, daire verildiğinin iddia edilmesi karşısında, TCK'nın 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması" nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
-
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2015/12 E., 2015/109 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar ..., ... vekillerinin temyiz istekleri, sanığın cezalandırılması gerektiğine, delillerin takdirine, eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık ...'ün, ... Mimarlık İnşaat San. Turizm Tic. Ltd. Şti'nin sahibi ve aynı zamanda müdürü olduğu, temyiz dışı sanık ...'ün bu şirketin ve temyiz dışı sanıklar ..., ... ... ve ... ile birlikte ... Dayanıklı Tüketim Malzemeleri Elektronik Mobilya İnşaat Tekstil San. Tic. Ltd. Şti'nin ortakları olduğu, katılan ...'ın 162 metrekare arsası ve bu evin bitişiğinde bulunan ve aralarında katılan ...’ın da bulunduğu diğer üç arsa sahibi ile birlikte ... Ton Mimarlık İnş. San. Turz. Tic. Ltd, Şti'nin sahibi olan sanık ... ile anlaşarak kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıkları, sözleşme gereğince sanık ...'ın yedi adet daire inşa edeceği, dört adet daireyi arsa sahiplerine vereceği, üç adet daire ve bir
tarafların anlaştıkları ve bu konuda ... 2 noterliğinde 31.08.2004 tarih ve 35904 yevmiye numaralı vekaletnameyi müştereken imzaladıkları, sanık ...'ün söz konusu sözleşme uyarınca inşaata başladığı ve kaba inşaat tamamlanınca katılan ...'a telefon edip nakit paraya sıkıştığını, bu nedenle bankadan, söz konusu inşaattan kendisine düşen 1 no’lu bağımsız bölümü ipotek ettirerek kredi çekeceğini, arsa sahibi olarak kendisinin ve diğer arsa sahibi ...'ın imza atmaları gerektiğini belirtip bu ... için Çiğli ... Bankasına gelmesini söylediği, ...'ın da bunu kabul edip, diğer katılan ... ile beraber bankaya gittiği ve 19.03.2007 tarihli genel ticari kredi sözleşmesini imzaladıkları, kredi sözleşmesi içeriğine göre, ... Dayanıklı Tüketim Malzemeleri Elektrik Mobilya İnşaat San. Tic. Ltd Şti adına 150.000 TL’lik kredi verilmesi için sözleşme düzenlendiği, şirket ortakları ..., ... ve ... ...'ın 150.000 TL’nin ödenmesi hususunda müşterek borçlu ve müteselsil kefil oldukları, aynı sözleşmede katılanlar ... ve ...'ın da müşterek borçlu ve kefil olarak sözleşmeyi imzaladıkları, ancak katılanların krediye diğer şirket adına müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile taraf olduklarını bilmedikleri, sonrasında borcun ödenmemesi nedeniyle banka tarafından her iki katılan aleyhine icra takibi başlatıldığı, bu suretle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Sanık, ağabeyi olan ...'un paraya ihtiyacı olduğunu söylediğinden, katılanların arsasına yaptığı inşaat tamamlandığında kendi payına düşen daireyi ipotek gösterip ağabeyine vermek için kredi çekmeye karar verdiğini, ancak arsa sahibinin imzası gerektiğinden durumu katılanlara söyleyip kabul ettiklerini ve ağabeyi ...'a ait şirket adına kredi çekildiğini, bankanın katılanları kefil olarak yazdığından haberi olmadığını, tapuda da işlemleri kabul ettiklerini, ilerleyen zamanda bu daireye müşteri çıktığını, ...'un ipoteği çözdürmediğinden takastan gelen başka daireyi bankaya ipotek gösterip ilk yapılan ipoteği kaldırıp bu daireyi sattığını, yaklaşık 1 yıl sonra katılan ...'in icra yapıldığını söylemesi üzerine bankanın bu şekilde yaptığını öğrendiğini, dolandırma kastının olmadığını beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
3.Katılan, ..., olaydan zarar gördüğünü, ... ve ...'ü tanımadığını, esas muhatap olduğu kişinin sanık ... olduğunu, ...'ü de daha sonra icra aşamasında tanıdığını, ...'ı tanımadığını beyan etmiştir.
4.Katılan, ..., sanığın paraya ihtiyacı olup bankadan kredi çekeceğini söylediğinden bankaya saat 18.00'de gittiğini, banka görevlisinin önceden hazırladığı ve sorduğunda ipotek için gerekli dediği belgeleri bilmeyerek kefil olarak imzaladığını, bir ay sonra bu dairedeki ipoteğin kaldırılarak satışının yapılması için sanıkla beraber tapuya gidip imza attıklarını, 2008 yılında ise aleyhine noterden ihtar gelince durumu öğrendiğini, ipoteğin kaldırıldığını, ancak ipotek verilecek diye tanımadığı bir şirketin borcuna kefil yapıldığından mağdur olduğunu beyan etmiştir.
5.Dosya içerisinde, 19.06.2008 tarihli icra takip talebi, 27.03.2007 tarihli ipoteğin fekki, 31.08.2004 tarihli düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi, tapu belgeleri, 16.03.2007 tarihli genel ticari kredi sözleşmesi ve ilgili ticaret sicili belgelerinin olduğu görülmüştür.
6.Mahkemece, bozma kararında da işaret edildiği üzere, katılanlarla sanık ... arasında noterde düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre satış yetkisine dahi sahip olan sanığın, daireleri ipotek ettirmesinin bu yetkiden ayrı düşünülemeyeceği, bu sözleşmeye göre uygun görülecek kişilere de yetki devri yapılabileceği, kredi veren bankanın kuralları gereği, gayrimenkul ipotek alınması durumunda gayrimenkul sahiplerinin kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalamalarının zorunlu olduğu, katılanların bankadaki imzalarının ipotek için alındığını sandıkları iddiasının ipotek için imzaların bizzat tapuda atılması karşısında yerinde olmadığı, kaldı ki bankada düzenlenen sözleşmeye ayrıca müteselsil kefil olarak da imza attıkları, kredi sözleşmelerinin her sayfasında ... şirketinin isminin geçmesi ve katılanların muhatabı ...'ün kredi sözleşmesinde isminin geçmemesi karşısında kredinin sanık adına değil ... şirketi adına alındığının belli olduğu, buna göre hile unsurunun olayda bulunmadığı, katılanların ipotek ettirdiği dairenin ipoteğinin kaldırılarak satılmasının ve başka bir daireye ipotek konulmasının bankanın eşdeğer bir ipotek verildiğini kabul etmesinden kaynaklandığı, bu durumda bankanın katılanlara karşı hukukî sorumluluğunun olduğu, olayda sanığın hile ile katılanlara kredi aldırdığının sübut bulmadığından sanığın atılı suçtan beraatine dair temyize konu hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2015/12 E., 2015/109 Karar sayılı kararında katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekillerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:25