Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/35234
2022/21042
27 Aralık 2022
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı
1 Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2012 tarihli, 2012/17804 Soruşturma ve 2012/8976 Esas sayılı iddianamesiyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde ... araç muayene istasyonlarında teknisyen olarak görev yapan temyiz dışı sanıklar ve trafik takipçiliği yapan sanık ... ile diğer trafik takipçisi temyiz dışı sanıkların, iştirak halinde hareket ederek menfaat temini karşılığında ağır kusurlu olması nedeniyle muayeneden geçemeyecek araçların muayenelerini usulsüz olarak yaptıklarından bahisle, 5237 sayılı TCK‘nin 220 ve 252/1. maddeleri uyarınca “örgüt“ ve “rüşvet“ suçlarına ilişkin kamu davası açıldığı; 5271 sayılı CMK'nin 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.06.1999 tarihli ve 137/146 sayılı kararı ile buna benzer kararlarında da belirtildiği üzere, bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan bahsedilmesinin, o olay hakkında da dava açıldığı anlamına gelmeyeceği, sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik“ suçundan açılmış herhangi bir dava bulunmadığı gözetilmeden, dava dışına çıkılarak resmi belgede sahtecilik suçundan da mahkûmiyet hükmü kurulması,
2 Suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nin 252/3. maddesine göre rüşvet suçunun; "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." şeklinde tanımlandığı; bu suçun oluşabilmesi için, kamu görevlisinin görevine giren bir iş olması, rüşvet sonucu istenilen belirli eylem ile failin görevi arasında mutlak bir bağın varlığının bulunması, tarafların arasında bir rüşvet anlaşmasının olmasının gerektiği,
TCK‘nin 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için ise; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanılmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkâr etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmekte olup; suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, suçun aynı maddenin ikinci fıkrasında yer alan ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma“ olarak tanımlanan nitelikli halinin oluşacağı,
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkındaki Kanun‘un 15. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu‘nun 35. maddesi uyarınca özelleştirilmiş bir hizmet olan araç muayenesi faaliyetinin ihaleyle “... Kuzey Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş.“ ve alt işletici “ ... İstanbul Taşıt Muayene İstasyonları İşletim A.Ş.“ tarafından yerine getirilmesi nedeniyle, özel bir şirket tarafından işletilen araç muayene istasyonlarında teknisyen olarak görev yapan temyiz dışı sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...‘ın, kamu görevlisi sıfatlarının bulunmadığı, bu itibarla “rüşvet“ suçunun unsurlarının oluşmadığı; bununla birlikte sanık ve şerikleri olarak kabul edilen temyiz dışı sanıklara meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş herhangi bir eşya bulunmadığından, usulsüz muayene işlemleri nedeniyle ilgili şirkete muayene ücretlerinin de ödenmiş olması karşısında, TCK‘nin 155/2. maddesinde düzenlenen “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma“ suçunun da unsurlarının oluşmadığı; bu bağlamda sanığın eylemlerinin, temyiz dışı sanıklarla iştirak halinde sahte araç muayene raporları düzenlenmesi hususunda zincirleme şekilde belgede sahtecilik suçuna vücut verebileceği, ancak bu suç yönünden de açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında unsurları oluşmayan rüşvet suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken, suç vasfında da yanılgıya düşülerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi,
3 Kabule göre de;
a)Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2012 tarihli, 2012/17804 Soruşturma ve 2012/8976 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında TCK'nin 220/2 ve 252/1. maddelerinin uygulanması istenerek kamu davası açıldığı halde, CMK‘nin 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden TCK’nin 204/1 ve 155/2. maddeleri uygulanmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b)24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun ise katılan ... A.Ş.‘ye karşı işlendiğinin kabul edildiği, dolayısıyla sanığa isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçu ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve TCK’nin 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekliliği,
c)Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında üzerine atılı suçları birden fazla kez işleyen sanık hakkında TCK‘nin 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,
d)Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘nun 22.10.2019 tarihli, 2015/12 225 Esas ve 2019/616 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; CMK'nin 231/6 c maddesine 6008 sayılı Kanun ile eklenen “sanığın kabul etmemesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki düzenleme gereğince, bu hakkın şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olması nedeniyle hak sahibinin açık beyanı ya da vekâletnamede bu hususta vereceği özel yetki bulunmaması halinde vekilinin bu maddenin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda beyanda bulunamayacağı; dosya arasında bulunan Gaziosmanpaşa 1. Noterliği‘nin 05.03.2012 tarihli ve 04863 yevmiye numaralı vekaletnamesinde, vekile bu hususta verilmiş özel bir yetkinin bulunmadığı gözetilerek, engel adli sicil kaydı bulunmayan ve iyi halli olduğu gerekçesiyle hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin ertelenmesine karar verilen sanığa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sanık müdafisinin 07.09.2015 tarihli dilekçede yer alan beyanı dikkate alınarak sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmedilmesi,
e)TCK’nin 51/1. maddesi uyarınca yalnızca hapis cezasıyla sınırlı olarak uygulanması kabul edilen ertelemede, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemece bir denetim süresinin belirlenmesi zorunlu olup, denetim süresinin 1 yıldan az ve 3 yıldan fazla olmamak üzere, mahkûm olunan hapis cezası süresinden az olamayacak şekilde tespit edilmesi gerektiği nazara alındığında; somut olayda, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hükmedilen neticeten 2000 TL adli para cezasının da ertelenmesi ile erteli mahkûmiyet hükümleri yönünden 10 ay denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,
f)Adli Emanetin 2012/4845 sırasında emanet eşyaların akıbeti hakkında karar verilmemesi,
g)Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hükmedilen kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK'nin 53/4. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin ve resmi belgede sahtecilik suçu yönünden, uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK‘nin 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyundaki kişiler yönünden uygulanmayacağının gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisi ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 27.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:50:08