Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/11929
2021/6013
28 Haziran 2021
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 01/04/2021 tarih ve 2020/14081 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/05/2021 tarih ve KYB 2021/47553 sayılı ihbarname ile;
Mühür bozma suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3,000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2019 tarihli ve 2019/76 esas, 2019/654 sayılı kararının "Dosya kapsamına göre, Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın, ruhsatsız olarak faaliyet göstermesi nedeniyle mühürlenerek hakkında 15/07/2017 tarihli tutanak tanzim edilen Çat Turizm İnş. Akaryakıt San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin 29/11/2012 05/04/2021 tarihleri arasında münferiden yetkilisi olduğu ve mühürlemeye rağmen şirketin faaliyetine devam etmesini sağladığı, 16/11/2017 tarihli mühür fekki ve mühürleme tutanağının da sanığın mühür bozma iradesini ortaya koyduğundan bahisle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 31/05/2018 tarihli ve 2017/3077 esas, 2018/5205 karar sayılı ilamında, “…suç tarihinde suça konu iş yerinin yetkilisinin tespiti ile mühür bozma tutanaklarında imzası bulunan ...ve ...'ın tanık olarak dinlenmelerinden sonra sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat hükmü kurulması...” şeklinde belirtildiği üzere, somut olayda 15/07/2017 tarihinde saat 02.30'da tanzim edilen mühürleme zaptının işyeri ilgilisi olarak ... tarafından imzalandığı, aynı gün saat 12.45'de tanzim edilen mühür fekk i ve mühürleme zaptında ise işyeri ilgilisi olarak ...'nun adının belirtildiği ancak imzadan imtina ettiğine dair şerh düşüldüğü, aynı işyeri hakkında tutulan 08/09/2017 tarihli mühürleme zaptı ile 16/11/2017 tarihli mühür fekk i ve mühürleme zaptının çalışan olarak ... tarafından imzalandığı nazara alındığında, dosya kapsamında yer alan 18/12/2015 tarihli ve 8971 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ilanından sanık ...'nun 03/12/2015 tarihli kararla şirket müdürlüğü görevinin sona erdiğinin anlaşılması karşısında, suç tarihi itibariyle şirket yetkilisinin tespiti ile tutanaklarda imzası bulunan ... ve ...'in tanık olarak dinlenerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir.
Böylece ülke genelinde uygulama birliği sağlanacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır.
Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri ise, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrıma tabi tutularak maddenin 4. fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Buna göre bozma nedenleri;
5271 sayılı CMK'nin 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda, yeniden karar verilecektir. Bu halde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir.
Aynı kanun maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde de yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün hangi hallerde kanun yararına bozulabileceği, kanun yararına bozma kararının ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hâkim veya mahkemede yeniden inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılamayacağı, hangi hallerde Yargıtay’ın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesinde sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Kanun yararına bozma, kesinleşen hüküm yönünden hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan gerek usul, gerekse maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlıdır. Dava konusu olayda mahkemece kanıtların toplanıp değerlendirilmesi yapıldıktan sonra verilen hükümde, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verildiğinden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulması mümkün değildir. Zira böyle bir durumda ortada hukuka aykırılık hali bulunmamakta olup, varolan kanıtların mahkûmiyete yeterli olup olmamasına ilişkin değerlendirme yanlışlığından kaynaklanan bir uyuşmazlık hali söz konusudur.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya içeriğine göre; sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin istemde belirtilen nedenlerin kanun yararına bozma yolunda ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından, Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesi‘nin 25/12/2019 tarihli 2019/76 Esas ve 2019/654 Karar sayılı ilamına yönelik kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden REDDİNE, mahalline gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:28:10