Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/37433
2021/11077
29 Kasım 2021
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09.04.2021 tarih ve 2021/10345 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10.06.2021 tarih ve KYB 2021/91479 sayılı ihbarname ile;
Basit dolandırıcılık suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl hapis ve 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ... 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2012 tarihli ve 2012/275 esas, 2012/850 sayılı kararının, Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 29.12.2016 tarihli ve 2015/11201 esas, 2016/11313 karar sayılı ilamı ile 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik doğrultusunda basit dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle bozulmasının müteakip, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesini takiben, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından bahisle sanığın 5237 sayılı Kanun'un 157/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl hapis ve 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli ve 2017/29 esas, 2020/43 sayılı kararının "Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 29.12.2016 tarihli bozma ilamı sonrasında uzlaştırma işlemlerinin yapılması talebiyle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi üzerine, yapılan uzlaştırma işlemleri neticesinde, sanığın mernis adresine gönderilen davet mektubunun tebliğ edilemeden iade edildiği, sanığa ulaşılamadığı, dosyada kayıtlı telefon numarasının kullanılmadığının tespit edildiği gerekçesiyle taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına dair uzlaştırma raporu tanzim edilmiş ve bu rapora itibar edilerek mahkumiyet kararı verilmiş ise de;
Dosya kapsamına göre;
- 5271 sayılı Kanun'un 253/4. maddesinde, büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacının, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunacağı, uzlaştırmacının, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabileceğinin düzenlendiği ve şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde teklifi reddetmiş sayılacağının belirtildiği, bu halde uzlaştırmacı taraflara ulaşamamış ise ancak açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla uzlaşma teklifinde bulunabileceği, uzlaştırmacının tarafların bulunduğu yerdeki uzlaştırma bürosuna talimat yazma hak ve yetkisinin de bulunmadığı ve uzlaştırmanın da yargı işlemi niteliğinde olduğu nazara alındığında, anılan fıkrada sözü edilen açıklamalı tebligatın, kazai mercilerce yapılacak tebligatı düzenleyen 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacak olan tebligat olduğu ve normal posta yoluyla bu işlemin gerçekleştirilemeyeceği, bu kapsamda açıklamalı tebligat ya da istinabe işleminin ancak uzlaştırmacıya görev veren uzlaştırma bürosu aracılığıyla yerine getirilebileceği gözetildiğinde;
Somut olayda, uzlaştırmacının mağdur ile irtibata geçerek uzlaşma teklifini ilettiği, mağdurun da bu teklifi kabul ederek bu yöndeki tutanağı 08.11.2017 tarihinde imza altına aldığı, ancak sanığa ulaşamaması üzerine uzlaşma teklifinin bu defa iadeli taahhütlü posta evrakı ile uzlaştırmacının bizzat kendisi tarafından sanığa gönderilmesi ve üç gün içinde cevap verilmediğinden bahisle de uzlaştırma işlemlerinin sonlandırılması karşısında, uzlaşma teklifinin sanığa uygun şekilde ve yöntemince yapılmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde;
Kabule göre de;
- Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 esas, 2020/3 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1 8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında,
Kovuşturma aşamasında sanığın 14.05.2012 tarihli oturumda adresini "... Cad. 20/11 .../..." olarak bildirdiği, anılan oturum haricinde ve Yargıtay bozma ilamı sonrasında da sanığın ifadesine başvurulmadığı, sanığın başkaca bir adresinin dosyada yer almadığı, somut olayda uzlaşma teklif formunu içerir tebligatın "... Mah. 137. Sk. 17/c 25 ... ..." adresine çıkartıldığı, anılan tebligatın muhatabın adreste tanınmadığından bahisle iade gelmesi sonrasında farklı bir adrese tebligat çıkartılmadığının anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği adrese tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, söz konusu tebligatın iade gelmesi halinde ise bu kez sanığın adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek tebliğ işleminin yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Gerekçeli kararı içeren tebligatın sanığın 14.05.2012 tarihinde sorguda beyan ettiği son adresi yerine MERNİS adresine 22.02.2020 tarihinde tebliğe çıkartıldığı ancak iade edildiği, sonrasında aynı adrese MERNİS adresi olduğu belirtilmek suretiyle Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; öncelikle Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın yapılmaması durumunda bu defa muhatabın MERNİS adresinin tespiti yapılarak, MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince tebliğ edilmesi gerektiği, bu nedenle hükmün henüz kesinleşmediği incelenen dosya kapsamından anlaşılmakla; hükmün, sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilip, istinaf yoluna başvurması halinde dosyanın görevli ve yetkili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi, aksi takdirde kesinleştirme işleminin yapılmasından sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün görülmekle, ... 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli, 2017/29 Esas ve 2020/43 Karar sayılı kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 29.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:07