Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/12158 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2010/12158

Karar No

2010/11245

Karar Tarihi

14 Ekim 2010

11. Ceza Dairesi 2010/12158 E. , 2010/11245 K.

"İçtihat Metni"

Kumar oynatmak suçundan sanıklar ..., ... ve ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 228/1.maddesi uyarınca 2'şer ay hapis ve 40'ar YTL adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair, (MALATYA) 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.12.2005 tarihli ve 2003/140 Esas, 2005/1066 sayılı kararın; sanıkların kumar oynatmak şeklinde belirlenen eylemleri sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 228/1.maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de, suç tarihinin 03.12.2002 olması karşısında, 765 sayılı TCK'nun ve 5237 Sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin bir bütün olarak olaya uygulanması suretiyle lehe olan kanunun belirlenmesi gerektiği, somut olayda 765 sayılı Kanun hükümlerinin sanıklar lehine olduğu, bu nedenle anılan Kanun hükümleri uyarınca hafif hapis ve hafif para cezasına hükmedilmesi gerektiği, ancak 1.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı TCK'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, maddesinin başlığı, 5349 sayılı Kanun'la "Hafif hapis ve hafif para cezalarının idari para cezasına dönüştürülmesi" olarak değiştirilerek aynı maddenin 1.fıkrasında, "Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür." hükmüne yer verildiği anlaşılmakla, mahkemesince sanıkların lehine olarak tespit edilmesi gereken hafif hapis ve hafif para cezasının 5252 sayılı Kanun'un 7.maddesinin 1.fıkrası uyarınca idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde, suç tarihi ile karar tarihi arasında 765 sayılı TCK'nun 102/5 ve 104.maddeleri uyarınca dava zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gözetilmeksizin, mahkumiyete hükmolunmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 13.09.2006 gün ve 41293 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 11.10.2006 gün ve sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın kanun yararına incelenmesi olanaksızdır. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar sayılı içtihadında da açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlığı altındaki 40. maddesinin (03.10.2001 tarihli 4709 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen) ikinci fıkrası: “Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” biçimindedir. Bu hükümle bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesi, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline getirilmiştir.

Bu hükme koşut olarak 5271 sayılı CMK’nın 34. maddesinin 2. fıkrasında, “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir” biçimindeki düzenleme yer almış olup, aynı Kanun’un 232. maddesinin 6. fıkrasında ise, “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir” hükümleri öngörülmüştür. 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesinde, kanun yollarına başvurmaya hakkı bulunanlar sayılmıştır. Aynı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrasına göre, “Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir”, ikinci fıkrasına göre de “Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır” hükmü yer almıştır. Bu düzenleme ile kanun yoluna başvurmaya hakkı olanların, kanun yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılgılarının başvuranın haklarını ortadan kaldırmasının, haksızlığa uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Hüküm uyarınca, ilgililerin, kendi bilgisizliği veya dalgınlığından kaynaklanan hataları nedeniyle yasa yolu veya merciinde yanılgıya düşmeleri halinde başvuru hakları ortadan kalkmayacağı gibi, karar veya hükümde yasa yolunun veya merciin yanlış olarak gösterilmesi nedeniyle de başvuru haklarının ortadan kalkmayacağı tabidir. Dosyanın incelenmesinde; Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.12.2005 gün ve 2003/140 esas, 2005/1066 sayılı kararının, sanıklar ile sanık ... Yılmaz müdafinin yokluğunda verilmesi nedeniyle; yasa yoluna başvuru süresi tebliğ tarihinden itibaren başlaması gerekirken, anılan sürenin hükmün açıklanmasından itibaren başlayacağı belirtilmek suretiyle ilgililerin yasa yoluna başvuru konusunda yanıltıldığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2009 gün ve 2007/261445 sayılı yazısı ile bu hususa dikkat edilerek ilgilisine yeniden çıkartılacak tebligatta yasa yolunun türü, süresi, mercii ve şeklini doğru biçimde gösterir açıklamalı bir tebligat ile tebliğ edilmesi ve açıklamada mutlaka temyiz yasa yoluna başvuru süresinin tebliğ tarihinden itibaren başlayacağının bildirilmesi gerektiği açıklanarak dosyanın mahalline iade edilmesi üzerine anılan mahkemece yukarıda belirtilen açıklamayı içerir yeni tebligatın sanık ... müdafiine 15.01.2010, sanık ...'ye ise 12.02.2010 tarihinde tebliğ olunduğu, ancak sanık ...'e 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebliğ olunan 02.02.2010 tarihli tebligatta anılan açıklamanın yer almadığı, bu nedenle kararın henüz kesinleşmediği ve sanık ...'ün bu karara karşı başvuru hakkının ortadan kalkmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.12.2005 gün ve 2003/140 esas, 2005/1066 sayılı kararı henüz kesinleşmediğinden, 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, sanık ...'ün anılan karara karşı yasa yoluna başvurunun ne olduğu, mercii, yöntemi, süresi ve bu sürenin başlangıcının tebliğden itibaren olacağı şerhini içerir gerekçeli kararın usulüne uygun biçimde tebliğ işleminin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.