Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/14422
2024/993
8 Şubat 2024
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/458 E., 2023/877 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin eşi...'ın 29.04.2017 tarihinde vefat ettiğini, davacının müteveffa eşinin 12.11.1992 tarihinde davalının yanında çalışmaya başladığını, davacının müteveffa eşinin işe başlaması ile Kuruma işe giriş bildirgesinin verildiğini, 29.12.1994 tarihinde iş yerinin kapanması ile birlikte davacının müteveffa eşinin işinin son bulduğunu, davacının müteveffa eşinin 12.11.1992 29.12.1994 tarihleri arasında kesintisiz ve fiili olarak çalışmasına rağmen bu çalışmanın Kuruma eksik bildirildiğini, primlerin de eksik yatırıldığını, davacının, eşinin vefatından sonra kendisine aylık bağlanması için Kuruma başvurduğunu, başvurunun yeterli prim gününün olmaması nedeni ile reddedildiğini, belirtilen tarihlerde davacının müteveffa eşinin kesintisiz olarak çalıştığını beyan ederek, davanın Kabulü ile davacının eşi olan müteveffa...'ın 12.11.1992 29.12.1994 tarihleri arasında kesintisiz bir şekilde davalıya ait iş yerinde sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının müteveffa eşi...'ın, davalıya ait işyerinde 12.11.1992 tarihinde işe başladığını, 29.05.1993 tarihinde işten ayrıldığını, daha sonra başka bir işyerinde çalışmaya başladığını, davacı murisinin primlerinin SGK'ye tam ve eksiksiz olarak yatırıldığını, davacı tarafın iş yerinin kapandığı tarih olarak beyan ettiği 29.12.1994 tarihinin, şirketin "Anonim Şirket" unvanı aldığı tarih olduğunu, iş yerinin anonim şirket unvanı ile halen ticari faaliyetine devam ettiğini, davacı murisinin, iş sözleşmesi devam ederken iş yerinde kavga çıkarttığını, uygunsuz hareketleri nedeniyle uyarı aldığını, bunun ardından iş yerine gelmemeye başladığını, devamsızlık yapması nedeniyle işten ayrıldığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekilinin cevap dilekçesini Mahkemeye yasal süresi içerisinde sunmadığı dikkate alınarak, 6100 sayılı HMK'nun 322 nci maddesi delaletiyle 128 inci maddesi uyarınca, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı Mahkemece dikkate alınmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda, davacının talebi, davacı murisi...'ın davalıya ait ... ve ... sicil numaralı iş yerlerinde 12.11.1992 29.12.1994 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine ilişkin olup, yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalı tarafından Kuruma ibraz edilen işe giriş bildirgeleri uyarınca hak düşürücü sürelerin geçmediği ortadadır. Kurum kayıtlarında davacı murisi...'ın, 12.11.1992 01.05.1993 tarihleri arasında, davalıya ait ... sicil nolu "... Ticaret" isimli iş yerinde, 01.05.1993 29.05.1993 tarihleri arasında, davalıya ait ... sicil nolu "... Amb. San. Ticaret" isimli iş yerinde çalışmalarının bulunduğu, davalıya ait ... sicil nolu "... Ticaret" isimli işyerinin 15.01.1990 tarihinde kanun kapsamına alındığı, 29.12.1994 tarihinde kanun kapsamından çıkartıldığı, davalıya ait ... sicil nolu "... Amb. San. Ticaret" isimli işyerinin 01.11.1983 tarihinde kanun kapsamına alındığı, 29.12.1994 tarihinde kanun kapsamından çıkartıldığı, dava dışı ... Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 29.12.1994 tarihinde tescil edildiği, halen faal olduğu ve davalının kurucu ortakları arasında yer aldığı, davalı tarafından iş yeri kayıtlarına yönelik verilen cevabi yazı ile davalı vekili tarafından aynı hususla ilgili sunulan beyan dilekçesinin birbiri ile çeliştiği, nitekim, ihtilaflı dönemde dava dışı ... Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin henüz kurulmadığı, Mahkememiz huzurunda dinlenen ve uyuşmazlık ile ilgili bilgi sahibi olan tüm tanıkların, davacı murisinin davalıya ait iş yerinde şoför olarak görev yaptığını beyan ettikleri, yine dinlenen tanıkların tamamının kendileri yönünden çalışmalarının kesintisiz olduğu yönünde beyanda bulunmalarına rağmen Kurum kayıtlarına göre tüm tanıklar yönünden de çalışmaların kesintili olduğu, bu durumun davalı tarafından çalışanlarına yönelik yapılan sigorta bildirimlerinin eksik bildirildiğine karine teşkil ettiği dikkate alındığında ve özellikle bordro tanığı ...'ın, davacı murisinin 1992 1994 yılları arasında takriben iki yıl kadar çalıştığı ve dava dışı ...'in, davacı murisinin işten ayrıldıktan on gün kadar sonra onun yerine şoför olarak gelen kişi olduğu yönündeki beyanları ile dava dışı ...'in hizmet cetveli birlikte değerlendirildiğinde, davacı murisi...'ın davalıya ait ... ve ... sicil nolu iş yerlerinde, Kuruma bildirilen günler haricinde, 12.11.1992 tarihi ile dava dışı ...'in işe başlamadan on gün öncesine denk gelen 11.06.1993 tarihi arasında hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının kabulü gerekmektedir. Davacının, davacı murisinin 12.06.1993 29.12.1994 tarihleri arasındaki çalışma iddiaları yönünden, özellikle bordro tanığı ...'ın ve diğer dinlenen tanıkların beyanları ile dava dışı ...'in Kurum kayıtlarında yer alan çalışmaları kapsamında, davacı murisinin 12.06.1993 29.12.1994 tarihleri arasında davalıya ait söz konusu iş yerlerinde çalışmadığı sonucuna varılmıştır.
6100 sayılı HMK'nun 30 ve 146 ncı maddeleri uyarınca, dosya muhteviyatında yer alan kayıt ve belgeler ile dinlenen tanık beyanlarının dosyanın neticelendirilmesine yeterli olduğu ve dosyada mevcut haliyle karar verilmesinin uygun olduğu kanaatine varılmakla, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, SGK kayıtları, tanık beyanları ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı murisi...'ın davalıya ait ... ve ... sicil nolu iş yerlerinde, Kuruma bildirilen günler haricinde, 12.11.1992 11.06.1993 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığı" gerekçesiyle;
"Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile,
Davacı murisi...'ın davalıya ait ... ve ... sicil nolu iş yerlerinde, Kuruma bildirilen günler haricinde, 12.11.1992 11.06.1993 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, tanık beyanları yönünden eksik araştırma yapıldığını, davanın kısmen kabul kısmen reddine dair kararın hatalı ve eksik olması sebebiyle ortadan kaldırılmasına ve davamızın kabulüne, vekâlet ücreti ile yargılama masraflarının karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesi gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili, tanık ...'a dava dışı ...'in işe ne zaman başladığı sorulmuştur. ... ise beyanında "davacı murisin işten ayrıldığını ve takriben 10 gün sonra ...'in işe başladığını" belirtmiştir. Tanık ... beyanında "1993 yılında işten ayrıldığı sırada davacı murisin işyerinde çalışıyor olduğunu, 1994 yılında tekrar işe başladığında davacı murisin işyerinde çalışmadığını, başka bir şoförün olduğunu ve işten ayrıldığı tarih ile işe tekrar giriş yaptığı tarih arasında 8 9 ay olduğunu" belirtmiştir. Tanık ... beyanında "Mayıs 1993 tarihinde işe başladığını, ...'ı tanımadığını, işe başladığında şoför olarak görev yapan dava dışı ...'in olduğunu" belirtmiştir. Kurum kayıtları da, dava dışı ...'in 22.06.1993 tarihinde müvekkile ait işyerinde işe başladığını göstermektedir. Bu itibarla davacı muris... ile işyerinde şoför olarak görev yapan dava dışı ...'in beraber, aynı tarihlerde çalışmadığı, sigorta kayıtlardan ve Mahkeme huzurunda dinlenen tanık ifadelerinden açıkça anlaşılmakta olduğunu, ... beyanında "davacı murisin işten ayrıldığını ve takriben 10 gün sonra ...'in işe başladığını" belirtmiştir. Tanık takriben ifadesini kullanmış olmasına rağmen bu beyan kesin bir durumu ifade ediyormuş gibi Sayın Mahkeme, bu beyanı gerekçe göstermiş ve davacı murisin çalışma süresinin 14 gün eksik bildirildiğine karar vermiştir. Aynı tanık, davacı murisin takriben 2 2,5 yıl işyerinde çalıştığını beyan etmiştir. Sayın Mahkemenin vermiş olduğu kararda bu beyana itibar edilmezken, "takriben 10 gün" olarak belirtilen beyanın, gerekçe olarak gösterilmesi kabul edilemez. Tanık ...'a 27 yıl önce yaşanan bir olay sorulmuştur ve aradan geçen zaman düşünüldüğünde, tanığın 10 gün ile 24 gün arasındaki zaman dilimini yanlış hatırlıyor olabilme ihtimali kuvvetle muhtemeldir. Kaldı ki beyanında takriben ibaresini kullanmasının sebebi, davacı murisin işten ayrıldığı tarih ile ...'in işe başladığı tarih arasında geçen süreyi net olarak hatırlamamasından kaynaklanmakta olduğunu, her ne kadar gerekçeli kararda belirtilmiş olsa da, tanıkların çalışma sürelerinin eksik bildirilmesi, davacı murisin çalışma süresinin de eksik bildirildiğine karine teşkil etmemektedir. Müvekkilim 1982 yılından beri faaliyet gösteren bir şirketin kurucu ortağıdır ve ortaklığı halen devam etmektedir. Şirket kurulduğundan beri, şoför olarak çalışan hiç kimsenin, çalışma süresi eksik bildirilmemiştir. Bu durum, davacı murisin işten ayrıldığı tarihten bugüne kadar, şirkette şoför olarak çalışmış olan...,...,...,..., ve ...'e ait Kurum kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacağının, Davacı, eşinin emekli olamamasından dolayı yaşadığı mağduriyetten müvekkilimi sorumlu tutmaya çalışmaktadır. Ancak bu durumun sorumlusu, müvekkilim olmadığı gibi iş bu dava yönünden de iddiaları gerçeği yansıtmamakta, Bu nedenle, sayın Mahkeme tarafından verilen kısmen kabul, kısmen red gerekmekte olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf Kanun yoluna başvurmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili, davacı dava dilekçesinde, diğer davalıya ait iş yerinde 12.11.1992 29.12.1994 tarihine kadar kesintisiz çalıştığının tespitini istemiş olmakla, taraflarınca hak düşürücü süre ve zamanaşımı itrazlarında bulunulduğunu, bilindiği üzere hizmet tespit davalarının yasal dayanağı mülga 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 maddesi olup, konuya ilişkin Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, bu tür davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden, işverenin kabulü tek başına hukuki sonuç doğurmayacağını, bu itibarla, davacının çalıştığını iddia ettiği hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yada çalıştığının Kurumca tespit edilip edilmediği, hizmetin geçtiği iddia edilen yıllarda işyerinin gerçekten var olup olmadığı, 506 sayılı Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, hususlarının Kurumdan sorulmasını, davacının, çalıştığını iddia ettiği yıllara ait işyeri kayıtları ve ücret tediye bordroları celp edilerek, davacının bu işyerinde çalıştığını gösterir kayıt ve belgelerin bulunup bulunmadığının araştırılmasını, böylece, çalışma iddiasının öncelikle belge ve kayıtlarla tespit edilmesi tarafımızca Yerel Mahkemeden talep edildiğinin, iddianın sadece tanık beyanlarına dayandırılması durumunda, çalışmanın konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken, bunların inandırıcılığı üzerinde durulmasını, verdikleri bilgilere nasıl vakıf olduklarının, bu bilgilerin hafızalarında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabildiğinin düşünülmesini ve tanıkların buna göre sorguya çekilmesini, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanların kontrol edilmesini, gerekiyorsa keşif yapılmak suretiyle, işyerinin müdür, şef, ustabaşı, posta başı ve diğer çalışanları ile, işyerine komşu işyerlerinde, bu yeri bilen ve tanıyanların dahi resen dinlenerek tanık beyanlarının sağlıklı olup, olmadığının, denetlenmesini ve çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak bir biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Fakat Yerel Mahkeme tarafından bu hususların hiç birisi göz önünde bulundurulmadığını, 5 yıl geçmiş ise, davanın hak düşürücü süre yönünden de reddi gerekmekte iken Yerel Mahkeme davanın kabulüne karar verildiğini, Çalışma olgusu bu şekilde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulması, 506 sayılı Kanun'un 3/b ve d maddelerinde olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olduğu durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanması gerektiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü maddesinde belirtilen sınırları aşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, yoksa reddedilmesi gerektiğini, bu sınırların altında kalan davacıya ait kurumumuz kayıtları incelendiğinde; davacının davalı taraf yanında talepte bulunduğu tarihlerde kesintisiz çalıştığına dair her hangi bir kayda rastlanılamadığını, Kurum kayıtları ile çelişen davanın reddini talep ettiklerini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dava, davacının muris eşi...'ın 12.11.1992 29.12.1994 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalışıp çalışmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece hak düşürücü sürelerin geçmediği, bordro tanıklarının ve dava dışı ...'in beyanı ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı murisi...'ın davalıya ait ... ve ... sicil nolu iş yerlerinde, Kuruma bildirilen günler haricinde, 12.11.1992 11.06.1993 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine ilişkin verilen kararın yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili, davalı şirket vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili, tarafından ileri sürülen tüm istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde olmayıp, incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile davacı vekili, davalı şirket vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1 b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, eksik araştırmaya dayalı kararın bozulmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 vd, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci ve 506 sayılı Kanun'un 79/10, 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri.
- Değerlendirme
Eldeki davada, Mahkemece tespite konu sürelerde eksik bildirilen gün sayısı 30 güne tamamlanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davacının hangi tarihler aralığında hangi işyerinde çalıştığına dair infaza elverişli hüküm verilmeksizin "... davalıya ait ... ve .... sicil nolu iş yerlerinde, Kuruma bildirilen günler haricinde, 12.11.1992 11.06.1993 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak ... çalıştığının tespiti" şeklinde hüküm tesisinin hatalı olduğu hususu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve Kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi hükmünde yer alan "Davacı murisi...'ın davalıya ait .... ve ..... sicil nolu iş yerlerinde, Kuruma bildirilen günler haricinde, 12.11.1992 11.06.1993 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine" ibareleri silinerek yerine;
"Davacı murisi....'ın Kuruma bildirilen günler haricinde; davalıya ait .... sicil nolu iş yerinde 12.11.1992 01.05.1993 tarihleri arasında ayda 30 gün ve davalıya ait ..... sicil numaralı işyerinde 01.05.1993 29.05.1993 tarihleri arasında ayda 30 gün hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine" ibarelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:25:06