Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/12000
2024/798
6 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI: 2021/8 E., 2022/17 K.
DAVA TARİHİ: 12.11.2013
KARAR: Ret
Taraflar arasında Mahkemece görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; davacı taraf murisleri ...' ün maruz kaldığı iş kazası sonucunda 08.01.2013 tarihinde hayatını kaybettiğini, müteveffanın vefatı nedeniyle destekten yoksun kaldıklarını iddia ederek maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir.
II. CEVAP
1.Davalı TİGEM vekili cevap dilekçesinde özetle; Genel Müdürlüklerine bağlı Kazım Karabekir Tarım İşletmesi Müdürlüğünde hizmet alımı ihalesini üstlenen ... Akaryakıt Tur. Ltd. Şti. Firması adına müteahhit işçisi olarak çalışmakta olan ...'ün 08.01.2013 tarihinde işletme sınırları dahilinde bulunan beton sulama kanalına traktör ile devrilmek suretiyle traktörün altında kalarak hayatını kaybettiğini, soruşturma dosyası kapsamındaki bilirkişi raporları ile traktörün tüm periyodik takımlarının zamanında yapıldığı, devrilmesine sebebiyet verecek mekanik elektrik vb. aksamlarından kaynaklı bir arızasının bulunmadığının tespit edildiğini, kazanın müteveffanın şahsi kusuru ve dikkatsizliği sebebiyle meydana geldiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin sigortalısının kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunun ispat edilmesi halinde sigortalısı araç sürücüsünün kusuru oranında müvekkili şirketin sorumlu olacağını, müvekkili şirketin dava öncesinde temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına sebebiyetde vermediğini, davacının murisinin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının, mahkemece tespiti ve tazminatta düşülmesi gerektiği belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.02.2015 tarihli ve 2013/113 Esas, 2015/15 Karar sayılı kararı ile toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından davacıların murisi olan müteveffanın davalı TİGEM'e bağlı Kazım Karabekir Tarım İşletmesi Müdürlüğünde çalışmaktayken 08.01.2013 tarihinde kullanmakta olduğu traktörün devrilmesi ile meydana gelen iş kazası neticesinde hayatını kaybettiği, müteveffanın kazanın meydana gelmesinde Aralık Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/102 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan ve hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu ile asli ve tek kusurlu olduğu, 27.03.1957 tarihli, 1/3 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında kazanın işveren işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmayıp, eylemle zarar arasında uygun eden sonuç bağının işçinin ya da 3. kişinin tam kusuru ile kesilmemiş olmasının zorunlu olduğuna değinilmiş olup, somut olayda müteveffanın %100 kusurlu eylemiyle kazanın meydana geldiği, iş veren bakımından (Davalı TİGEM) nedensellik bağının kesildiği, bu sebeple sorumluğu yoluna gidilemeyeceği, risk nazariyesi gereği, sorumlu tutulmasının da mümkün bulunmadığı anlaşılarak davalı TİGEM yönünden asıl dava ve birleşen davanın reddine, bunun yanında Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/2596 Esas, 2008/9383 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere zarar verici bir olay sonucu ölen sürücünün ekonomik desteğinden yoksun kalanların uğradıkları zarar, ölen sürücünün değil, destekten yoksun kalanların üzerinde doğan dolaylı ve yansıma yoluyla meydana gelen zarar olup, destekten yoksun kalan bu zararların tazmini için zarar sorumlusundan istemde bulunabilecek, ancak yansıma yolu ile zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin kendilerine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olabilmeleri hukuken mümkün bulunmayıp ölen sürücünün desteğinden yoksun kalanların sorumluluk sigortacısına yöneltebilecekleri yansıma yolu ile oluşan zararla ilgili tazminat istemlerinin tutarı işletene karşı ileri sürebilecekleri tutar kadar olup, somut olayda davacıların murisi olan müteveffanın tam kusurlu olarak kaza sonucu ölümü nedeniyle davacıların talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminatından işletenin, dolayısıyla onun sorumluluğunu üstlenmiş zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumlu tutulması mümkün olmadığından, davalı ... yönünden açılan asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A) Bozma Kararı
Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 19.09.2017 tarih ve 2016/3958 E. 2017/6570 K. ile " Mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda kusur raporu alınmayıp, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunun yeterli görülerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Buna göre yapılacak iş; yürürlük hükümlerine göre 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri uygulanacaksa; Kanun'un 9 uncu maddesinde açıklanan tebliğe ekli Ek 1 Listesine göre işyerinin tehlike sınıfının belirlenerek, işverenin yükümlülüklerini açıklayan 4,5 ve 10 uncu maddeler ile çalışanların yükümlülüklerini açıklayan 19 uncu madde hükümleri aksi halde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 ve devamı maddeleri hükümleri doğrultusunda, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetince inceleme yaptırılarak, tarafların kusur ve sorumluluklarının belirlenmesi ve çıkacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. " gerekçeleriyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 02.10.2019 tarihli ve 2018/26 Esas, 2019/106 Karar sayılı kararı ile davacıların murisi olan müteveffanın davalı TİGEM'e bağlı Kazım Karabekir Tarım İşletmesi Müdürlüğünde çalışmaktayken 08.01.2013 tarihinde kullanmakta olduğu traktörün devrilmesi ile meydana gelen iş kazası neticesinde hayatını kaybettiği olayın tarihi, 6331 sayılı Kanun'un yürürlük maddeleri ve dava konusu iş yerinin az tehlikeli işler sınıfında olduğu gözetildiğinde zaman bakımından 6331 sayılı Kanun'un işverenin ve işçinin yükümlülüklerine yönelik 4, 5, 10 ve 19 uncu maddelerinin uygulanması gerektiği sonucuna varılarak, 6331 sayılı Kanun kapsamında kusur durumunun tespiti amacıyla 3 kişilik iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulundan rapor alındığı, 05.08.2019 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda yaşanan kaza olayında müteveffa işçinin %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği müteveffanın %100 kusurlu eylemiyle kazanın meydana geldiği tespit edildiğinden iş veren bakımından nedensellik bağının kesildiği, davalının sorumlu tutulmasının da mümkün bulunmadığı, görülerek davalı TİGEM yönünden asıl dava ve birleşen davanın reddine, bunun yanında Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/2596 Esas, 2008/9383 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere zarar verici bir olay sonucu ölen sürücünün ekonomik desteğinden yoksun kalanların uğradıkları zarar ölen sürücünün değil, destekten yoksun kalanların üzerinde doğan dolaylı ve yansıma yoluyla meydana gelen zarar olup, destekten yoksun kalan bu zararların tazmini için zarar sorumlusundan istemde bulunabilecek, ancak yansıma yolu ile zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin kendilerine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olabilmeleri hukuken mümkün bulunmayıp, ölen sürücünün desteğinden yoksun kalanların sorumluluk sigortacısına yöneltebilecekleri yansıma yolu ile oluşan zararla ilgili tazminat istemlerinin tutarı işletene karşı ileri sürebilecekleri tutar kadar olup, somut olayda davacıların murisi olan müteveffanın tam kusurlu olarak kaza sonucu ölümü nedeniyle davacıların talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminatından işletenin, dolayısıyla onun sorumluluğunu üstlenmiş zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumlu tutulması mümkün olmadığından davalı ... yönünden açılan asıl davanın ve birleşen davanın reddine, ihbar olunan ... Akaryakıt Tur. Ltd. Şti.'nin davaya müdahale talebi bulunmayıp taraf sıfatını haiz olmadığından anılan şirket yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C) İkinci Bozma Kararı
Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.12.2020 tarih ve 2020/6076 E. 2020/7199 K. ile "Yerel Mahkemece Dairenin bozma ilamına uyulduğu, 6331 sayılı Kanun'un işverenin ve işçinin yükümlülüklerine yönelik 4, 5,10 ve 19 uncu maddelerinin uygulanması gerektiği sonucuna varılarak 6331 sayılı Kanun kapsamında kusur durumunun tespiti amacıyla 3 kişilik iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulundan rapor alındığı ancak raporu hazırlayan bilirkişi heyetinin inşaat ve harita mühendisinden oluştuğu, olayda ilgili Kanunun öngördüğü koşullar göz önünde tutularak müteveffanın kazanın gerçekleştiği gün kaç saat çalıştığı, bu çalışma saatleri içinde birden fazla yere sefer yapıp yapmadığı, ne kadar süre istirahat yapması gerektiği, kazanın gerçekleştiği an itibariyle yorgun olup olmadığı, aracın teknik bakım ve kontrollerinde eksiklik olup olmadığı, araçta yük olup olmadığı, yapılan işin niteliğine göre, işverenin işyerinde alması gerekli önlemleri alıp almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususların ayrıntılı incelenmediği, böylelikle Dairenin bozma ilamına uygun şekilde hüküm tesis edilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirtilen eksiklikler tamamlanarak, trafik makina işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine konuyu yukarıda açıklandığı biçimde incelettirmek, tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da gözetilerek yöntemince rapor almak, alınan raporu, mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. " gerekçeleriyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar murisinin davalı TİGEM bünyesinde çalışmakta olduğu, kazanın oluşuna ilişkin soruşturma dosyalarında keşiflerin yapıldığı, kaza mahallinin karayolu sayılmadığı, kazanın iş kazası olduğu yönünde tespitler yapıldığı, Yargıtayın bozma kararında belirttiği şekilde A sınıfı trafik ve iş güvenliği uzmanı olan üç kişilik makine mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alınan raporda olayın trafik kazası şeklinde gerçekleşmiş olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi tanımlarına göre bir iş kazası olduğu, dava konusu olayın meydana gelmesinde müteveffa Abdulbari Gülmüş'ün % 100 oranında kusurlu olduğu, davalı ... Müdürlüğünün kusurunun bulunmadığı, olayın gerçekleşmesinde başka kusurlu bulunmadığının belirtildiği, davalı TİGEM yönünden yapılan incelemede davanın iş kazası niteliğinde olduğu, davalının davaya konu kazada kullanılan traktörün zamanında bakımlarını yaptırdığının, kazanın meydana gelmesine sebep olabilecek her hangi bir arızasının olmadığının anlaşıldığı, müteveffanın sürücü belgesinin E sınıfı olduğu, traktör kullanmaya yeterli sürücü belgesinin olduğu, yeterli belgesi olmasına rağmen kendi kusuru ile kazaya neden olduğu, davalı TİGEM'in kusurunun olmadığı, müteveffanın %100 kusurlu eylemiyle kazanın meydana geldiği tespit edildiğinden ve işverene atfı kabil bir kusur bulunmadığından, iş veren bakımından illiyet bağının kesildiğinin anlaşıldığı, işveren davalının sorumlu tutulmasının da mümkün bulunmadığı görülerek davalı TİGEM yönünden asıl dava ve birleşen davanın reddine karar vermek gerektiği, davalı ...Ş. yönünden yapılan incelemede; bu davalının davaya konu kazada kullanılan traktörün Zmms sigortacısı olduğu, davacı tarafça maddi destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 2918 sayılı KTK’nın 91/1 nci maddesi uyarınca işletenlerin aynı Kanun’un 85/1 nci maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanması için yaptırılması zorunlu bir sigorta türü olduğu, KTK’nın 85/1 inci maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde araç işleteninin bu zarardan sorumlu olacağını öngördüğü, yani TTK.’nın 91 inci maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacının, işletenin yasadan kaynaklanan hukuki sorumluluğunu belirli limitler içinde üzerine almış bulunduğu, sigortacının bu kapsamdaki sorumluluğunu sınırlayan aynı Kanun'un 92 nci maddesinde araç sürücüsünün bu kapsam dışında kaldığına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi, genel şartlarda da bu yolda bir sınırlama getirilmediği, o halde sürücünün ölümü nedeniyle işletenin ve onun sigortacısının sorumluluğunun ilke olarak benimsenmesi gerektiği, bu noktada dikkat edilmesi gereken hususun zarar verici bir olay sonucu ölen sürücünün ekonomik desteğinden yoksun kalanların uğradıkları zarar ölen sürücünün değil destekten yoksun kalanların bir başka ifadeyle işletene göre üçüncü kişi konumunda olanların üzerinde doğan dolaylı ve yansıma yoluyla meydana gelen zarar olduğu ve destekten yoksun kalanların bu zararlarının tazmini için zarar sorumlusundan istemde bulunabilecekleri, her ne kadar davacıların bu nedenlerle maddi destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakları var ise de ZMMS sigortacısının sorumluluğunun 2 nci maddede belirtilen yerlerde meydana gelen kazalar ile sınırlı sorumlu olduğu, dava dosyası kapsamına alınan Aralık Asliye Ceza Mahkemesi 2013/102 Esas sayılı dosyasında kaza mahallinin yerinin tespiti için trafik bilirkişisinden rapor alındığı, kaza mahallinde olay yerine ilişkin olay tarihine en yakın tarihli raporda daha sağlıklı tespit yapılmış olması nedeniyle raporun Mahkemece de dikkate alındığı, 20.03.2014 tarihli trafik bilirkişi raporunda kaza mahallinin kara yolu standartlarını taşımaması ve yolun kamuya açık bir yol olmamasından dolayı kazanın trafik kazası olmadığının tespit edildiği, yukarıda açıklandığı üzere 2918 sayılı Kanun 2 nci maddesi gereğince bu kanunu kara yollarında uygulanacağından ve ZMMS sigortasının sorumluluğu da 2918 sayılı Kanun hükümleri gereğince 2 nci maddede sayılan alanlarda olduğundan ve davaya konu kazanın meydana geldiği yer 2918 sayılı Kanun 2 nci maddesinde sayılan yerlerden olmadığından davalı ...Ş.'nin sorumlu olmadığı anlaşıldığından, bu davalı hakkında açılan asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun ortaya konulan itirazları ve bozma ilamında belirtilen hususları karşılamadığını, raporda olayın bir iş kazası olduğu ve iş kazası ilkelerine göre değerlendirilmesi gerektiğinin ifade edildiği ama değerlendirme yapılırken bu tespitin unutulduğunu, davalı tarafça iş yerinde gerekli eğitimlerin verildiği, gerekli ekipmanların sağlandığı, aracın lastikler dahil yeterli donanıma sahip olup almadığı, ölenin yorgun olup olmadığı, o gün kaç yerde çalıştığı vb noktalarda bir delil, veri ortaya konulmadığını, aracın teknik özelliklerinde bir sorun olmadığını ve aracın muayenesinin 2015 yılına kadar geçerli olduğundan bahsedildiğini, ancak bunu kabul etmediklerini, davalı ... yönünden ortaya konulan davanın reddi gerekçelerine de katılma imkanı bulunmadığını, olayda vefat edenin kusurunun hak sahiplerine yansıtılmasının kazanın meydana geldiği tarihteki yasal mevzuat göz önüne alındığında hukuki olmaktan uzak olduğunu, Yerel Mahkemenin davacılar mağdur edecek şekilde maddi tazminat yönünden verilen hükmün kesin olduğu şeklinde değerlendirme yapmasının da yerinde olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’un 427 ilâ 444 ncü maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 5 inci maddesi ve iş kazasının tespit tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 42, 43, 44, 46 ve 47 nci maddeleri ile 332 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 21 nci maddesi.
- Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
-
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililere yükletilmesine,
-
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:25:48