Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/12697
2024/730
5 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Trabzon 4. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/87 E., 2023/173 K.
DAVALI BİRLEŞEN
DAVADA DAVACI: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat .....
HÜKÜM/KARAR: Asıl dava kabul, Birleşen dava ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen asıl davada Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, yersiz aylık borcu olmadığının tespiti, birleşen davada itirazın iptali ve icra inkar tazminatı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda,Yargıtay 10. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı/birleşen davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi Kadir Dermancıoğlu tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı birleşen davada davalı vekili; davacının babadan aylık almakta iken eşiyle yaşadığı iddiası ile aylıkları iptal edilerek tarafına borç çıkartıldığını, davalı Kurum tarafından 25.10.2008 25.11.2017 tarihleri arasında denetim raporuna istinaden anlaşmalı boşanma nedeni ile 88.037,89 TL nin yersiz ödeme yapılması nedeniyle faizi dahil olmak üzere davacıdan ödenmesinin istendiğini, davalı Kuruma 24.11.2017 tarihinde yazı yazılarak konunun yeniden değerlendirilmesi istenilmiş ise de, olumlu cevap verilmediği, davacının boşandığı eşinin hasta olduğunu, akciğerindeki rahatsızlık sebebiyle Trabzon ilinde ve İstanbul ilinde yatarak tedavi gördüğünü, boşandığı eşinin yeğenine ait evde kaldığını, davacının zaman zaman yeğeninin evine gittiğini, bunun ise yanlış anlaşılmalara sebebiyet verdiğini, davacının yalnız yaşamakta olduğunu, maaşının kesilmesinin davacıyı maddi ve manevi olarak sarstığını, davacının boşandıktan sonra önce annesine ait eve gittiğini, daha sonra 2005 yılından itibaren çocukları ile oturduğunu, 2012 yılından itibaren de oturduğu binanın yıkılması nedeni ile baba evinde oturmaya başladığını, davacının boşandığı eşi ile hiç bir zaman birlikte oturmadığını, bu sebeple haksız kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı birleşen davada davacı Kurum vekili; 3210414012 tahsis numarası ile müvekkili Kurumdan aylık alan davalı borçlunun, boşandığı eşiyle birlikte yaşaması nedeniyle aylığının kesildiğini, 25.10.2008 24.11.2017 tarihleri arasında davalıya 88.037,89 TL yersiz ödeme yapıldığını, dava konusu borç nedeniyle davalıya borç tahakkuku gönderildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, bu nedenle Trabzon İcra Müdürlüğünün 2018/4124 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, dava konusu takip borcuna ilişkin davalı tarafça Trabzon 1. İş Mahkemesinin 2017/424 Esas sayılı dosyasında açılan menfi tespit davasının yargılamasının devam ettiğini ve her iki davanın birlikte yürütülmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın Trabzon 1. İş Mahkemesinin 2017/424 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.04.2021 tarihli ve 2020/518 E., 2021/170 K., sayılı kararıyla; mahkemenin 2020/518 Esas sayılı dosyası yönünden açılan davanın reddine, birleşen Trabzon 2. İş Mahkemesinin 2018/505 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kabulü ile Trabzon İcra Müdürlüğünün 2018/4124 Esas sayılı dosyasında takibin devamına, asıl alacağın (88.037,89 TL) %20'si oranında icra inkar tazminatının birleşen dava davalısından alınarak birleşen dava davacısına verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davada davalı ve davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.07.2021 tarihli ve 2021/1367 E., 2021/1217 K., sayılı kararıyla; davacı asilin duruşma beyanı, dava dışı eşin beyan ettiği yerleşim yerlerinde yaşamadığının tespit edilmesi, Kurum denetim raporunun içeriği birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemenin asıl dava yönünden ret kararı birleşen itirazın iptali davası yönünden itirazın kabulü kararı verilmesi isabetli olup, davacının istinaf talebinin yerinde görülmediği. birleşen dava yönünden; asıl alacak üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinde hata bulunmadığı gerekçesi ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairemizin, 23.02.2022 tarihli ve 2021/10801 E., 2022/2380 K. sayılı kararıyla; "1 Somut uyuşmazlıkta, dava konusu edilen aylıklar yönünden davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşama olgusunun varlığına ilişkin mahkeme kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Getirtilen nüfus kayıt sisteminde ki davacı/karşı davalı ve boşandığı eşine ait tüm adreslerde, birlikte yaşadıkları iddia edilen dönem 25.10.2008 24.11.2017 tarihleri arasında birlikte yaşayıp yaşamadıkları zabıta marifetiyle araştırılmalı, söz konusu adreslerdeki komşular, mahalle muhtarları ve azaları tespit edilerek ifadelerine başvurulmalı, davacı ve eşine ait ihtilaflı döneme ilişkin MEDULA/Aile Hekimliği kayıtları getirtilerek tedavi belgeleri değerlendirilmeli, kayıtları karşılaştırılmalı, seçim kayıtları getirtilerek nerede oy kullandıkları tespit edilmeli, davacı ve eşinin boşandığı dönemde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile başka yardım kuruluşlarından yardım alıp almadıkları araştırılarak, yardım almış olmaları halinde buna ilişkin durum tespit tutanakları celbedildikten sonra, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır.
2 Kabule göre de; icra inkar tazminatının hükmonulan toplam miktar üzerinden belirlenmesi gerekirken ana para üzerinden değerlendirilmesi de isabetsiz bulunmuştur. " gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunduğu, dinlenen tanıkların anlatımları, toplanan deliller ile asıl davanın kabulüne davacının boşandıktan sonra eşi ile birlikte yaşamadığının tespitine, 08.11.2017 tarihli borç bildirim belgesine konu alacak ve ferileri yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, birleşen davanın( Trabzon 2.İş Mahkemesinin 2018/505) reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; tarafların adreslerinde yapılan araştırma ile birlikte yaşama olgusunun tespit edildiğini, Mahkemenin kararının eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığına ilişkin tespit içeren sosyal güvenlik denetmen raporunun aksinin toplanan delillerle ortaya konulup konulmadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
Aynı Yasa'nın 59 uncu maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.
- Değerlendirme
1 İncelenen dava dosyasında; Mahkemece verilen ilk karar, Dairemizin 23.02.2022 tarihli ilamıyla, 25.10.2008 24.11.2017 tarihleri arasında tarafların fiilen birlikte yaşayıp yaşamadıkları yönündeki araştırmanın eksik olduğu, bozma ilamı içeriğindeki eksiklikler tamamlanarak "eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun" bulunup bulunmadığı yönünde araştırma yapılması için bozulmuş, Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
2 Mahkemece, elde edilen fiilen birlikte yaşama olgusunun tespitine ilişkin hususlar yanılgılı şekilde değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Zira Kurum denetmeni tarafından12.10.2017 tarihli denetmen raporu ekinde tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı gözetilerek, bozma sonrası yapılan araştırma sonucu getirtilen kayıtlarda, davacı ve boşandığı eşinin 2009, 2010, 2011 seçimlerinde aynı okulda, aynı sandık, birbirini takip eden sıra nosu ile oy kullandıkları, yine seçmen kayıtlarına göre 2014,2015,2017 seçimlerinde aynı okulda farklı sandıklarda oy kullandıkları, bozma sonrası getirtilen MEDULA kayıtlarında 10.08.2016 tarihinde farklı bölümler olmakla birlikte Trabzon Ahi Evren Göğüs ve Kalp Damar Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesinde, davacının ve boşandığı eşinin ikamet adresleri Trabzon olmasına rağmen 15.05.2017 tarihinde İstanbul Sultanbeyli Devlet Hastanesi (Genel cerrahi ve nöroloji bölümleri) muayene kaydının bulunduğu, adres kayıt sistemindeki adreslerinin 11.03.2007 09.04.2012 aynı adres olduğu anlaşılmakla, toplanan bu delillerin, birlikte yaşama olgusunu destekleyen ve denetmenler tarafından davalının ikamet adresi civarında yapılan çevre soruşturmasında bilgisine başvurulan komşu ve mahalle sakinlerinin şahısların birlikte yaşadıklarına dair beyanları, hastane kayıtları, seçmen geri izleme belgelerindeki kayıtlar ve dosyada yer alan tüm bilgi ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu Kurum işlemine dayanak olan ve Kurum kontrol memurlarının raporun eşdeğer belgelerle aksinin ispatlanamadığı, bu hali ile tutanağın geçerli olduğu ve fiilen birlikte yaşama olgusunun sabit olduğu, bu bağlamda asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ....'ın muhalefetine karşı, Başkan ...., Üyeler....,,,....ve ....'ün oyları ve oy çokluğuyla,
05.02.2024 gününde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1.Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın eşinden 2004 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı kadına ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2017 yılında yapılan denetim sonrası eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile 2008 2017 yılları için 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
2.Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun'un 5754 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
3.Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.
4.Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırmasına yönelik bozulması görüşüne katılınmamıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:26:01