Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/13034
2024/727
5 Şubat 2024
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/23 E., 2023/112 K.
KARAR: Karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda,Yargıtay 10. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkil Kurum sigortalısı .....'ın, 24.09.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefatı nedeniyle 293,79 TL tedavi gideri yapıldığını, sigortalının hak sahiplerinden 372.956,41 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 489,00 TL cenaze yardımı ödendiğini, davalının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, meydana gelen Kurum zararından şimdilik 74.747,84 TL'nin davalıdan tazminini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tazminata konu kaza, çalışanın ağırlıklı olarak kendi kusuru neticesi meydana geldiğini ve Dörtyol 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/9 E sayılı ceza dosyasındaki karara esas alınan, 15.09.2017 tarihli son bilirkişi raporuna göre müteveffa çalışanın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu müvekkil şirket ....ve ..... Endüstrisi A.Ş.'nin ise tali kusurlu olduğu, belirlenen personelleri dolayısıyla müteselsilen tali kusurlu olduğunu, bu nedenle davalı müvekkil şirketin tali kusuru oranında tazminatla sorumlu tutulması gerektiğini, davacının saklı tuttuğu 373.739,20 TL Kurum zararı talebinin müvekkil şirketçe kabulünün mümkün olmadığını, davacı Kurum tarafından iş bu davadan önce davalı müvekkil şirkete ne bir ödeme ihtarı ne de hesap cetveli gönderilmediğini, davalı müvekkil şirketin bu borcun kesinleşmesi halinde, borcu ödememekten dolayı temerrüdü bulunmadığını, bu nedenle, davadan önce temerrüde düşürülmediği için davacının talep ettiği gelir bağlama, onay ile sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizin de kabulünün mümkün olmadığını, müvekkil şirkete kusuru oranında sorumluluk yüklenecekse bu tazminat miktarına uygulanacak faizin de dava talep tarihinden itibaren uygulanabileceğini, belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2020 tarihli ve 2018/207 E., 2020/71 K., sayılı kararıyla; işveren davalının %70 sigortalının %30 kusurlu olduğunu bildiren kusur raporunu hükme esas alarak davanın kabulüne, 261.617,44 TL Kurum zararının sarf, onay ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve 2021/758 E., 2022/402 K., sayılı kararıyla; davacı Kurum ile davalı Yücel Boru A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1 b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ile davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairemizin, 21.12.2022 tarihli ve 2022/12415 E., 2022/16454 K. sayılı kararıyla; "Mahkemece yapılacak iş, ceza dosyasını ve tazminat dosyalardan alınan kusur raporları ile mahkeme dosyasından alınan kusur raporları arasındaki olayın oluşuna ilişkin maddi olgulardaki farklılıklar nedeniyle, çelişkinin giderileceği ve 6331 sayılı Kanun da ayrıntılı bir şekilde tartışılıp değerlendirilecek şekilde olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden yeniden oluşa uygun bir kusur heyet raporu alınmalı, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Dava konusu edilen gelirlerin, 506 sayılı Kanun'un 92 nci maddesi (5510 sayılı Kanun'un 54 üncü madde) uyarınca indirildiğinin anlaşılması halinde; davalının tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarının; gelirin başladığı tarih itibariyle 506 sayılı Kanun'un 92 nci maddesi (5510 sayılı Kanun'un 54 üncü madde) uyarınca indirilmiş hâli üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerli gelir miktarına, indirme tarihine kadar yapılan fiili ödeme miktarının yarısı da eklenmesi suretiyle belirlenmelidir. Mahkemece; dava konusu edilen gelirlerin, 506 sayılı Kanun'un 92 nci maddesi (5510 sayılı Kanun'un 54 üncü madde) uyarınca yarıya indirilmiş olup olmadığı belirlenerek yarıya indirildiğinin belirlenmesi halinde gelirin başlangıç tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun'un 92 nci madde (5510 sayılı Kanun'un 54 üncü madde) uygulaması gözetilerek belirlenmiş (yukarıda anlatılan şekilde hesaplanmış) miktarını gösterir ilk peşin sermaye değeri Kurumdan sorulmalı, davalının tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir." gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili verdiği dilekçe ile davalı tarafından dava konusu edilen Kurum zararı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin ödendiğini davanın konusuz kaldığını belirterek konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiği Kurum alacağının vekalet ücreti ve yargılama gideri dahil ödendiği ve davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; yapılandırma başvurusnda fark Kurum alacağının olması halinde alacağın tamamının ödenmesinin taahhüt edildiğini, davalının %100 kusurlu olduğunu, bu kusur oranı üzerinden Kurum zararının karşılanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un 21/1 maddesi hükümleridir.
2.Yapılandırma kanunu çerçevesinde borcun ödenmiş olması, yapılandırmanın karşılıklı anlaşmayı içermesi, davacı Kurumun yapılandırmayı kabul ederek alacağın tamamını belirlemesi, 7256 sayılı Kanun'un ortak hükümler başlıklı 3 üncü maddesinin 13/a fıkrasının son kısmındaki “Borçlularca, bu kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi halinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez” ibaresi karşısında, Kurumun ihtilafı sürdürememesi ile aynı maddenin 13/ç fıkrasının “Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz.” hükmüne amir düzenlemesini içerir. Söz konusu yapılandırma kanunu çerçevesinde borcun ödenmiş olması, yapılandırmanın karşılıklı anlaşmayı içermesi, davacı Kurumun yapılandırmayı kabul ederek alacağın tamamını belirlemesi, 7256 sayılı Kanun'un ortak hükümler başlıklı 3 üncü maddesinin 13/a fıkrasının son kısmındaki “Borçlularca, bu kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi halinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez” ibaresi karşısında, Kurumun ihtilafı sürdürememesi ile aynı maddenin 13/ç fıkrasının “Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz.” hükmüne amir düzenlemesini içerir.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, yapılandırma bilgilendirmesine göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:26:01