Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12703

Karar No

2024/707

Karar Tarihi

5 Şubat 2024

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/238 E., 2022/541 K.

KARAR: Kısmen kabul

Taraflar arasındaki yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Bağ Kur sigortalısı olup, 24.01.2000 tarihinde yaptığı başvuru üzerine 01.02.2000 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, bilahare SSK'dan bildirilen hizmetlerin hatalı bildirildiği, aylık koşullarını oluşturmadığından bahisle aylığının iptal edildiği, işlemin Kurum hatasından kaynaklandığı, Kurum hatalı davranmasaydı 3 aylık prim daha ödeyerek Nisan ayında başvuruda bulunup Mayıs ayı itibariyle aylığa hak kazanacağı, aradan 7 yıl geçikten sonra iptal edilerek 2 yıllık prim borcu çıkarılması işlemine karşı dava açtıkları, Mahkemece kurulan hükmün kısmen bozulması sonucu bu kez yaşlılık aylığına ilişkin hüküm kurulmadığı, sadece Kuruma borçlu olmadığına dair karar verildiği, önceki davanın açılışından sonra yargılama sırasında eksik primlerin ödenmiş olması sebebiyle aylık bağlama şartlarının gerçekleşmiş olduğu, Kurum tarafından çakışan ve dikkate alınmayan 218 günlük prim gün sayısının Kurum hesaplarında güncelleştirilerek mahsuplaştırılmış olması halinde borçlu değil alacaklı olduğu görüleceği iddiasıyla davacıya 01.05.2000 tarihinden, kanaat edilmediği taktirde ilk dava açılışından sonra 01.06.2007 tarihinden bu da olmadığı taktirde 01.09.2009 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının aylığının 4/a hizmet bildiriminin düşmesi nedeniyle prim gün koşulu oluşmadığından iptal edildiği, davacı tarafından açılan ilk davada aylık bağlanması yönündeki talebin reddedildiği, kararın onama ile kesinleştiği, davacının prim borcunu 08.12.2014 tarihinde ödediği için takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasının mümkün olmadığı, önceki kararda Kurum işleminin iptali talebinin reddine karar verildiği, ancak davacının kıt kanaat geçindiği ve maaşı tükettiği gerekçesiyle iade işleminin iptaline karar verildiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından 03.04.2019 tarihli ve 2015/105 Esas, 2019/230 Karar sayılı karar ile davacıya 01.02.2000 tarihinden itibaren başlamak üzere yaşlılık aylığı bağlanmış olduğu ancak bu yaşlılık aylığının 10.05.2005 tarihli Edirne Tekirdağ Sosyal Güvenlik Merkezi arasındaki kurum içi yazışmaları ile davacının 01.04.1971 30.09.1971 arasında 180 gün, 01.01.1978 28.06.1978 arasında 178 gün, 01.11.1982 30.11.1982 arasında 30 gün olmak üzere toplam 388 gün prim sayısının bulunduğu ve davacının bu hizmet sürelerine dikkate alınmasının gerektiği ve bu yeni duruma göre davacının 01.01.1978 30.11.1982 tarihleri arasında geçen sigortalılık süresi Bağ Kur hizmet süresi ile çakıştığından dikkate alınmadığı, 01.04.1971 30.09.1971 tarihleri arasındaki daha önce 270 gün olarak bildirilen sigortalılık süresinin bu kez 180 gün olarak bildirilmiş olması nedeniyle davacının prim gün sayısının 9000 günün altına düştüğü, bu nedenle aylıkların iptal edilerek ve şartları tamamlayarak yeniden talepte bulunulması halinde yeniden aylık bağlanacağının bildirilmiş olduğu, bunun üzerine davacının Kurum aleyhine 2007/506 Esas sayılı dosya ile yaşlılık aylığının kesilmesine yönelik işleminin iptali ile 01.05.2000 tarihinden geçerli olmak üzere yeniden aylık bağlanmasını talep ettiği, yapılan yargılama sonucunda davacının 2007/506 Esas numaralı dosyasında kendisine bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilmesi nedeniyle Kurum işleminin iptalini talep ettiği, davacının 01.09.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verildiği, ancak dava açılma tarihinin 22.03.2007 olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir tarih olan 01.09.2009 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle kararın bozulduğu ve bu bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılamada davacının talebinin reddine karar verildiği, bu kez 2015/105 Esas numaralı dosyasında davacı sırası ile terditli olarak 01.05.2000, 01.06.2007, 01.09.2009 tarihlerinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasının tespitinin talep edildiği, 2007/506 Esas sayılı davasının yargılaması sırasında davalı Kurumdan davacının 2000 yılı Şubat, Mart, Nisan aylarına ait prim ve gecikme zammı borcunun ne kadar olduğunun sorulduğu, yargılama sırasında davacı vekilinin 2000 yılı 2 3 4 üncü aylarına ait 90 günlük Bağ Kur prim borcunun olduğunun Kurumca bildirildiği buna göre prim borcunun tamamının bir kısmını 28.03.2007 tarihinde, bir kısmını da 11.08.2009 tarihinde yatırmış olduğu, buna göre sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin yönetmeliğin aylık bağlandıktan sonra prim ödeme gün sayısı eksik olduğu tespit edilenler başlıklı 35 inci maddesine göre davacı gerekli olan 63 günlük eksik sigortalılık süresini 28.03.2007 tarihinde prim ve gecikme zammını yatırarak tamamlamış olduğundan 01.04.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği ancak davacının 01.06.2007 tarihinden itibaren talebi bulunduğundan talebe bağlı kalınarak 01.06.2007 tarihinden geçerli olarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği gerekçesiyle davacının talebine bağlı kalınarak 01.06.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin 27.05.2021 tarihli ve 2019/1192 Esas, 2021/698 Karar sayılı kararı ile davacıya 9024 prim günü ile aylık bağlandığı, birleştirilen SSK hizmetlerinden 90 günün iptal edilmesi sonucu toplam 8.934 prim günü ile aylık koşullarını kaybettiği, ancak önceki dava esnasında Kurum tarafından 3 aylık prim borcunun 28.03.2007 tarihinde ödendiği davacının esasen aylık için 90 gün değil 66 prim gününe ihtiyacı olduğu, borcun ödendiği 28.03.2007 tarihini takip eden aybaşı itibariyle aylığa hak kazandığı, Mahkeme kararında hata bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli ve 2019/1192 Esas, 2021/698 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Dairemiz tarafından 14.02.2022 tarihli ve 2021/8452 Esas, 2022/1816 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,

2 Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya 24.01.2000 tarihli tahsis talebine istinaden 30.09.1975 24.01.2000 tarihleri arasındaki 8754 gün 1479 sayılı Kanun'a göre Bağ Kur hizmeti, 270 gün 506 sayılı Kanun'a tabi hizmeti ile birlikte toplam 9024 gün üzerinde 01.02.2000 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak Edirne Sigorta İl Müdürlüğü'nün 10.05.2005 tarihli yazısından 90 günlük çalışmanın davacıya ait olmadığı halde davacıya maledilerek bildirildiği anlaşıldığından 06.03.2007 tarihinde davacının 1479 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi gereğince 9000 gün toplam hizmeti bulunmadığından davacıya bağlanan yaşlılık aylığının iptal edildiği ve davacıya ödenen aylıkların faiziyle birlikte iadesinin istendiği, davacının 22.03.2007 tarihinde açtığı dava ile kurum işleminin iptalini talep ettiği,davada verilen Aylığın kesilmesi yönündeki kurum işleminin iptali talebinin reddine, Davalı kurumun ödemiş olduğu aylıkları geri isteme işleminin iptaline, davacı tarafın aylığın yeniden bağlanması yönündeki talebinin dava tarihi itibari ile şartlar oluşmadığından reddine dair verilen kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2014/5501 E., 2014/9930 K. sayılı ilamıyla onanmasına karar verildiği,

Davacının bu kez eldeki dava ile 01.05.2000 tarihinden, kanaat edilmediği taktirde ilk dava açılışından sonra 01.06.2007 tarihinden bu da olmadığı taktirde 01.09.2009 tarihinden itibaren aylık bağlanması talebinde bulunduğu, Mahkemece davacının 01.06.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece verilen karar eksik incelemeye dayalıdır. Davacının 01.06.2007 tarihli talep yönünden irdeleme yapılıp, bu tarih itibarıyla davacının tahsise esas sigortalılık süreleri belirlenerek aylık bağlama koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirir.

O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır..."

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 01.06.2007 tarihine göre hizmet sürelerinin; 01.04.1971 30.09.1971 tarihleri arasında 180 gün süreyle 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı hizmetinin bulunduğu, 30.09.1975 13.08.2002 tarihleri arasında 9673 gün süreyle 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı hizmetinin bulunduğu, davacının 01.06.2007 tarihine göre toplam sigortalılık hizmetinin 9853 gün olduğu, davacının 25.11.1951 doğumlu olduğu 01.06.2007 tarihine göre yaşının 55 yaş 6 ay 6 gün olduğu, 1479 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesi birinci fıkrasında “Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.10.1999 tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az kalan sigortalıların, tam veya kısmi yaşlılık aylığı talep hakları saklı olduğu” hükmü yer aldığı, davacının 01.10.1999 tarihine göre prim ödeme gün sayısının 8461 gün olduğu (23 yıl 6 ay) davacının 25 yıl hizmet süresini tamamlamaya kalan sürenin 2 yıldan az olduğu, bu nedenle 25 yıl hizmet süresini tamamlaması şartıyla yaş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanabileceği, davacının 01.07.2007 tarihine göre hizmet süresinin 25 yıldan fazla olması (9853 gün) nedeniyle 01.06.2007 tarihine göre yaşlılık aylığına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacıya 01.06.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının sigortalılığının devam ettiği ve prim borcunu 08.12.2014 tarihinde ödediği, Mahkemece yeterli araştırma yapılmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun Geçici 10 uncu maddeleri ilgili hükümlerdir.

  1. Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekili tarafından temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararyargılamakısmenkabulvıtemyizkararımahkemeıdavaonanmasınavbozmaıııilkdereceııcevapsonrakiıvistinaf

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:26:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim