Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12383

Karar No

2024/706

Karar Tarihi

5 Şubat 2024

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2016/851 E., 2023/254 K.

KARAR: Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı Kurum vekili asıl ve birleşen davanın dava dilekçelerinde özetle; Kurum sigortalısı ...'nın, 05.07.2006 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna girdiği, ayrıca işveren tarafından kazazede .... adına sigortalı işe giriş bildirgesi de verilmediğinin tespit edildiği, iş kazası nedeni ile adı geçen sigortalıya 129.115,01 TL tutarında gelir bağlandığı, 5.257,60TL iş göremezlik ödeneği ödendiği ve 5.099,31 TL hastane masrafı olmak üzere toplam 139.471,92 TL tutarında zarara uğradığı, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenmiş 31.08.2006 tarih 112 sayılı raporda davalı ...'un % 60, ...'ın % 30 ve kazazede işçi.....'nın ise % 10 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği iddiasıyla fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 69.735,96 TL lik kısmının 506 sayılı Kanun'un 10, 26 ve 87 nci maddelerine istinaden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP

Davalı ... ve ... İnş. Proj. Taah. San. Tic. Ltd. Şti vekili özetle; meydana gelen kazada herhangi bir kusurları olmadığı; davalı ... vekili özetle; kazanın meydana gelmesi ile kendisinin bir ilgisi olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemenin 30.09.2013 tarihli ve 2010/248 Esas, 2013/734 Karar sayılı kararı ile dosyada bulunan kusur raporlarından 09.04.2013 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, alınan bu raporda davalıların toplam kusurunun % 90, kazazedenin ise % 10 oranında kusurlu olduklarının anlaşıldığı, davacının işe giriş sigortasının 01.07.2006 tarihinde yapıldığı ancak işe giriş bildirgesinin 07.07.2006 tarihinde verildiği, kaza tarihininde 05.07.2006 olması, dolayısıyla işe girişten bir gün önce bildirimin yapılmadığı, içtihat gereği, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin değerlerine davalı tarafın kusuru oranında davacının talep edebileceği buna göre meydana gelen kazada sigıortalı ...'nın %10 oranında kusurlu olduğu ayrıca 506 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi kapsamında sigortalı işçinin kusurunun en az %50'si oranında kusuru davalı kusuruna eklenerek, sonuç olarak davalının kusuru %95 kabul edilerek davacının davalıdan isteyebileceği ilk PSD li gelirin 122.659,23 TL, GİG ödeneğinin 4.994,72 TL ve tedavi giderinin ise 4.844,34 TL olduğu davacının istemiş olduğu rakamların isteyebileceği rakamlar kapsamında olduğu gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile, mevcut dosya ve birleşen ... 7. İş Mahkemesinin 2012/553 Esas sayılı dosyalar yönünden; 122.659,23 TL PSD li gelirin 24.12.2009 gelir bağlama onay tarihinden itibaren, 4.994,72 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin tediye tarihinden itibaren, 4.844,34 TL tedavi giderinin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Mahkemenin 30.09.2013 tarihli ve 2010/248 Esas, 2013/734 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

  2. Dairemiz tarafından 10.10.2016 tarihli ve 2015/24801 Esas, 2016/12277 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...1 Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki, 'İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22. maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (Anayasa Mahkemesinin 23.11.2006 tarihli ve E:2003/10 K:2006/106 sayılı Kararı ile bu fıkrada geçen “sigortalı veya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere' bölümü iptal edilmiştir.) Kurumca işverene ödettirilir.... İş kazası veya meslek hastalığı, 3. bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3. kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.' düzenlemesine göre; davaya konu iş kazasında kusurlu olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığı sorumludur.

Kusur raporlarının, 506 sayılı Yasanın 26., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; 'İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...' düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.

Eldeki davada, mahkemece davalıların konumlarının, başka bir deyişle davalı ...’nin işveren veya vekili olduğu hususu yeterince irdelenmediği anlaşılmakta olup, olaya uygun kusur raporu esas alınarak davalı ...’nin durumu belirlenmelidir.

2 506 sayılı Yasanın 9. maddesi (Değişik : 25.08.1999 4447 / 12 md. Y.T. 08.09.1999) 'İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.'

Düzenlemeleri öngörülmüştür. Anılan yasanın 10. maddesine göre ise; 9. maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26. maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle Kurum tarafından bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceği düzenlenmiştir. Yani, davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değiştirilen ve 08.09.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9 ve 10. maddesi hükmüne göre riicu alacağından sorumluluğu için; işe giriş bildirgesinin sigortalının, işe başlatılmasından önce verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden önce meydana gelmesi gerekir.

Mahkemece, sigortalının hangi tarihte işe girdiği araştırılarak, işe giriş bildirgesinin Kuruma süresinde verilip verilmediği değerlendirilmelidir.

3 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine ... usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hâkiminin, ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkûmiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, 'Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine', ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45 61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün 2011/19–639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/4–13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 2010/2–76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemeyecektir.

Eldeki davada ise meydana gelen olayla ilgili olarak açılan bir ceza davasının varlığı anlaşılmakta olup, maddi olgunun belirlenebilmesi bakımından, bu davanın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması ve kesinleşmesi halinde kusur yönünden bağlayıcı olmasa da maddi olgular yönünden bağlayıcı olacağı dikkate alınarak davalıların meydana gelen olaydaki kusurları ve ceza davasında mahkûm olan kişilere de kusur izafesinin gerektiği hususları dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O hâlde mahkemece yapılacak iş, öncelikle davalılar arasında yapılan tüm sözleşme veyahut yazılı delil oluşturabilecek şekilde diğer yazılı belgelerden yola çıkılarak davalılar arasındaki hukuki ilişkinin net olarak belirlenmesi, işe giriş bildirgesinin süresinde intikal edip etmediğinin araştırılması ve ceza dosyasının getirtilerek davalıların meydana gelen olaydaki kusurları ve ceza davasında mahkûm olan kişilere de kusur izafesinin gerektiği hususları dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi,

Kuşkusuz verilecek kararda, kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın da gözetilmesi gerekecektir.

O hâlde, davacı Kurum avukatı ile davalılardan ...’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..."

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 07.12.2017 tarih ve 2013/7 Esas, 2017/270 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyulduğu, bozma kararında tedavi evraklarının ilgili hastanelerden getirtilerek yüksek sağlık kurulundan itiraz alınması gerekirken ve davamında da itiraz halinde Adli Tıp Kurumu konuya ilişkin ana bilim dalında güç kaybının kesin olarak belirlenmesi, iddia edildiği gibi uygulanan tedavi yanlışlığı ve yetersizliğinin güç kaybı oranının artmasına neden olup olmadığı ve illiyet bağının bulunup bulunmadığı araştırılması talimatı gereği ilgili hastanelerden tıbbı evraklar getirtildiği, YSK'nın 29.10.2006 tarihli raporunda %57 oranında maluliyet kaybı olduğu belirlendiği, Adli Tıp 3. İhtisas dairesinden alınan raporda da maluliyet oranının %52,0 olduğu, Adli tıp Genel Kurulunca da 06.10.2011 tarihli raporda maluliyet oranının %52 olarak tespit edildiği, bu arada ortak kusur yönünden yapılan araştırmada nihai olarak Adli Tıp 2. İhtisas dairesinden alınan raporda kaza geçirenin kazanma gücünün kaybında yapılan tedavilerin olumsuz etkisinin olmadığı, sağlık çalışanlarına atfı kabil kusur bulunmadığı davacıya yapılan tedavide davalı idarenin de herhangi bir kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, bütün bu belgeler geldikten sonra kurumdan ilk peşin sermayeli gelir tablosu getirtildiği, yapılan hesaplamalarda davacının rücu miktarının 12.889,40 TL olduğu ve hastane masraflarınında 224.13 TL olduğu bu rakamlara varırken kusur oranının %90 olarak tespit edildiği ve bilirkişi raporunun denetime el verişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 12.889,40 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin tahsis tarihinden itibaren 224,13 TL hastane masrafları giderinin ise ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

  1. Mahkemenin 07.12.2017 tarih ve 2013/7 Esas, 2017/270 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalı Ahmet Karaca vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

  2. Dairemiz tarafından 02.12.2019 tarihli ve 2018/3079 Esas, 2019/9308 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...Dava, 23.06.1997 tarihinde meydana iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelir ile yapılan geçici iş göremezlik ödemesi ve tedavi giderlerinden oluşan Kurum zararının rücuan tazmini istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.

1 Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki '…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…' bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkı, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olup, Kurum alacağının belirlenmesinde dikkate alınması gereken, gelirin ilk peşin sermaye değeridir.

Kurumun, sigortalı veya haksahiplerine bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır.

Kazanılmış haklar, hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan 'Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir' hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Diğer yandan, maddi anlamda kesin hüküm, yargısal kararlara tanınan hukuksal gerçeklik niteliğidir. Maddi anlamda kesin hüküm sayesinde, mahkeme kararlarına güven duyulması ve bu kararların uygulanması, yanlar arasındaki uyuşmazlığın bütün bir gelecek için son bulması, çelişik kararlar verilmesine engel olunması, toplumsal yaşam için zorunlu olan hukuksal istikrarın sağlanması amaçlanır.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı öncesinde 506 sayılı Kanunun 26. maddesine dayalı olarak açılan davalarda Kurumun rücu alacağı, sigortalı ya da hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği miktarla sınırlıdır. Davacı Kurumun, belirlenen bu miktar ile sınırlı olmak üzere; gelirin ilk ve artışa ilişkin peşin sermaye değerleri karşılığının tahsilini istemesi, iptal öncesi yasal düzenlemelere uygun bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi kararlarının mahkemeleri bağlayıcı niteliği açıktır. Ne var ki bu etki, kararın yayımlanması ile ortaya çıkar, derdest olan davalar açısından geçerlidir. Artışların bir bölümünün ilk rücu davasında hüküm altına alınmış olması, maddi anlamda kesin hüküm niteliğindedir. Davacı Kurumun rücu hakkının hukuksal temelinin ve kapsamının Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasındaki tanımı, kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı, engelleyici nitelikte sonuç doğurmayacaktır.

Sigortalı veya haksahiplerine bağlanan gelirde meydana gelen her artış ya da değişiklik ayrı bir olgu niteliğindedir. İlk peşin değerli gelir ile artışlar nedeniyle açılan ilk rücu davasının kesinleşmiş olması, ilk peşin değerli gelirin (ilk davada hüküm altına alınmayan) kusur farkı nedeniyle kesin hüküm engeli oluşturmayacağı da belirgindir. Eldeki davada, sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri, artışlardan bağımsız, ayrı bir olgu, ayrı bir değer ifade etmektedir. (HGK 2008/10 363 Esas 2008/366 Karar)

Sigortalı ...’ye, geçirdiği iş kazası sonucu Kurum tarafından %54 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden gelir bağlandığı ve sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp 3. ihtisas Dairesi ve Adli Tıp Genel Kurul’undan alınan raporlarda sürekli iş göremezlik oranının %52 olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut peşin sermaye tablolarında belirtilen gelirlerin farklılığı karşısında bir çelişkinin varlığı söz konusudur. Buna göre, mahkemece, sigortalı kazalının, ilk gelire girdiği tarih itibariyle kesinleşen sürekli iş göremezlik oranı % 52 üzerinden geliri sorulmalı ve sonuca görede, davacının, kesinleşen rücu davasında, artışlı olarak geliri talep ettiği ve % 10 üzerinden artışlı olarak talebin kabul edildiği görülmekle, dava ve karar tarihi dikkate alındığı zaman o dönemdeki yasal koşulların buna cevaz verdiği ve bu haliyle Kurum lehine kazanılmış hak oluştuğu belirgin olup Kurumca gönderilecek ilk peşin sermaye değer tablosundaki gelir üzerinden davalıların kusur karşılığı bulunduktan sonra, ilk rücu davasındaki kabul edilen % 10’luk kısmın içinde artışlarda olduğu için (1.611,00TL), bakiye alacağı belirlerken, Kurum’dan gelen İlk peşin sermaye değer tablosundaki gelirin % 10’u belirlenerek bu kısım düşülüp bakiye Kurum alacağı belirlenmeli, ilk davada hüküm altına alınıp kesinleşen miktar artışları da içerdiği için bunun tamamının düşülmesi (1.611,00 TL) hakkaniyete aykırı olacağı gözetilmelidir. Hüküm kurulurken kararı temyiz eden davalı Ahmet Karaca yönünden bu şekilde hesap yapılmalı, kararı temyiz etmeyen diğer davalı şirket yönünden, Kurum lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu da dikkate alınmalıdır.

2 Sadece sürekli iş göremezlik oranına itiraz sebebiyle davaya dahil edilen sigortalı kazalı .... hakkında da tüm talepler yönünden kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı sonrasında dosya kapsamına dahil edilen ....., ... ve ... tarafından tanzim edilen 04.03.2022 tarihli kök ve 14.12.2022 tarihli ek raporların dosya kapsamına uygun olduğu, alınan bu raporlarda davalılardan ... İnş. Prj. Ltd. Şti. ve ... Yapı Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.'nin toplam kusurunun %90, kazazedenin ise %10 oranında kusurlu oldukları ve davalı ... ile birleşen dosya davalısı ... Telekomünikasyon şirketinin ise kazanın meydana gelmesinde kusurlu bulunmadıklarının anlaşıldığı, davacının işe giriş sigortasının 01.07.2006 tarihinde yapıldığı ancak işe giriş bildirgesinin 07.07.2006 tarihinde verildiği, kaza tarihininde 05.07.2006 olması, dolayısıyla işe girişten bir gün önce bildirimin yapılmadığı, Yüksek Mahkememizin içtihadı gereği, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin değerlerine davalı tarafın kusuru oranında davacının talep edebileceği, buna göre meydana gelen kazada sigortalı .....'nın %10 oranında kusurlu olduğu, ayrıca 506 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi kapsamında sigortalı işçinin kusurunun en az %50'si oranında kusuru davalı kusuruna eklenerek, sonuç olarak davalının kusuru %95 kabul edilerek davacının davalıdan isteyebileceği ilk PSD li gelirin 122.659,23 TL, GİG ödeneğinin 4.994,72 TL ve tedavi giderinin ise 4.844,34 TL olduğu, davacının istemiş olduğu rakamların isteyebileceği rakamlar kapsamında olduğu anlaşılmakla davalılar ... İnş. Prj. Ltd. Şti. Ve ..... Yapı Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti.'nin yönünden açılan davanın kabulüne ve davalılar ...., ... ile birleşen dosya davalısı .... Telekomünikasyon şirketi yönünden açılan davanın reddi gerekçesiyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; 122.659,23 TL PSD’li gelirin 24.12.2009 gelir bağlama onay tarihinden itibaren, 4.994,72 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin tediye tarihinden itibaren, 4.844,34 TL tedavi giderinin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan ... İnşaar Proje Taahhüt Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve .... Yapı Sistemleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalılar ... ve ... ile birleşen dosya davalısı ... Telekonikasyon Elk Gıda San ve Tic. Ltd. Şti. yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...'un yapılandırma kapsamında davaya konu rücu alacağının tümünü peşin olarak ödediği ve davanın konusuz kaldığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödeme ve harcamalar nedeniyle oluşan davacı Kurum zararının davalılarda rücuen tahsiline ilişkin alacak davasıdır.

2.İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesidelaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 26 ncı maddesi ilgili hükümlerdir.

  1. Değerlendirme

  2. Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

  3. Eldeki davada, davalı ...'un 7440 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” kapsamından faydalanarak peşin olarak 02.06.2023 tarihinde davacı Kuruma ödeme yaptığı iddia edilerek bir kısım form ve ödeme planının ibraz edilmesi karşısında, dava konusunun devam edip etmediği hususunun belirlenmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararyargılamatemyizvı.ıdavakararıııımahkemebozulmasınaııcevapsonrakiıvbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:26:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim