Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12961

Karar No

2024/705

Karar Tarihi

5 Şubat 2024

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/31 E., 2023/442 K.

KARAR: Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalısı ...’nün

davalı işveren... İnş. Taah. Teks. Tar. Hay. San. ve Tic. A.Ş.’ye ait işyerinde

çalışmakta iken 23.06.1997 tarihinde meydana gelen iş kazası sebebiyle malul kaldığı, sigortalıya

bağlanan 16.111,74 TL tutarındaki peşin değerli gelir, 560,32 TL tutarındaki masraf ve ödenek ile

469,53 TL tutarındaki işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.141,61 TL Kurum zararından şimdilik %10 ve

%50’sine tekabül eden 2.126,10 TL’nin davalılardan tahsili amacıyla açılan E.1999/208 ve E.2000/420

sayılı dosyaların E.1999/208 sayılı dosyada birleştirilerek yapılan yargılama neticesinde verilen

27.06.2001 tarih ve K.2001/276 sayılı kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E.2001/5791, K.2001/6527

sayılı ilamı ile onanmak suretiyle kesinleştiği, kesinleşen karara mesnet kusur bilirkişi raporu ile davalı

işverenin %70 ve diğer davalı ...’nın %20 oranında kusurlarının bulunduğunun tespit

edildiği, bu davada 2.126,10 TL’nin hüküm altına alınmış olduğu iddiasıyla ilk peşin değerli gelirler

açısından 12.889,39 TL, masraf ve ödemeler açısından 224,13 TL ve işlemiş faizden 187,81 TL’nin

davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP

Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ayıp ve kusurunun bulunmadığı, kaza sonrası maluliyetin SSK'nın yanlış tedavi etmesi nedeniyle meydana geldiği, davalının davacıyı bizzat tedavi ettirdiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemenin 06.02.2002 tarihli ve 2001/522 Esas, 2002/42 Karar sayılı kararı ile davalı tarafın ileri sürdüğü savunmaların mahkemenin kesinleşen dosyasında da ileri sürüldüğü ve söz konusu dosya onanarak kesinleştiğinden iddia edilen hususlarda yeniden inceleme yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 12.889,49 TL gelirin 27.05.1999, 224,13 TL hastane masrafı ve geçici iş göremezlik ödeneğinin 21.05.1999 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına karar verilmiştir.

IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. İlk Bozma Kararı

  1. Mahkemenin 06.02.2002 tarihli ve 2001/522 Esas, 2002/42 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Dairemiz tarafından 22.10.2002 tarihli ve 2002/7877 Esas, 2002/7885 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...Davalı işveren vekili, yanıt dilekçesinde ve yargılama sürecinin sonraki aşamalarındaki beyanlarında, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalının davacı Kurum hastanelerinde yapılan tedavisinin ayıplı ve yetersiz olduğunu, müvekkil tarafından el ve mikro cerrahi hastanesinde yaptırılan ameliyat ve tedavi sonucunda sigortalının meslekte kazanma güç kaybı oranının azaldığını ve anılan hastane tedavisi sonucunda davacı Kurum hastanesinde yapılan tedavinin yetersizliğinin de belirlendiğini ileri sürerek konuya ilişkin belgeler sunmuş olup, davalı işveren vekilinin bu savunmaları doğrultusunda, 506 sayılı Yasanın 109 maddesinde öngörülen prosedür doğrultusunda inceleme yapılarak, sigortalının tedavisine ilişkin SSK ve özel hastanedeki dosyaları tüm içerikleriyle getirtilip, konu hakkında öncelikle Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu'ndan itiraz doğrultusunda rapor alınması, anılan kurul tarafından verilen raporun davacı Kurum açısından bağlayıcı olmasına karşın davalı işverenin bu rapora itirazı halinde Adli Tıp Kurumu veya tıp fakültelerinin konuya ilişkin ana bilim dalı uzmanlarından oluşturulan kurullardan rapor alınmak suretiyle, uğradığı iş kazasına bağlı olarak sigortalının meslekte kazanma güç kaybı oranının kesin biçimde belirlenmesi; ayrıca iddia edildiği gibi kaza sonrası uygulanan tedavi yanlışlığı ve yetersizliklerinin güç kaybı oranının artmasına neden olup olmadığı, böyle bir etki var ise, bunun iş kazası ile sürekli iş göremezlik durumuna girme konumu arasındaki illiyet bağını kesici nitelikte olup olmadığı yönlerinin araştırılıp irdelenmesi, meslekte kazanma güç kaybı oranı konusunda ortaya çıkacak değişikliğin kesinleşen gerçek zarar tavanına yansıtılması gereklerinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."

B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 07.12.2017 tarih ve 2013/7 Esas, 2017/270 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyulduğu, bozma kararında tedavi evraklarının ilgili hastanelerden getirtilerek Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınması gerekirken ve davamında da itiraz halinde Adli Tıp Kurumu konuya ilişkin ana bilim dalında güç kaybının kesin olarak belirlenmesi, iddia edildiği gibi uygulanan tedavi yanlışlığı ve yetersizliğinin güç kaybı oranının artmasına neden olup olmadığı ve illiyet bağının bulunup bulunmadığı araştırılması talimatı gereği ilgili hastanelerden tıbbı evraklar getirtildiği, YSK'nın 29.10.2006 tarihli raporunda %57 oranında maluliyet kaybı olduğu belirlendiği, Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinden alınan raporda da maluliyet oranının %52,0 olduğu, Adli Tıp Genel Kurulunca da 06.10.2011 tarihli raporda maluliyet oranının %52 olarak tespit edildiği, bu arada ortak kusur yönünden yapılan araştırmada nihai olarak Adli Tıp 2. İhtisas Dairesinden alınan raporda kaza geçirenin kazanma gücünün kaybında yapılan tedavilerin olumsuz etkisinin olmadığı, sağlık çalışanlarına atfı kabil kusur bulunmadığı davacıya yapılan tedavide davalı idarenin de herhangi bir kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, bütün bu belgeler geldikten sonra Kurumdan ilk peşin sermayeli gelir tablosu getirtildiği, yapılan hesaplamalarda davacının rücu miktarının 12.889,40 TL olduğu ve hastane masraflarınında 224.13 TL olduğu bu rakamlara varırken kusur oranının %90 olarak tespit edildiği ve bilirkişi raporunun denetime el verişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 12.889,40 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin tahsis tarihinden itibaren 224,13 TL hastane masrafları giderinin ise ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

  1. Mahkemenin 07.12.2017 tarih ve 2013/7 Esas, 2017/270 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

  2. Dairemiz tarafından 02.12.2019 tarihli ve 2018/3079 Esas, 2019/9308 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...Dava, 23.06.1997 tarihinde meydana iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelir ile yapılan geçici iş göremezlik ödemesi ve tedavi giderlerinden oluşan Kurum zararının rücuan tazmini istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.

1 Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki '…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…' bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkı, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olup, Kurum alacağının belirlenmesinde dikkate alınması gereken, gelirin ilk peşin sermaye değeridir.

Kurumun, sigortalı veya haksahiplerine bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır.

Kazanılmış haklar, hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan 'Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir' hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Diğer yandan, maddi anlamda kesin hüküm, yargısal kararlara tanınan hukuksal gerçeklik niteliğidir. Maddi anlamda kesin hüküm sayesinde, mahkeme kararlarına güven duyulması ve bu kararların uygulanması, yanlar arasındaki uyuşmazlığın bütün bir gelecek için son bulması, çelişik kararlar verilmesine engel olunması, toplumsal yaşam için zorunlu olan hukuksal istikrarın sağlanması amaçlanır.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı öncesinde 506 sayılı Kanunun 26. maddesine dayalı olarak açılan davalarda Kurumun rücu alacağı, sigortalı ya da hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği miktarla sınırlıdır. Davacı Kurumun, belirlenen bu miktar ile sınırlı olmak üzere; gelirin ilk ve artışa ilişkin peşin sermaye değerleri karşılığının tahsilini istemesi, iptal öncesi yasal düzenlemelere uygun bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi kararlarının mahkemeleri bağlayıcı niteliği açıktır. Ne var ki bu etki, kararın yayımlanması ile ortaya çıkar, derdest olan davalar açısından geçerlidir. Artışların bir bölümünün ilk rücu davasında hüküm altına alınmış olması, maddi anlamda kesin hüküm niteliğindedir. Davacı Kurumun rücu hakkının hukuksal temelinin ve kapsamının Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasındaki tanımı, kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı, engelleyici nitelikte sonuç doğurmayacaktır.

Sigortalı veya haksahiplerine bağlanan gelirde meydana gelen her artış ya da değişiklik ayrı bir olgu niteliğindedir. İlk peşin değerli gelir ile artışlar nedeniyle açılan ilk rücu davasının kesinleşmiş olması, ilk peşin değerli gelirin (ilk davada hüküm altına alınmayan) kusur farkı nedeniyle kesin hüküm engeli oluşturmayacağı da belirgindir. Eldeki davada, sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri, artışlardan bağımsız, ayrı bir olgu, ayrı bir değer ifade etmektedir. (HGK 2008/10 363 Esas 2008/366 Karar)

Sigortalı ...’ye, geçirdiği iş kazası sonucu Kurum tarafından %54 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden gelir bağlandığı ve sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp 3. ihtisas Dairesi ve Adli Tıp Genel Kurul’undan alınan raporlarda sürekli iş göremezlik oranının %52 olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut peşin sermaye tablolarında belirtilen gelirlerin farklılığı karşısında bir çelişkinin varlığı söz konusudur. Buna göre, mahkemece, sigortalı kazalının, ilk gelire girdiği tarih itibariyle kesinleşen sürekli iş göremezlik oranı % 52 üzerinden geliri sorulmalı ve sonuca görede, davacının, kesinleşen rücu davasında, artışlı olarak geliri talep ettiği ve % 10 üzerinden artışlı olarak talebin kabul edildiği görülmekle, dava ve karar tarihi dikkate alındığı zaman o dönemdeki yasal koşulların buna cevaz verdiği ve bu haliyle Kurum lehine kazanılmış hak oluştuğu belirgin olup Kurumca gönderilecek ilk peşin sermaye değer tablosundaki gelir üzerinden davalıların kusur karşılığı bulunduktan sonra, ilk rücu davasındaki kabul edilen % 10’luk kısmın içinde artışlarda olduğu için (1.611,00TL), bakiye alacağı belirlerken, Kurum’dan gelen İlk peşin sermaye değer tablosundaki gelirin % 10’u belirlenerek bu kısım düşülüp bakiye Kurum alacağı belirlenmeli, ilk davada hüküm altına alınıp kesinleşen miktar artışları da içerdiği için bunun tamamının düşülmesi (1.611,00 TL) hakkaniyete aykırı olacağı gözetilmelidir. Hüküm kurulurken kararı temyiz eden davalı ... yönünden bu şekilde hesap yapılmalı, kararı temyiz etmeyen diğer davalı şirket yönünden, Kurum lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu da dikkate alınmalıdır.

2 Sadece sürekli iş göremezlik oranına itiraz sebebiyle davaya dahil edilen sigortalı kazalı A.Osman Ünlü hakkında da tüm talepler yönünden kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2018/3079 Esas ve 2019/9308 Karar sayılı ilamı doğrultusunda SGK'ya müzekkere yazıldığı, SGK Uşak İl Müdürlüğü'nün 04.02.2021 tarihinde verdiği cevapta peşin sermaye değeri hesabında 2000 yılından itibaren COBOL programının kullanıldığı, 2018 Mart ayında EMEKTAR/4A programına geçiş yapıldığı, programın kullanıcıya sigortalının bilgilerini değiştirerek farazi bir gelire bağlı peşin sermaye değeri hesabı yaptırmadığı, hesaplamanın manuel olarak yapılmasının gerektiği, Kurumun il müdürlüğü ve ilçe müdürlüklerinde bu hesabı manuel olarak yapabilecek teknik ve mevzuat bilgisine sahip personel bulunmadığının bildirildiği, SGK Bağımsız ve Hizmet Akdiyle Çalışanlar Emeklilik Daire Başkanlığı'nin 02.07.2021 tarihli yazısında da aynı yönde hesaplama yapılamadığı şeklinde cevap verildiği, SGK tarafından %52 oran üzerinden peşin sermaye değeri hesaplaması yapılmaması nedeniyle Mahkemece yargılamanın sürüncemede kalmaması için dosyanın Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda hesaplama yapılması için bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi Av. .... tarafından düzenlenen 26.07.2023 tarihli raporda dosya kapsamında gönderilen gelir bağlama kararlarından sigortalının 506 sayılı Kanun'un 20 ve giderek 78 inci maddelerine istinaden sürekli iş göremezlik derecesine esas günlük kazancının 854,16 TL olarak hesaplandığı ve bu sebeple 2422 sayılı Kanun'un 17 inci maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen 2 nci Ek maddenin (a) ve (b) bentleri uyarınca taban aylık olan 12/1 derece kademeden gelir bağlanmış olduğu 506 sayılı Kanun madde 96 gereği geliri asgari ücretin çok üzerinde olup kademe ve gösterge katsayısı yükselmeyen sigortalıların şayet sürekli iş göremezlik dereceleri %25 ve üzerinde ise bu sigortalılara tam iş göremezlik geliri bağlanacağı ve bakıma muhtaç duruma girmedikçe aylık gelir miktarları değişmeyeceğinden sigortalı için %54 oranındaki sürekli iş göremezlik derecesine ve %52 oranındaki sürekli iş göremezlik derecesine istinaden bildirilecek ilk peşin değerli gelir miktarları değişmeyerek aynı kalacağı, Kurum tarafından %54 oranındaki sürekli iş göremezlik derecesine istinaden bildirilen 6.896,34 TL tutarındaki ilk peşin değerli gelir ve 498,50 TL tutarındaki SYZ'nin raporda hesaplamalara aynen esas alındığı ve Kurumun ...'dan tahsili gereken zararının ilk peşin değerli gelirler açısından 5.915,87 TL, tedavi masrafları ve geçici iş göremezlik ödenekleri açısından ise 224,13 TL olduğu şeklinde tespit yapıldığı, rapora davalılar tarafından itiraz edilmediği, davacı vekilinin itirazlarının yerinde görülmediği, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2018/3079 Esas ve 2019/9308 Karar sayılı ilamı doğrultusunda davalı işveren... İnş. Taah. Teks. Tar. Hay. San. ve Tic. A.Ş.’nin son kararı temyiz etmemiş olması sebebiyle bu davalı açısından Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak gereği bu davalıdan tahsil olunabilecek Kurum zararının ise ilk peşin değerli gelirler açısından 12.889,40 TL olacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle 12.889,40 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin davalı ... yönünden 5.915,87 TL ile sınırlı olmak üzere tahsis onay tarihi olan 27.05.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve davalı işveren ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine, 224,13 TL tedavi ve hastane masrafının sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve davalı işveren... İnş. Taah. Teks. Tar. Hay. San. ve Tic. AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafın maluliyet oranı tespiti için verilen süreye rağmen dava açmadığı, verilen ilk kararı davalı ...'nın da temyiz etmediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan masraflar nedeniyle oluşan Kurum zararının rücuan tahsili davasıdır.

2.İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 26 ncı maddesi ilgili hükümlerdir.

  1. Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikarartemyizyargılamacobolvı.emektaraıdavaııımahkemekararıonanmasınaııcevapsonrakiıvbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:26:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim