Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/13043
2024/704
5 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI: 2017/24 E., 2017/122 K.
DAVA TARİHİ: 22.05.2007
KARAR: Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Mahkemece 20.09.2023 tarihli ek karar ile davacı Kurum vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri, ek karar davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; Kurumda .... sicil sayılı dosyada işlem gören davalıya ait işyeri işçilerinden .... sigorta sicil nolu .....’in 14.07.2004 tarihinde geçirdiği iş kazası sonrasında vefat ettiği, geride kalan hak sahiplerine kaza nedeni ile 32.930,68 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığı, kaza nedeni ile Aydıncık Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/117 Esas sayılı dosyası üzerinde yapılan yargımla sonucunda, kazanın oluşumunda davalı ...’un 5/8 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, iş güvenliği müfettişlerince yapılan incelemeler sonucunda tanzim edilen kusur raporunda davalı işverenin % 80 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği iddiasıyla ölene ait işe giriş bildirgesi yasal süresi içinde Kuruma bildirilmediğinden 506 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi uyarınca Kurum alacağı olan Kurum giderinin % 80 nine isabet eden 26.345,00 TL nin davalılardan gelir bağlama onay tarihi olan 26.09.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalılar usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 11.02.2010 tarihli ve 2007/35 Esas, 2010/8 Karar sayılı kararı ile davacı Kurumun rücuan tazminat taleplerinin yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un 10 ve 26 ncı maddeleri olduğu, müteveffa işçinin dinlenen tanık beyanları ve dosyadaki bege ve bilgilerden kaza tarihinde ilk olarak davalıya ait işyerinde işe başladığının anlaşılmasıyla sorumluluğun 26 ncı maddeye göre kusura göre belirlenmesi gerektiği, Mahkemenin 2004/52 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu uyarınca kazanın oluşumunda işçinin % 20 ve davalı şirketin % 80 oranında kusurlu olduğu, şirket yetkilisi ...’un kazanın oluşumunda doğrudan bir rolünün bulunmadığı gerekçesiyle ... yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davacı ...(SGK) nın ....'in hak sahibi olan mirasçılarına yapmış olduğu iş verenin kusuruna denk gelen 26.345,00 TL peşin sermaye değerli gelirin, bağlanmasına ilişkin onay tarihi olan 26.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... İnşaat Elektrik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nden alınarak davacı Kuruma verilmesine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
-
Mahkemenin 01.02.2010 tarihli ve 2007/35 Esas, 2010/8 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalı ... İnşaat Elektrik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
-
Dairemiz tarafından 17.01.2012 tarihli ve 2010/9719 Esas, 2011/504 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Dava, 14.07.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ile yapılan ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanun'un 9, 10 ve 26 ncı maddeleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
1 Somut olay incelendiğinde; Aydıncık Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/117 E. 2007/19 K. sayılı dosyasında ....’in ölümü üzerine yapılan yargılama sonucunda yapılan bilirkişi incelmesi neticesinde 5/8 oranında kusurlu olduğu anlaşılan ...’un cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Aydıncık Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/52 E. sayılı hak sahipleri tarafından açılan maddi manevi tazminat dosyası incelendiğinde; davacıların Muhlis Keleş ve Gülistan Keleş olduğu, davalıların ... Elektrik ve TEDAŞ olduğu, yargılama sırasında yapılan bilirkişi incelmesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda ... Elektrik San. Tic. Ltd. Şirketinin kazanın oluşumunda % 80 ve kazalı işçinin %20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği ve mahkemece bu kusur oranları esas alınarak davalı ... yönünden, davanın reddine, diğer davalı yönünden kusuru oranında davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Borçlar Kanunu'nun, Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk arasında münasebet başlıklı 53 üncü maddesine göre, 'Hakim, kusur olup olmadığına... karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi Hukuk hakimini takyit etmez.'
Bu hükümden çıkan genel sonuç, hukuk hakiminin genelde Ceza Mahkemesinden verilen 'hükümlülük' kararı ile bağlı olmasıdır. Şüphe yoktur ki, bu kararın 'kesin nitelikte' bir karar olması gerekir. Bu durumda, halledilmesi gereken sorun, bağlılığın kapsamının ne olması gerekeceğidir. Başka bir anlatımla, Ceza Mahkemesinin kesinleşen hükümlülük kararında, öncelikle, maddi olguların saptanması, bu olgulara bağlı olarak suç teşkil eden bir fiilin, yada, kusurlu hareketin var olup olmadığı, varsa, kusurun derecesi ve bunun sonucunda doğan zarar miktarının ne olduğu söz konusudur. Saptanacak maddi olgulara göre Ceza Mahkemesince kusurun varlığı kabul edildiğinde 'bu kusurun' suç teşkil edip etmeyeceğinin taktirinin, Ceza Hukukunun mesuliyete ilişkin esas ve ilkeleriyle yapılabileceği ortadadır.
Diğer taraftan, saptanacak her kusurlu hareketin hukuki yönden sorumluluk gerektirdiği de söylenemez. Giderek, Ceza Hukuku yönünden suç teşkil etmeyen 'kusur' halinin, genel anlamda Medeni Hukuk yönünden sorumluluğu gerektirebileceği de açıktır. Bu nedenle; hukuk hakiminin '...kusur mevcut olup olmadığına...' karar verebilmesi için ceza hükmü ile bağlı olmayacağı ilkesinin sebebi ortadadır. Bu ilkenin tabii sonucu olarak da, kusur derecesinin takdiri ve bundan doğacak '...zarar miktarının tayini...' hususlarında da hukuk hakiminin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı olmayacağı ilkesinin nedeni Kanun'da kabul edildiği şekilde açıktır.
Ne var ki, Ceza Mahkemesi kendine has usuli kurallar nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir.Bu nedenle, Ceza Mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal, Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesinde öngörülen kuralında doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus Yargıtayın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Şu halde, hukuk hakimi Ceza Mahkemesince saptanan maddi olaylarla bağlı olup, orada belirlenen kusur oranlarıyla bağlı değildir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde; mahkumiyet kararı olan ve davaya konu iş kazasında bir miktar kusur verilmesi yasal gereği bulunan davalı ...'un kusur oranının belirlenmesinin yerine getirilebilmesi için öncelikle Aydıncık Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/117 E. 2007/19 K. sayılı dosyası getirtilmesi ve iş kazasının meydan geldiği alanda (iş güvenliği) uzman olan bilirkişiden alınacak rapor sonrası yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
2 506 sayılı Kanun'un 25.08.1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile değiştirilen ve 08.09.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9 ve 10 uncu maddeleri hükmüne göre, davalı işverenin rücu alacağından sorumluluğu için, işe giriş bildirgesinin sigortalının işe başlatılmasından önce verilmiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden sonra meydana gelmemesi gerekir. Aynı Kanun'un 9 uncu maddesi hükmüne göre, inşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için, işe başlatıldığı gün, Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde ise, en geç bir ay içerisinde işe giriş bildirgesinin verilmiş olması gerekir.
Davalı işyerinin, 02.12.2003 tarihinde, Kanun kapsamına alındığı, iş kazasının 14.07.2004 tarihinde meydana geldiği, davalı işveren firma tarafından, taahhütlü posta yoluyla gönderilen sigortalı Mehmet Sait Keleş'e ait sigortalı işe giriş bildirgesinin 19.07.2004 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal ettiği ve söz konusu işe giriş bildirgesinin yasal süresi içerisinde verilmediği anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğinden 506 sayılı Kanun'un 9 ve 10 uncu madde koşullarının oluştuğu anlaşılmakla beraber; Mahkemece, müteveffa işçinin kaza tarihinde ilk olarak davalıya ait işyerinde işe başladığı gerekçesiyle 10 uncu madde sorumluluğunun söz konusu olmayacağına karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Mahkemece, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda inceleme yapılarak, elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.01.2015 tarihli ve 2014/39 Esas, 2015/12 Karar sayılı kararı ile uyma kararı doğrultusunda Aydıncık Asliye Ceza Mahkemesi 2004/117 Esas sayılı dosyası dosya arasına alınarak kazanın meydana geldiği yerde iş güvenliği uzamanı eşliğinde keşif yapıldığı, bilirkişi raporuna göre davalı işveren şirketin yüzde 80, işçinin yüzde 20 kusurlu olduğunun anlaşıldığı, önceki kararda ... yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği, bu husus temyiz nedeni yapılmadığı gibi bozma sebebi de yapılmadığı, 5510 sayılı Kanuna göre gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin rücunun konusunu oluşturacağına ilişkin açık düzenleme karşısında; bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin hesabında nazara alınan gelir miktarındaki başlama tarihinden sonraki kanun ve katsayı değişiklikleri nedeniyle meydana gelecek artışların Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından istenemeyeceği, davacı Kurumca dosyaya sunulan peşin sermaye değeri hesaplama tablosundan anlaşılacağı üzere kaza yapan işçinin ailesine bağlanan ilk gelirin 14.07.2004 olmakla bu tarihte yapılan ödemeler rücu alacağının konusu olabileceğinden, 14.07.2004 tarihli ödemeler yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermek gerektiği, işverenin, 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi yanında 10 uncu maddesi uyarınca da sorumlu tutulduğu tespit edildiğinden, işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek, hesaplanacak maddi tazminat miktarından, Borçlar Kanununun 43 ve 44 üncü maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50’sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, bu yönde sigortalının kusurunun yüzde 50'si oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı gerekçesiyle ... yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı ... İnş. Elektrik hakkında açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı ...(SGK) nın...'in hak sahibi olan mirasçılarına yapmış olduğu 24.147,14 TL peşin sermaye değerli gelirin, bağlanmasına ilişkin onay tarihi olan 26.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... İnşaat Elektrik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'nden alınarak davacı Kuruma verilmesine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
-
Mahkemenin 15.01.2015 tarihli ve 2014/39 Esas, 2015/12 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairemiz tarafından 19.11.2015 tarihli ve 2015/8359 Esas, 2018/19953 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...1 ) Gerekçeli karar başlığında davalı ... İnşaat Elektrik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin unvanının ... İnşaat Elektrik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. olarak belirtilmesine ilişkin yanlışlık 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304 üncü maddesi gereğince mahallen düzeltilebilir nitelikte olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
2 ) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2004 yılında gerçekleşen iş kazasında yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerine bağlanan ölüm gelirleri nedeniyle uğranılan Kurum zararının davalılardan yasal faiziyle birlikte teselsül hükümleri gereğince rücuan alınması için açılan işbu davanın mahkemece yapılan yargılamasında verilen ilk karar Dairemizin temyiz denetimi üzerine bozulmuş olup bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada düzenlenen bilirkişi raporuyla, meydana gelen kazada davalı işveren ... İnşaat Elektrik San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı işveren vekili konumundaki E....’un toplam %80, sigortalının %20 oranında kusurlarının bulunduğu belirlenmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde, bu Kanun'un uygulanmasında işveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimselerin işveren vekili olduğu, bu Kanunda geçen işveren deyiminin işveren vekilini de kapsadığı, işveren vekilinin bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı aynen işveren gibi sorumlu olduğu belirtilmiş olmakla, bu tür rücû davalarında koşulları gerçekleştiği takdirde anılan Kanun'un 10 uncu maddesinin işverenle birlikte işveren vekili hakkında da uygulanması gerekmektedir.
506 sayılı Kanun'a dayalı rücû davalarında 10 ve 26 ncı maddelerin birlikte uygulanması gerektiğinde de 10 uncu maddedeki '26 ncı maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın' ibarelerinden yola çıkılıp gelir ve giderlerin tümü üzerinden 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44 üncü (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 52 nci) maddeleri gereğince sigortalının kusurunun yarısından az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak işverenin sorumlu tutulacağı tutarlar belirlenmelidir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede, sigortalının bildirimi yasal süresinde gerçekleştirilmediğinden, uyulan bozma ilamında da vurgulandığı üzere 10 uncu maddenin uygulama koşullarının varlığı belirgin olup yöntemince düzenlenen bilirkişi raporuyla iş kazasının gerçekleşmesinde toplam %80 oranında kusurları saptanan davalıların 10 uncu madde kapsamında, somut olayın özelliğine göre rücu alacağından %90 oranında sorumlulukları bulunmaktadır ve buna göre, hak sahiplerine bağlanan gelirlerin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerleri Kurum'dan sorulup açıklıkla belirlendikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 09.06.2016 tarihli ve 2016/14 Esas, 2016/65 Karar sayılı kararı ile ... hakkında verilen karar Mahkemenin 2007/35 Esas 2010/8 Karar numaralı kararı ile kesinleşmekle yeniden kusur izafe edilerek aleyhine hüküm kurulması mümkün olmadığından bu kişi hakkında yeniden davanın reddine karar vermek gerektiği, Yargıtay bozma ilamına uygun olarak dosyaya celp edilen ilk peşin sermaye değeri incelendiğinde murisin yakınların 26.046,55 TL ilk gelir peşin sermaye değeri, 787,28 TL SYZ peşin sermaye değeri bağlandığı anlaşıldığı, toplamda 26.833,83 TL gelir bağlandığı, Yargıtay bozma ilamına uygun olarak hesaplanan bu bedelin yüzde 90'ı 24.150,44 TL yaptığı, davalı ... İnş.'tan alınıp davacı tarafa verilmesi gereken miktarın bu rakam olduğu gerekçesiyle ... yönünden açılan davanın reddine, davalı ... İnş. Elektrik San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı ...(SGK) nın...'in hak sahibi olan mirasçılarına yapmış olduğu 24.150,47 TL peşin sermaye değerli gelirin, bağlanmasına ilişkin onay tarihi olan 26.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... İnşaat Elektrik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nden alınarak davacı Kuruma verilmesine karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
-
Mahkemenin 09.06.2016 tarihli ve 2016/14 Esas, 2016/65 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairemiz tarafından 28.11.2016 tarihli ve 2016/13477 Esas, 2016/14284 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...1 ) Gerekçeli karar başlığında davalı ... İnşaat Elektrik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin unvanının ... İnşaat Elektrik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. olarak belirtilmesine ilişkin yanlışlık bir önceki bozma ilamımızda belirtilmiş olmasına rağmen düzeltilmediği anlaşılmış ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304 üncü maddesi gereğince mahallen düzeltilebilir nitelikte olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
2 ) 2004 yılında gerçekleşen iş kazasında yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerine bağlanan ölüm gelirleri nedeniyle uğranılan Kurum zararının davalılardan yasal faiziyle birlikte teselsül hükümleri gereğince rücuan alınması için açılan işbu davanın mahkemece yapılan yargılamasında verilen karar Dairemizin temyiz denetimi üzerine bozulmuş olup bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada düzenlenen bilirkişi raporuyla, meydana gelen kazada davalı işveren ... İnşaat Elektrik San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı işveren vekili konumundaki ...’un toplam %80, sigortalının %20 oranında kusurlarının bulunduğu belirlenmiştir.
Bir önceki bozma ilamımızda belirtildiği üzere, davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde, bu Kanun'un uygulanmasında işveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimselerin işveren vekili olduğu, bu Kanun'da geçen işveren deyiminin işveren vekilini de kapsadığı, işveren vekilinin bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı aynen işveren gibi sorumlu olduğu belirtilmiş olmakla, bu tür rücû davalarında koşulları gerçekleştiği takdirde anılan Kanun'un 10 uncu maddesinin işverenle birlikte işveren vekili hakkında da uygulanması gerekmektedir.
506 sayılı Kanun'a dayalı rücû davalarında 10 ve 26 ncı maddelerin birlikte uygulanması gerektiğinde de 10 uncu maddedeki '26 ncı maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın' ibarelerinden yola çıkılıp gelir ve giderlerin tümü üzerinden 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44 üncü (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 52 nci) maddeleri gereğince sigortalının kusurunun yarısından az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak işverenin sorumlu tutulacağı tutarlar belirlenmelidir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede, sigortalının bildirimi yasal süresinde gerçekleştirilmediğinden, uyulan bozma ilamında da vurgulandığı üzere 10. maddenin uygulama koşullarının varlığı belirgin olup yöntemince düzenlenen bilirkişi raporuyla iş kazasının gerçekleşmesinde toplam %80 oranında kusurları saptanan davalıların 10. madde kapsamında rücu alacağından %90 oranında her iki davalı müşterek ve müteselsilen sorumlu bulunmaktadır.
Diğer taraftan davalı ... yönünden usuli kazanılmış hak değerlendirilmesi hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda 'usuli kazanılmış hak' kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta ise de bu Kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 18.10.1989 gün 541 534, 21.2.1990 gün 10 117; 7.10.1990 gün 439 562; 19.02.1992 gün 635 82; 23.02.1994 gün 936 94; 03.03.2010 gün ve 2010/12 81 118; 27.09.2006 gün ve 2006/19 635 E. 2006/573 K; 15.10.2008 gün ve 2008/19 624 E. 2008/632 K ile 17.02.2010 gün ve 2010/9 71 E. 2010/87 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır. Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş; bozma gereklerinin yerine getirilmesi olmalıdır. Zira, Mahkemece bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur.
Somut olayda, Mahkemece, 15.01.2015 tarihli kararda davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, davacı Kurum avukatının temyiz talebi üzerine, Dairemizce kararın bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi sonucu kararı temyiz etmeyen davalı ... açısından Kurum lehine usulü kazanılmış hak oluşmaktadır. Olayda, usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre, artık davalı ... açısından açılan davanın reddine karar verilnmesi olanaklı değildir. Bu ilke, kamu düzeni ile ilgili olup Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Mahkemece; açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir ..."
F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, iş kazasının gerçekleşmesinde toplam %80 oranında kusurları saptanan davalıların 10 uncu madde kapsamında rücu alacağından %90 oranında müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğu, Yargıtay bozma ilamına uygun olarak dosyaya celp edilen ilk peşin sermaye değerine göre; murisin yakınlarına 26.046,55 TL ilk gelir peşin sermaye değeri ve 787,28 TL SYZ peşin sermaye değeri olmak üzere toplamda 26.833,83 TL gelirin bağlandığı, Yargıtay bozma ilamına uygun olarak hesaplanan bu bedelin yüzde 90'ının 24.150,47 TL olduğu anlaşılmakla, hesaplanan 24.150,47 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı Kuruma verilmesine karar verildiği gerekçesiyle davalılar ... İnş. Elektrik San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi le davacı ...(SGK) nın...'in hak sahibi olan mirasçılarına yapmış olduğu 24.150,47 TL peşin sermaye değerli gelirin, bağlanmasına ilişkin onay tarihi olan 26.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınacak davacı Kuruma verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Tedaş'ın da kusuru olduğu, davalılardan .... yönünden usuli kazanılmış hak söz konusu olduğu, kusur oranlarının yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; ödenmesi istenen vekalet ücretinin yerinde olmadığı, peşin sermaye değerinin hatalı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Mahkemece Verilen Ek Karar
Mahkemenin 20.09.2023 tarihli ek kararı ile davacı Kurum vekili Av. ... tarafından 18.09.2023 tarihinde temyiz dilekçesi verildiği, gerekçeli kararın davacı vekiline 23.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, kararın itiraz süresinin adli tatil içerisinde olması nedeniyle son itiraz tarihinin 07.09.2023 tarihinde olması gerekirken davacı vekili Av. ...'ın 18.09.2023 tarihinde Mahkeme kararını itiraz ederek temyiz başvuru dilekçesi gönderdiği, ayrıca davalı vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin davacı vekiline 03.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve HMUK'a göre 10 günlük süre geçtikten sonra katılma yoluyla temyiz talebinde bulunulduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz başvurusu süresinde olmadığından temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
D. Ek Karara Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
E. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz sebepleri olarak özetle; katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süresinde olduğu iddiasıyla kararın bozulmasını talep etmiştir.
F. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle oluşan Kurum zararının rücuan tahsili davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesidelaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 10 ve 26 ncı maddeleri ilgili hükümlerdir.
- Değerlendirme
A.Davacı Kurumun Ek Karara Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesi;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11 ve 7/a maddeleri ile Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca Mahkeme kararının davacı Sosyal Güvenlik Kurumu'na vekil adı tebliğ mazbatasında belirtilmek suretiyle davacı Kurum ilgili biriminin elektronik posta adresine tebliğ edilmediği anlaşılmakla katılma yoluyla olduğu beyanını içermesine rağmen usulsüz tebliğe göre davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabul edilmesi gerektiğinden temyiz talebinin reddine dair verilen 20.09.2023 tarihli ek kararın bozularak kaldırılmasına, karar verilmiştir.
B.Asıl Hükme Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesi;
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı Kurum vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 20.09.2023 tarihli ek kararın kaldırılmasına,
2.Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen asıl hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Fazla yatırılan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:26:01