Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12396

Karar No

2024/68

Karar Tarihi

15 Ocak 2024

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/320 E., 2023/358 K.

KARAR: Davanın kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 20.12.1989 ile 31.12.1989 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde çalıştığının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

Fer'i Müdahil Kurum vekili, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2017 tarihli 2016/102 Esas 2017/244 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacının davalı şirkete ait 248259 sicil numaralı işyerinde 20.12.1989 tarihinde işe başladığı ve 31.12.1989 tarihine kadar taleple bağlı kalınarak 11 gün çalıştığı, bu çalışmalarının Kuruma bildirimi yapılmadığı,bildirimi yapılmayan günlerde o günlerin asgari ücretini aldığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 16.07.2018 tarihli 2017/1995 Esas 2018/1249 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Dairece, davacının mahkemece sigortalı kabul edilen tarihte 13 yaşında olduğu, Kuruma 2003 yılında verilen bordroda adı bulunmasına rağmen,bu bordroların Kurumca işleme alınmadığı ve davacı adına tüm sigorta kollarından prim ödendiğine dair delil bulunmadığı anlaşıldığından, davacının hizmetinin tespitine karar verilen dönemde çıraklık sözleşmesinin olup olmadığı, teknik bilgi gerektiren muhasebe bürosu işyerinde ne iş yaptığı araştırılmadan ve yaşı itibari ile öğrenim durumu hakkında araştırılma yapılmadan yazılı şekilde sonuca gidilmesinin doğru olmadığı belirtilmek suretiyle, öncelikle davacının nizalı dönemde eğitimine devam edip etmediği hususunu açıklığa kavuşturmak üzere okul kayıtlarını getirtmek, giderek dava konusu edilen tarihte davalı işyerinde çırak olarak çalışıp çalışmadığını araştırmak, davacı ile davalı işveren arasında çıraklık sözleşmesi bulunup bulunmadığını belirlemek, gerekirse önceden dinlenen tanıkların yeniden beyanları alınarak davacının bu dönemde teknik bilgi gerektiren muhasebe bürosu işyerinde yaptığı işin niteliğini tespit etmek, davacının işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıp katılmadığını,çalışmasının fiili olup olmadığını belirlemek ve sonucuna göre karar vermek gerektiği gerekçeleriyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum özlük dosyasında bulunan ve davacı adına 20.12.1989 işe giriş tarihiyle davalı işverene ait 248259.35 sicil numaralı işyerinden Kuruma verilen işe giriş bildirgesinin çırak olarak değil işçi olarak tanzim edilip Kuruma verildiği, dava döneminde davalı işyerinin faal olduğu, işe giriş bildirgesinin ise işe başlama tarihinden itibaren kısa bir süre sonra 22.01.1990 – 080861 varide alarak Kurum kayıtlarına girdiği, yine davalı işyerinden Kurum kayıtlarına işe giriş tarihinden itibaren 5 yıl geçmeden (Hak düşürücü süre dolmadan) 04.09.2003 tarihiyle ve Kurum kaşesini ihtiva eder şekilde Kuruma 1989 / 3 dönem bordrosunun verildiği ve bu bordroda davacı ... adına sicilsiz 11 gün bildirim 20.12.1989 işe giriş tarihiyle göründüğü ve dosyadaki bu dönem bordrosunda iki çalışan değil 3 çalışanın adı olduğu 1 ) .... 2 ) ... 3 ) ...., her ne kadar tanık olarak ..... davacıyı tanımadığını beyan etmiş ise de dönem bordosunda davacının işe başladığı 20.12.1989 tarihinde (1989 / Aralık ) ayında tanık ... adına işçilik bildirimi olmadığı görüldüğü ve davada dinlenen tanık beyanları ve davacının çıraklık okulunda çırak olarak kaydı olmadığı, davacının Özel İzmir Özel Amerikan Kolejinin orta okuluna giderken ve 13 yaşını doldurduktan sonra okul saatleri dışında davalı işyerinde üretime kısmen katkıda bulunduğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı şirkete ait ..... sicil numaralı işyerinde talep devresi olan 20.12.1989 – 31.12.1989 tarihleri arasında yardımcı işçi olarak çalıştığının kabulü gerektiği gerekçesiyle, davacının davasının kabulüne davacının dahili davalı şirkete ait .... ss nolu işyerinde 20.12.1989 31.12.1989 tarihleri arasında asgari ücret ile hizmet akdine istinaden 11 gün çalıştığının ve 1989/3 dönem bordroda sicilsiz bildirilen bu çalışmalarının davacı adına maledilmesi gerektiğinin ve 506 sayılı Kanun'un 60 ncı maddesinin (G) fıkrası uyarınca davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 13.11.1994 olduğunun tespitine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Fer'i müdahil Kurum vekili, fiili veya gerçek bir biçimde çalışmanın varlığı tespit edilmedikçe sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, hizmet tespit davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re’sen inceleme ve araştırma yapılarak çalışmanın varlığının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmasının Yargıtay içtihatları gereği olduğunu, davanın tanık beyanlarıyla dahi ispatlanamadığını ,beyanlar arasında çelişkiler olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesidir.

  1. Değerlendirme

Anayasa’nın 12 nci maddesine göre; “Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir.” Sosyal güvenlik hakkı, bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir insan hakkıdır. Aynı zamanda “sosyal güvenlik, sosyal hukuk devleti içerisinde yer alan ve bu ilkeyi oluşturan temel kavramlardan birisidir”. Bu esası göz önüne alan anayasa koyucu “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altında sosyal güvenlik hakkını da düzenlemiş ve 60 ıncı madde ile “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” hükmünü getirmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve vazgeçilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

(Mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 6 ncı maddesinde ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un 92 nci maddesinde de, bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp aynı zamanda bir yükümlülüktür.

Gerek (Mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'u anlamında gerek ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar: a) Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması, b) işin işverene ait yerde yapılması, c)Çalışanın mülga 506 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde, 5510 sayılı Kanun'un ise 6 ncı maddesinde belirtilen istisnalardan olmaması şeklinde sıralanabilir. 5510 sayılı Kanunun 4/1 a maddesine ve 506 sayılı Kanun'a göre sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur.

İşçi ve sigortalı kavramlarının tanımında hizmet sözleşmesinden hareket edilmekteyse de yürürlükten kalkan 1475 sayılı İş Kanun'u ile (Mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun'da bu sözleşmenin tanımına ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 3/11 nci maddesinde “bu Kanun'un uygulamasında, hizmet akdi: 22.04.1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanununda tanımlanan hizmet akdini ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşmesini veya hizmet akdin ifade eder” şeklinde düzenlemiştir. Yürürlükteki 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 inci maddesinde, “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.” tanımlaması yapılmıştır. Belirtmek gerekirse, 4857 sayılı İş Kanunun'da “Hizmet akdi” sözcüğü terkedilmiş, yerine “İş sözleşmesi” ifadesi kullanılmıştır.

Borçlar Kanunu’nun 313/1 maddesinde, hizmet sözleşmesi; “Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeği taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımda sadece hizmet ve ücret unsurları belirginken, 4857 sayılı yeni İş Kanununda, daha önce Anayasa Mahkemesi ve öğretinin de kabul ettiği gibi “bağımlılık” unsuruna da yer verilmiştir.

Hizmet sözleşmesi her şeyden önce bir iş görme edimini zorunlu kılar. Bu sözleşmeyle sigortalıya yüklenen borç, işveren yararına bir iş görmek, hizmet sunmaktır. Ücret, BK m. 313 anlamında hizmet akdini oluşturan unsurlardandır ve bu unsurun yokluğu durumunda çalışma ya vekalet sözleşmesine, ya da bir sözleşme ilişkisi bulunmaksızın hatır, yardım, dayanışma, arkadaşlık gibi bir nedene dayanmaktadır.

Gerek (Mülga) 506 sayılı Kanun'a göre gerek ise 5510 sayılı Kanun'a göre sigortalılık niteliği için ücret zorunlu unsur değildir. Bu husus, 506 sayılı Kanunun 3 I B, 6 ve 78/2 nci maddeleri ve 5510 sayılı Kanun'un 6/a, 7/a, 82/2 3 üncü maddeleri ile hükmünde açıkça görülmektedir.

Bilindiği gibi çalıştırılanlar, işe alınmalarıyla sigortalı olurlar (506 SK. m. 6, 5510 SK. m.7/a). maddenin “çalıştırılanlar” sözüne yer verip, aksine, hizmet akdi ile çalıştırılanlar ifadesine yer vermemesi karşısında, zaman ve bağımlılık koşulu gerçekleşmiş ise ücret koşulu gerçekleşmese de kişi, sigortalı sayılmalıdır.

Gerek (mülga) 506 sayılı Kanun'un 78/2 nci maddesinde, gerek ise 5510 sayılı Kanunu'nun 82/2 nci maddesinde günlük kazanç sınırları düzenlenirken “ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemenin gerekçesinde, maddenin, ücretsiz çalışanların prim kesintilerinin belirlenmesi amacıyla kaleme alınmış olduğu belirtilmektedir.

506 sayılı Kanunda ve 5510 sayılı Kanunda hizmet akdine dayalı çalışmanın ücretsiz de olabileceğinden söz edilmesinin nedenine gelince, 506 sayılı Kanun'un ve 5510 sayılı Kanun'un sistematiği dikkate alındığında, yasa koyucunun, Sosyal Sigortalar Kanunu bakımından ücreti hizmet akdinin zorunlu bir unsuru olarak öngörmediği, bu anlamda, 506 sayılı Kanun'da ve 5510 sayılı Kanun'da anılan hizmet akdinin, Borçlar Kanununda tanımlanan şekliyle hizmet akdine göre özellikler gösteren bir (hizmet) sözleşme biçiminde olduğu söylenebilir.

Konu doktrinde de ele alınmış ve ücret almadan yapılan çalışmalarında sigorta kapsamına alınması gerektiği genel olarak kabul görmüştür.

Diğer unsur olan bağımlılık ve bu kapsamda ele alınması gereken zaman unsuru, hizmet akdinin ayırt edici özelliğidir.

Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki, iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bazı durumlarda, taraflar arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi bulunmasa da, işverenin iş organizasyonu içinde yer alınmaktaysa, bu unsurun varlığının kabulü gerekecektir. Önemli yön, işverenin her an denetim ve buyurma yetkisini kullanabilecek olması, çalışanın, edimi ile ilgili buyruklara uyma dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte teknik ve hukuki bir bağımlılığın bulunmasıdır. Genel anlamda bağımlı çalışma, işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda, işverence sağlanacak teknik destek ve işverenin denetim ve gözetiminde yapılan çalışmadır. İşverenin yönetim (talimat verme) hakkı karşısında işçinin talimatlara uyma (itaat) borcu yer alır. Bir işin görülmesi süreci içinde işçinin faaliyeti, çalışma şekli, yeri, zamanı ve işyerindeki davranışları düzenleyen talimatlar veren işveren onu kişisel bağımlılığı altında tutar. Bu sözleşmede varolan otorite/bağımlılık ilişkisi taraflar arasında kaçınılmaz olarak bir hukuki hiyerarşi yaratır. Bu nedenle iş akdinde bağımlılık hem işçinin kişiliğini ilgilendirmekte hem de bir hukuki bağımlılık niteliği taşımaktadır.

Eldeki dosyada, 13.11.1976 doğumlu davacının tespitini istediği tarihte 13 yaşında olduğu,davalı işyerinin muhasebe bürosu mahiyetinde 01.03.1989 20.06.1990 tarihleri arasında kanun kapsamında bulunduğu, davacının 20.12.1989 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin davalı işyerinden 22.01.1990 tarihinde Kuruma intikal ettiği, dosyaya sunulan 1989/3 dönem bordrosunda davacı ...’ın 20.12.1989 tarihinde işe girişi ve 11 gün çalışmasının göründüğü ancak bu bordronun Kuruma 04.09.2003 tarihinde intikal ettiği ve süresinden sonra verildiği için bordroların Kurum tarafından kabul edilmediği,bu bordroda kayıtlı tanıkların mahkemece dinlendiği, davacının hizmet cetveline göre ilk tescilinin 15.11.2001 tarihinde 5434 sayılı Kanun kapsamında yapıldığı anlaşılmaktadır.

Dairemizin yukarıda belirtilen bozma ilamından sonra mahkemece yapılan araştırmada; Bornova Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü cevabi yazısında, arşiv taramasında davacının çırak olarak kaydına rastlanmadığının bildirildiği, davacının talep konusu dönemde eğitim gördüğü Özel İzmir Amerikan Koleji tarafından davacının 01.07.1987 yılında okula kayıt yaptırdığının, öğrenim gördüğü 1989 1990 yılında eğitim öğretim döneminin 18.09.1989 tarihinde başladığının ve 08.06.1990 tarihinde son bulduğunun bildirildiği, Mahkemece 20.12.1989 31.12.1989 tarihleri arasında davacının devamsızlık kaydı olup olmadığının araştırıldığı, davacının okulda öğrenim gördüğü tüm döneme ilişkin kayıtların öğrenci dosyası içinde mahkemeye gönderildiği, davacının 1989 1990 eğitim yılı karnesinde haftalık ders saatinin 36 saat olduğunun ve not ortalamasının 8.53 olduğunun belirtildiği, tespite konu döneme ilişkin devamsızlık kaydı veya sağlık raporunun dosyası içinde bulunmadığı, mahkemece bozma ilamı sonrasında dinlenen tanıklardan, davalı işyerinden tespite konu dönemde hizmet bildirimi bulunmayan davacı tanığı ...'ın ifadesinde, davacının Öz Çözüm Mali Müşavirlik isimli işyerinde 1980 yıllarının sonlarında 1 hafta 10 gün kadar, evrak dizmek, müşteriye gidip gelmek gibi işlerde yardımcı eleman olarak çalıştığını, çalışmaların sabah 9:00 akşam 18:30 şeklinde olduğunu ve davacının da bu saatler arasında mesaiye gelip gittiğini, davacının okula devam zorunluluğu olmadığı için bu şekilde gelip çalışabildiğini beyan ettiği, davacı tanığı olarak dinlenen ve hizmet cetvelinde 01.09.1989 tarihinde 1 gün hizmeti bulunan ... tarafından ise, kendisinin Öz Çözüm Mali Müşavirlik isimli işyerinde 1989 1990 yılları arasında yaklaşık 6 7 ay ön muhasebe elemanı olarak çalıştığı, daha önce davacının büroda ön muhasebe elemanı olarak çalıştığına dair ifadesinin doğru olduğu, şahsen hatırlayamadığı, üzerinden çok zaman geçtiği, davacıyı hatırlamadığından çalışmaları konusunda bilgi sahibi olmadığı şeklinde çelişkili beyanda bulunduğu görülmektedir.

Davacının talep konusu dönemde eğitim ve öğrenimine devam ettiği Özel İzmir Amerikan Koleji tarafından gönderilen öğrenci dosyası içindeki bilgi ve belgelerden, derslere devamsızlık durumu olmadığının, okulda devam zorunluluğu bulunduğunun ve tam gün eğitim yapıldığının anlaşılması, dinlenen davacı tanıklarının davacının mesai saati içinde çalıştığına dair beyanı, işyerinden kısmi bildirimi bulunan tanıkların davacıyı hatırlamadıkları yönündeki ifadesi karşısında ,mahkemece yukarıda açıklanan şekilde 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi kapsamında fiili çalışmasının bulunup bulunmadığı yöntemince irdelenmeli, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, aksi yönde delil elde edilememesi halde davanın reddine karar verilmelidir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadankabulükararcevapsüreciistinafyargılamatemyizdavanınkararımahkemesiderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:30:23

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim