Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/996
2024/5400
15 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1791 E., 2022/1816 K.
KARAR: Esastan ret, kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Zonguldak 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2017/776 E., 2021/204 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve Türkiye Taş Kömürü Kurumu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme hükmünün kaldırılması ile yeniden esas hakkında hüküm verilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olan ... ...'in davalılardan ... ... Mad. Taş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilmekte olan TTK ... Taşkömürü İşletme Müessese'sine bağlı maden ocağında 01.07.2017 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, davalılardan TTK'nın asıl işveren olarak sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkilinin murisinin ölümüne yol açan bu kazanın davalı işverenin iş güvenliği ile ilgili önlemleri almamış olmasından gözetim ve denetim yetersizliğinden dikkatsiz ve tedbirsiz davranışından dolayı meydana geldiğini, müvekkillerinin maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile eş ... için 190.310,97 TL maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın, çocuk ... ... için 60.929,82 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın, çocuk ... için 74.273,79 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.07.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davalılardan ... ... Madencilik Taş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin diğer davalı nezdindeki hak ve alacakları ile tüm banka hesaplarına tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ayrıca birleşen 2018/47 Esas sayılı dava dosyası ile de; müteveffanın ölümünden sonra doğan çocuk ... için aynı iş kazası nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 200.000,00 TL manevi, 97.014,49 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisinin kapatılan ve kapalı olduğunu bildiği ve tüm işçilerin uyarıldığı, kimsenin girmemesi gerektiği açıkça beyan edildiği bir yere hiç kimseye bilgi vermeden ve açıklama yapmadan söz konusu yeri kapatan levhaları sökerek girdiğini ve gazdan zehirlendiğini, olayın kendi kusurundan meydana geldiğini belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TTK Genel Müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle; Kurum ile ... Madencilik şirketi arasında imzalanan sözleşmenin rödövans sözleşmesi olduğu ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere rödövans sözleşmesi hasılat kirası niteliğinde olduğundan BK hükümlerine tabi olduğunu, BK'nın hasılat kirasını düzenleyen hükümlerinde kiralayanın kiracının işçilerine karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davacılar murisinin %300, davalı işverenlerin %70 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacı eş ... için 190.310,97 TL maddi tazminat ile 70.000,00 TL manevi tazminatın, çocuk ... ... için 60.929,82 TL maddi tazminat ile 55.000,00 TL manevi tazminatın, çocuk ... için 74.273,79 TL maddi tazminat ile 55.000,00 TL manevi tazminatın, çocuk ... 97.014,49 TL maddi tazminat ile 55.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Zonguldak 2. İş Mahkemesi'nin 28.05.2021 tarih ve2017/776 E., 2021/204 K. sayılı kararında kazanın meydana gelmesinde kazazede işçinin %30, davalı işverenin %70 kusurlu olduğunun kabulü ile maddi tazminatlar hesaplandığını ve kabul edildiğini, hüküm gerekçesinde aynı iş kazasında hayatını kaybeden diğer işçinin yakınları tarafından açılan Zonguldak 2. İş Mahkemesi'nin 2017/834 E.(2020/492) sayılı dosyasında diğer kazazede işçinin %30, davalı işverenin %70 kusurlu olduğunun tespit edildiği belirtildiğini ve hesaplamalar buna göre alındığını, aynı iş kazasında hayatını kaybeden işçinin mesleki deneyimi ile müvekkiller murisi işçinin mesleki deneyimi irdelenmemiş, aynı kusur oranlarına yönelik değerlendirme ile rapor düzenlendiğini ve hükme esas alındığını, diğer kazazede işçi 15 yıllık madenci iken ... ... ..., mesleki yeterlilik belgesi olmaksızın işe başlatılan, iş güvenliği eğitimi almayan, iş güvenliği ekipmanlarının kendisine teslim edilmeyen kaza tarihinde yaklaşık 1 aylık çalışan olduğunu, işbu durum dosya kapsamında ... iken itirazları karşılanmaksızın hesap raporu alındığını ve hüküm kurulduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak işverenlerin %100 kusurlu olduğunun kabulü ile hüküm kurulması gerektiğini, İlk derece mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden kısmen red hükmü yönünden de kaldırılması gerektiğini, müteveffanın yaşı, ardında bıraktığı eş ve çocukların yaşı düşünüldüğünde manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı olmadığı, duyulan üzüntüyü hafifletici nitelikte olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı TTK vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı diğer şirket ile müvekkili Kurum arasında geçerli rödovans sözleşmesinin varlığı halinde asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığından söz edilemeyeceğini, dava konusu iş kazasından da kurumun sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil Kurum ile diğer davalı firma arasında düzenlenen sözleşme içeriğine göre kurumları işin tamamını ihale usulü ile anahtar teslim olarak firmaya verdiğini, bu durumda iş sahibinin asıl işveren olarak kabulü ve sorumluluğu söz konusu olamayacağını, firmaya verilen iş anahtar teslimi yolu ile verilmiş olup; müvekkili kurumun sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, diğer davalı ... ile kurumları arasında taşkömürü sahasının rödövans karşılığı işlettirilmesine dair rödövans sözleşmesi imzalandığını, kurumları ile ... ... Mad. San. ve Ltd. Şti. firması arasında Taşkömürü sahasının rodövans karşılığı işlettirilmesine dair imzalanan noter onaylı rodövans sözleşmesi ekte sunulduğunu, sözleşme gereğince yer teslimi yapıldığını, firma ocaktaki çalışmalarına başladığını, işin gerektirdiği işçileri de firma kendisi almakta olup çalıştırdığı işçilerin tüm ödeme ve haklarından da ... ... Mad. San ve Ltd. Şti. sorumlu olduğunu, davacı işçi, kurumları işçisi olmayıp ... ... Mad. San. ve Ltd. Şti.'nin işe başlattığı işçisi olduğunu, sözleşme konusu iş ve işyeri anahtar teslimi süretiyle yüklenici kiracıya teslim edildiğini, dolayısıyla da işçinin tüm hak ve alacaklarından da rödövanslı şirket sorumlu olduğunu, dava konusu olay kazalı işçinin kusuru sonucu meydana geldiğini, müvekkili kurumun herhangi bir kusuru bulunmadığını , kaza, ihmal, emniyetsiz çalışma, kontrolsüz ve aceleci bir şekilde yapılan işten meydana geldiğini, kazanın sorumluluğu kendisine verilen eğitim ve kurallara uymadan kendisini ve yanında çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürecek şekilde emniyetsiz çalışan davacıya ait olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu, zarardan, tüm peşin sermaye değeri düşülmediği takdirde sigortalı veya hak sahipleri aynı zarar için hem işverenden tazminatın tümünü almak hem de kurumdan gelir almak yoluyla, bağlanan gelirlerin ilk peşin değerine uygulanan işveren kusuru sonucu ulaşılan miktar ile hüküm tarihine kadar yapılan artışları da kapsayan en son peşin değer arasındaki fark yönünden mükerrer yararlanma durumuna geleceğini, maddi zarar sigortalının zararlandırıcı sigorta olayından önce ve sonraki durumu arasında oluşan farktan ibaret olduğunu, maddi zararın saptanmasında hüküm gününün dayanak alınması ve hüküm günündeki dunuma göre zarar tutarının hesaplanması gerektiğini, zarar tazminatın tavan noktası olduğunu, hüküm altına alınacak tazminat zararı aşamayacağını, zarara neden olan olay nedeniyle olaydan zarar gören sigortalı ya da ölüm halinde hak sahipleri bir favda da sağlamışsa zararı doğuran olayla bağlantılı faydaların zarardan indirimi gerektiğini, buna zararın denkleştirilmesi dendiğini, aksi halde zararlandırıcı olay zarar gören tarafı zenginleştirdiğini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan zararın giderilmesi istemine ilişkin olarak açılan tazminat davaları nitelikçe sigortaca karşılanmavan zararın giderilmesi istemini amaçladığını, zarar hesabının Sosyal Güvenlik Kurumunca bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan artışlar nazara alınarak hesaplanan tüm peşin sermaye değeri düşülmek suretiyle yapılması gerektiğinin kabulü gerektiğini, aksi takdirde; zarardan, bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihteki artışlar nazara alınarak hesaplanan peşin sermaye değeri düşülmediği takdirde sigortalı veya hak sahipleri aynı zarar için hem işverenden tazminatın tümünü almak hem de Kurumdan gelir almak yoluyla bağlanan gelirlerin ilk peşin değerine uygulanan işveren kusuru sonucu ulaşılan miktar ile hüküm tarihine kadar yapılan artışları da kapsayan en son peşin değer arasındaki fark yönünden mükerrer yararlanma durumuna geleceğini, işte buna engel olmak için hüküm tarihine en yakın tarihteki artışlar gözetilerek hesaplanan peşin sermaye değerinin düşülmesi zorunlu olduğunu, bilirkişi davacının 60 yaşından sonraki pasif dönem (çalışma yaşının bittiği dönem) için hesap yapması hatalı olduğunu, davacıya ... boyu ödenmek üzere maluliyet geliri bağlandığını, davacı, çalışma dönemi bitince hem yaşlılık geliri hem de maluliyet gelirini (bu gelir tespit tarihinden itibaren ödenmektedir) iki ayrı dosyadan iki ayrı hesaptan iki ayrı hesap cüzdanıyla ... boyu alacağını, mükerrer ödemeye ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verilmemesi için, davacının yaşlılık aylığı alacağı pasif dönemde herhangi bir efor sarfı söz konusu olmadığı ve Hukuk Genel Kurulu Kararı gözetilerek, pasif dönem hesabının rapordan çıkartılmasını talep ettiklerini, hatalı hesap raporuyla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigortalının 50 60 yaş arası dönemde yılın tamamını çalışarak geçireceği varsayımına göre hesap yapılması hatalı olduğunu, davacının 50 60 yaş arası yılın tamamını düzenli olarak asgari ücretli işte çalışarak geçireceği varsayımı ülke gerçeklerine uygun olmadığını, genç nüfusun yoğunluğu ve işsizlik oranının her yıl azalmayıp, hızla arttığı bir ortamda 50 60 yaşındaki kişinin düzenli ... bir işte ücretli olarak çalışabileceğinin kabulü ve bu dönem için bu şekilde hesap yapılması hatalı olduğunu, bu konudaki itirazları yazılı olarak mahkemeye sunduklarını, mahkemece bu döneminde hesaptan çıkarılıp ona göre hüküm tesisi yoluna gitmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurulmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...Yukarıda ana hatlarıyla özetlenen sözleşme tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre (geçerli) bir rödövans sözleşmesidir. Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi geçerli bir rödövans sözleşmesinin varlığı durumunda, ruhsat sahibi ile rödövansçı arasındaki ilişkinin niteliği başından itibaren aynıdır. Bu ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 ncı maddesinde düzenlenen asıl işveren alt işveren ilişkisi tanımlamasına uygun olmadığı açıktır. Eldeki dosya kapsamında alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda da davalı TTK ya herhangi bir kusur atfedilmediği de nazara alındığında istinafa gelen davalı yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Eldeki dosyada alınan 13.11.2019 tarihli kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde yasak olduğu bilinen bölgeye maskesi olmadan girmesi nedeniyle ... işçinin %30; tehlike oluşturan çalışma alanlarına geçişi önlemek üzere yeterli tedbiri almamış olması, iş ortamının risklerine yönelik çalışanlarını yeterli düzeyde eğitememiş olması nedeniyle işveren ... ... Madenciliğin %70 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kusura yönelik alınan 17.12.2020 tarihli raporda sigortalının %30, işverenin %65, haklarında ceza yargılaması yapılan ve davalı işverenin çalışanları olan daimi nezaretçi ...'in %4 ve usta ...'nın %1 oranında kusurlu oldukları tespiti yapılmıştır. Aynı iş kazasında vefat eden Kenan Kulakçı'nın hak sahipleri tarafından açılan Zonguldak 2. İş Mahkemesi'nin 2020/492 Esas sayılı dosyasında kusura ilişkin benzer tespitler yapıldığı da anlaşılmaktadır. Alınan iki bilirkişi raporunda da sigortalı işçiye verilen kusur oranının aynı olduğu, raporların ehil ve konusunda uzman bilirkişi heyetleri tarafından tanzim edildiği, raporların kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu anlaşılmakla davacıların bu yöne ilişkin istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.
Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Bu ilkeler ışığında, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, dosya kapsamı dikkate alındığında yerel mahkemece davacılar lehine taktir edilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varılmıştır...." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı TTK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davalı ... Taş Kömürü'nün hüküm altına alınan tazminat miktarlarından sorumlu olmayacağı yönünde ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek ayrıca davalılar arasında üst işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu hüküm altına alınan miktarlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi.
- Değerlendirme
A) Davacılar vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Davacılar vekilinin davacılar ... ve ... için talep edilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde davacılar adına ayrı ayrı 150.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, temyize konu ilk derece mahkemesi kararında her bir davacı için davalı şirket aleyhine hükmolunan manevi tazminat miktarlarının 55.000,00 TL, reddine karar verilen miktarın 95.000,00 TL olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile manevi tazminat alacağı yönünden davacılar vekilinin istinaf istemlerinin reddine karar verdiği gözetildiğinde, reddine karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacılar vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
C)Davacı vekilinin davacı ... ve ... için talep edilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
1.Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47 ve gerekse iş kazasının gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür.
2.Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene veya ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
3.Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır.
4.Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir. (HGK 23.6.2004, 13/291 370)
5.Somut olayda, davacılar murisinin davalı şirkette çalışırken gerçekleşen kazada vefat ettiği , hükme esas alınan kusur raporuna göre davalı işverenin %70 oranında, davacılar murisinin %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
6.Bu açıklamalar doğrultusunda davacılar murisinin kazada vefat etmesi, murisin iş kazasının gerçekleşmesinde işverene göre kusurunun azlığı, iş kazasının davacılarda meydana getirdiği şiddetli elem ve ızdırap kapsamında, hüküm altına alınan manevi tazminatın az miktarda olduğu anlaşılmaktadır.
7.Bu sebeple mahkemece yapılacak iş, davacıların murisin vefatı nedeniyle açıklanan sebeplerle duyduğu şiddetli elem ve ızdırabı tazmin ile yeterli hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.
8.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
KARAR: **
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacılar vekilinin davacı ... ve ... için sunduğu manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davacılar vekilinin davacı ... ve ... için manevi tazminat alacağı yönünden Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:40