Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1203

Karar No

2024/5060

Karar Tarihi

8 Mayıs 2024

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1066 E., 2022/2405 K.

KARAR: Esastan Ret, kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2017/246 E., 2021/73 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 28.12.2016 tarihinde davalı ...'a ait olan iş yerinde davacı ve bir başka işçi ... Ay çatıda çalıştığı esnada çatının çökmesi sonucunda yere düştüklerini, bu iş kazası neticesinde işçi ... Ay'ın vefat ettiği, davacının da ağır yaralandığını, davalılardan ...'nın iş kazasının meydana geldiği iş yerinin maliki olup, davalı ...'in taşınmazda kiracı konumunda olduğunu, davaya konu iş kazasının ...'ın işletmecisi olduğu Sağlar Kereste isimli bu iş yerinde davalı ...'nın taşınmazın çatısının sökülmesi talimatı neticesinde meydana geldiğini, bu iş kazası neticesinde Muğla Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/9678 sayılı dosyası ile yapılan soruşturmanın neticelendiğini, davalıların sanık olarak Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/167 E. sayılı dosyası ile yargılandıklarını, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/9678 sayılı dosyasında mevcut 06.04.2017 tarihli bilirkişi raporunda iş kazasının meydana gelmesinde ...'ın asli kusurlu, ...'nın tali kusurlu olduğu, işçiler ... ve ... Ay'ın herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, davacının, bu iş kazası nedeniyle ağır yaralandığını uzun süre yoğun bakımda tedavi gördüğünü, dava tarihi itibariyle davacının hastaneden taburcu edildiğini, ancak davacının halen yatalak olup ömrünün sonuna kadar bir başkasının sürekli yardımına muhtaç kaldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 128.904,81 TL maddi tazminat, 1.000,00 TL bakıcı gideri ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 28.12.2016 tarihinde diğer davalı ...'a ait olduğunu iddia ettiği iş yerinde çatıda çalıştığı esnada çatının çökmesi sonucu yaralanması nedeniyle müvekkiline maddi ve manevi tazminat davasının açıldığını, davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, müvekkilinin iş kazasının olduğu mülkün hissedarlarından biri olduğunu, zilyet olmadığını, müvekkilinin kiracısının ... olmadığını, 2003 yılından bu yana ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. olduğunu, bu şirket tarafından kira bedellerinin müvekkilinin banka hesabına yatırıldığını, müvekkili ile ... arasında kira sözleşmesinin ve ticari bağın olmadığını, müvekkilinin taşınmazın hissedarı olduğunu, ancak davaya konu kazanın gerçekleştiği alanın müvekkilinin zilyedinde olmadığını, davaya konu yerin kaçak yapı olduğunu, resmi kurumlar tarafından yıkım kararı verildiğini, müvekkilinin riskli yapıyı tahliye etmesi için ihtarname çekildiğini, müvekkiline ait taşınmazın ayrılmaz parçası olan eternitlerin kimden talimat aldığını bilmedikleri kişilerce sökülüp götürülmeye çalışıldığını, bu esnada olayın gerçekleştiğini, müvekkilini maddi zarara uğratmak amacıyla bu davanın açıldığını ve davanın haksız olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalılardan ...'ya ait yapının üzerindeki eternitleri sökmeleri konusunda davalı müvekkilinin talimat verdiğini, bu talimat doğrultusunda eternitleri sökme işlemi yaparken davaya konu kazanını meydana geldiğini iddia ettiklerini, ancak müvekkilinin davacıya bahsi geçen eternitlerin sökülmesi konusunda talimat vermediğini, olayın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu düşündüklerini, taşınmazın riskli yapı olarak belirtilmesine ve bu konuda gerek mal sahibi davalı ...'e gerekse taşınmazın önceki kiracısı ... Yolcu'ya ihtarname gönderilmiş olması sebebiyle binanın yıktırılmamış olması sebebiyle olaya ilişkin kusur tespitinin bu bağlamda da değerlendirilmesi gerektiğini, yapının bulunduğu alanın Kıyanç İnşaat'a protokol çerçevesinde verilmiş olması sebebiyle bu şirketin de sorumluluğunun tartışılması gerektiğini, davalı müvekkilinin davaya konu kazada kusurunun bulunmadığını döşündüklerini, mahkeme tarafından keşif yapılmasını talep ettiklerini, davacının bakıcıya ihtiyacının olup olmadığının veya ne kadar süreyle bakıcıya ihtiyacı olduğunun bilirkişi tarafından tespitini isteyerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda ...'nın %10, ...'ın %70 ve davacının ise %20 oranında kusurlu olduğu, davacının sürekli iş göremezlik oranının %56 olduğu kabulünden hareketle; "Davanın kısmen kabulü ile

129.904,81 TL işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin olay tarihi olan 28.12.2016 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28.12.2016 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalıların kusur durumları, davacının maluliyet oranının %56 olması dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, 50.000,00 TL’ye hükmedilmesi gerektiğini, kararın hatalı olduğunu ifade ederek istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...’in işveren olmadığını, kazanın gerçekleştiği taşınmazın hissedarlarından biri olduğunu, taşınmazın riskli yapı olduğunu öğrendiğinde kiracısını bilgilendirip tahliye sürecini başlattığını, diğer davalının, kendisinin kiracısı olmayıp, alt kiracı olduğunu, kazaya karışan hiç kimseye talimat vermediğini, ceza davasından beraat ettiğini ve olayla hiçbir illiyet bağının olmadığının anlaşıldığını, işveren olmadığını, bilirkişi raporunda kusurunun en fazla %10 olarak gösterildiğini, kararın hatalı olduğunu ifade ederek istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kusur raporuna itirazlarının dikkate alınarak yeni bir rapor aldırılması gerektiğini, davacı ve diğer davalının kusurlarının daha yüksek olduğunu, davalının maluliyeti hususunda yeniden bir rapor aldırılması gerektiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ifade ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerinin istinaf istemleri yönünden davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddi ile maluliyet oranı (%56) ve davacının kusur durumu (%20), kaza tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında, davacı için Mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarı düşük olup, hakkaniyete ve olayın özelliğine uygun görülmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak, davanın kabulüne;129.904,81 TL iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin olay tarihi olan 28.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi.

  1. Değerlendirme

Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; iş kazasının .... Menteşe/Muğla adresinde kurulu bulunan mülkiyeti davalı ...’ya ait bina çatısı üzerindeki atermitlerin sökümü esnasında meydana geldiği ve davalı ...’ın işçilerinden davacının yaralandığı, Mahkemece hükme esas alınan 12.02.2019 tarihli kusura ilişkin heyet bilirkişi raporunda davalı taşınmaz maliki ...'nın söküm işinden haberdar olması ihtimaline binaen A seçeneğinde %10 kusurunun bulunduğu, haberdar olmaması ihtimaline binaen ise B seçeneğinde kusurunun bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiği, mahkemece A seçeneği üzerinden davalı ...'nın meydana gelen iş kazasında kusuru bulunduğu gerekçesiyle karar verdiği ve dava konusu tazminatlardan diğer davalı işveren ile birlikte sorumlu tutulduğu anlaşılmıştır. Ayrıca Mahkemece tazminat hesabına dair 26.12.2019 tarihli kök rapor ve 28.09.2020 tarihli ek rapor aldırıldığı, anılan raporda davacının sürekli iş göremezlik oranının Kurum Sağlık Kurulunun 24.06.2019 tarihli kararı ile belirlenen %56 olarak esas alındığı, davalı vekilince hesap raporuna süresi içerisinde sunulan itiraz dilekçesi ile davacının Kurumca belirlenen sürekli iş göremezlik oranınını kabul etmediklerini bildirdiği, Mahkemece bu yöndeki itirazın değerlendirilmeksizin anılan kök raporun hükme esas alındığı anlaşılmıştır.

İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:

"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.

d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.

Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede,

"İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:

a)Risklerden kaçınmak,

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,

c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,

ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.

Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21 102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21 1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 uncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.

5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.

Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6 4 sayılı Kararı da bu yöndedir.

Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

Somut olayda; tüm dosya kapsamından, Mahkemece alınan tanık ifadelerinden ve ceza dosyasında alınan ifadelerden davacının iş kazası nedeniyle yaralanmasında atıl vaziyetteki deponun arsa sahibi olan ...'ya kusur izafe edilerek karar verilmiş ise de söküm işinin malzeme almak amacıyla davalı işveren ...'ın talimatı ile gerçekleştirildiğinin anlaşılması hususu ile dosya kapsamına alınan ceza dava dosyasında anılan olay nedeniyle davalı ... hakkında kesinleşen beraat hükmü de değerlendirildiğinde, aksi yönde delil bulunmamasına rağmen arsa sahibi ...'nın herhangi bir kusurunun olamayacağının gözetilmemesi hatalıdır. Ayrıca davacının sürekli iş göremezlik oranının %56 olduğuna ilişkin Kurum sağlık kurulu kararının taraflar yönünden bağlayıcı olmadığı, davalı vekilince bilirkişi hesap raporuna karşı süresinde ibraz edilen itiraz dilekçesinde Kurum tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranına da itiraz edildiği birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemece sırasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu Yüksek Sağlık Kurulundan, itiraz halinde Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Dairesinden rapor alınması; mevcut raporlar arasında çelişki oluşması ve itiraz halinde ise; raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.

O halde Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan prosedür işletilerek davacının sürekli iş göremezlik oranını tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirleyip kesinleştirmek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde yukarıda kusur oranlarına ilişkin açıklamalar doğrultusunda davalı ...'nın olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı gözetilerek, 12.02.2019 tarihli raporda yer alan B Seçeneği dikkate alınarak ve davacının temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek 28.09.2020 tarihli kök bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, bölge adliye mahkemesi kararı bozulmalıdır .

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davalılar temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesiderecebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:07

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim