Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/934
2024/4772
30 Nisan 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1942 E., 2022/1862 K.
KARAR: Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 32. İş Mahkemesi
SAYISI: 2019/565 E., 2021/334 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm verilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 29.05.2014 tarihinde davalı işverenin fabrikasında tahıl buğday yıkamacı olarak çalışmakta iken meydana gelen iş kazasında çok ağır bir şekilde yaralandığını, sakat/malul kalmış olup meslekte kazanma gücünü kaybettiğini, meydana gelen iş kazasında davalı işverenin "iş güvenliği önlemlerini almamaktan vs...." nedenlerden dolayı %100 tam kusurlu olduğunu, iş kazasından dolayı Bilecik SGK tarafından davacının iş göremezlik oranının belirlendiğini, bağlanmasının gerekli olduğunu, maaş geliri bağlandığını ve ayrıca SGK Müfettiş raporunun da hazırlandığını, meydana gelen iş kazası neticesinde henüz 30 yaşında çalışma gücünü kaybettiğini, beyanla 146.861,79 TL maddi tazminat ve 70.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 25.10.2013 30.06.2019 tarihleri arasında çalıştığını, davacıya iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin her türlü eğitimin verildiğini, güvenlik için gerekli malzemelerin ve levhaların temin edilerek tüm imkanların sağlandığını, buna rağmen davacının 12.05.2014 günü saat 01:00 de buğdayların öğütülmesi esnasında vals katında, un yapan makine valsın tanelik ön perdesine makineyi durdurmadan emniyet kapağını açarak tornavida ile müdahale ettiğini, tornavidayı elinden düşürünce yakalamak için elini uzattığında vals topları arasında elini sıkıştırdığını, kendi kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, meydana gelen olayda davacının % 13,2 oranında malul kaldığı, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davacının %15, davalı işverenin % 85 kusurlu olduğu tespitiyle davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilerek 146.861,79 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş kazası sonrasında SGK Başmüfettişi ... Otlubel tarafından tanzim edilen inceleme raporunda davalı işverenin %80, davacının %15, dava dışı ...'ın %5 kusurlu olduğunun tespit edildiği, 28.08.2020 tarihli bilirkişi kusur raporunda ise davalı işverenin %85, davacının %15 kusurlu, dava dışı ...'ın ise kusursuz olduğu mütalaa edildiği, 28.08.2020 tarihli bilirkişi kusur raporu tek bilirkişi tarafından alındığından hükme esas alınmaya elverişli olmadığı, dava dışı ...'ın kaza anında vardiya amiri olduğu, dava dışı ... yerleşik uygulama gereği tamir işini yaptırırken mevzuata aykırı davrandığından ve tamir işini bu işten anlamayan davacıya verdiğinden kendisine kusur izafe edilmesinin gerektiği, davalı lehine vekalet ücretine takdir edilmesinin isabetli olmadığı, aktüer bilirkişi raporunda davacının bakiye ömrünün TRH 2010 yerine PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesinin isabetli olmadığı, kararın kaldırılmasını ve yeniden hesap raporu aldırılmasını talep ettikleri, işverenin %85 toplam kusuru ile meydana gelen iş kazasında davacının parmaklarını kaybederek henüz 30 yaşında iken ömür boyu %13,2 oranında malul kaldığı, davacı lehine takdir edilen manevi tazminat bir miktar düşük kaldığı şeklindedir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ;
"..Yapılan incelemede; SGK Teftiş raporunda, olay nedeniyle davalı işverenin %80, işverenin dava dışı diğer işçisi Nazmi'nin %5, kazalı işçinin %15 oranında kusurlu olduğuna dair tespit yapıldığı, İlk Derece Mahkemesince temin edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kazalının %15, işverenin %85 kusurlu olduğunun belirlendiği, bu duruma göre davacının taleplerinin karşılanması bakımından çelişkili bir durum bulunmadığı, %85 işveren kusuruna göre hesaplama yapıldığı, işveren ile diğer işçisi arasında kusur dağılımının iç ilişkiyi ilgilendirdiği anlaşılmıştır. Davacı işçinin kusur tespiti yönünden her iki raporda kusur atfını gerektiren unsurların tespitinde çelişki bulunmadığı, kusur oranın takdiri Mahkemeye ait olup kazalı davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitiminin verildiği, imzaladığı çalışma şartları ve güvenlik talimatında, işyerinde arızalı olan makineyi çalıştırmaması, bakım ustalarını haberdar etmesi gereğinin belirtildiği, buna rağmen kendi can emniyetini gözetmeden, yeterli dikkat ve özeni göstermeden makinenin hareketli aksamına elini uzatarak düşen anahtarı almaya çalıştığı anlaşılmakla kusur oranlarına dair kabulün aksine yönelik itirazların reddi gerekmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda, maddi tazminata esas alınacak bakiye ömür verileri bakımından PMF tablosu uygulanarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, TRH 2010 tablosunun uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğini ve hesaba esas alınacak ücret ve diğer unsurlarda meydana gelecek artışların yansıtılması gerektiğini açıklayarak itirazda bulunmuştur. Dosya kapsamı incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan raporda PMF tablosuna göre hesaplama yapıldığı, 02.02.2021 tarihli dilekçesi ile rapordaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, işlemiş dönem değişikliği dahil fakat bununla sınırlı olmamak üzere fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şeklinde açıklama yaparak talebini arttırdığı, istinaf başvurusunda aynı beyanı tekrarlayarak TRH tablosuna göre yeniden yapılacak hesaplamada asgari ücret artışlarının dikkate alınması hususunu istinaf ettiği anlaşılmış olup bu duruma göre davalı taraf lehine oluşmuş usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği kanaatine varılmış ve davacının istinaf başvurusuna konu itirazı yerinde görüldüğünden, yeniden bilirkişi raporu alınmıştır. TRH 2010 tablosu ve asgari ücret artışları dikkate alınarak hesaplama içeren bilirkişi raporuna itibar edilerek davacının maddi tazminat alacağının 331.619,20 TL olduğu kabul edilmiştir. Ancak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının eldeki davadaki talep miktarı ile bağlı kalınarak yeniden hüküm kurulması gerekmiştir. Davacı vekilinin, manevi tazminat miktarına yönelik itirazları bakımından; kazanın oluş şekline, kusur oranlarına, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, hak ve nesafet kurallarına göre ve kaza tarihi ile sürekli iş göremezlik oranı dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesince takdir olunan manevi tazminat miktarının isabetli olduğu kanaatine varıldığından aksine itirazlar reddedilmiştir. Davacı vekili, Borçlar Kanunu 513/1 madde uyarınca davacı şirket hakkında iflas kararı verildiği tarihte vekalet akdinin son bulması nedeniyle reddedilen manevi tazminat yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmolunmayacağı yönünde itirazda bulunmuştur. Dosya kapsamından, davalı şirket hakkında 21.11.2019 tarihinde iflasın açılması kararı verildiği anlaşılmakla bu tarih itibariyle davalı vekilinin görevinin son bulduğuna dair itiraz yerindedir. Ancak Avukatlık Kanunu'nun 168/3 ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21 inci maddesi gereği, hukuki yardımın tamamlandığı tarih itibariyle ve bu tarihte yürürlükte bulunan tarife uyarınca avukatlık ücretine hükmolunması gerekeceğinden Dairemizce yeniden kurulan hükümde davalı vekalet ücreti 2019 yılı Avukatlık Ücret Tarifesi dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Yapılan açıklamalar çerçevesinde; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzeni dikkate alındığında, davacı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne, 146.861,79 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 29.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte iflas masasına alacak kaydına, 30.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 29.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte iflas masasına alacak kaydına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek ayrıca davalı şirketin karar tarihinde ve istinaf Mahkemesi yargılaması sırasında vekili bulunmamasına rağmen duruşma açıldığı gerekçesiyle istinaf Mahkemesince davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunmasının hatalı olduğunu beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi
- Değerlendirme
A) Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Davacı vekilinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 70.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, temyize konu İlk Derece Mahkemesi kararında davalı şirket aleyhine hükmolunan manevi tazminat miktarlarının 30.000,00 TL, reddine karar verilen miktarın 40.000,00 TL olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile manevi tazminat alacağı yönünden davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verdiği gözetildiğinde, reddine karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
IV.KARAR: **
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacı vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:33