Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/928
2024/4769
30 Nisan 2024
MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1278 E., 2022/1386 K.
KARAR: Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Afyonkarahisar 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2018/84 E., 2020/604 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme hükmünün kaldırılması ile yeniden esas hakkında hüküm verilmesi üzerine davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18.12.2017 tarihinde İşlek Gıda San. Tic. ve Paz. Ltd. Şti.'ne ait Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesinde bulunan fabrikada müvekkil çalışmakta iken müvekkilin kolunun tavuk kesim makinasına sıkışması ile kolu kesilmesi ile sonuçlanan kazanın meydana geldiğinini, iş kazası olduğunu, müvekkilinin iş kazası neticesinde sol kolu ampute olup ağır yaralandığını, müvekkilinin aylık 2.500 TL gelirin olduğunu, kaza tarihinde 17 yaşında olduğunu, elim kaza sonucunda çok genç yaşta iş göremez kaldığını, bundan sonraki hayatını başka bir kişinin yardımına muhtaç olarak sağlayabileceğini, müvekkilin işinin getir götür işi olduğununu, işverenin talimatı ile her yerde görevlendirildiğini, işveren tarafından kesimhanede çalışması yönünde müvekkile talimat verildiğini, bu alanda çalışmamasının gerektiğini, yönlendirildiğini, akabinde işbu kazanın meydana geldiğini, müvekkilin sigortasız olarak çalıştırıldığını, müvekkile verilen işler için kendisine hiçbir eğitim ve iş güvenliği önlemi alınmadığını, elinin sıkışmasına neden olan makinede stop butonunun bulunmadığını, müdahale edilmekte biraz daha geç kalınsa idi makinanın müvekkili kendisine çekmesi sonucu az daha müvekkilin başı kesileceğini, söz konusu kaza, işveren tarafından gerekli iş güvenliği önemlerinin alınmamış olması ve 18 yaşından küçük sigortası personel çalıştırmasından meydana geldiğini, iş kazası geçiren müvekkilin sakatlığı nedeniyle meslekte kazanma gücünü kayıp oranı ve efor kaybı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 286.539,63 TL iş göremezlik tazminatı; çektiği ve yaşamı boyunca çekmeye devam edeceği elem ve ızdıraba dayalı olarak da manevi tazminat talep etme gereği doğmuştur. Tüm yaşanılanlar müvekkillerin elem, üzüntü, acısını dindirmeyecek olsa dahi bir nebze de olsa acılarını hafifletmek amacıyla sonuç kısmında ayrı ayrı belirtilerek davacı kazalı adına 500.000,00 TL, davacı anne ve baba adına ise 100.000,00 TL ayrı ayrı manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'in müvekkile ait kesim mezbahanesinde 17.08.2017 13.09.2017 tarihleri arasında çalıştığını, sonrasında 14.01.2017 tarihinde işe tekrar başladığını, 18.12.2017 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle işten ayrıldığını, her iki çalışmasında da sigorta girişi yapılmış ve primlerinin tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, getir götür işleri yaptığını, işyerinde bazı günler kesim yapıldığını, bazı günler ise diğer rutin işler yapıldığını, kaza günü kesim yapıldığını, kesim gününde kimin hangi işi yapacağı ve işyeri içi dağılıma teknikerin karar verdiğini, Alaattin'in yaşının küçük olması nedeniyle kesim yapıldığı günlerde en risksiz bölüm olan tavuk asma bölümünde görevlendirildiğini, kaza günü yine tavuk asma bölümünde görevlendirildiğini, fakat davalı işyeri yöneticilerinin bilgisi, izni ve iradesi dışında görev yerini terk edip kesim bölümüne geçtiğini burada üzerine kan bulaştığını, üzerini makinadan akan sudan faydalanarak temizleyeme çalışırken makineye elini kaptırdığını, davalı işyerinde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi tüm çalışanlara toplu olarak verildiğini, kazaya sebep olan makime üzerinde acil stop butonu bulunduğunu, mevcut alanda işyeri ikaz ve levhaların bulunduğunu, kaza sonrasında kollukça ikaz levhaları ve stop butonunun tespit edildiğini, yine kaza yaşandığı anda makine direk olarak kendisini stop ettiğini, bu elim kazanın gerçekleşmesinde Alaattin'in kendi hatasından kaynaklandığını, davalı işyerinin kusur ve ihmalinin olmadığından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; iş kazasının oluşumunda davacının %20, davalı işverenin %60, dava dışı davalı işveren işçisi Teoman Kümekaya'nın %20 oranında kusurlu olduğu ve davacının davaya konu iş kazası nedeni ile 35,2 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle davacı kazalının maddi tazminat talebinin kabulüne, davacıların manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilerek davacı kazalı ... için 286.539,63 TL maddi tazminat, 100.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ve baba yönünden ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kusursuz olduğunu, manevi tazminat miktarının düşük belirlendiğini, her bir manevi tazminat için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 10.08.2020 tarihli kusur raporuna itiraz edildiğini, bu itirazın gerekçesiz reddedildiğini, aktüerya raporuna da aynı gerekçelerle itiraz edildiğini, tek kusur raporu ile karar verildiğini, manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, konuyla ilgili Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/351 E sayılı dosyasının derdest olduğunu bekletici mesele yapılması gerektiğini bildirmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"...Tarafların kusur raporuna ilişkin istinafları söz konusudur. Dosyaya sunulan heyet bilirkişi raporunda somut olay, somut olaya ilişkin tüm delil ve belgeler irdelenmiş detaylı şekilde, gerekçeli ve denetime açık şekilde kusur değerlendirmesi yapılmıştır. İnceleme raporu ile aynı kusur oranlarını belirleyen kusur raporu oluşa ve dosya kapsamına uyumludur. Bu husustaki taraf istinaf taleplerinin reddi gereklidir. Afyonkarahisar Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2021 tarihinde karara bağladığı kazaya ilişkin yargılamada hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunda karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan kusura ilişkin heyet bilirkişi raporunda Asliye Ceza Mahkemesi dosyasına sunulan bilirkişi raporu da incelenmiştir. Bu gerekçe ile bu konudaki istinaf talebinin reddi gereklidir. Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin istinafları söz konusudur. Borçlar Kanunu'nun 47 nci maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de su götürmez. Davacının işverenin %80 kusurlu hareketi sonucunda sol kolu ampute olarak %35,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmesi karşısında ilk derece mahkemesi tarafından takdir olunan manevi tazminat miktarı isabetli olup, aksi yöndeki taraf vekillerinin istinaf taleplerinin reddi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacıların her biri için ayrı manevi tazminata hükmedilmiş olup, ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusudur. Her biri için ayrı ayrı hesaplanacak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup, bu yönde yeniden hüküm kurulmak üzere kararın kaldırılması, tarafların diğer tüm istinaf talepleri açısından ise yukarıda açıklanan gerekçelerle red kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davacılar anne ve baba yönünden davacı lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi
- Değerlendirme
A) Davacı vekilinin davacı ... için talep edilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Davacılar vekilinin davacılar ... ve ... için talep edilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde davacılar adına ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, temyize konu İlk Derece Mahkemesi kararında her bir davacı için davalı şirket aleyhine hükmolunan manevi tazminat miktarlarının 15.000,00 TL, reddine karar verilen miktarın 85.000,00 TL olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile manevi tazminat alacağı yönünden davacılar vekilinin istinaf istemlerinin reddine karar verdiği gözetildiğinde, reddine karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
C) Davacı vekilinin davacı ... için talep edilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47 ve gerekse iş kazasının gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür.
2.Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene veya ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
3.Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır.
4.Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.(HGK 23.6.2004, 13/291 370)
5.Somut olayda, davacı sigortalının davalı şirkette çalışırken gerçekleşen kazada gözünden yaralandığı, sürekli iş göremezlik oranının %35,2 olarak tespit edildiği, davacının kaza nedeniyle sol kolunun dirsekten itibaren ampüte edildiği, kaza tarihinde 17 yaşında olduğu, hükme esas alınan kusur raporuna göre davalı işverenin %80 oranında ( dava dışı işçi %20 oranındaki kusuru işveren kusuru ile birlikte değerlendirilerek), davacı sigortalının ise %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
6.Bu açıklamalar doğrultusunda sigortalının iş kazası nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik, iş kazasının gerçekleşmesinde işverene göre kusurunun azlığı, iş kazasının davacıda meydana getirdiği şiddetli elem ve ızdırap kapsamında, hüküm altına alınan manevi tazminatın bariz biçimde çok az miktarda olduğu anlaşılmaktadır.
7.Bu sebeple Mahkemece yapılacak iş, davacının iş kazasına uğraması nedeniyle açıklanan sebeplerle duyduğu şiddetli elem ve ızdırabı tazmin ile yeterli hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.
8.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
IV.KARAR: **
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacılar vekilinin davacı ... ve ... için sunduğu manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davacılar vekilinin davacı ... için manevi tazminat alacağı yönünden Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:33