Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1584
2024/444
23 Ocak 2024
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/32 E., 2022/389 K.
KARAR: Kısmen Kabul
Taraflar arasında Mahkeme kararı ile kesinleşen işçilik alacağı nedeniyle belirlenen fark ücretler nedeniyle sigorta primine esas kazançların tespiti ve yaşlılık aylığı miktarının yeniden hesaplanması ile fark aylık alacaklarının davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve ... Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkili davacının başlangıçta ... Köy Hizmetlerine bağlı olarak mevsimlik işçi statüsünde çalışmalarına başladığını, Yol İş Sendikası Genel Başkanlığı üyesi olarak çalışmalarını sürdürdüğünü, 2001 yılında ... Köy Hizmetleri Müdürlüğü'nde (şimdiki adıyla İl Özel İdaresi) kadrolu işçi durumuna geçerek değinilen biçimde emekli olduğunu, sonrasında intibak alacakları için dava açtıklarını, davanın kabul edildiğini, bunun üzerinde davalıya dilekçe ile başvuru yaparak eski ... İl Özel İdaresi yeni ... Büyükşehir Belediyesi'nce davacının emekli maaşına dayanak ücret durumu, emeklilik tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönemde eksik bildirildiğinden bu yolla davacılar adına eksik prim ödenmiş olduğundan durumun değerlendirilmesiyle prim eksiklerinin işverenlikçe tamamlanmasının sağlanmasıyla emeklilik maaşının 5 yıllık dönemde ücret durumu gözetilerek yeniden uyarlanmasıyla emeklilik tarihinden başvuru tarihine kadar eksik ödenen emekli maaşlarına ilişkin farkın ödenmesini istediğini ve emeklilikten dava tarihine değin eksik ödenen emekli maaşlarının saptanarak alınmasıyla güncel emekli maaşlarının yeni duruma göre uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, dava dilekçesindeki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, buna göre öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın dilekçesinde belirtmiş olduğu işçilik alacağına ilişkin dosyasında kurumun taraf olmadığını, taraf olarak dahil edilmediği dosyadan da müvekkili Kurumun haberdar olmasının beklenemeyeceğini, kaldı ki ilgili ilamda emeklilik geçmiş aylık farkına ilişkin bir karar da bulunmadığını, yapılan başvurunun ilama aykırı olarak yapıldığını, müvekkili kurumdan İl Özel İdarenin yapmış olduğu hatanın bedelini ödemesinin beklenemeyeceğini, dolayısıyla geçmiş emekli aylık hesabı farkının müvekkili kurumdan istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, prime esas kazançların, işveren tarafından müvekkili kuruma bildirilmekte ve ilgili prim müvekkili kuruma ödenmekte olduğunu, dolayısıyla müvekkili kurumdan istenen, alınan ücret ile alınması gereken ücret farkının davacının primine yansıtılması mümkün olmamakla beraber bu durumun davalı Kurumdan istenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı İdare vekili, davaya dâhil edilmesinin yanlış, gereksiz ve usul ekonomisine aykırı bir işlem olduğunu, müvekkili İdarenin ise davacının lehine sonuçlanan İş Mahkemesi kararının kesinleşmesinin hemen akabinde intibak düzenlemesine ait ek aylık ve hizmet belgelerini davalı ...'ya gönderdiğini ve bunlara ait ek aylık prim tutarlarını yatırdığını, müvekkili idarenin ilgili Mahkeme kararı uyarınca üzerine düşen bütün yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davanın müvekkili açasından öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, belirterek davalı idare yönünden davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, bozma öncesi verilen karar ile her ne kadar ... sorumlu olmadığını savunmuş ve husumet itirazında bulunmuş ise de 6360 sayılı Kanun'un 3/2 maddesi gereğince İl Özel İdareleri'nin mahkemelerde süren davaları ile İl özel İdaresi olarak faaliyet gösterdikleri dönemde yapılan işlemlere ilişkin olarak açılacak davalarda; muhatap, devir işleminin yapıldığı ilgili kurumdur. Bu Kanun gereğince oluşturulan devir tasfiye paylaştırma işlemleri Valilikçe kurulan komisyon tarafından yapılmış ve komisyon kararıyla İl Özel İdareleri'nin mal varlığı, personeli ile birlikte ...'na devredilmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 16.02.2015 tarihli, 2015/2816 E. 2015/4908 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere "devirden önce" doğmuş bulunan alacaklardan devralan sorumludur. Bu nedenle davalı ...'nın husumet itirazı yerinde görülmemiştir. Denilerek davanın kabulüne, davacının Ağustos 2015 ödeme dönemi itibariyle aylığının ek ödeme, sosyal güvenlik destek primi gibi unsurlar hariç çıplak 2.094,02 TL olduğunun ve fark ücretlerinin sigorta primi esas kazancın miktarlarına eklenmesi hususunda davalılar SGK ve ...'nın birlikte sorumlu olduğunun tespitine, buna göre yaşlılık aylığının uyarlanmasına, dava tarihi itibariyle hesaplanan 787,82 TL yaşlılık aylığı farkının 10 TL'lik kısmının faizsiz olarak 777,82 TL'lik kısmının bedel artırım tarihi olan 12.05.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu olan kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlık; kesinleşen Mahkeme kararı sonrasında davacının, prime esas kazancına ek bir miktarın eklenip eklenmeyeceği ve bunun sonucunda aylığının yükselerek fark aylık olup olmayacağı konusundadır.
Tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere mahkemece kesinleşen işçilik alacağı dosyasının dosya içerisine konduğu, taraf delillerinin toplandığı ve usulüne uygun olarak prime esas kazancın bilirkişiye hesaplattırıldığı ve bu şekilde son ücret belirlenerek belirlenen kazanca göre yaşlılık aylığı farkının tespit edilerek fark alacağın belirlendiği anlaşılmakla, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan tüm istinaf itirazlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, bozma kararında, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların hak kazanıldığı dönemlerin prime esas kazançlarına dâhil edilmesi isabetsiz olup; ödenmesi koşuluyla, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdinin daha önceki bir tarihte sona ermiş olması halinde ise, yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi mümkün olmakla, anılan ilkeler kapsamında yapılacak değerlendirme ve hesaplama sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26 ncı maddesi; “Hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.” hükmüne amirdir. Bu hüküm ile hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır.
Diğer taraftan, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukuku değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine, davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir.
Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmamasından dolayı reddedilir. (Hukuk Muhakemeleri Usulü, Prof. Dr. Baki Kuru, I. Cilt, s. 1159)Taraf sıfatı dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru Ramazan Arslan Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231).
Eldeki davada ise davacı, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararına dayalı olarak belirlenen ücret alacağı nedeniyle oluşan fark prime esas kazançlarının kurumca bağlanan aylıkta esas alınması ve aylığında oluşabilecek farklarının faizi ile birlikte tahsili talebinde bulunmuş olup bu istem gözetildiğinde, kuruma husumet yöneltilmesi isabetli ve yerinde ise de, aslen daha önceden kesinleşen davada davalı olarak yer almış ve davacıya sigorta primine esas kazançlarını borçlu olduğu kesinleşmiş olan davalı işverenin, bu davada husumetinin bulunmadığının gözetilmesi gereğine işaret edilerek, karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay ilamı doğrultusunda ... 2. İş Mahkemesinin 2014/69 E., 2014/561 K., sayılı kararı doğrultusunda davalı tarafından davacıya yapılan bir ödeme olup olmadığı, varsa ödeme belgelerinin mahkememize sunulması hususunda taraflara süre verilerek araştırılmış olup davacı vekilince sunulan belgelere göre ödemelerin hizmetin sonra ermesinden sonra yapıldığı anlaşıldığından, hizmet akdi mahkeme kararı ile ödeme yapıldığı tarihten önce sona ermiş bulunduğundan 5510 sayılı Kanun madde 80/d hükmüne göre prime esas kazancın çalışmanın geçtiği en son ayın kazancına dâhil edilerek yapılan 18.07.2022 tarihli ek rapordaki hesap hükme esas alınmıştır. Bu rapora göre sadece davacının hizmetinin geçtiği son ay 2012/7 SPEK miktarı değişmiş olup hesaplamalarda SPEK tavan tutarı da gözetilmiştir. SPEK miktarı değişen ay dikkate alınarak dava tarihinden önceki ay emekli maaşı miktarı da tespit edilerek fark alacak hesaplanmıştır.
Söz konusu ödemenin davacının yaşlılık aylığına etkisi olup olmadığı hususunda Mahkememizce alınan SGK'ya müzekkere yazılmışsa da, SGK cevabında manyetik ortamda farazi hesaplama yapılamadığı belirtilmiştir.
Bu sebeple yukarıda açıklanan şekilde ödeme araştırılmış olup ödemelerin hizmetin sonra ermesinden sonra yapıldığı anlaşıldığından prime esas kazancın çalışmanın geçtiği en son ayın kazancına dâhil edilerek yapılan 18.07.2022 tarihli ek rapordaki hesap hükme esas alınmıştır.
Her ne kadar ... sorumlu olmadığını savunmuş ve husumet itirazında bulunmuş ise de 6360 sayılı Kanun'un 3/2 maddesi gereğince İl Özel İdareleri'nin Mahkemelerde süren davaları ile İl Özel İdaresi olarak faliyet gösterdikleri dönemde yapılan işlemlere ilişkin olarak açılacak davalarda; muhatap, devir işleminin yapıldığı ilgili kurumdur. Bu Kanun gereğince oluşturulan devir tasfiye paylaştırma işlemleri Valilik'çe kurulan komisyon tarafından yapılmış ve komisyon kararıyla İl Özel İdareleri'nin mal varlığı, personeli ile birlikte ...'na devredilmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 16.02.2015 tarihli, 2015/2816 E 2015/4908 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere "devirden önce" doğmuş bulunan alacaklardan devralan sorumludur. Bu nedenle davalı ...'nın husumet itirazı yerinde görülmemiş ve 1 Davacının çalışmasının geçtiği son ay olan 2012/7 ayına ait SPEK tutarının 6.113,40 TL olduğunun ve buna göre 2015 yılı Ağustos ayında alması gereken yaşlılık aylığı miktarının ek ödeme hariç çıplak 2.076,97 TL olduğunun tespitine, dava tarihi itibariyle davacının fark yaşlılık aylığının 229,45 TL olduğunun tespiti ile 10 TL'lik kısmının faizsiz olarak, bakiye kısmının ise bedel arttırım dilekçesinin harçlandırma tarihi olan 12.05.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyizinde; kendisi hakkında usuli kazanılmış hak oluştuğunu, Mahkemece bozma öncesi verilen ilk karar ile miktar ve tutarlar bakımından yapılan hesaplamanın yerinde olduğunu belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.
3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, uyulan bozma ilamı gereğince kendisi hakkında husumetten ret kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, geçici işçi statüsünde geçen hizmet sürelerinin, toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca, daimi işçi kadrosuna geçildiği tarih itibarıyla intibakının yapılması suretiyle oluşan fark ücret alacaklarının ödenmesine dair kesinleşen mahkeme ilamı dikkate alınmak suretiyle, anılan fark ücret alacaklarının sigorta primine esas kazanca dâhil edilmesi ve bu şekilde oluşacak fark yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 ve 359 uncu maddesi ile 369 uncu maddesi ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi hükümleridir.
2.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasında, “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, hükmü temyiz etmeyen yönünden sonuç doğurması gerekeceği de gözetilerek, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.
- Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9 508 E., 2006/521 sayılı kararı).
3.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)
4.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
5.Eldeki davada, uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararına dayalı olarak belirlenen ücret alacağı nedeniyle oluşan fark prime esas kazançlarının Kurumca bağlanan aylıkta esas alınması ve aylığında oluşabilecek farklarının faizi ile birlikte tahsili talebinde bulunmuş olup, bu istem gözetildiğinde, davalılardan Kuruma husumet yöneltilmesi isabetli ve yerinde ise de aslen daha önceden kesinleşen davada, davalı olarak yer almış ve davacıya sigorta primine esas kazançlarını borçlu olduğu kesinleşmiş olan davalı işveren hakkında, bu davada husumetinin bulunmadığı buna göre husumetten redde dair karar verilmesi gerektiği açıklanmış olmasına rağmen, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:28:58