Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/14356
2024/438
23 Ocak 2024
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2018/341 E., 2022/516 K.
KARAR: Asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen yersiz ödenen aylıklar nedeniyle davacı karşı davalı sigortalı hakkında yapılan takipte itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ve Kurumun aylık kesme ve borç tahakkukuna dair yaptığı işlemin iptali ve kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; Kurumun açttığı itirazın iptali istemli asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulüne dair karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı karşı davalı ... vekili tarafından, temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı SGK vekili dava dilekçesi ile davalı borçlunun müvekkil Kurumdan 1100177486 tahsisi numarası ile yaşlılık aylığı almakta iken SSK ya tabi işte çalıştığı kurum tarafından tespit edilmiş ve 20.11.2009 tarihi itibariyle emekli aylığı kesildiğini, bu nedenle 20.03.2000 ile 19.10.2009 tarihinde ödenmiş olan 44.405,07 TL'nin ve 02.04.2012 tarihine kadar işleyen 36.347,32 TL'nin ve 15 TL tebligat masrafının ödenmesi için hakkında toplam 80.767,39 TL den ... 14.İcra Müdürlüğünün 2012/9906 esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı sonucu takibin durduğuna, davalı borçlunun kuruma çalıştığını bildirmediği ve destek primide ödemediğini, bu nedenle emekli maaşının kesilerek 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre yersiz olarak ödenen maaşların iadesi için yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi ile 29.02.2000 tarihinde davacının Kurumdan emekli olduğunu, 9 yıl emekli maaşı aldıktan sonra tekrar işe girdiği gerekçesiyle SGK başkanlığının 08.03.2010 tarih ve 94420 sayılı yazısı gereğince emekli aylığının iptal edildiğini, bunun üzerine hizmet cetvelinde yaptığı incelemede ...sicil numaralı işyeri tarafından 25.03.2000 25.07.2000 tarihleri arasında prim yatırıldığını öğrendiğini, 15.03.2010 tarihli dilekçesi ile bu iş yerini tanımadığını, malulen emekli olduğunu, tekrardan işe girmesinin mümkün olmadığını, Kurumun tekrardan işe girişini gösteren belgeleri ibraz edemediğini, davacı kurum tarafından mağdur olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, bozma öncesi verilen karar ile ... 4. İş mahkemesinin birleşen 2012/646 2013/431 E.K sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ...'nın 29.02.2000 tarihinde SSK'dan malulen emekli olduğunu, 9 sene emekli aylığı aldıktan sonra tekrardan 2000 yılında tekrar işe girdiğini, SGK Başkanlığının 08.03.2010 tarih 9442 sayılı yazısı gereğince emekli aylığının iptal edildiğini, bunun üzerine yaptığı incelemede ...sicil numaralı işyeri tarafından 25.03.2000 25.07.2000 tarihleri arasında prim yatırıldığını öğrendiğini, 15.03.2010 tarihli dilekçesi ile bu iş yerini tanımadığını, malulen emekli olduğunu, tekrardan işe girmesinin mümkün olmadığını, Kurumun tekrardan işe girişini gösteren belgeleri ibraz edemediğini, davacı Kurum tarafından mağdur olduğunu, tüm bu nedenlerle mağduriyetinin giderilmesini ve Ekim 2009 yılından bu yana ödenmeyen emekli aylığının yasal faizleriyle birlikte kendisine ödenmesini talep etmiştir.
... 4. İş mahkemesinin birleşen 2012/646 2013/431 E.K sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı Kurum davacının 01.03.2000 tarihinde emekli olup emekli aylığı almaya başladıktan sonra 27.05.2000 25.07.2000 tarihleri arasında dava dışı .... İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinde çalışmasının olduğunun Kurum tarafından tespit edildiğini, bu nedenle emekli aylığı ödemesinin durdurulduğunu ve 2000 yılından itibaren ödenen aylıkların iadesinin davacıdan talep edildiğini, davacının kontrol memuruna verdiği ifade de 1997 yılının 11. ayından 1999 yılına kadar bu işyerinde çalıştığını, malulen emekli olduktan sonra ise hiç çalışmadığını, belirtilen tarihlerde ki çalışmasının kendisine ait olmadığını ve bilgisi dışında olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, çalışmayan birisinin sigortalı olarak gösterilmesinin mümkün olmayacağını tüm bu nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamından 5510 sayılı Kanun'un 01.01.2008 tarihinde yürürlüğe giren 96 ncı maddesinde "Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihten, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla 5 yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde yapılacak ödemeler faizsiz, 3 aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır" ibaresi bulunduğu, dosyanın incelenmesinde davacının 27.05.2000 25.07.2000 tarihleri arasında dava dışı .... İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ünvanlı iş yerinde çalışmasının olduğu, davacı Kurum tarafından ... 14. İcra müdürlüğünde 2012/9906 esas dosyası ile takip başlatıldığı, icra dosyasının 80.767,39 TL takip başlatıldığı, davalı tarafından bu miktara itiraz edildiği ve takibin durduğu, ayrıca davalı borçlunun Kuruma çalıştığını bildirmediği ve destek primide ödemediği tüm bu nedenlerle davalının yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacak likit olduğundan dolayı davacı kurumun icra inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen ... 4. İş mahkemesinin 2012/646 2013/431 esas sayılı dava dosyasında mahkememiz davalısı, birleşen dosyanın davacısı ...'nın açmış olduğu davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı; Sedat Kaya vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, bozma kararında, 17.01.2000 tarihli rapor ile Kolon Kanseri tanısı sonrasında 29.02.2000 tarihli maluliyet aylığı talebinde bulunan davalı hakkında, askerlik borçlanması da yapılmak sureti ile 01.03.2000 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi kapsamında beden çalışma gücünün en az 2/3’ünü kaybetmiş olduğuna dair yapılan tespit nedeniyle maluliyet aylığı bağlanmış ve ödenmekte iken, sigortalı davalının aylık bağlandıktan sonra 25.03.2000 25.05.2000 ve 27.05.2000 25.07.2000 tarihleri arasında kalan sürelerde uzun vadeli sigorta kollarından çalışma bildiriminin yapıldığı hususunun 2009 yılında davacı Kurum tarafından tespit edilmesi nedeniyle 03.03.2010 tarihli kurum işlemi ile davalı sigortalı hakkında 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin “a” bendi çerçevesinde yapılan işlemle, 01.03.2000 01.10.2009 tarihleri arasında kalan sürelerde yapılan ödemelerin iadesi için takip yapıldığı ve davalı sigortalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, sigortalı davalının açtığı karşı davada ise anılan dönemlerdeki çalışma bildirimlerinin fiili olmaması nedeniyle aylığın kesilmesi ve borç tahakkukuna dair Kurumca yapılan işlemlerin iptali ile kesilen aylığın yeniden bağlanması gerektiğinin tespitini istediği anlaşılmakta olup, mahkemece itirazın iptali istemine dair kurumun açtığı davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine dair karar verildiği anlaşılmakta ise de verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Davaya konu uyuşmazlığın anılan dönemlerde davacı adına yapılan sigortalı bildirimlerinin fiili çalışmaya dayalı olup olmadığı hususunda toplandığı, buna göre davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un 79 uncu (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86 ncı ) maddesi olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, eldeki gibi sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Buna göre öncelikle, davacının Kuruma bildirim yapılan 25.03.2000 25.05.2000 ve 27.05.2000 25.07.2000 tarihleri arasında kalan sürelerde fiilen çalışıp çalışmadığı hususu irdelenmeli, bu kapsamda davalı sigortalının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları uyuşmazlığa konu dönem içerisinde davacı çalışmalarını Kuruma bildiren işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkâr edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata hile ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, özellikle Kurum müfettişlerince yapılan incelemede işveren hakkında belirlenen hususlar ve aksinin ispatı bakımından yoklama tutanakları gibi belgelerin varlığı araştırılmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işyeri dosyaları getirtilmeli ve Kanun kapsamına alınış ve kapsamdan çıkartılış nedenleri ve tarihleri irdelenmeli ve çalışmanın fiili olup olmadığı hususunda yapılacak irdeleme sonucunda, davalının sigortalı olarak fiilen çalıştığı dönemlerde malullük aylığı alamayacağı, bu dönemlerdeki malullük aylıklarına yönelik Kurumun borç tahakkuku işleminin hukuka uygun olacağı dikkate alınmalı, davacının fiilen çalışmadığı anlaşılırsa ve o dönemde 506 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi kapsamında bedeni çalışma gücünün en az 2/3 ünü kaybetmiş olduğuna dair tespitin yapılması ile bu konuda yapılacak irdeleme sonucunda maluliyet halinin devam ettiğinin tespit edilmesi halinde ise maluliyet aylığının kesilmemesi gerektiği dikkate alınmak suretiyle irdeleme yapıldıktan sonra bir karar verilmelidir.
Bu arada belirtilmelidir ki, davalı hakkında yapılacak irdeleme sonucunda, 01.03.2000 tarihi ve sonrasındaki dönem bakımından, 506 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi kapsamında beden çalışma gücünün en az 2/3’ünü kaybetmediğinin anlaşılması halinde ise, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonrası bakımından sosyal güvenlik hukukunun kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle, sigortalı veya hak sahipleri lehine getirilen yasal düzenlemelerin derdest davalara da uygulanması gerekeceği tartışmasız olduğundan, 5510 sayılı Kanun'un 25 inci maddesindeki; 4/a ve 4/b’li sigortalılar için “...çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybettiği...” Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu Kurumun Sağlık Kurulunca tespit edilenlerin malul sayılacağına dair getirilen lehe hükümlerin davalı sigortalı hakkında uygulanma kabiliyetinin varlığı araştırılmalı ve bu yönde yapılacak tespitten sonra 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibari ile maluliyet aylığına hakkı olduğu kabul edilmelidir.
Kabule göre de 01.03.2000 tarihinden itibaren davacı kurum tarafından aylık bağlanmış olmasına rağmen, 25.03.2000 25.05.2000 ve 27.05.2000 25.07.2000 tarihleri arasında davalı sigortalının 506 sayılı Kanun kapsamında yapılan sigortalılık bildirimlerinin aynı Kurum (SSK) bünyesinde tespiti mümkün iken, uzun zaman geçtikten sonra 2009 yılında bu durumun tespit edilmesi karşısında somut olay dikkate alınarak Kurum alacağının 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin “b” bendi kapsamında tespit edilmesi gereğinin de gözetilmemesi isabetsizdir denilerek, karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, devamında; ... firmasından davalının çalışmasına ilişkin kayıtların, bordroların ve puantajların istendiği, davalının fiili çalışmasını içeren herhangi bir kayda dosya içeriğinden rastlanmadığı, bununla birlikte dosyada ilgili firmanın imza ve kaşesini içeren yazıda davalının 29.02.2000 tarihi itibariyle firma ile ilişiğinin kesildiği, davalının emeklilik nedeni ile işten ayrıldığının bildirildiğinin görüldüğü, Samsun 3. İş Mahkemesi'nin 2021/340 Talimat sayılı dosyası ile dinlenen tanık Mehmet Bulut beyanında; kendisinin Samsun Merkez'de polis memuru olduğunu, ...'yı tanımadığını, kendisinin tam tarihleri hatırlamamakla birlikte ... İnşaat firmasında çalıştığını, ...'un belediyenin taşeron firması olduğunu, temizlik ve park işlerinde çalıştığını” beyan ettiği, diğer tanık ... İş Mahkemesi'nin 2021/224 Talimat sayılı dosyası ile 03.09.2021 tarihinde dinlenmiş olup, beyanından kendisinin davalıyı tanımadığını, kendisinin ... İnşaat firmasında çalışmadığını, bir bilgisinin olmadığını söylediği, her ne kadar davacı Kurum; kurum tarafından tespit edildiğini ve 20.11.2009 tarihi itibariyle emekli aylığının kesildiğini, bu nedenle 20.03.2000 ile 19.10.2009 tarihleri arası ödenmiş olan 44.405,07 TL'nin ve 02.04.2012 tarihine kadar işleyen 36.347,32 TL ve 15,00 TL tebl. masrafının ödenmesi için davalı hakkında toplam 80.767,39 TL'den ... 14. İcra Müdürlüğü'nün 2012/9906 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının Kuruma çalıştığını bildirmediğini ve destek primi de ödemediğini, bu nedenle emekli maaşının kesilerek 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre yersiz olarak ödenen maaşların iadesi için yapılan takibe karşı itirazın iptalini talep etmiş ise de davalı işçinin fiili çalışmasının olduğunun kurum tarafından ispat edilememiş olması göz önünde bulundurulduğunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin kesilen aylıkların hesap edilmesi ve tahsili gerektiğini savunarak önceki raporlara itiraz ettiği, ancak; birleşen ... 4. İş Mahkemesi'nin 2012/646 E. sayılı dosyasında davalı karşı davacı işçinin emekli maaşının iptali işleminin iptaline karar verilmesini, ödenmeyen aylıkların ödenmesi gerektiği kararı verilmesini talep ettiği, davada harç yatırılmadığı, davanın alacak davası olarak değil tespit davası olarak ikame edildiği görüldüğü, bu hali ile birleşen ... 4. İş Mahkemesi'nin 2012/646 E. kapsamında verilecek tespit hükmü ile ilgili Kurum'a başvuru yapılması gerektiği, aylıkların Kurum tarafından hesap edileceği hususu göz önünde bulundurularak; davacı Kurumca açılan İtirazın iptali davasının reddine, birleşen dava yönünden davacıya yönelik emekli maaşı kesme işleminin iptaline ve taleple bağlı kalınarak 2009 yılının Ekim ayından itibaren emekli aylığına hak kazandığının tespitine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı karşı davalı Kurum vekili, mahkeme kararının uyulan bozma ilamına aykırı olduğunu, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı adına bildirim yapılan dava dışı iş yerinde geçen dönemdeki sigortalılığın fiili çalışmaya daylı olup olmadığı ile davalı Kurumca bu nedenle aylığın kesilmesine dair yapılan işlemin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, ile mülga (mülga) 506 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı ve 96 ncı maddeleri hükümleridir.
- Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9 508 E., 2006/521 sayılı kararı)
2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3.Eldeki davada ise, bozma gereklerinin gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, davalı sigortalı hakkında, dava dışı şirket tarafından alınan ihaleli iş nedeniyle ve bu iş için kayıtlı iş yerinden bildirimi yapılan çalışmaların fiili olduğuna dair ulaşılan kanaatin yerinde olmadığı belirgin olup, uyulan bozma ilamında da belirtildiği gibi davalının sigortalı olarak fiilen çalıştığı dönemlerde malullük aylığı alamayacağı, bu dönemlerdeki malullük aylıklarına yönelik Kurumun borç tahakkuku işleminin hukuka uygun olacağı dikkate alınmalı ve çalışma dönemleri ile sınırlı olmak üzere 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin b bendi kapsamında yapılacak irdeleme ile tarafların hak ve borçlu olduğu ve olmadığı tutarlar bakımından asıl ve birleşen davalardaki taleplere göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,
23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:28:58