Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/4231

Karar No

2024/4267

Karar Tarihi

22 Nisan 2024

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1948 E., 2021/2259 K.

KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 15. İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/447 E., 2021/694 K.

Taraflar arasındaki iş kazasında iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece verilen karara karşı davalı vekilinin istinafa başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğünün ihale ile yol yapım işini üstlenen davalı şirkette, Wirtgen (asfalt serpme makinesi operatörü) olarak çalışmakta iken 22.09.2013 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve söz konusu kaza nedeniyle sol böbreğinin alındığını, 4 dişinde kırık meydana geldiğini, müvekkilinin geçirmiş olduğu bu kaza nedeniyle işveren aleyhine Ankara 40. İş Mahkemesinde manevi tazminat talepli 2016/1862 Esas sayılı dosya ile dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde müvekkili lehine manevi tazminata hükmedildiğini, işbu karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğunu ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesinde olduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle %29,2 oranında malul kaldığının adli tıp raporu ile tespit edildiğini, manevi tazminat talepli davada yapılan yargılama esnasında alınan kusur raporunda davalı şirketin %90 oranında, dava dış .... isimli kişi ile müvekkilinin %5’şer oranında kusurlu olduklarının belirlendiğini, kazanın oluşumunda davalı işverenin asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin son aylık ücretinin Asgari Geçim İndirimi dahil 3.180,00 TL olduğunu ve son aylık ücret konusunda davalı ile aralarında uyuşmazlık bulunmadığını beyan ederek, 1.000 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 117.737,82 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tarihi itibariyle dava konusu edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili şirkette asfalt serpme operatörü olarak işe başladığını, müvekkili şirketin Ankara Gerede yolu mevkiinde sürdürdüğü yol yapım çalışmaları devam ederken davacının kendi kusur, dikkatsizliği ve özensizliği ile 22.09.2013 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde yaralandığını, davacının görevi olmadığı ve hiçbir görevlendirme yapılmadığı halde kendi inisiyatifi ile akü bağlantısı yapılan iki aracın arasına girdiğini ve bağlantı yapılmasına yardım etmeye çalışırken araçlardan birinin aniden hareket etmesi ile iki aracın arasına sıkıştığını, davacının mesleki tecrübesi ve yaşı gereği iki araç arasına girmemesi gerektiğini bildiğini, kaza sonrasında davacının vücut bütünlüğünü bozacak kanamalı bir yaralanma meydana gelmediğini, olaydan sonra şirket aracı ile hastaneye götürülen davacının tetkikler sonrası taburcu işlemleri devam ederken istem dışı idrar boşalması meydana geldiğini ve bunun üzerine Üniversite Hastanesine ambulansla sevkinin yapıldığını ve davacının böbreğiyle ilgili bir sorun olduğunun tespiti üzerine davacının ameliyata alınarak sol böbreğinin alındığını ancak davacının böbreğin alınmasının geçirdiği iş kazasıyla hiçbir bağlantısının bulunmadığını bilmesine rağmen müvekkili şirket aleyhine bu davayı ikame etmesinin davacının kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, ayrıca davacının bu kazadan sonra müvekkili şirkette 3 yıl çalışmış olması da dava dilekçesindeki iddiaların asılsız olduğunun kanıtı olduğunu, kazanın iş yerinde gerçekleşmesinin işverenin sorumluluğu için yeterli olmadığını, böbrek kaybı şeklinde oluşan zararın daha önceden var olan bir rahatsızlığın sonucu olduğunu ve iş yerine özgü tehlike ile meydana gelen sonuç arasında uygun illiyet bağının varlığından söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacının davalı şirkette, asfalt serpme makinesi operatörü olarak çalışmaktayken, 22.09.2013 tarihinde iş kazası geçirdiği, işveren aleyhine Ankara 40. İş Mahkemesinin 2016/1862 Esas sayılı dava dosyası ile iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemli dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde iş kazası nedeni ile davacının %29,2 maluliyetinin oluştuğu ve kazanın meydana gelmesinde davacının %5 oranında, davalının ise %95 oranında kusurunun bulunduğu hususunun hüküm altına alındığı, davacı lehine manevi tazminata hükmedildiği, iş bu dava dosyasının istinaf yolu incelemesinden geçtiği, Ankara BAM 7. Hukuk Dairesinin 2019/627 E. 2020/1140 Karar sayılı ilamı ile kusur ve maluliyete ilişkin durumun kesinleştiği, bu hususlarda herhangi bir kaldırma kararı olmaması sebebi ile ayrıca kusura ve maluliyete ilişkin rapor aldırılmadığı, davacının geçirdiği iş kazası nedeni ile malul kaldığı, Ankara 40. İş Mahkemesinin 2016/1862 Esas sayılı dava dosyası ile iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemli dava açıldığı, iş bu dava dosyasında verilen kararın istinaf yolu incelemesinden geçtiği, Ankara BAM 7. Hukuk Dairesinin 2019/627 E. 2020/1140 Karar sayılı ilamı ile kusur ve maluliyete ilişkin durumun kesinleştiği, kaza nedeni ile davacının maddi zarara uğradığı anlaşıldığından, hüküm kurmaya ve denetime elverişli aktüerya bilirkişi tarafından tanzim edilen ek rapor hükme esas alınarak; davanın kabulü ile 117.737,82 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava tarihi itibariyle dava konusu edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, Ankara 40. İş Mahkemesinin 2016/1862 esas sayılı dosyasının kesinleştiğinden bahisle iş bu dosyada esas alınan kusur raporunun kabulünün mümkün olmadığını, anılan dosyada alınan rapor ile Sosyal Güvenlik İnceleme raporu arasında çelişki bulunduğunu ve iş bu raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, anılan raporların kesin delil niteliğinde olmadığını, kazanın tamamen davacının tedbirsizliği, aceleci tavırları ve işverene bilgi verme yükümlülüğünü ihlal etmesi dolayısıyla davacının kendi kusuru ile gerçekleştiğini, bu nedenle bilirkişi raporunda davacıya sadece %5 kusur isnat edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin kusur sorumluluğunun değerlendirmesi yapılmaksızın hesap raporu alınmasının doğru olmadığını, ayrıca kaza ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının da bulunmadığını ve son olarak hesaplamaya dosyaya sunulan ücret bordrolarının esas alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğünden ihale ile iş alan davalı şirket nezdinde wirtgen (asfalt serpme makinesi) operatörü olarak çalıştığı ve davacının 22.09.2013 tarihinde TEM otoyolu üzerinde trafiğe kapalı Çeltikçi Kaynaşlı kavşağı asfalt işinde arızalanan ... marka yol süpürme aracının motorunu çalıştırmak için 80 cm yaklaştırılan kamyonun aküsüne takviye kablosu ile irtibatlandırılmış takviye kablosu başlığını tutarken yol süpürme aracının aniden hareket etmesi neticesinde kamyon ile yol süpürme aracı arasında sıkışması neticesinde meydana gelen iş kazası nedeniyle bir böbreğini kaybettiği ve %29,2 oranında malul kaldığı anlaşılmaktadır. Ankara 40. İş Mahkemesinin 11.10.2018 tarih ve 2016/1862 E., 2018/820 K. sayılı ve Dairemiz incelemesinden geçerek kesinleşen kararına konu dosya için düzenlenen 13.03.2018 tarihli İş Güvenliği uzmanı bilirkişi kurulu raporunda kazanın oluşumunda davalı işverenin çalıştırdığı kişilerle birlikte %95 oranında, işçinin ise %5 oranında kusurun bulunduğu rapor edilmiş, kesinleşen bu dosyadaki kusur oranları tarafları bağlamakta olup davalı vekilinin kusura ilişkin itirazlarının yersiz olduğu, diğer taraftan, davalı vekili zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüş ise de iş kazasının 22.09.2013 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında dava ve ıslah tarihleri itibariyle 6098 sayılı TBK 146 ncı maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, bunlardan başka, davacının hesaplamaya esas aylık ücreti dosya arasındaki ücret bordroları esas alınarak tespit edildiği, bordro bulunmayan dönemler için asgari ücret oranlaması ile sonuca gidilmesinde de isabetsizlik olmadığı, bu itibarla açıklanan yönlerden usul ve kanuna uygun bulunan karara karşı, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf itirazlarının hiçbiri yerinde görülmediği gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; SGK Müfettişi raporu ve manevi tazminat dosyasındaki raporların kesin delil özelliğinde olmadığını, davacının kendi insiyatifi ile akü bağlantısı yapılan iki aracın arasına girdiğinden, kendisine %5 düzeyinde kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, davacıya 09.04.2012 tarihli İSG talimatıyla G sınıf sürücü belgesi veya operatörlük belgesi olmadan araçların kullanılmaması, her türlü arızanın derhal sorumlu be ilgililere haber verilmesi talimatı mevcut olduğu halde davacı aceleciliğiyle arızaya kendisi müdahale ederek kazaya sebep olduğunu, hesapta bordrolar yerine TÜİK ücretlerinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, iş kazası neticesinde sadece vücudunda kızarıklık ve morluk oluştuğu, kanamalı bir yaralanma meydana gelmediği, davacı ile ilgilenen doktorun davacıyı ameliyat noktasına getiren durumu böbrekte taş oluşumuyla taşın idrar kanallarını tıkaması sonucu, idrarın böbreği şişirmesi olduğunu böyle bir olay geçirmemiş olması halinde böbreğinin patlayabileceğini belirttiği nitekim davacının da soruşturma esnasında 30.10.2013 tarihli beyanında bu durumu kabul ettiği gözetilerek müvekkiline verilen kusurun hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'u 417 ve 114 üncü madde delaletiyle uygulama imkanı bulan 49,50,51,52,54 ve 55 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 12, 18,19 ve 95 inci maddesi, 28.06.1976 tarihli, 1976/6 4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 4857 sayılı İş Kanun'u 2 ve 77 nci maddeleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Maddeleridir.

  1. Değerlendirme

1.Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 uncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.

2.5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.

  1. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 tarihli, 1976/6 4 sayılı Kararı da bu yöndedir.

  2. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

  3. 6100 sayılı HMK'nın 303/1 inci maddesine göre "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir."

  4. Somut olayda, davacının 22.09.2013 tarihinde şantiye arasında iki araç arasında sıkışması ile gerçekleştiği anlaşılan iş kazası neticesinde kaldırıldığı Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinde yapılan tedavisine ilişkin kayıtlarda; "Sol böbrek parankimi diffüz ve ileri derecede incelmiş olup en kalın izlendiği kesimde 5,5 mm ölçüldüğü toplayıcı sistemi ileri derece dilate ile boyutlarının 14 x 8 x 24 cm ölçüldüğü, sol üreter proksimalinde 8x14 mm boyutunda taş izlenmiş olup proksimalinde şiddetli hidronefroza yol açtığı, retroperitonun sol yarısını tamamen dolduran dansitesi 0 12 HU arasında değişen masif serbest sıvı varlığı dikkat çekmiş olup pankreas, dalak ve barsaklar anterior ve sağa itilmiş ve yer yer basılandığı" belirtilmiş olduğu, sürekli iş göremezlik oranının SGK Sağlık Kurulunun 05.09.2016 tarihli raporunda, Yüksek Sağlık Kurulunun 11.04.2017 tarihli raporunda ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 04.12.2017 tarihli raporunda benzer şekilde %29,2 olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır.

  5. Bu açıklamalar kapsamında; manevi tazminat davasındaki tespitlerin HMK'nın 303 üncü maddesi kapsamında ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olmaması nedeniyle kesin hüküm teşkil etmeyip, kuvvetli delil niteliğinde olduğu, nitekim davalının cevap dilekçesi ile temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler dikkate alındığında gerek kurum sağlık kurulu raporlarında gerekse de Adli Tıp Kurumu raporlarında davacıda iş kazasından önce mevcut olan böbrek rahatsızlığının iş göremezlik oranı üzerinde etkisinin tartışılmadığı anlaşılmaktadır.

  6. O halde Mahkemece, kazadan önce sigortalıda mevcut olan rahatsızlığın iş kazası sonrasında belirlenen iş göremezlik oranı üzerinde etkisinin olup olup olmadığının tespiti açısından kaza tarihinden öncesine ilişkin tedavi kayıt ve belgeleri var ise bu kayıtları da dosyaya getirerek Adli Tıp İhtisas Kurulundan ve giderek Adli Tıp Üst Kurulundan rapor almak, alınacak raporda etkinin varlığının tespiti ve bünyesel etkinin iş göremezlik oranına etkisinin miktarının belirlenmesi halinde; davalı işverenin bu orandan sorumlu olmayacağını gözeterek maddi tazminat hesabından dışlamak, Adli Tıp Raporlarında etkinin varlığı ile beraber iş göremezlik oranı üzerinde etkisinin tespit edilememesi halinde bu durumun bünyesel durum olarak değerlendirilmesi açısından alanında uzman hekim bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alarak, davalı işverenin bünyesel durum nedeniyle tespit edilen orandan sorumlu olmayacağını gözeterek maddi tazminat hesabından dışlamak, (bu hususta kararın davacı tarafça temyiz edilmemiş olması nedeniyle davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeterek 18.01.2021 tarihli hesap raporundaki verileri dikkate almak) davacıda iş kazasından önce mevcut rahatsızlığın iş göremezlik oranı üzerinde etkisinin olmadığının tespiti halinde ise şimdiki şekilde karar vererek uyuşmazlığı çözüme ulaştırmaktan ibarettir.

  7. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

  8. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekili tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3.Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden ilgilisine iadesine,

4.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:17:27

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim