Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/8311

Karar No

2024/415

Karar Tarihi

23 Ocak 2024

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/317 E., 2023/966 K.

KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Amasya İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/287 E., 2022/750 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 22.04.2011 tarihinde Kuruma müracaat ederek ürün teslimi nedeniyle yapılan ödemelerden tevkifat yoluyla prim kesilmesi nedeniyle geriye dönük 01.11.2003 tarihinden itibaren Tarım Bağ Kur sigortalısı olarak kayıt olduğunu, yasanın öngördüğü 15 yıllık hizmet süresini 01.11.2018 tarihinde, 60 yaş şartını ise 09.02.2019 tarihinde yerine getirdiğini, borcu da olmadığından emeklilik işlemlerini başlattığını, sonrasında ise 31.12.2003 22.04.2011 tarihleri arasında sigortalılık süresinin, tarımsal kayıtları olmadığı gerekçesi ile Şubat 2019 tarihinde Kurumca kaydını terki sebebiyle ortadan kaldırıldığını, sadece 01.11.2003 31.12.2003 ile 22.04.2011 29.03.2019 tarihleri arasında sürenin hizmet olarak geçerli sayıldığını, Kurumun 09.02.2019 tarihindeki yaşlılık aylığı talebi dolayısıyla yapılan dosya incelemesinde 31.12.2003 22.04.2011 tarihleri arasında davacının tarımsal kayıtları olmadığının tespiti sonrasında 2019 yılı Mart ayında geriye dönük olarak terk işlemi yaptığı bilindiğine göre, 13.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe gören 6111 sayılı Kanun gereğince düzenlenen af ve taksitlendirme kapsamında olmak üzere 01.11.2003 22.04.2011 dönemine ilişkin primlerin eksiksiz tahsil edildiğini, bunun açık ve kesin bir durum olduğunu, 29.03.2019 tarihinde hizmetin iade edilmesi ve yaşlılık aylığı bağlanması için Kuruma yapılan başvurunun reddedildiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre her ne kadar sigortalılık şartları oluşmamışsa bile bilgisizliği nedeniyle Kurum kayıtları dışında kalan ve fakat dışarıda kaldığı dönemin primleri Kurumca tahsil edilmiş olan davacının bu dönemin, Kurumun hizmet vererek primlerini tahsil etmek suretiyle oluşturduğu güven ve tahsil edilen primlerin yıllarca Kurum tarafından kullanılması gözetilerek, primleri ödenen sürenin isteğe bağlı sigortalılık olarak geçerli sayılmasının gerektiğini ileri sürerek, 31.12.2003 22.04.2011 yıllarındaki primleri tahsil edilmiş terk döneminin isteğe bağlı sigortalılık olarak kabulüne, mevcut 01.11.2003 31.12.2003 ile 22.04.2011 29.03.2019 tarihleri arasında Tarım Bağ Kur sigortalılığının birlikte değerlendirilerek 01.04.2019 tarihinde yaşlılık aylığı kazanıldığına karar verilmesini istemiştir.

II.CEVAP

Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; 31.12.2003 22.04.2011 tarihleri arasında davacının tarımsal kayıtları olmaması hasebiyle ve diğer yasal şartları taşımaması nedeniyle davacının yaşlılık aylığı talebinin reddedildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI

İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda tarımsal kredi kullanılıp kullanılmadığı, ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığının araştırıldığı, davacıya müstahsil makbuzu ve ilgili evrakı sunmak üzere süre verildiği ancak davacı tarafça bu yönde herhangi bir kayıt sunulmadığı, davacının tapu kayıtlarının getirtildiği, hayvan yetiştiriciliği iddiasında bulunulmadığının anlaşıldığı, tüm dosya kapsamına göre; davacıyı 31.12.2003 22.04.2011 arası dönem yönünden sigortalı olduğu inancını veren ve ödenen düzenli primleri tahsil ederek kullanan Kurumun sonraki tarihli işlemi ile sigortalılık süresini kabul etmemesinin iyi niyetten uzak olduğu, davacının primi alınan dönemler yönünden sosyal güvenlik hukuku ilkeleri ve Medeni Kanun'un 2 nci maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak primi alınan süreler bakımından zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerektiği, davacının yazılı dilekçe ve başvurusu bulunmasa dahi prim ödemesi yapmaya devam ettiği tarihin isteğe bağlı sigortalılık iradesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu itibarla davacının 31.12.2003 22.04.2011 tarihleri arasındaki dönemde 2669 gün süreyle isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak, emeklilik şartları yönünden yapılan değerlendirmede ise, davacının 01.04.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsis isteminde bulunduğu, davacının 5400 gün ve 60 yaş koşullarını yerine getirdiği 09.02.2019 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanması isteminin kabulü gerektiği kanaatine varılarak,

1 Davanın kabulüne,

2 Davacının 31.12.2003 22.04.2011 tarihleri arasında sigorta primleri ödenen toplam 2669 günlük sigortalılık döneminin isteğe bağlı sigortalılık olarak kabulüne, aksine kurum işleminin iptaline,

3 Davacının tahsis talep tarihi itibariyle kabul edilmesi gereken prim gün sayısı ve yaş şartı itibariyle emeklilik şartlarını taşıdığı anlaşılmakla tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.04.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alabileceğinin tespitine, karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

A.İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:

Davalı SGK Başkanlığı Vekilinin İstinaf Sebepleri

Davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kaldırılmasını istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında dava konusu döneme ilişkin sigorta primlerini ödediği, 2011 yılından sonra da prim ödemelerinin devam ettiği, söz konusu dönem yönünden davacıya sigortalı olduğu inancını veren ve düzenli prim ödemelerini tahsil edilmesi karşısında sigortalılığa değer verilmesine ilişkin hükmün isabetli olduğunun anlaşılmasına göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı SGK Başkanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri

Davalı SGK Başkanlığı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 31.12.2003 22.04.2011 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılığının bulunup bulunmadığı ve akabinde tahsis şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2.2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.

Anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9 uncu maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.

Anılan Kanun'un 10 uncu maddesine göre ise kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.

Tarım Bağ Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10 230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10 769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10 292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;

1 Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,

2 Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,

3 Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,

4 25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu'nun" Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10 580 647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.

5 Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,

6 Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10 306 365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

3.2926 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesine göre “Tarımsal faaliyette bulunanlar ile bunların yanında aile mensubu olarak çalışmakla beraber bu Kanun'un 4 üncü maddesi kapsamı dışında kalanlardan 18 yaşını doldurmuş olanlar Kuruma yazılı olarak başvurmak suretiyle isteğe bağlı sigortalı olabilirler. Zorunlu sigortalılıkları sona erenler, 4 üncü madde kapsamı dışında kalmak şartıyla evvelce prim ödemiş oldukları son basamak üzerinden sigortalılıklarını isteğe bağlı olarak devam ettirebilirler.”

4.4956 sayılı Kanun'un 54 maddesi ile 2926 sayılı Kanun'a eklenen Ek madde 3 ile 1479 sayılı Kanun'un 79 uncu madde hükümlerinin 2926 sayılı Kanun'a tabi olanlar yönünden de uygulanacağı hükmü getirilmiştir.

3.Değerlendirme

1.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, 31.12.2003 22.04.2011 tarihleri arasında primleri tahsil edilen dönemin isteğe bağlı sigortalılık olarak kabulü ile 01.04.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.

2.Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 22.04.2011 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden bildirge ile aynı tarih itibariyle davacının Tarım Bağ Kur tescilinin yapıldığı, daha sonra tevkifata dayalı olarak tescilin 20.10.2003 olarak güncellendiği, 31.12.2003 22.04.2011 tarihleri arası dönemin 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı, 29.06.2011 tarihi sonrası primlerin ise düzenli olarak ödendiği, Kurumca tevkifat kesintisinin bulunduğu tarihte davacının herhangi bir tarımsal kuruluşta kaydının bulunmaması nedeniyle 31.12.2003 22.04.2011 tarihleri arası Tarım Bağ Kur sigortalılığının iptal edildiği, 01.11.2003 31.12.2003 tarihleri arası dönem ile 22.04.2011 tarihi sonrası dönem Kurumca sigortalı kabul edildiği, emeklilik için gerekli şartları taşımadığından bahisle tahsis talebinin reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

3.Somut olayda, Mahkemece her ne kadar, davacının tarımsal faaliyetinin bulunmadığı uyuşmazlığa konu 31.12.2003 22.04.2011 tarihleri arası döneme ilişkin prim borcunun 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılarak ödendiği, giderek aksi kabulünün sosyal güvenlik hukuku ilkeleri ve Medeni Kanun'un 2 nci maddesine aykırı düştüğünden bahisle, anılan dönem yönünden istemin kabulüne karar verilmiş ise de Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince, söz konusu döneme ilişkin prim borcunun 29.06.2011 tarihinde ve 6111 sayılı Kanun kapsamında ödenmiş olmasının davacıya geriye dönük sigortalılık hakkı bahşetmeyeceğinden, aksini öngören mahkeme kabulü yerinde değildir.

4.Öte yandan, Mahkemenin uyuşmazlığa konu dönemde tarımsal faaliyetin sürekliliğine yönelik yaptığı araştırma da yetersiz olup, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde; uyuşmazlık dönemindeki tarımsal faaliyetin varlığı ve sürekliliği usulünce araştırılmalı, özellikle kolluk araştırması ile tespit edilen ve beyanları alınan tanıkların anlatımlarında, davacının ortaklık ve icar suretiyle tarımsal faaliyette bulunduğunun belirtilmesi nedeniyle, gerçekten belirtilen suretlerde veya ne şekilde tarımsal faaliyette bulunduğu, babası adına kayıtlı arazi olup olmadığı, bu arazileri tarımsal faaliyetle kullanıp kullanmadığı, bulunuyor ise baba adına kayıtlı arazilerde tarımsal faaliyetinin ne suretle gerçekleştiği de irdelenerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

VI. KARAR

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararkaldırılmasınavı.kararııdavamahkemeıııilkderecebozulmasınaııcevaportadanvtemyizıvistinaf

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:28:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim