Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/13554
2024/311
18 Ocak 2024
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/483 E., 2023/203 K.
DAVA TARİHİ: 10.07.2018
KARAR: Kısmen kabul
Taraflar arasındaki borçlu olmadığının tespiti, haczin kaldırılması ve alacak davasında davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalı Kurumdan 210145 1983 tahsis numarası ile emekli olduğunu, asgari ücretten almış olduğu maaşının 1.500,00 TL'nin 3/1'ine yani 500,00 TL'ye haciz konulduğunu, 5510 sayılı Kanun 93 üncü maddesine göre nafaka borcunun olmadığını, herhangi bir taahhütte de bulunmadığını, 31 Temmuz 2008'de işe giriş 24.09.2008 yılı yani bir ay sonra ayrıldığını, ...'de kendisini sorumlu müdür olarak 2018 yılına kadar çalıştığını zannederek Kurumun 200.000,00 TL borçlu çıkardığını, çalıştığı şirketin 2014 yılında kapandığını, kapanmasına rağmen şirketin 3. ortağı olup ortaklardan...'nın aynı zamanda şirket müdürü olduğunu, üç ortağında birbirlerine güvenleri olmadığını, bu nedenle turizm firmalarından şirket hesabına gelen paraların çekilebilmesi için çift imza diye ve güvenilir kişi olarak kendisini bulduklarını, imzası olmadan bankadan para çekemediklerini, kendisinin görevinin bu olduğunu, bu ortakların sık sık kavga ettiklerini ve birbirlerini yaraladıklarını, kendisinin de 24.09.2008'de istifa ettiğini ve şirkete tebliğ edildiğini, aynı anda Ticaret Odasına bildirdiğini, bu belgeleri SGK ve icra müdürlüğüne göndermesine rağmen kendisinden gazete ilanı istediklerini, talep ve işlemlerin zaten zamanaşımına uğradığını beyanla, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti ile maaşının üzerindeki haczin kaldırılmasını ve haksız olarak kesilen maaşının tarafına iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 1. İş mahkemesinin 2018/230 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın konusu ve tarafların iş bu dosya ile aynı olduğunu, derdestlik itirazında bulunduklarını, Kurum bünyesinde işlem gören...Otel Ltd. Şti.'nin Kuruma olan borçlu dönemlerine dair 2008/7 8 9 10 11 12 ve 2009/1 3 4 dönemlerinin işleme konu yapıldığını, 31.07.2008 tarih ve 7117 sayılı ticaret sicil gazetesi 147 ve 148 sayfasında şirketin 23.07.2008 tarihli kararı ile davacının 04.04.2018 tarihine kadar şirket müdürü olarak atandığı ve ilanın da davacı ile .....'nın müştereken temsil ve ilzam edeceğinin yayınlandığını, 30.06.204 tarihinde de şirketin terkin edildiğinin yine ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre takibe geçildiğini ve davacı hakkında yapılan işlemlerin işbu kanun hükümlerine göre yürütüldüğünü, emekli maaşına 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi gereği Kurumun takip ve alacakları için 93 üncü maddesine göre emekli maaşına yapılan haciz için borçlu muvafakatinin gerekmediğini beyanla davanın reddi ile borç toplamının %10 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2020 tarihli ve 2018/355 E., 2020/143 K. sayılı kararı ile "... Davacı tarafından açılan dava ile davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti ile maaşının üzerindeki haczin kaldırılmasını ve haksız olarak kesilen maaşının tarafına iadesini talep ettiği görülmektedir. Davacı tarafından aynı iddialara istinaden ... 1. İş mahkemesinin 2018/230 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığı, ... 1. İş mahkemesinin 04.03.2019 tarihinde verilen 2018/230 Esas 2019/66 Karar sayılı ilamı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve eldeki dosyanın yargılaması devam ettiği sırada 15.05.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Dava konusunun davacının dava dışı .... Turizm şirketinin pirim borçlarından sorumlu olup olmadığı, bu nedenle de yapılan kesintilerin mevzuata uygun olup olmadığı hususuna ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davacının maaşına konulan haczin 5510 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinden kaynaklı olduğundan ve 5510 sayılı Kanun madde 88 gereğince Kurumun süresi içinde ödenmeyen pirim ve diğer alacakların tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacakları'nın Thsil Usulü Hakkında Kanunun uygulama yeri bulacağından bu doğrultuda inceleme yapılmıştır. Dava konusu borçlara ilişkin ödeme emirlerinin davacıya 05.03.2018 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın 10.07.2018 tarihinde açıldığı, 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereğince davanın hak düşürücü sürede açılmadığı anlaşılmış ve bu nedenle davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı Kuruma borçlu olmadığını, davada hak düşürücü sürenin geçmediğini, tüm dönemden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, iki ay müdürlük görevini sürdürdüğünü beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının prim borçlarından sorumlu olup olamayacağı, bu nedenle maaşından yapılan kesintilerin mevzuata uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
5510 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesi gereği Kuruma olan borç nedeniyle davacının maaşına haciz konduğu görülmüştür.
6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereği Kurumca yapılan icra takiplerine karşı 01.01.2018 tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Kuruma itiraz edilmesi veya davanın açılması gerekir. Dava dosyası içerisine alınan kayıtlar incelendiğinde, ödeme emirlerinin davacıya 05.03.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yasa gereği davacının en geç 20.03.2018 tarihinde Kuruma başvuru yapması veya dava açması gerekecektir. Davacının Kuruma yapmış olduğu itiraz 20.03.2018 tarihinde Kurum kayıtlarına ulaşmış, Kurumun red yazısı davacıya 03.04.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda, 03.04.2018 tarihinden itibaren davacının 15 gün içinde yargı yoluna başvurmadığı anlaşılmakla, ödeme emirlerine süresinde itiraz edilmediği ve ödeme emirlerinin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Açıklamalar itibariyle; dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1 b 1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 2.10.2021 gün, 2021/3905 E., 2021/12997 K. kararında; "...Somut olaya dönüldüğünde, Alanya 1. Noterliği'nce düzenlenen 24.09.2008 tanzim tarihli "istifa" konulu belgeyle, davacının, dava dışı şirketin müdürlüğünden istifa ettiğine dair beyanının 06.10.2008 tarihinde şirkete tebliğ edilmiş olması nedeniyle geçerli bir istifanın varlığı karşısında, istifa sonrası borçlardan sorumlu olmadığı belirgin olup bu dönem sonrası borçlar yönünden 3. kişi konumundadır. Bu bakımdan, davacının itiraz süresiyle bağlı olmadığı gözetilerek davanın menfi tespit davası olarak görülüp esasına girilmeli, Mahkemece, istifa dilekçesinin değerlendirilerek geçerli bir istifanın olması halinde davacı, 3. kişi konumunda bulunacağından hak düşürücü sürenin işlemeyeceği, davanın buna göre yürütülmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir..." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Somut olayda davacının 24.09.2008 tarihinde istifaya ilişkin beyanını şirkete bildirmiş olduğu, bildirimin şirkete 06.10.2008 tarihinde ulaştığı, bu haliyle geçerli bir istifanın söz konusu olduğu 24.09.2008 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde davacının müdürlük sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Ancak istifa bildiriminin tescilinin 17.08.2009 tarihinde yapıldığı görülmüş olmakla davacının müdür olmasından kaynaklı sorumluluklarının her ne kadar istifa etmiş ise de, 3. Kişilere karşı bu tarihe kadar devam edeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı, davalı Kurumca tahakkuk ettirilen borçlardan istifa ettiği ve istifanın tescil edildiği dönem aralığında 3. kişi konumunda bulunduğundan ödeme emrine karşı 15 günlük itiraz süresi ile bağlı olmayacaktır.
Davacı, şirketin ortağı olmadığından temsile yetkili olduğu dönemde doğrudan 506 ve 5510 sayılı Kanun gereği borçtan sorumludur. Davacının sorumluluğu şirket müdürlüğünün başladığı 04.04.2008 tarihi itibariyle başlamakla bu tarihten sonra ödenmesi gereken prim borçları 2008/3 ay ve sonrasına ilişkin olan prim borçları olmakla müdürlüğü devam ettiği sürece şirketin borçlarından sorumlu olacaktır. Buna göre davacı, aleyhine başlatılan takibe konu borçlardan yalnızca 2008/7 . aya ilişkin borçtan sorumlu tutulabilecektir.
Davacıya 2009/12516 sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin 2008/7 11. aylar arası prim borcuna, 2009/12517 sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin 2008/7 11. aylar arası işsizlik sigorta prim borcuna, 2009/13041 sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin 2008/7 11. aylar arası damga vergisi borcuna ilişkin olduğu, davacının söz konusu borçlardan sorumlu bulunduğu,
Davacıya 2013/61934 sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin 2008/12 2009/4 aylarına ilişkin prim borcuna, 2013/61935 sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin 2008/12 2009/4 aylarına ilişkin işsizlik sigorta prim borcuna, 2013/61965 sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin 2008/12 2009/4 aylarına ilişkin damga vergidi borcuna ilişkin olduğu davacının söz konusu borçlardan sorumlu bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle;
"Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
1 Davacının Alanya İcra Müdürlüğü'nün 2013/61934, 2013/61935, 2013/61936 sayılı takip dosyalarına konu alacak tutarlarından sorumlu olmadığının, borçlu bulunmadığının tespitine,
2 Davacının Alanya İcra Müdürlüğü'nün 2009/12516, 2009/12517, 2009/13041 sayılı takip dosyalarına konu yalnızca 2008/7. ay bakımından, 23.02.2018 itibariyle;
2009/12516 sayılı takibe konu 25.734,60 TL prim borcundan,
2009/12517 sayılı takibe konu 2.304,59 TL işsizlik sigorta prim borcundan,
2009/13041 sayılı takibe konu 31,56 TL damga vergisi borcundan sorumlu olduğu, borçlu bulunduğunun, takibe konu kalan aylar bakımından borçlu bulunmadığının tespitine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin 2 ay için müdürlük görevine getirildiğini, dolandırıldığını beyanla davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava dışı Ltd. Şti'de müdür olan davacının istifası nedeniyle davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen prim borçlarından sorumlu olup olmadığının, sorumlu ise hangi dönemden sorumlu olduğu ve bu nedenle aylığından yapılan kesintilerin iadesinin gerekip gerekmediği tespiti noktasındadır.
- İlgili Hukuk
Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanun'un 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanun'un 80 inci ve 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinde düzenlenmiş olup, sigorta primlerinin tahakkuk ve ödenmesi gereken zamanda yürürlükte olan mevzuat uygulanır.
Bu kapsamda, davanın yasal dayanaklarından olan, 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinde, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu Kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için, primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunludur.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere "üst düzey yönetici" kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip, özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 317 nci maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan kişilerin işveren ile birlikte müşterek sorumluluğu düşünülemez.
5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi ile ilgili 108/1 c maddesinde, Kanun'un 88 inci maddesinin 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş olup, bu tarihten sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanun'un 88/20 nci maddesi ile, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir.
Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 01.07.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları bakımından, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için, işveren kamu Kurum ve kuruluşu ise, kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunulması gerekir. Ancak, sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi burada bir ayrıma giderek özellikle şirket yönetim kurulu üyelerinin, temsil ve ilzam yetkisi aranmaksızın (haklı sebepleri olmazsa) müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını ayrıca ve açıkça belirtmiştir.
Ayrıca belirtilmelidir ki, davanın yasal dayanaklarından olan, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35 inci maddesinde ise, asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de; sorumluluk bakımından, 6183 sayılı Kanun'un, 506 ve 5510 sayılı Kanunlara göre genel Kanun niteliği dikkate alınmalı ve özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddedeki şartlar bakımından davacı hakkında öncelikle değerlendirme yapılmalıdır.
Öte yandan, 506 sayılı Kanunun'un 80 inci maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yönelik olup, anılan maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.
5510 sayılı Kanun madde 88/1 hükmüne göre “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder” görüldüğü gibi kanun, primlerin ne zaman ödeneceğini belirlememiş, bu konuda Kuruma yetki vermiştir.
SSİY madde 108 in önceki halinde, Kanunda belirtilen sigorta primleri, Kurumca çıkarılacak tebliğde belirtilecek süre içinde Kuruma ödeneceği hükmü vardı. Yani sigorta prim ödeme sürelerini belirleme yetkisi İşveren Uygulama Tebliğine bırakılmıştı. 01.09.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan İşveren Uygulama Tebliğinin 2.4 maddesine göre ise, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalıları çalıştıran işverenler, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını sigortalıların ücretlerinden keserek, kendi hissesine isabet eden prim tutarlarını da bu tutarlara ekleyerek en geç takip eden ay/dönemin sonuna kadar Kuruma ödeyecekleri belirtilmişti.
29.05.2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği madde 108’e göre işverenler, Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddelerine tabi çalıştırdığı sigortalılara, sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılara, 4857 sayılı İş Kanununun 7 nci maddesine göre iş görme edimini yerine getirmek üzere başka işverene geçici olarak devrettiği sigortalılara ilişkin primleri bu maddede öngörülen sürelerde öderler denilmiş, maddenin devamında ise 4/I a sigortalıları yönünden primlerinin ödeme zamanı belirlenmiştir. Buna göre,
a) Ayın 1 i ile 30 u arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalılar için en geç belgenin ilişkin olduğu ayı izleyen ayın son gününe kadar,
b) Ayın 15 i ile müteakip ayın 14 ü arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalılar için en geç belgenin ilişkin olduğu dönemi izleyen takvim ayının 14 ü ne kadar, işverenlerce Kuruma ödenir.
Bu düzenlemeler uyarınca, primlerin ödenmesi gereken son gün itibariyle de olsa, kişiler yukarıda açıklanan statüde oldukları dönemlerde ödenmesi gereken ve tahakkuk eden primlerden sorumlu tutulmalıdırlar.
- Değerlendirme
1.İnceleme konusu davada; davacının, dava dışı Ltd. Şti'nin 2008/7 2009/4 dönemine ilişkin prim borçlarını içeren ödeme emirleri tebliğ edilmesi üzerine, davacının ödeme emirleri nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, Mahkemece davacının 2008/7 dönemi yönünden sorumlu olduğu, 24.09.2008 tarihli istifa nedeniyle 2008/8 dönemi de dahil olmak üzere bu dönem ve sonraki dönemler yönünden sorumlu olmadığı tespiti yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
-
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
-
Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan/reddedilen) ve temyize konu edilen toplam miktar İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238,730,00 TL’nin altında kalmaktadır.
4)Davalı Kurumun temyiz itirazlarına gelince;
Davalı Kurum tarafından düzenlenen ödeme emirlerinin 2008/7 2009/4 dönemine ilişkin olduğu, davacının 24.09.2008 tarihinde de istifa ettiğinin anlaşılması karşısında, yukarıda yer alan yasal mevzuat uyarınca davacının, dava dışı Ltd. şirkete ait prim borçlarının 2008/8 döneminden de sorumlu olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
- Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:27