Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/539
2024/2599
12 Mart 2024
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2019/181 Esas – 2019/459 Karar
HÜKÜM/KARAR: Direnme
Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesin‘ce davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına karşı direnme kararı verilmiştir.
Mahkeme kararının davalı Türkiye Elektrik İletim A.Ş. tarafından temyiz edilmesinden sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.11.2022 tarih, 2021/434 Esas, 2022/1597 Karar sayılı kararı ile direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ne var ki Özel Dairece bozma nedenine göre işin esasına ilişkin sair temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. Dosyanın Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...’un davalı ...’a ait işyerinde 2009 yılı Eylül ayından itibaren teknik servis görevlisi olarak çalıştığını, Digitürk kurulumu için 04.12.2009 tarihinde Barış Yay isimli arkadaşı ile birlikte görevlendirildiği iki katlı binanın çatısına çıkıp yerleştirdiği çanak anteninin zemin kata attığı kablosunun yüksek gerilim hattına çarpması sonucu çıkan yangın ve meydana gelen patlamada büyük bir alev topunun içinde kalarak yan balkona fırladığını, elinin ve yüzünün yandığını, yirmiyedi gün yoğun bakımda kaldığını, plastik cerrahi ameliyatlar geçirdiğini ancak doktorlar tarafından yara izlerinin kalıcı olduğunun bildirildiğini, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin kusurlu olduğunu, bu olay nedeniyle gerek davacının gerekse eşi, anne babası ve kardeşleri olan diğer davacıların maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 100TL maddi, 50.000TL manevi, davacılar ..., ... ve ... için 50.000’er TL ve ... ve ... için 30.000’er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş; 22.04.2013 harç tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 68.413,10TL’ye yükseltmiştir. Davacı ... yönünden 78.587,91TL daha maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınması istemiyle İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesinde açılan ve eldeki dava ile birleştirilen 2017/447 E., 2017/185 K. sayılı davaya konu tutar ile birlikte toplam talep edilen maddi tazminat miktarı 147.001,01TL olmuştur.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını, öte yandan manevi tazminatta fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının mümkün olmadığını, kazanın davacının dikkatsizce attığı kablonun yüksek gerilim hattına takılması sonucu meydana geldiğini, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, ..., ... İbrahim ve ...’un aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin asıl işveren olmadığını, bir an için müvekkilinin sorumlu olduğu kabul edilse bile davanın zamanaşımına uğradığını, olayın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının kusuru sonucu meydana gelen kazada illiyet bağının kesildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 28.05.2013 tarihli ve 2013/716 Esas, 2013/335 Karar sayılı kararı ile; bilirkişi kurulu raporunda davacının %30, davalı ...’ın %70 oranında kusurlu oldukları, davalı ...’ın kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacının geçirdiği iş kazasında %37 oranında malul kalacak şekilde yanarak yaralandığı, hesap bilirkişi raporunun yeterli olduğu, öte yandan kusursuz olduğu tespit edilen davalı ... hakkındaki davanın reddedilmesi gerekmekle birlikte kısa kararda ayrım yapılmadan davanın kabulüne karar verildiği ve kısa kararın değiştirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, kazalı lehine 50.000,00 TL manevi; eş lehine 20.000,00 TL; davacılar anne ve baba lehine 10.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine, davacı kardeşlerin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin 28.05.2013 tarihli ve 2013/716 Esas, 2013/335 Karar sayılı kararına karşı davalılar vekilleri tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.11.2013 tarihli ve 2013/13939 E., 2013/21073 K. sayılı kararı ile; "...Somut olayda, davacı sigortalı işçi; davalı işveren ...'e ait kablolu TV kurulumu ile uğraşan işyerinde servis elemanı olarak çalıştığı sırada, çanak anteni yerleştirmek için iki katlı binanın çatısına çıkmış olup, antenden uzanan kabloları aşağıya bıraktığında, söz konusu kabloların aşağıdan geçmekte olan yüksek gerilim hattına temas etmesi üzerine meydana gelen patlama sonucu sıçrayan alevler ile davacının, vücudunda ve yüzünde kalıcı yanıklar oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. Söz konusu olayda, davalı işveren ... ile davalı ... arasında davalı ...'ın ihale makamı veyahut üst işveren olarak tanımlandığı bir sözleşme bulunmadığı halde; mahkemece itibar edilen kusur raporunda, böyle bir sözleşme varmış gibi değerlendirme yapılarak, davalı ...'ın ihale makamı olarak kusursuz olduğu belirtilmiştir. Yine somut olayın niteliği itibari ile kusur raporunu düzenleyen bilirkişi heyeti içerisinde işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan elektrik mühendisi bilirkişi bulunmaması ve heyetin üç bilirkişiden oluşmaması da dikkate alındığında; söz konusu kusur raporunun hükme dayanak alınacak nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, Mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi isabetsizdir.
Yapılacak iş, davacı sigortalı ...in iş ve yetkileri ile mesai süreleri de göz önüne alınarak İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ve tüzük hükümleri kapsamında tamamı işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı elektrik mühendisi bilirkişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden yeniden kusur raporu alındıktan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.….” gerekçesiyle davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen 15.10.2014 tarihli ve 2014/73 Esas, 2014/565 Karar sayılı karar ile iş kazasının meydana gelişinde davalı ...'ın bir kusuru olmadığı, davacının %30, davalı ...'in %70 oranında kusurlu olduğundan bahisle davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, kazalı lehine 50.000,00 TL manevi; eş lehine 20.000,00 TL, davacılar anne ve baba lehine 10.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine, davacı kardeşlerin manevi tazminat istemlerinin reddine reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin 15.10.2014 tarihli ve 2014/73 Esas, 2014/565 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 17.02.2015 tarihli ve 2014/26527 E., 2015/2738 K. sayılı kararı ile; “…Somut olayda, davacı sigortalı işçi; davalı işveren ...'e ait kablolu TV kurulumu ile uğraşan işyerinde servis elemanı olarak çalıştığı sırada, çanak anteni yerleştirmek için iki katlı binanın çatısına çıkmış olup, antenden uzanan kabloları aşağıya bıraktığında, sözkonusu kabloların aşağıdan geçmekte olan yüksek gerilim hattına temas etmesi üzerine meydana gelen patlama sonucu sıçrayan alevler ile davacının, vücudunda ve yüzünde kalıcı yanıklar oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. Sözkonusu olayda, ihale makamı veya üst işveren olmayıp, üçüncü kişi durumunda olan davalı ...'nün kusur durumunun irdelenmesi amacıyla, somut olayın niteliği itibari ile tamamı işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan üç elektrik mühendisi bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetinden kusur raporu alınması gerektiği gözetilmeksizin, davalı ...'ın olayda, üçüncü kişi durumunda olup, iş hukuku bakımından kusur durumunun değerlendirilmeyeceğine ilişkin kanaat bildirilen "tarihsiz" heyet raporuna göre hüküm kurularak, bozma ilamının gereğinin yerine getirilmemesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 ve devamı maddeleri ile bu kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmelik hükümleri göz önünde tutularak tamamı işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı elektrik mühendisi bilirkişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden, olayın niteliği gereği, olayda üçüncü kişi konumunda bulunan davalı ...'ın da kusur durumunun irdelenmesi gerektiği dikkate alınarak, yeniden kusur raporu alındıktan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yetersiz bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılar vekili ve davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle davacılar ve davalı ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen 31.10.2017 tarih ve 2015/226 Esas, 2017/387 Karar sayılı kararla iş kazasının meydana gelmesinde TEİAŞ'ın %20, davacının %10, davalı ...’ın %50 ve dava dışı İstanbul Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 3. kişi olarak %20 oranında kusurlu oldukları, kusur oranlarına göre alınan 12.07.2017 tarihli ek hesap raporunda davacı ...’un talep edebileceği maddi tazminat tutarı 154.882,58TL olarak hesaplanmakla birlikte ek davadaki talep dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... için 147.001,01TL maddi, 50.000,00 TL manevi, davacı eş için 20.000,00 TL manevi, davacılar anne ve baba için 7.500,00'er TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacı kardeşlerin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
Mahkemenin 31.10.2017 tarih ve 2015/226 Esas, 2017/387 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 03.04.2019 tarihli ve 2018/1025 E., 2019/2462 K. sayılı kararı ile hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda, davacı kazalıya karşı üçüncü kişi konumunda bulunan davalı ...'a kusur verilme nedenlerinin somut olayın oluşuna uygun olmadığı, dosya kapsamına göre davalı ...'a yüklenecek bir kusur bulunmadığı, bu nedenle davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken sorumluluğu yoluna gidilmesinin isabetsiz olduğundan bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin 25.10.2019 tarih, 2019/181 Esas, 2019/459 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına karşı direnilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin 25.10.2019 tarih, 2019/181 Esas, 2019/459 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkil hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin kazanın meydana gelişinde bir kusuru olmadığını, bu nedenle izafe edilen %20 kusurun hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesinden sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen 24.11.2022 tarih, 2021/(21)10 434 Esas, 2022/1597 Karar sayılı kararla yüksek gerilim hatları ile elektrik enerjisi iletim işi ile iştigal eden davalı ... tarafından yapılan işin, mahiyeti itibariyle insanların ve diğer canlıların yaşamı için önemli ölçüde tehlike içerdiği, can ve mal güvenliği yönünden tehdit oluşturduğunun belirgin olduğu, bu nedenle davalının Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinde de hüküm altına alındığı üzere hava hatlarını ve kuvvetli akım tesislerini düzenli olarak denetleyip bakımlarının yapılmasını sağlaması, bunların tehlike oluşturmaması için her türlü önlemi alarak şahıslar ya da kurumlarca güvenli mesafelerin ihlal edilmesi hâlinde koruma önlemlerini ve diğer lazım gelen tedbirleri devreye sokarak uygulaması gerektiği yönünde normatif dayanağa da kavuşturulmuş yükümlülüklerinin bulunduğu, hâl böyle iken Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2003 tarihli ve 2003/4 144 E., 2003/161 K. ile 20.09.2006 tarihli ve 2006/4 536 E., 2006/557 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere normalin üzerinde bir özen borcu altında bulunmasına rağmen davalı ...'ın neden sorumlu olmadığına ilişkin bir değerlendirme ve gerekçe içermeyen bozma kararına karşı davalının denetim, gözetim ve özen yükümlülüğü kapsamında sorumlu olduğu vurgulanmak suretiyle verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olduğu, ne var ki Özel Dairece bozma nedenine göre işin esasına ilişkin sair temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmesi gerektiği, öte yandan dava tarihinin asıl davada 27.04.2011, birleşen ek davada 10.04.2017 olmasına rağmen direnme kararının başlığında 05.02.2014 olarak yazılmış ise de bu yanlışlığın mahallinde her zaman düzeltilebilecek mahiyette maddi hata olarak kabul edildiği ve işin esasına etkili görülmeyerek işaret edilmekle yetinildiği ve devam eden aşamada dosyanın sair temyiz itirazlarının incelenmesi noktasından Dairemiz'e gönderildiği anlaşılmıştır.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
- Değerlendirme
Temyizen incelenen mahkeme kararının Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 17.02.2015 tarihli ve 2014/26527 Esas, 2015/2738 Karar sayılı bozma ilamına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz eden davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:37