Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/10358
2024/2586
12 Mart 2024
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/3101 E., 2023/642 K.
KARAR: Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Osmaniye 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2018/587 E., 2022/439 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının, davalı şirkette tarak bölümünde net 2.000,00 TL maaşla çalışan tekstil işçisi olduğunu, 07.05.2018 tarihinde davalı şirkette çalışırken balya açma makinesine sol elini kaptırması ile sol elinin bilekten kopması suretiyle yaralandığını, davacı müvekkilin tarihinde iş kazası geçirmiş olup sol el bilekten kopması sebebiyle elini kaybettiğini, geçirdiği bu iş kazası sonucu %43 oranında malul kaldığını ve maluliyetinin kesinleştiğini, iş kazasının meydana gelmesinde kusurun tamamen davalıya ait olduğunu, davalı işvereni işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin yükümlülüklerine aykırı davrandığını, müvekkilin maluliyetinin gündelik işlerini yapmakta iken bile müvekkili zorladığını, müvekkilinin geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle tedavi sürecine tabi tutulması, meydana gelen yitikliğin herkesçe görülebilir olması, genç yaşta malul kalması ve bunun müvekkilin psikolojisini olumsuz yönde etkilemesi, tüm bunlarla da sınırlı alanı olan imalat ve montajcı olarak sakatlık sebebiyle iş bulamaması ve bu sebeplerle de ağır ekonomik sıkıntılar yaşaması nedeniyle müvekkilinin çektiği acıların, ızdırabın ve sıkıntıların bir nebze de olsa giderilebilmesi için manevi tazminat talebi doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 500,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.05.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 421.852,30 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı delilerinin taraflarına tebliğ edilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin kusuru olmadığını davacının 10 yıl deneyimli işçi olduğunu makinenin güç kaynağından elektriğinin kesilmesi sonrasında 3 4 dakika ataletle döneceğini öngörmesi gerektiğini, davacının gerekli kontrolleri yapmadan iğneli silindir içerisine elini sokmakla kazaya sebep olduğunu , sürekli iş göremezlik oranının Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla tespiti gerektiğini, mahallinde keşif yapılmasını ve gelirlerin hesapta gözetilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı yanında çalışırken meydana gelen kaza nedeni ile %43 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın iş kazası olduğunun SGK tarafından yapılan tahkikat sonucu tespit edildiğini, meydana gelen kaza nedeni ile davacının malul kaldığı ve bu kazanın meydan gelmesinde alınan kusur raporlarına göre davalı işverenin %60, davacı işçinin %40 kusurlu olduğu, maddi tazminat yönünden hesaplama yapılmak üzere, SGK tarafından yapılan ödemelerin mahsup edilmesi için gerekli belgelerin de dosya arasına alınmasıyla aktüerya bilirkişisi tarafından 28/12/2021 tarihli raporda neticeten 421.852,30 TL olarak tespit edildiği anlaşılmakla anılan miktarın maddi tazminat olarak hüküm altına alındığı, meydana gelen kaza nedeni ile davacının sürekli iş göremezlik oranının %43 olarak tespit edildiği bu nedenle davacının manevi acı duyduğu, meydana gelen kazada davacının kusurunun işverene nazaran daha az olduğu, manevi tazminatın kişinin zenginleşmesine neden olamayacağı, ancak yine de niteliği gereği bir caydırıcılık özelliğinin bulunması gerektiği, tarafların sosyal ekonomik durumları, kusur durumları değerlendirilerek davacı yararına 70.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu iş kazasında kusuru bulunmamasına ve davaya konu iş kazası tamamen davacı işçinin dikkatsiz ve tedbirsiz davranışları sebebi ile gerçekleşmiş olduğunu,davaya konu iş kazasının balya açma makinesinde temizlik işlemi yapılırken meydana geldiğini, makinede yapılacak temizlik işleminin makine önünde bulunan kapağın açılımı ve devamında kutu şeklindeki kısma dökülen balyaları toplama şeklinde olduğunu, dökülen balyaların toplandığı kısmın tamamen koruyucu kapak ile kapandığını, kazazede işçinin balyaları temizlemek isterken eli sıkışarak kaza geçirdiğini, bu kazanın işçinin çalışma metodu ve şeklindeki yanlışlık sonucu meydana geldiğini, normal halde makinenin içinde bulunan silindir tam olarak durmadıkça makinenin koruyucu kapaklarıın açılmaması gerekitğini, sürekli iş göremezlik oranının %43 olarak belirlenmesine ilişkin raporda hekimlerin kazazedeyi muayene veya bizzat tetkik etmediğini, salt dosyada bulunan raporlara dayanarak yeni bir rapor düzenlediklerini, fahiş miktarlarda maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, müvekkili şirketin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının da tekstil işçisi olduğunu, davacının bu sektörde 60 yaşına kadar çalışmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin kaza sonrası kendisine atfedilecek hiçbir kusur bulunmamasına karşın davacı kazazede işçiye maddi ve manevi birçok yardımda bulunduğunu, Yerel Mahkemece taleplerine karşın mahallinde keşif yapılmadığını, yemin deliline dayanmalarına karşın yemin teklifinde bulunulmadığını, SGK tarafından açılan rücu davası sonucunun beklenmediğini, beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacının geçirdiği iş kazası nedeni ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan tahkikatta davalı işverenin %100 kusurlu olduğunun, davacı işçinin kusurunun bulunmadığının belirlendiği, Mahkemece alınan 25.07.2019, 20.08.2021 ve 06.04.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporlarında davalı işverenin %60 oranında kazazede işçinin %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ceza yargılaması sırasında aldırılan bilirkişi raporlarında davacının tali, işveren nezdinde çalışan şüpheli sanıkların asli kusurlu olduklarının belirtildiği, mahkemece alınan kusur raporları gereğince davalı işverenin %60 kazazede işçinin %40 kusur oranı üzerinden gerçek zarar tavan hesabı yaptırılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kusur dağılımının tanık beyanları ile dosya kapsamına göre olayın oluş şekline uygun olduğu, raporun kaza tarihi itibarı ile uygulanması gerekli 6331 sayılı Kanun hükümleri irdelenerek düzenlendiği, heyette bulunan bilirkişilerin, iş kazasının meydana geldiği alandan ve işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlarından seçildikleri, raporların gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğu, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği, ceza dosyasında keşif yapıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik itirazlarının yerinde görülmediği, dosyadaki evraka göre, 09.11.2018 tarihli SGK Maluliyet raporu ile davacıdaki maluliyet oranının %43 olarak tespit edildiği, 30.09.2019 tarihli karar ile Yüksek Sağlık Kurulu tarafından da Çalışma ve Meslekte Kazanma Güç Kaybının %43 olarak tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 14.08.2020 tarihli kararı ile maluliyet oranının %43 olarak tespit edildiği ve maluliyet oranının bu şekilde kesinleştiği, davalının maluliyet oranına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, hükme esas alınan aktüerya raporunda TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömrün tespiti ile 60 yaşına kadar aktif dönemi sonrası pasif dönem olarak kabulünün yerinde olduğu, davacının ücretinin bordrolara göre belirlendiği, Yargıtay'ın son uygulamalarına göre karar tarihine en yakın tarihe göre güncel aktüerya hesabı yaptırılması gerekmediği, SGK ile davalı arasında derdest olduğu belirtilen davanın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği savunulmuş ise de davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödemelerinin mahsubu yapılmış olup rücuan tazminat davasının sonucunun beklenmesinin gerekmediği, davacıya yapılan protez bedelinin işveren tarafından karşılandığı savunulmuş ise protez bedeli dava konusu olmayıp yardım niteliğinde olduğundan hükmedilen maddi tazminat miktarından bedelin mahsubu da gerekmediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından belirlenen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu belirtilerek davalının istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konun iş kazası, balya açma makinesinde temizlik işlemi yapılırken meydana geldiğini, makinede yapılacak temizlik işleminin makine önünde bulunan kapağın açılımı ve devamında kutu şeklindeki kısma dökülen balyaları toplama şeklinde olduğunu, dökülen balyaların toplandığı kısımın, tamamen koruyucu kapak ile kapandığını, kazazede işçinin balyaları da temizlemek isterken eli sıkışarak kaza geçirdiğini, bu kazanın işçinin çalışma metodu ve şeklindeki yanlışlık sonucu olay meydana geldiğini, makinede temizlik işlemi yapılırken önce makine durdurma tertibatının güç kaynağından kesilmesi gerektiğini, ancak içte bulunan iğneli silindirin kendi ataleti ile 2 3 dakikalık bir süre dönmeye devam ettiğini, iğneli silindiri sabit hale getirmek için açılan kapak içinde bulunan pim çekilerek iğneli silindirin üst kapağının açılabileceğini, bu şekilde iğneli silindir sabit hale geldikten sonra sıkışan balyaların temizlenebileceğini, işlem tamamlandıktan sonra kapaklar kapatılıp çalışmaya devam edileceğini, ancak kazazede işçinin makinenin koruyucu kapağının vidalarını raporda belirtilenin aksine bizzat kendisi sökmek sureti ile el sokarak balya temizliği yapmaya çalıştığını ve bu metot işçinin biran önce işini bitirme düşüncesinden kaynaklandığını ve kendi dikkatsiz ve tedbirsizliğini ortaya koyduğunu, davacıya tüm eğitimler verildiğini, mahallinde keşif yapılması talebinin mahkemece gözardı edilmnesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleridir. "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddeleri delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle; iş kazasının gerçekleşmesinde kusur oran ve aidiyetinin birbirini doğrulayan bilirkişi heyet raporlarına göre belirlenmesinde, iş kazasının gerçekleşme şeklindeki kabule göre bir hata olmadığı, davalı vekili tarafından temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin istinaf sebebi olarak da ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde karşılanarak karar verilmiş olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi nedeniyle temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
2.Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:37