Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/12353
2024/2232
5 Mart 2024
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/49 E., 2023/32 K.
KARAR: Kısmen kabul
Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen onanıp kısmen bozulmasına dair verilen karara İlk Derece Mahkemesince uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edildiği, davalılardan ... Toprak Beton İnş.Turz.Pet. ve Mad. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı icra edilmesi talep edilmiş olmakla, duruşma yapılmak üzere tayin olunan 05.03.2024 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine duruşmalı temyiz eden davalı ... Toprak Beton İnş. Turz. Pet. ve Mad. San. Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... ile davacı adına Av. ... ve davalı ...Ş. adına Av. ...'ın geldiği, gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün yapılan inceleme neticesinde; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili 24.02.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 08.03.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğradığını beyanla, belirsiz alacak davası niteliğinde sürekli iş göremezlik alacağı olarak şimdilik 1.000 TL aynı mahiyette bakıcı gideri alacağı için de şimdilik 1.000 TL’nin kaza tarihinden itibaren faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
2.Davacı vekili talep artırım dilekçesiyle sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle 1.135.865,62 TL’ye artırmış ve davalı ... şirketinin sorumluluğunun bu alacak kalemiyle ilgili sigorta poliçesiyle sınırlı sorumlu tutulmasını, bakıcı gideri istemini ise 920.679,00 TL’ye artmış ve davalılardan ... Şirketinden tahsilini talep etmiş ve ek dava mahiyetinde başvuru harcını da yatırmak suretiyle manevi tazminat olarak 200.000,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren faiziyle davalı ... Şirketinden tahsilini talep etmiştir
II. CEVAP
1.Davalı ... Toprak Beton İnş. Turz. Pet. ve Mad. San. Tic. Ltd. Şti. vekili, davacının yaptığı işle ilgili olarak sahip olması gereken nitelikleri taşıdığına dair belgelerinin olduğunu, davalı şirketin başka bir şirketten düzenli olarak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hizmet aldığını, davacının bu şirketten iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldığını, iş güvenliği ekipmanlarının verildiğini, tüm uyarılar yapılıp gerekli tedbirlerin alındığını, davacının 08.03.2016 tarihinde beton dökümü yapmak üzere MBM Enerji İnşaat Şantiyesinde görevlendirildiğini, operatörlüğünü yaptığı beton pompasının 07.03.2016 tarihinde gerekli tüm bakımlarının yapıldığını, davacının olay tarihinde beton dökümü yapmak üzere hidrolik beton dağıtıcısını yerine yerleştirdikten sonra üzerinden inerken, makinenin 3. bom bağlantısının kendi üzerine devrilmesi sonucunda iş kazasının meydana geldiğini, davalının tüm tedbirleri aldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili, 29.04.2015 29.04.2016 arasını kapsar şekilde Ticaret Paket Sigorta Poliçesi kapsamında işveren mali mesuliyet sigorta teminat ile kişi başı 200.000,00 TL limitli sigortanın mevcut olduğunu, şirketlerinin ancak teminat ile dava tarihinden itibaren faiz ile sorumlu olabileceklerini, tazminat hesabının aktüer sicile kayıtlı kişilerce yapılması gerekeceğini, SGK tarafından bağlanmış gelir var ise indirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.07.2019 tarih ve 2017/116 E 2019/534 K sayılı kararında: “Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 1.135.865,62 TL maddi tazminatın, davalı ... şirketinin sorumluluğu sigorta poliçesi ile sınırlı olmak üzere ve davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 08.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine,
200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Toprak Beton İnş Turz Petrol ve Maden San. Tic. Ltd. Şti.’nden tahsili ile davacıya verilmesine,
%50 takdiri indirim uygulanarak 460.339,74 TL bakıcı giderinin kaza tarihi olan 08.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ... Toprak Beton İnş Turz Petrol ve Maden San. Tic. Ltd. Şti.’nden alınarak davacı tarafa verilmesine, (davalı ... şirketinin sorumluluğu sigorta poliçesi ile sınırlı olmak üzere ve davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte,) fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerin ayrı ayrı reddine, '' şeklinde karar verilmiştir.” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan ... Toprak Beton İnş. Turz. Petrol ve Maden San. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.11.2019 tarih ve 2019/3534 E 2019/2897 K sayılı ilamıyla davacı ve davalı ... Toprak Beton İnş. Turz. Petrol ve Maden San. Tic. Ltd. Şti. istinaf başvurularının HMK'nın 353/1 b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
- Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Toprak Beton İnş. Turz. Petrol ve Maden San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 05.10.2021 tarih ve 2020/7212 E 2021/11585 K sayılı ilamında özetle; manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına, maddi tazminat hükmüne yönelik sair temyiz itirazlarının reddi ile sigortalının olay tarihinde yaptığı beton pompa operatörlüğü işi nedeniyle ücretin tespiti, bakıcı giderinden aile içi dayanışmalı bakım nedeniyle %50 oranındaki hakkaniyet indiriminin fazla olduğuna işaretle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Bozma ilamı doğrultusunda ücrete ilişkin yapılan araştırmalar nazara alınarak yeniden ek rapor alındığı ve mevcut iş gücü kayıp oranı ve kusur raporuna göre iş gücü kaybına bağlı iş göremezlik zararının 1,135.865,62 TL olarak hesaplandığı, bakıcı gideri olarak hesaplanan 920,679,48 TL'den takdiren %35 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasının uygun olduğu belirtilerek; 1.135.865,62 TL maddi tazminatın, davalı ... şirketinin sorumluluğu sigorta poliçesi ile sınırlı olmak üzere ve davalı ... yönünden dava tarihi 24.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 08.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, 598.441,66 TL bakıcı giderinin kaza tarihi olan 08.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Toprak Beton İnşaat Turizm Petrol ve Madencilik San. Tic. Ltd. Şti.’den alınarak davacı tarafa verilmesine, (davalı ... şirketinin sorumluluğu sigorta poliçesi ile sınırlı olmak üzere ve davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Toprak Beton İnşaat Turizm Petrol ve Madencilik San. Tic. Ltd. Şti’den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz sebepleri:
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda kanun yolunun temyiz yerine isitinaf olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, bakıcı gideri yönünden usulü kazanılmış hak ve taleple bağlılık söz konusu olamayacağından ve bozma kararı lehe olduğundan hükme en yakın asgari ücret esas alınarak hesap raporu alınıp karar verilmesi gerektiğini, asgari ücret değişiklikleri nedeniyle müvekkilinin kaybının faizle giderilemeyeceğini, bakıcı giderinden yapılan hakkaniyet indiriminin yapılmaması gerektiğini kabul anlamına gelmemekle beraber emsal kararlar doğrultusunda %20 oranında indirim yapılabileceği gözetilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... Toprak Beton İnşaat Turizm Petrol ve Madencilik San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini önceki temyiz incelemesinde kusura yönelik temyiz itirazlarının karşılanmamasının hatalı olduğunu, davacının kusur oranının tespitinde hata olduğunu, hesaba esas ücret olarak TÜİK ücretinin dikkate alınması gerektiğini, TİMODER ücretinin dikkate alınmasının mümkün olmadığını, tanık beyanlarının ücreti doğruladığının kabul edilemeyeceğini, tanıkların ücrete dair açık bilgilerinin olmadığını, ücretin tespiti noktasında bordroların dikkate alınması gerektiğini, sürekli iş göremezlik oranının tespitinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, bakıcı giderinden yapılan hakkaniyet indirimi oranınım az olduğunu, müvekkilinin kazadan bu yana tedavi masraflarını karşıladığını ve aylık yardım yaptığının sabit olduğunun gözetilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin Gebze 4. İcra Dairesinin 2019/40301 Esas sayılı icra takibi dosyasına 08.02.2019 tarihinde 8501500005294 numaralı Ticari Paket Sigorta Poliçesi (Ek 1) işveren mali mesuliyet poliçe limitine denk düşen 200.000,00 TL ana para, dava tarihi olan 24.02.2017 tarihinden itibaren işlemiş olan faiz ile birlikte toplamda 43.957,61 TL faiz, 12.648,77 TL vekalet ücreti 12.059,00 TL masraf, 16.002,96 TL icra vekalet ücreti olmak üzere toplamda 284.668,34 TL'yi ödeyerek tüm sorumluluğunun sona ermiş olduğu halde Mahkemenin son kararında bu hususun gözetilmediğini, kurulan hükümde 200.000,00 TL'lik teminat limiti gösterilmediği gibi yargılama giderlerinden bu miktarla sorumlu olduğu gözetilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Dava Yığılması" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesi, "Miktar itibariyle kesinlik ve verilecek karar" açısından 362, 366 delaletiyle 352 nci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Müteselsil Borçluluk" açısından aynı kanun 162 ila 169 uncu maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
- Değerlendirme
A) Manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
- Somut olayda davacı lehine hükmedilen manevi tazminat hükmü Dairemizce verilen önceki kararda onanmış olmakla beraber, maddi tazminat hükmü yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesinin bozulması üzerine bozmaya uyarak verilen işbu kararda yeniden manevi tazminata hükmedilmesi hatalı olmuş ise de, bozma üzerine verilen İlk Derece Mahkemesi karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının 238.730,00 TL olması nedeniyle anılan hükmün maddi tazminat hükmünden bağımsız bir dava olduğu ve anılan temyiz kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla bu hükme yönelik kanunun açık hükmüne aykırılık nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı dikkate alınarak; davacı vekilinin bir önceki kararı temyiz sebeplerinin bakıcı giderinden yapılan hakkaniyet indirimi ile ilgili olup bozma neticesinde aile içi dayanışmalı bakım nedeniyle %35 oranında tespit olunan hakkaniyet indiriminin yerinde olması ve önceki temyiz sebepleriyle bozma sebebine göre hesabın yenilenmesini gerektirici bir durum olmamasına, kusur oran ve aidiyetleri ile sürekli iş göremezlik oranının tespitine yönelik temyiz itirazlarının bir önceki temyiz incelemesi kapsamında reddine karar verilmekle yeniden incelenmesinin mümkün olmamasına, hesaba esas ücretin davacının yaptığı işe uygun olarak belirlenmiş olmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı ... Toprak Beton İnşaat Turizm Petrol ve Madencilik San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı ...Ş. vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
- Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 6098 sayılı TBK'nun 61 inci maddesi uyarınca (818 sayılı B.K.’nun 50 ve 51 inci maddesi) ve aynı Kanun'un 163 üncü (818 sayılı B.K.’nun 142 nci) maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı Kanun'un 163 üncü (BK 141) maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır.
3.Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 165 inci 0maddesi (818 sayılı BK'nun 144 üncü maddesi) hükmüne göre, Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. 166 ncı maddesi (818 sayılı BK'nun 145 inci maddesi) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur.
-
6098 sayılı Türk Borçlar Kanu'nun 55 inci maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.”hükmüne yer verilmiştir.
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.07.2007 gün 2007/13 453 Esas ve 2007/453 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "yargılama aşaması henüz tamamlanmamış olan bir durumda, borcu itfa eden belgenin veya dava şartının söz konusu olduğu hallerde, dava sonuçlanıp kesinleşmemiş ise, ibraz edilen ve borcu söndüren yazılı belgenin temyiz incelemesinde dikkate alınması" mümkündür.
-
Somut olayda davalı ... şirketinin temyiz itirazlarına göre; davacı tarafın İlk Derece Mahkemesinin ilk kararıyla hüküm altına alınan tazminat alacaklarını Gebze 4. İcra Müdürlüğünün 2019/40301 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine koyduğu ve davalı ... şirketinin 8501500005294 numaralı Ticari Paket Sigorta Poliçesi kapsamında sorumlu olduğunu belirttiği 200.000,00 TL'lik teminatı ferileri ile beraber toplamda 284.668,34 TL olarak icra dosyasına ödediğini belirtmiş olması karşısında, iş bu ödemenin araştırılarak müteselsil borçlu olan diğer davalının da TBK'nun 166 ncı maddesi kapsamında bu ödemeden yararlanacağı gözetilerek, karşılanmayan bakiye tazminat alacağı denkleştirme yöntemiyle belirlenerek bu miktarın hüküm altına alınması, giderek davalı ... şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu teminat limitinin tamamını alacaklıya ödediğinin kabulü halinde ise iş bu davalı yönünden davanın konusuz kaldığı gözetilerek, davalı ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
-
Kabule göre de; davalı ... şirketinin sorumlu olduğu teminat limitinin karar gerekçesi veya hükümde gösterilmemesi, giderek yargılama giderleri ile bu kapsamda vekalet ücretinden bu limitle sınırlı sorumlu olduğunun gözetilmemesi de hatalıdır.
-
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
-
O halde, temyiz eden davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1 İlk Derece Mahkemesinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2 İlk Derece Mahkemesi kararının maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazları nedeniyle kararın BOZULMASINA,
3 Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
4 Aşağıda dökümü yapılan harcın davacıdan tahsiline,
5 Dairemizde icra edilen duruşmada davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olmaları nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince tespit olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla
05.03.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
I. Temel Uyuşmazlık:
- Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık iki temel konuda olup;
Birincisi "ilk kararın bakıcı gideri yönünden davacı aleyhine %50 oranında indirilmesinin indirimin fahiş olması nedeni ile bozma sonrası uygulanan %35 oranında indirimin yasal olup olmadığı"
İkincisi ise “İlk Derece Mahkemesinin bozmadan sonra hesaplanacak ve hüküm altına alınacak tazminatı, bilinen/iskonolu, bilinmeyen/iskontosuz dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirmesinin davalı yararına lehine usulü kazanılmış hak olup olmayacağı, buna göre yeniden değerlemenin son karar tarihine yakın tazminata esas değerlere taşınıp taşınmayacağı” ve bu kapsamda davacının temyizlerinin yerinde olup olmadığı" noktalarında toplanmaktadır.
II. Hakkaniyet indirimi yönünden:
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.04.2021 tarih ve 2018/(21)10 927 E, 2021/531 K. sayılı kararında açıklandığı üzere;
“18. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun/TBK) Tazminatın Belirlenmesi başlıklı 51. maddesi; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.” Maddede yer alan “Durumun gereğini” ibaresi ile hakime geniş bir takdir yetkisi verilmiş olmakla birlikte bu takdir yetkisi kullanılırken hakkaniyete uygun davranılması gerektiği şüphesizdir.
-
Aynı Kanun’un tazminatın indirilemesini düzenleyen 52. maddesi ise; “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir”.
-
Görüldüğü üzere kanun koyucu hakime tazminat miktarını belirlerken tarafların durumunu gözeterek geniş bir yetki alanı sunmuş ise de cismani zararlar için ise hakimin bu derece geniş yetkisinin bulunmadığı Kanun’un devam maddelerinde karşımıza çıkmaktadır. Buna göre “Özel durumlar” başlıklı ölüm ve bedensel zarar hâlleri için ayrı düzenleme getirilmiştir. Kanun’un 53. maddesi ölüm hâlinde; 54. maddesi ise bedensel zarar durumunda istenebilecek olan tazminat kalemlerini hüküm altına almıştır. TBK’nın “Bedensel zarar” başlıklı 54. maddesinde; “Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.” olarak düzenlenmiştir.
-
Sigortalı bedensel zararı nedeniyle tazminat istendiğinden yargılama sırasında 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nın haksız fiilin ölüm veya bedensel zarara yol açması hâlinde maddi tazminatın belirlenmesine ilişkin hükmü olan 55. maddesine değinmek gerekir. Anılan madde;
"Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır" hükmünü taşımaktadır.
-
Adalet Komisyonu'nun 55. madde gerekçesinde de "Borçlar Kanununda, ölüme ve vücut sakatlığına bağlı zararlar ayrı hükümler hâlinde düzenlenmiştir. Ayrı düzenleme, kodifikasyon tarihi itibariyle bu zararların mahiyetinden, yeni kanunumuz bakımından ise, ek olarak bu zararların insan hakkı niteliklerinden kaynaklanmaktadır. “İnsan Zararları” olarak da kavramlaştırılabilecek olan bu zararların hesabında Borçlar Kanunu, özellikle yeni 49 52 madde hükümleri, diğer özel yasalar ve sorumluluk hukuku ilkeleri gözetilecektir. …Bu zararların belirlenmesinde ortaya çıkan farklı uygulamaları yeknesaklaştırıcı yeni ve özel hükümler öngörülmüştür. Bu hükümlerin sevkinde tazminatın önleyici işlevi, insan hakkı karakteri, zarar vereni ödüllendirme sonucunu doğuracak yöntemlerden kaçınma ve sorumluluk hukukunun diğer ilkeleri esas alınmıştır. …İnsan zararlarına ilişkin tazminat hakkının, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ve ifa amacını taşımayan diğer edinimlerle bir bağı ve bağlantısı yoktur. Bu nevi ödemelerin denkleştirilmesi, zarar vereni ödüllendirme anlamına gelir. Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin, sorumluluk hukuku ile koruma altına alınan tazminatı ikame veya telafi fonksiyonları bulunmamaktadır. Tazminata, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile yahut ifa amacı taşımayan diğer ödemelerle karşılanmayan zarar biçiminde bir yaklaşım, ne onun kaynağı ile ve ne de onun işlevi ile bağdaşmaz. …İfa amacı taşımayan ödemeler, tazminattan indirilemeyecektir. Zarar veren yahut üçüncü kişi tarafından ödeme kastı dışında kalan saiklerle yapılan ödemeler (sözgelimi yardımlar ve benzerleri) denkleştirilemeyecektir. Zarar görenin mamelekine yukarıda belirtilen türden dâhil olan ödemelere, tazminat hakkını veya destek ilişkisini çökerten bir etki tanınamaz. Tersine bir yaklaşım, sorumluluk hukukunun önleyici (tenkil) karakteri ile de bağdaşmaz. Yasa koyucu bu tercihi ile farklı uygulamaları hak ekseninde bütünleştirmiştir. Tasarının 49 52 hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanan insan zararı kökenli tazminata, hâkim, genel takdir hakkı (TMK m.4) yahut hakkaniyet (818 sayılı BK m.43) kurallarına dayanarak müdahale edemeyecektir. Tazminat, azlığından bahisle takdiren artırılamayacak, çokluğundan bahisle takdiren indirilemeyecektir. Zarar görenin hafif kusuru ile müzyakaya düşme (yoksullaşma)nin bir arada gerçekleşmiş olması (Tasarının 52/II, 818 sayılı BK m.44) hâli ve Tasarının m.52/I hükmündeki özel hâller ile denkleştirme dışında, uygulamada adlandırıldığı şekliyle “çokluk indirimi/hakkaniyet indirimi yahut azlık artırımı/hakkaniyet artırım” yolu kapatılmıştır." ifadelerine yer verilmiştir.
-
Kanun maddeleri bu şekilde açıkladıktan sonra davanın dayanağını oluşturduğundan sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık) nedeniyle çalışma ve beden gücü kaybı hakkında birtakım açıklamalarda bulunmak gerekmektedir.
-
İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunda "sürekli işgöremezlik" olarak adlandırılan bedensel zararlara "kalıcı sakatlık" denildiği gibi, Yargıtay kararlarında ve Adli Tıp Kurumu raporlarında "beden gücü kaybı" veya "çalışma gücü kaybı" ya da "meslekte kazanma gücü kaybı" da denilmektedir.
-
Adli Tıp dilinde, "kalıcı" bedensel zararlar organ yitimi ve organ zayıflaması olarak ikiye ayrılmaktadır. Sürekli işgöremezlik zararları, beden gücü kayıp oranlarına göre de ayrılmakta, bunlar: 1 Sürekli kısmî işgöremezlik, 2 Sürekli tam işgöremezlik olarak adlandırılmaktadır.
-
Sürekli kısmî işgöremezlik, organ eksilmesi veya organ zayıflaması nedeniyle beden gücünün belli bir oranda azalması durumudur. Bu durumdaki kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara göre (sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından), kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmekte; buna Yargıtay kararlarında "güç kaybı efor kaybı" tazminatı denilmektedir.
-
Sürekli kısmî işgöremezlik durumundaki kişi, çalışan ve kazanç elde eden biri olmayıp da işsiz, yaşlı, emekli, ev kadını, çocuk olsa bile, bunlar günlük yaşamlarını sürdürürlerken "sakatlıkları oranında zorlanacak olmaları" nedeniyle tümünün "güç kaybı tazminatı" isteme hakları bulunduğu kabul edilmektedir.
-
Sürekli tam işgöremezlik, beden gücünün bütünüyle yitirilmesi durumudur. Bu durumdaki kişi artık çalışamayacak ve kazanç elde edemeyecektir. Bu nedenle tazminatı yüzde yüz oranı üzerinden hesaplanacak, giderek başkasının yardımıyla yaşamını sürdürmesi zorunluluğu varsa, ayrıca tazminat bakıcı giderleri de eklenecektir (Ç. Ahmet Çelik: Trafik Kazalarında Tazminat ve Sigorta Hukuk ve Ceza Sorumluluğu, Seçkin Yayınevi, Nisan 2017, s: 385vd.).
-
Önemle vurgulamak gerekir ki TBK’ nın 55. maddesinin emredici hükmü karşısında tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması 818 sayılı BK.' nın 43 ve 44. ile 6098 sayılı TBK’nın 51. ve 52. maddelerinde belirtilen durumların varlığı hâlinde ancak hâkim tarafından tazminattan indirim yapılabilecektir.
-
TBK'nın 51. maddesine (BK’nın 43. md) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir. Buna göre; öncelikle hâkim zarar görenin kusuru varsa bu kusur oranında tazminattan indirim yapabilecektir.
-
Ayrıca TBK' nın 52. (BK' nın 44.md) maddesine göre zarar gören; zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. TBK 52. maddesinde hakime tanınan geniş yetki ölüm nedeniyle uğranılan zararlarda ve bedensel zararlarda 55. madde ile açık biçimde kısıtlanmıştır.
-
TBK'nın 55. maddesi hükmünde yer alan "Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.” cümlesinde de geçen “Hesaplanan tazminat,… ” ibaresi ile ifade edilen, kuralın gerekçesinde de belirtildiği üzere Kanun’un 49 ila 52. maddeler hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanan tazminattır. Başka bir ifadeyle hesaplanan tazminat, Kanun’un zararın ve tazminatın belirlenmesini düzenleyen 50. ve 51. maddeleri ile tazminatın indirilmesine veya tamamen kaldırılmasına ilişkin esasları hükme bağlayan 52. maddesi ve 55. maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri uyarınca belirlenmektedir (Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 25.12.2019 tarihli ve 2019/34 E., 2019/97 K. sayılı kararı).
-
Anılan madde hükmünde yer alan düzenleme ile hesaplanan tazminat üzerinden yalnızca tazminatın çok olduğu gerekçesi ile indirim yapılamayacağını ya da sadece tazminatın az olduğu gerekçesi ile artırım yapılamayacağını düzenlemek suretiyle miktarın çokluğuna dayanılarak yapılacak olası bir indirim ile zarar görenin mülkiyet hakkının ve benzer şekilde sadece miktarın azlığına dayanılarak yapılacak olası bir artırım ile zarar verenin mülkiyet hakkının sınırlandırılamayacağını hüküm altına almaktadır (AYM’nin 25.12.2019 tarihli ve 2019/34 E., 2019/97 K. sayılı kararı).
-
Tazminatın amacı zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Bu yönüyle TBK’nın 55. maddesindeki “hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.” ibaresi hesaplanan tazminatın yalnızca miktar gözetilerek azaltılamayacağını öngörmek suretiyle zarar görenin mülkiyet hakkı kapsamındaki meşru beklentisini korumaktadır. Öte yandan aynı nedenle tazminat miktarının artırılamamasına ilişkin kural fazla tazminat ödenmesini engellemek suretiyle, zarar verenin mülkiyet hakkını da korumakta, zarar veren ve zarar gören tarafların menfaatlerini adil bir şekilde dengelemektedir.
-
Kanun koyucunun bedensel zararlar konusunda tarafların yıkımına yol açacak yüksek miktarda tazminat hesaplanmasının dahi hakkaniyet düşüncesiyle indirime konu edilemeyeceği yönündeki tutumu konunun hassasiyetini de ortaya koymaktadır.”
-
Sonuç olarak Hukuk Genel Kurulu “TBK’nın 51 ve 52 nci maddelerinde belirtilen durumların gerçekleşmesi hâlinde ancak hâkim tarafından tazminattan indirim yapılabileceği, ölüm nedeniyle uğranılan zararlarda ve bedensel zararlarda 55 inci madde ile açık biçimde hakkaniyet düşüncesiyle indirime gidilemeyeceğinin açıkça düzenlendiği dikkate alındığında zarar görenin aile bireylerinin zarar veren lehine sorumluluğu ve yükümlülüğü olmayacağı gibi zarar verenin sorumluluğunu haksız fiil failine hizmet eder şekilde aile bireylerine yüklemenin de doğru olmayacağı, her ne kadar toplum aile içi bakım dayanışmasını ahlaki ödev olarak görse de, bu durumun zarar sorumlusu lehine yorumlanmasının mümkün olmadığı” gerekçesi ile Özel Dairenin aile içi bakım ve dayanışma nedeniyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasını belirten kararına karşı verilen direnme kararının yerinde olduğunu içtihat etmiştir.
-
Bakıcı giderinden mevcut yasal düzenleme ve anılan karar uyarınca hiçbir şekilde indirim yapılmaması gerektiğini düşündüğümden, Mahkemenin ve çoğunluğun indirim yapılacağı şeklindeki görüşüne katılınmamış ise de ilk bozmada indirimin daha az yapılmış olması gerektiği yönündeki gerekçeye göre % 35 indirim uygulanması da fahiş kaldığından ve bozma gereği tam yerine getirilmediğinden bu yönde davacı temyizinin reddi isabetsiz olmuştur.
III. Usulü kazanılmış hak yönünden;
-
Belirtmek gerekir ki Sayın...’inde değindiği gibi “Yargıtay tarafından neredeyse mutlak olarak, doktrinde de ağırlıklı olarak kabul edilen usuli müktesep hak kavramının kanuni bir kurum olmadığını, yargı kararları ile kabul edildiğini ortaya koymak gerekir. Usuli müktesep hak, bugün neredeyse usuli her sorunda, her derde deva bir kurum olarak gündeme gelmekte, sadece kanun yolunda değil, yargılamanın farklı kesitlerinde kullanılmaktadır. Bu kurumun kabul edilebilirliğinin tartışması bir yana, bu kadar geniş bir uygulama alanı bulması doğru değildir. Ayrıca usuli müktesep hak, usuli sorunları çözmeye gerçek anlamda da elverişli değildir. Nitekim, önceleri çok sınırlı kabul edilen usuli müktesep hakkında kapsamı genişlemiş, ancak bu genişlemenin sakıncaları ortaya çıktıkça Yargıtay, usuli müktesep hakka her geçen gün … birçok istisna da kabul etmiştir. En ilginç ve kendi içinde çelişkili durum ise kamu düzeninden kabul edilen usuli müktesep hakka, kamu düzenine ilişkin durumların istisna kabul edilmesidir. Bir şeyin kendisinin, kendisinin zıddı olması gibi garip, biraz da mantığı zorlayan bir durum ortaya çıkmaktadır(PEKCANITEZ, .../ ATALAY, .../ÖZEKES, ..., Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013. s: 2190).”
-
Öncelikle usulü müktesep hak, yasal bir kurum olmadığı gibi mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları ile istisnalarına göre değerlendirilmesi gereken bir kavram olup, Yargıtay tarafından bozma kapsamında göre açıklayıcı ve yol gösterici şekilde kararda yer verilmesi beraberinde sakıncalara da yer verecektir. Zira Mahkemenin eksik inceleme nedeni ile bozmaya uyması halinde usulü müktesep hakkı gözetme yönündeki bozmaya da uyduğu gibi bir sonuç çıkacaktır ki bu da Mahkemenin bu yönde yapacağı değerlendirme ve tartışmanın önceden sınırlandırılması anlamına gelecektir.
-
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesi üzerine usulü müktesep hakkın yeniden kavram olarak değerlendirilmesi gerekir. Zira kanunun kısmi dava başlığı taşıyan 109. Maddesinin son fıkrasında açıkça “Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü gibi kısmi miktar talep eden davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı ve açıkça da bakiye kısmından feragat etmedikçe geri kalan kısmını ek dava(veya ıslah) yolu ile edebilmektedir. O halde yargılama sırasında davacı tarafın kusur oranına, iş göremezlik oranına itiraz etmemesi, açıkça da feragat etmediği sürece kusur veya maluliyet oranının daha sonra lehine değişmesi halinde bakiyesini talep etme hakkı doğduğundan, usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir.
-
Dairemizin 2021/6264 Esas, 2022/6811 Karar sayılı ilamında yazılı karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere özellikle maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu durum usulü kazanılmış hakkın istisnası olması nedeni ile çoğunluğun usulü kazanılmış hak teşkil ettiği” görüşüne katılınmamıştır. Zira;
-
Maddi tazminat hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeni ile ek rapor alınması zorunludur.
-
Maluliyet oranı gibi zararın hesaplanmasına ilişkin diğer bir unsur da ücrettir. Asgari ücretin artması halinde, karar tarihine yakın ücrette değişeceğinden, bu ücrete göre zararın hesaplanması gerekmektedir. Zira asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanması zorunludur. Bozmadan sonra dahi asgari ücretlerde artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerekir. Yargıç, bir istek olmasa dahi, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmaz.
-
Bozmadan sonra karar tarihine yakın veriler alındığında, bilinen/iskontolu, bilinmeyen dönem değişeceğinden ve bu kapsamda hesabın unsurları değişeceğinden, tazminat miktarı da elbette değişecektir. Zaten davacı taraf tazminata esas ücrete itiraz etmiş, bu yönde de lehine bozulmuştur. Bu bilinen ve davacı lehine belirlenecek ücret bozmadan asgari ücrete gelen artışlar neden ile değişecektir. Bir tarafın ilerde değişecek diye kararı temyiz etmesi hayatın olağan akışına uygun olmayacaktır. Zira karar onanmış olsa idi hesaplama bilinen ücrete göre hesaplandığından sorun olmayacaktır. Ancak bozmadan sonra değişen durum nedeni ile daha önce doğmayan hesaba esas unsur olan ücrete itiraz etmeme usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Kaldı ki gerçek belli iken varsayıma gidilmez ilkesinin gözetilmesi gerekir.
III. Sonuç:
- Yukarda açıklanan nedenlerle bozma sonrası kamu düzeninden olan asgari ücrete ilişkin değişiklikler nedeni ile tazminatın karar tarihine en yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu husus usulü kazanılmış hak oluşturmadığından, usulü müktesep hakkın gözetilmesi ve işlemiş devrenin ileri çekilmemesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması görüşüne katılınmamıştır. Kaldı ki davacı taraf, hem ilk kararı, hem de bozma sonrası son kararı temyiz etmektedir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:34