Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2526

Karar No

2024/2231

Karar Tarihi

5 Mart 2024

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

SAYISI: 2016/29 E., 2021/781 K.

KARAR: Asıl dava ret, birleşen dava kabul

Taraflar arasında görülen asıl dava Kurum işleminin iptali, karşı alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi tarafından Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının .... sicil ve .... tahsis no lu sigortalısı olduğunu, tahsise 0809 518 608 Bağ Kur no.lu hizmetlerinin de dikkate alındığını davacının bağ hizmetlerinden bir kısmının zorunlu sigortalılık olduğunu ve vergi sürelerinin borçlanılması ile kazanıldığını, ancak vergi borçlanmasına esas hizmet sürelerinin Vergi Dairesinin yaptığı karışıklık sonucu iptal edildiğini davacının şahsi vergi kaydı yanında aynı zamanda 07.11.1986 27.12.2002 arasında A.Ş. kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyeliğinin bulunduğunu davacının yaptığı borçlanmasının 5 yıl, 11 ay, 28 gün olduğunu ve şirket kurucu ortaklığı süresini de kapsadığını, davacının vergi borçlanmasının bu sebeple dahi geçerli iken Kurumun vergi borçlanmasını ve aylığını iptal ettiğini, bu sebeple davacının 5 yıl, 11 ay, 28 günlük vergi borçlanmasının geçerli olduğuna, 506 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığının geçerli olduğuna ve devam ettirilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı karşı davacı SGK Başkanlığı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; ...'in 14.08.2003 tarihli giriş bildirgesine istinaden 19 Mayıs Vergi Dairesindeki 17.07.2003 tarihinde başlayan vergi kaydından dolayı kayıt ve tescilinin yapıldığını, davacının 08.12.2003 tarihli dilekçesi ile 1479 sayılı Kanun'a 619 KHK ile eklenen geçici 1 inci maddesine istinaden geçmiş vergi sürelerini borçlanma talep ettiği, Samsun İl Müdürlüğü tarafından İstanbul Kocamustafapaşa Vergi Dairesine 09.12.2003 tarihli yazı yazıldığını, bu yazıya alınan 16.12.2003 tarihli cevabi yazıda ...'in 03.01.1986 31.12.1991 tarihleri arasındaki vergi kaydının doğru olduğunun bildirildiği, bu vergi kaydına istinaden 03.01.1986 31.12.1991 tarihleri arasındaki (5 yıl, 11 ay, 28 gün) borçlanmasının yapıldığını, 31.12.2003 tarihinde borçlanma bedelinin ödendiğini ve adı geçenin emekli olduğunu, ancak emekliliğine esas Bağ Kur sigorta günlerine dayanak kayıtlarında Kurum Başmüfettişi tarafından düzenlenen 29.07.2008 tarihli ve 1 no.lu soruşturma raporu ile sahtecilik işlemleri yapıldığının ve gerçek olmayan hizmetlerin kazandırıldığının tespit edildiğini, bunun üzerine ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve ayrıca Bağ Kur hizmetlerinin iptal edilmesi sonucu yaşlılık aylığı almaya müstehak olmadığından 01.01.2004 25.12.2008 tarihleri arasında ödenen aylıkların adına borç kaydedildiğini, 06.06.2009 tarihli yazı ile yersiz aylıkların geri ödenmesinin istenildiğini belirterek, yersiz ödenen 29.097,25 TL'nin her bir maaşın ödenme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II.CEVAP

Davalı karşı davacı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya 01.01.2004 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak Kurum Başmüfettişi tarafından düzenlenen 29.07.2008 tarihli soruşturma raporu ile davacının Bağ Kur'a tabi hizmetinin sahte olduğunun tespit edildiğini, kalan hizmetinin ise tahsise yeterli olmadığından yaşlılık aylıklarının iptal edilerek, 01.01.2004 25.12.2008 tarihleri arasındaki yersiz ödenen aylıkların adına borç kaydedildiğini, Kurum işlemlerinde herhangi bir hata bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Davacı karşı davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemenin 16.06.2010 tarih ve 2009/494 2010/272 E.K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 19.12.2011 tarih ve 2011/10869 2011/13883 E.K. sayılı ilamı ile dava, davacının vergi kayıtlarının sahte olarak düzenlenip Kuruma intikal ettirildiği gerekçesiyle, bu şekilde düzenlenen sahte sigortalılık belgesi ile 03.01.1986 31.12.1991 tarihleri arasındaki kazanılan 5 yıl, 11 ay ve 28 gün hizmetin ve buna bağlı olarak emekli aylığını iptal eden davalı Kurum işlemin iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, davacının sahtecilik suretiyle sigortalılık süresi kazandığı, geçerli olan sigortalılık süresinin yaşlılık aylığı bağlanmasına yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının 01.04.1983 31.08.1983, 01.02.1995 31.12.2002 tarihleri arasında 2990 gün SSK'na tabi zorunlu sigortalılığı ile 17.07.2003 27.08.2003 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığı bulunduğu ihtilaf konusu değildir. İhtilaf 29.07.2008 tarihli ve 1 sayılı müfettiş raporu ile haksız hizmet kazanıldığı ileri sürülen 03.01.1986 31.12.1991 tarihleri arasındaki 2198 günlük zorunlu Bağ Kur sigortalılığının geçerli olup olmadığı noktasındadır.

Davacı ...'in 14.08.2003 tarih ve 115723 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden giriş bildirgesine istinaden emlakçılık faaliyetinden dolayı 19 Mayıs Vergi Dairesindeki 17.07.2003 tarihli vergi kaydı nedeniyle Bağ Kur'a kayıt ve tescilinin yapıldığı, esnaf odası ve sicil memurluğu kaydının olmadığı, bu vergi kaydına göre davacı tarafından 08.12.2003 tarih ve 178995 sayı ile Kuruma 1479 sayılı Kanun'un Geçici 18 inci maddesi gereğince 03.01.1986 31.12.1991 tarihleri arasında vergide kayıtlı olduğu süreleri borçlanma dilekçesi vermesi üzerine Samsun İl Müdürlüğünce bu vergi kaydının doğruluğunun tespiti açısından İstanbul Kocamustafapaşa Vergi Dairesine 09.12.2003 tarih ve 179873 sayılı yazıya alınan 16.12.2003 tarih ve 34558 sayılı cevabi yazı ile Vergi Dairesince davacının vergi kaydının doğru olduğu, vergi kayıtlarının 03.01.1986 31.12.1991 tarihleri arasında bulunduğunun belirtilmesi üzerine, vergi borçlanmasının onaylanarak 03.01.1986 31.12.1991 tarihleri arasında 72 aylık (5 yıl, 11 ay, 28 gün) borçlandırılarak borçlanma bedelinin 08.12.2003 tarihli tebligat üzerine davacı tarafından 31.12.2003 tarihinde ödendiği, 2158 gün hizmet verilerek 6 yıl 1 ay ve 2 günlük SSK'ya tabi hizmeti ve 17.07.2003 27.08.2003 tarihleri arasında ki (19 Mayıs Vergi kaydına göre) 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu Bağ Kur hizmeti birleştirilerek 01.01.2004 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, daha sonra Kurum Başmüfettişliğinin Kocamustafapaşa Vergi Dairesine 08.06.2007 tarih ve 36 sayılı yazısı ile ...'in GA 56364 vergi sicil numarasındaki kaydının sorulması üzerine Vergi Dairesince 05.07.2007 tarih ve 21750 sayılı yazıda GA 56364 vergi sicil numarasının ...'e ait olmadığı Vergi Dairesinin nakliyecilik faaliyetinden dolayı mükellef olan İlyas oğlu, 1951 doğumlu ....'ye ait olduğu, davacının vergi kaydının da 23.07.1981 29.03.1982 tarihleri arasında olduğunun anlaşılması üzerine, müfettişlikçe "sigortalı ... tarafından Samsun Bağ Kur İl Müdürlüğü kayıtlarına Kocamustafapaşa Vergi Dairesi adına, GA 56364 vergi sicil numarasında 03.01.1986 31.12.1991 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarının sahte olarak sonradan intikal ettirildiği, bu şekilde düzenlenen sahte sigortalılık belgesi ile 03.01.1986 31.12.1991 tarihleri arasında 5 yıl, 11 ay ve 28 gün hizmeti haksız ve yersiz olarak kazandığı ve bu hizmetin SSK'ya aktarılarak buradan usulsüz olarak emekli olduğunun tespit edilerek aylığın iptal edilip yersiz ödenenlerin borç çıkartıldığı, Cumhuriyet Savcılığına da suç duyurusunda bulunulduğu, bu arada davacının ayrıca, Yiğitoğlu A.Ş. kurucu ortaklığından 07.01.1986 tarihli ana sözleşmeye göre, 12.02.1987 tarihli Ticaret Sicilde kaydının bulunduğu, şirketteki hissesini 27.12.2002 tarihinde devrettiği, şirketin 29.09.2008 tarihinde tasfiyesine gidildiği ve aynı tarihte Ticaret Sicil Gazetesinde tasfiyenin yayımlandığı görülmüştür.

Davalı Kurumun geçmişe yönelik (uyuşmazlık dönemini kapsayacak şekilde borçlanmayı kabul ederek) prim tahsil etmesi uzun süre bu primleri kullanması sigortalıya yaşlılık aylığı bağlayıp aylık konusunda umut verdikten sonra davacının sigortalılığını ve yaşlılık aylığını iptal etmesi Medeni Kanun'un 2 nci maddesinde ifadesini bulan objektif iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.10.1997 gün ve E:1997/10 578, K:1997/758, 24.09.2003 gün ve 2003/10 489, 2003/490 sayılı kararıda bu doğrultudadır.

Ne var ki, kimse kendi hilesinden istifade edemiyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz vergi kaydının davacının da katılımının bulunduğu muvazaalı bir işlem sonucu oluşturulmaması gerekir.

Davacının, 1479 sayılı Kanun'a tabi zorunlu Bağ Kur sigortalılığını sağlayan İstanbul Kocamustafapaşa Vergi Dairesi kayıtlarının sahtecilik suretiyle oluşturulduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulunulması, sorumlular hakkında Cumhuriyet Savcılığı soruşturması ve nihayetinde ceza davası açılıp açılmadığı araştırılarak, ceza davası açılmış ise vergi kayıtlarının sahtecilik suretiyle oluşturulup oluşturulmadığını, oluşturulmuş ise bu sahtecilik işleminin davacının katılımı ile gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği bu dava sonucu verilecek karar ile saptanmasının mümkün olması karşısında, vergi kaydının sahtecilik yoluyla oluşturulduğu ve bu işlemin davacının katılımı ile gerçekleştirildiğinin anlaşılması halinde vergi kaydına hukuken değer verilemeyeceği, bu durumda somut olaya Medeni Kanun'un 2 nci maddesi uygulanamayacağından ceza yargılamasının sonucu beklenerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonuca varılması gerekirken eksik inceleme ve noksan araştırma ile sonuca gidilmesinin usul ve yasaya aykırıd olduğu gerekçeyle hüküm bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 28.12.2021 tarih ve 2016/29 2021/781 E.K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya alınan belge içerikleri ve bilirkişi raporu göz önüne alındığında, davacı karşı davalının bakkallık faaliyetinden dolayı Kocamustafapaşa dairesince onaylı 03.01.1986 31.12.1991 arası vergi mükellefi olduğu, ancak SGK Teftiş Kurulu Başkanlığınca görevlendirilen müfettiş tarafından düzenlenen 29.07.2008 tarihli raporda, sahtecilik yoluyla vergi mükellefi gibi belge düzenlenip, vergi borçlanması suretiyle Bağ Kur'dan haksız ve yersiz olarak hizmet kazandığının tespit edilmesi üzerine, Bağ Kur sigortalı hizmeti olan 2158 günlük borçlanmasının iptal edildiği, kalan prim ödeme gün sayısı yaşlılık aylığı bağlanması için yeterli olmadığından 01.01.2004 tarihinden geçerli olmak üzere tahsis işleminin iptal edildiği, davacı hakkında açılan ceza davasında Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/80 2019/72 E.K. sayılı ilamı ile kamu zararına dolandırılıcılık suçundan beraat etmiş ise de, resmi belgede sahtecilik suçundan zamanaşımı nedeni ile davanın düşürülmesine karar verilmiş olup, aynı kararda resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlandığı, birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek olduğu, bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmekte olduğu, ikinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek olduğu, bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmakta olduğu, kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi olmadığı, kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebileceği, ceza dava dosyası kapsamından, Samsun Bağ Kur İl Müdürlüğü kayıtlarına Koca Mustafa Paşa Vergi Dairesi adına GA 56364 vergi sicil numarasında 03.01.1986 31.12.1991 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını gösterir 09.10.2003 tarihli Bağ Kur Sigortalılık Belgelerini davacı karşı davalının sahte olarak sonradan intikal ettirdiği ve bu şekilde düzenlenen sahte sigortalılık belgesi ile Kurumdan belirtilen tarihler arasındaki hizmeti haksız ve yersiz kazandığı, bu kazandığı haksız hizmetler ile Kurumdan sahte olarak emekli olduğu gerekçesiyle davalı Kurumca yapılan iptal işlemlerinde yasaya aykırı bir durumun olmadığı kanaatine varılarak,

Asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne; net 29.097,25 TL maaş iade alacağının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsili ile davalı karşı davacı SGK Başkanlığına ödenmesine, karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı karşı davalı vekili; Mahkemece görev ve yetki sınırları aşılarak davacının sahtecilik yaptığı ile ilgili kanaat ve hüküm verilerek dava hakkında karar verildiğini, kesinleşen ceza dosyasında dolandırıcılık suçundan dolayı davacı hakkında beraat kararı verildiğini, bu durumda davacının Kuruma yaptığı vergi borçlanmasının ve bağlanan aylığın da geçerli olduğunu, bu durumda birleşen dosya yönünden yersiz ödeme borcunun da bulunmadığını, Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, yaşlılık aylığını kesen Kurum işleminin iptali ile alacak istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası,

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararyargılamavı.ıdavakararıııımahkemeonanmasınaııcevapsonrakivtemyizıvbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:34

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim