Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/14279
2024/2147
4 Mart 2024
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/92 E., 2023/121 K.
KARAR: Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2018/143 E., 2020/132 K.
Taraflar arasındaki borçlu olmadığının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bağcılar SGM tarafından davacıya 24.01.2018 tarih 13475845 206.16.01 E 50.21.23 sayılı yazısı ile 437 kart no (2.1411.01.01681438.034.27.75) ...Tekstil San. Tic. A.Ş'nin prim borçları için ödeme emri tebliğ edildiği, Bağcılar SGM’ne müracaat ederek borcun sorumlusu ...Tekstil San.Tic.A.Ş'de hiçbir dönemde temsil yetkisinin bulunmadığını belirterek icra takibinin durdurulması talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından inceleme neticesinde 02.03.2018 tarihli yazı ile ...Tekstil A.Ş.’nin ödenmeyen prim borcundan dolayı şirket yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle ödeme emrinin gönderildiğini belirterek Kurum tarafından yapılacak bir işlem olmadığı belirtildiği, yeniden Bağcılar SGM’ne yapılan işlemin hatalı olduğunu belirterek borçların 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin döneminde olduğu, imza yetkisinin bulunmadığı, zamanaşımı nedeniyle borcun ortadan kaldırılması talebinde bulunduğu, bu müracaatına yönelik ise 30.03.2018 tarihli yazı ile ...Tekstil A.Ş’nin ödenmeyen prim borçlarından dolayı Yönetim Kurulu üyesi olması nedeniyle talep edildiği, müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek olumsuz yanıt verildiği, Kurum yazısının 20.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, her ne kadar Bağcılar SGM tarafından 30.03.2018 tarihli yazıda kurul işleminin hatalı olmadığı belirtilmiş ise de Kurum işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi gerektiği, davacının ödeme emrine konu asıl borçlusu şirketin 2005 yılına kadar şirket Yönetim Kurulu üyesi olarak bulunduğu, yasa gereği zamanaşımına uğradığı, davacı borçlu olduğu ödeme emrine konu ....Tekstil AŞ prim borçlarından kaynaklandığı, 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesindeki düzenlemede davacının sorumluluğunun bulunmadığı, zira davacı borcun asıl muhatabı şirkette imza yetkisinin olmadığı, davalı Kurum tarafından davacı aleyhine tahakkuk ettirilen borç tutarı ile ilgili olarak cebri icra işleminin durdurulması için ihtiyati tedbir karan verilmesi gerektiği iddiasıyla Bağcılar SGM’nin 30.03.2018 tarih ve 13475845 206.16.01.E 1973425 sayılı Kurum işleminin iptali ile bu işleme esas 24.01.2018 tarih 13475845 206.16.01 E 502123 sayılı ödeme emrine konu borçlarından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 6183 sayılı Kanun'da öngörülen 7 günlük hak düşürücü süre içinde açılmadığı, 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde belirtilen 7 günlük yasal süre içinde itiraz edilmemiş ve takip kesinleştiği, davacıya ödeme emrinin tebliğ edildiği, davanın 24.04.2018 tarihinde açıldığı, dava ödeme emrinin iptaline yönelik olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2007/21 Esas sayılı kararında hak düşürücü sürenin resen nazara alınması gerektiğini, 7 günlük süre geçildikten sonra menfi tespit, iptal ve istirdat davası açılmasının mümkün olmadığınının açıkça belirtildiği, davanın açıldığı 24.04.2018 tarihinde 7 günlük sürenin geçtiği, davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiği, Kurum tarafından işlem gören..... Tekstil A.Ş’ne 04.05.2000 tarihinde icra takip haciz işlemlerinin gönderildiği, davacının sorumlu olduğu dönemler içinde olduğu, şirketin ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesine istinaden kapatıldığı, gayri faal olduğu hem de iflas etmiş olduğundan tahsili güçleştiğinden İflas Masasından merkezlerine herhangi bir ödeme gelmediğinden şirket yönetim kurulu üyelerine ödeme emri gönderildiği, 6183 sayılı Kanun'un 102 nci maddesine göre 08.12.1999 06.07.2004 arası 5 yıl, 5198 sayılı Kanun'a göre 06.08.2004 01.10.2008 arası 10 yıl, 5510 sayılı Kanun'a göre 01.10.2008 tarihinden sonra 10 yıl olduğu, 6183 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesi gereğince zamanaşımının kesildiği, bu itibarla Kurum alacaklarının tahsilinde zamanaşımı süresinin genel hükümlere göre 10 yıl olduğu savunmasıyla davanın reddine ve %10 fazlası ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; dosyaya ibraz edilen SGK Bağcılar SGM'nin 18.05.2018 tarihli yazıya ekli olarak ödeme emrinin 24.01.2018 tarihinde, (13475845 206.16.01 E.502123 sayılı) davacıya 02.02.2018 tarihinde eşi ...'e tebliğ edildiğinin tebligat alındısından anlaşıldığı, davacının ise 24.04.2018 tarihinde dava açtığı, 7 günlük sürede dava açılmadığından, bu yönden davanın süresinde açılmadığının 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesindeki 7 günlük sürede itiraz edilmediği yönünden davanın bu yönü ile açılmasının mümkün olmayacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2007 21 623 sayılı kararında primlerinin ödenmesini düzenleyen 506 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde 01.12.1993 gün ve 3917 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile yapılan değişiklik uyarınca Kurum alacaklarının takibinde 6183 sayılı Amme alacaklarının tahsili usulü hakkındaki kanun hükümleri geçerli kılındığı ve davacıya 02.02.2018 tarihinde tebligat yapıldığı, bu durumda davanın yasal süre içerisinde açılmadığı, davacı talebinin kabulünün mümkün olmadığı, 6183 sayılı Kanun kapsamında Kurum alacağının %10 fazlası ile birlikte tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle haklı görülmeyen davanın reddine, Kurum alacağının %10 fazlası ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava açma süresinin yasa değişikliği ile 7 günden 15 güne çıkartıldığı, ödeme emrinin tebliğinden (02.02.2018) sonra süresi içinde (05.02.2018) Kuruma itiraz dilekçesi sundukları, Kurum tarafından ödeme emrine karşı dava açma süresi geçtikten sonra cevap verildiği, verilen bu cevabın 14.03.2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bunun üzerine 19.03.2018 tarihinde tekrar Kuruma müracaat edildiği, Kurumun bu müracaatı üzerine 30.03.2018 tarihinde olumsuz yanıt verdiği ve bu yazının 20.04.2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın süresi içinde açıldığı, alacakların zamanaşımına uğradığı, davacının talep edilen dönemdeki borçtan sorumlu olmadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hak düşürücü süre yönünden; 6183 sayılı Kanun'a göre Kurum tarafından yapılan takibin idari icra takip yöntemi olduğu ve Kurum icra dairesine gerek kalmadan önce ödeme emri düzenleyerek tebligat çıkaracağı ve sonrasında icra takibine başlayacağı, Kurum tarafından kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün (7061 sayılı Kanunla değişiklik ile 01.01.2018 tarihinden sonra 15 gün) içerisinde yetkili iş mahkemesinde ödeme emrinin iptali davası açması gerektiği, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki takiplerde davalı Kurum, düzenleyip tebliğ ettiği ödeme emri ile iradesini ortaya koyması ve uyuşmazlık çıkarması karşısında, 7036 sayılı Kanun'un 4/1 maddesinin (5521 SK m. 7) uygulama yeri olmadığı, zira olayda kişinin Kurumdan talebi değil, Kurumun davacıdan alacak talebi bulunduğu ve yukarıda belirtildiği gibi yasada ödeme emrine itiraz prosedürü özel olarak düzenlendiği, Kurum borçlusunun süresinde ödeme emrinin iptalini istemeyip de yine süresinde Kurum'a itiraz etmesi halinde, bu talebin hatalı merciye yapılan başvuru olarak kabul edilmesi gerektiğinin Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik görüşleri arasında olduğu, 5521 ve 7036 sayılı Kanunlar ile hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat şartı getirildiğinden, borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren dava açma süresi içerisinde Kuruma müracaat ettiğinde, Kurumun ret kararı ya da 60 gün içinde cevap vermeyerek zımni ret halinde yine dava açma süresinde yetkili iş mahkemesine dava açması halinde dava süresinde sayılacağı, dava konusu 24.01.2018 tarih 13475845 206.16.01 E 502123 sayılı ödeme emrinin 02.02.2018 tarihinde davacıya tebliğ edilmesi üzerine davacının hak düşürücü süre içerisinde 05.02.2018 günü Kuruma itiraz dilekçesi sunduğu (birinci başvuru olup; temsil ve imza yetkisi olmadığına ilişkin itiraz edilmiştir), Kurum tarafından bu başvuruya karşı verilen cevabın davacıya 14.03.2018 tarihinde tebliğ edildiği, bunun üzerine davacının 19.03.2018 tarihinde tekrar Kuruma başvuru yaptığı (ikinci başvuru olup; davacının bu defa da imzaya itiraza ilave olarak zamanaşımı itirazında bulunduğu), Kurum tarafından 30.03.2018 tarihinde yazılı olarak esastan cevap verilerek 20.04.2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, eldeki davanın ilk başvuru tarihinden (05.02.2018) ve cevabın davacıya tebliğ edildiği (14.03.2018) tarihinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 24.04.2018 tarihinde açıldığı, davacının ikinci başvurusunda dile getirdiği hususların ilk başvuru esnasında dile getirilmesi mümkün itiraz gerekçeleri olduğu, davacının süresinde ödeme emrinin iptalini istemeyip de yine süresinde Kuruma itiraz etmesi halinde, bu talebin hatalı merciye yapılan başvuru olarak kabul edilebilmesi için başvurunun bir kereye mahsus olmasının gerektiği, YHGK 2.11.2011 tarih ve 2011/21 571 Esas, 680 Karar sayılı kararının ikinci kez başvuruya gerekçe yapılmasının olanaklı olmadığı, bunun hak düşürücü süreyle amaçlanan Kurumun alacaklarının sürüncemede kalmaması ve TMK'nın 2'nci maddelerinde düzenlenen iyiniyet ilkelerine de uygun düşeceği, bu durumda davacının başvurusu üzerine Kurumun ret kararı ya da 60 gün içinde cevap vermeyerek zımni ret halinde yine dava açma süresinde yetkili iş mahkemesine dava açılması halinde davanın süresinde sayılacağı ancak davacının Kuruma tekrar başvurarak ret veya zımni ret üzerine dava açması halinde davanın hak düşürücü süre içinde açılmış kabulünün olanaklı olmadığı anlaşılmakla; Mahkemece hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, kabule göre, 7061 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında, 01.01.2018 tarihinden itibaren hak düşürücü süre 15 gün olduğu halde gerekçede 7 gün olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, eldeki davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğinden ve işin esasına girilmediğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereğince %10 zamla tahsile karar verilmesi mümkün olmadığı gibi, 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde yer alan davanın reddi halinde %10 zamla tahsil düzenlemesinin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve Esas 2021/119, Karar 2022/48 sayılı Kararı ile ile iptal edilmesi ve iptal sonrasında oluşan hukuki durumun devam eden uyuşmazlıklara da uygulanması gerektiğinden, karar tarihi sonrasında ortaya çıkan hukuki durum nedeniyle reddedilen kısım bakımından davalı Kurum yararına %10 zamla tahsile karar verilmesi olanaklı olmadığından bu yönde Mahkemece verilen kararın hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ... 2. İş Mahkemesi'nin 27.10.2020 tarihli, 2018/143 Esas 2020/132 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1 b 2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ve davalı Kurum yararına %10 zamla tahsile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresi içinde Kuruma başvuruda bulunduğu, başvurunun reddin üzerinde ikinci başvurusunun da süresi içinde olduğu ve ikinci red cevabının tebliğinden itibaren 15 gün içinde eldeki davanın açıldığı, gecikmenin Kurum işlemlerinden kaynaklandığı, davacının hak arama özgürlüğünün kısıtlandığı, Kurumun ilk başvuruya yasal süreyi beklemeden usulen cevap verdiği, Kanun yollarının usulüne uygun şekilde gösterilmediği, davacının ödeme emirlerinden sorumlu olmadığı ve borcun zamanaşımına uğradığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, İlk Derece Mahkemesinin 27.10.2020 tarihinde karar verdiği ve iptal kararının 02.08.2022 tarihinde yürürlüğe girdiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ödeme emirleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 55 ve devamı maddeleri ilgili hükümlerdir.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:48