Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/8214
2024/2114
29 Şubat 2024
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/392 E., 2023/156 K.
KARAR: Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; bu kararın da bozulması üzerine Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl dosya, davacının (birleşen dosya davalısının) müfettiş tahkikatı sonrası iptal edilen çalışmalarının tespiti istemine, birleşen dosyada ise davalı Kurumun (birleşen dosya davacısının) davacıya yapılan 21.094 TL yersiz maaş ödemesinin yasal faizi ile birlikte tahsili talebine ilişkindir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacının işvereni olarak görünen ve müvekkili olduğu Kurumda 1003603,005.05 sicil sayılı dosyasında Dursun Sarıkaş ve Hüseyin Üçok ortaklığı adına işlem gören işyerinde Kurum denetim memurlarınca denetim yapıldığını, denetim esnasında işyerinde sigortalı olarak görünen 21 kişinin ifadesinin alındığını, denetim neticesinde sosyal güvenlik denetmeni Bahattin Şenel tarafından 12.02.2013 tarih B.Ş 32 sayılı rapor düzenlenmiş olup davacı ile birlikte 42 kişinin sigortalılığı iptal edildiğini, denetim sırasında Amasya Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odasından alınan belgede, muhasebeci.... ve ..... Kurumu Denetmeni ..... tarafından 13.07.2010 tarihinde yapılan denetimde işverenin 10 kişi çalıştıracak kapasitede oladığını tespit edildiğini, denetim gerekçesi gereği sondajlama yöntemi ile ifadesi alınan kişilerden bazıları işyerinde çalışmadıklarını beyan ettiğini, bazıları aynı dönemde çalışmalarına rağmen birbirini tanımadıklarını beyan ettiklerini, raporda belirtilen 42 kişinin işyerindeki tüm çalışmalarının iptal edildiğini, davacının 26.09.2009 29.02.2012 tarihleri arasında dava konusu işyerinde çalıştığını iddia ettiğini raporda incelendiğinde de beyanları alınan kişilerin hiçbirinin davacı ile birlikte çalıştığına dair beyanının bulunmadığını, alınan ifadelerde de ....isimli kişinin ifadesinde "beni sigortalı göstermeleri için.... ve .....'a aylık 200 TL veriyordum" şeklinde beyanda bulunduğunu, denetmen raporundaki ifadeler incelendiğinde sigortalılıkları iptal edilen kişilerin çalışmalarının gerçek dışı olduğu açık bir şekilde göründüğünü, davacının çalıştığı iddia ettiği işyeri muhasebe bürosu olup, aynı anda 21 kişinin çalışmasına uygun bir işyeri olmadığını, muhasebe işleri genel itibariyle büroda gerçekleştirilen işlerden olup, bir kısım çalışanların beyanında belirtiği şekli ile 2 odalı işyerinde 21 kişinin çalışması da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ülkemizde son yıllarda sahte sigortalı bildirildiğini arttığını, hatta sırf sahte sigortalı bildirim yapmak üzere kurulmuş sahta işyeri mevcut olduğunu, hem devletin sağladığı teşviklerden yararlanılmakta hemde fiili çalışması olmadığı halde sigortalı olmak isteyen bu kişilere prim ödenmeksizin sağlık hizmeti sunmakta, daha erken emekli ederek daha uzun süre maaş ödendiğini 4 a sigortalılığı fiili çalışmaya dayanmadığını, davacının fiili çalışmasının olduğunun ispatlanamadığını bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için işe giriş bildirgesinin verilmesinin yeterli olmadığı 506 sayılı S.S. Kanunu'nun 2, 6 ncı maddelerinde belirlendiği üzere, sigortalılığın biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.06.1999 tarih ve 1999/21 508 E., 1999/525 K. sayılı kararının mevcut olduğunu, davalı işverenin davacının talebini kabul beyanının ve davacı şahitlerinin beyanlarının hüküm için bir hukuki değerinin bulunmadığını Sosyal Güvenlik Hakkı kamu düzenini ilgilendirdiğinden hakkın doğumunun ispatının zorunlu olduğunu, gerekli kamu araştırılmasının yapılması gerektiğini davacının davasının reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.01.2016 tarihli ve 2014/180 E., 2016/26 K. sayılı kararı ile "Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları, tanık ifadeleri, denetim raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının denetim yapılan iş yerinde 26.09.2009 29.02.2012 tarihleri arasında sigorta kaydının bulunduğu, denetim sonrasında davacının bu tarihlerdeki sigorta kaydının iptal edildiği, dinlenen davacı tanıklarının ve komşu iş yeri tanıklarının davacının iptal edilen süreler içerisinde fiili olarak çalıştığını doğruladıkları, davacının çalışmasının fiili olmadığı yönünde SGK denetim raporu dışında her hangi bir delilin mevcut olmadığı, SGK tarafından davacının beyanına başvurulmadığı, SGK tarafından yapılan denetim esnasında sigortalılığı iptal edilen her bir sigortalı için çalışmalarının fiili olup olmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmaksızın, sadece çıkarımlar sonucunda 44 kişinin çalışma kayıtlarının iptal edildiği görülmüş olup davacının çalışma olgusunu destekleyen tanık beyanları doğrultusunda davacının davasında haklı olduğu kanaatine ulaşıldığı" gerekçesiyle;
"1 Davacının davasının kabulü ile davacının sigortalılığını ve emekliliğini iptal eden Kurum işleminin iptaline,
2 Davacının 26.09.2009 29.02.2012 tarihleri arasında Kurum tarafından iptal edilen sigorta sürelerinin geçerli olduğunun tespitine,
3 Davacının davalı Kuruma maaş ödemeleri ve sağlık gideri ödemeleri nedeniyle borcu olmadığının tespitine" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 13.12.2018 tarih ve E.2016/4673, K.2018/10639 sayılı kararında; "...Denetim raporunda beyanı alınan ve sigortalılığı iptal edilen şahısların çoğunun işyerinde davacı gibi temizlik, çay ve getir götür işleri yaptığı yönünde beyanda bulundukları anlaşılmakta olup bu bağlamda Mahkemece, öncelikle aynı işveren nezdinde sigortalılığı iptal edilen çalışanların açtığı davalar, ceza dosyası ve işverenlerin açtığı davalar tespit edilerek, bu dosyalardaki beyanlarda gözetilerek, işyerinin kapsam ve kapasiteside tespit edilerek uyuşmazlık konusu dönemde kaç kişinin çay ve temizlik işinin yapabileceği gerçekte kimin bu işi yaptığının tespiti için, gerekirse aynı dönemde davacı gibi temizlik ve çaycılık yaptığının iddia eden çalışanlarında beyanları alınmalı ve çelişkiler olursa giderilmeli, ayrıca davacının iptal edilen çalışmalarının bildirildiği adresine komşu işverenlerin bulunup bulunmadığı hususu kolluk aracılığıyla tespit edilerek buralarda davacının çalışmalarını bilebilecek şekilde tarafsız komşu işyeri çalışan veya işletenlerin bulunup bulunmadığı irdelenmeli, varsa işyerinin bulunduğu binanın yöneticisi ve apartman görevlisinin beyanına başvurulmalı, davacının çalışmaları bakımından işyerinde imzaladığı ve gelen müşterilere verdiği veya benzer şekilde yazılı belgelerinin bulunup, bulunmadığı hususları da araştırılmak suretiyle, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı sonrasında davalı Kurum tarafından yersiz ödenen aylıkların tahsili amacıyla dava açılmış olup Mahkemenin 08.04.2021 tarih ve 2019/106 E., 2021/161 K. sayılı kararı ile "...Denetim raporunda ifadesi alınan sigortalılardan ..., ... her ne kadar davacıyı tanıdıklarını denetim sırasındaki beyanlarında beyan etmemişlerse de talimat yoluyla alınan ifadelerinde davacıyı tanıdıklarını beyan etmişlerdir. Fakat söz konusu tanıkların aynı denetim raporu ile sigortalılıkları iptal edilmiştir.
Talimat yolu ile dinlenen, denetim raporunda adı geçen ve sigortalılığı iptal edilenlerden olan ... sigortası yatırılsın diye 2 ay çalıştığını, davacıyı tanımadığını beyan etmiştir.
Denetim raporları incelendiğinde ..., ..., ...,...,...,...,...işimli kişilerin çaycılık, getir götür, temizlik işlerini yaptıklarını iddia ettikleri aynı ya da yakın dönemler olan çalışmalarına rağmen beraber çalıştıkları kişilerden sigortalılığı iptal edilen diğer kişileri ya da davacıyı tanımadıklarını beyan ettikleri anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda; aynı dönemlerde kısa aralıklarla sürekli olarak işçi giriş çıkışlarının olduğu, dosya arasındaki belgelerden sigortalı gösterilenlere yapılan hiçbir ödeme dekontu, banka işlemi bulunmaması, tanıkların bir kısmının kendi davalarının devam ettiği ya da aynı dava konusuna ilişkin davacı ile menfaat birliklerinin olduğu, denetim raporunun iptali talepli 2019/55 Esas sayılı davanın davacıları, iş yeri sahipleri tarafından feragat edilerek davanın reddedildiği göz önünde bulundurularak davacının fiilen çalışmasının bulunduğuna ilişkin Mahkememizce bir kanaat getirilemediği" gerekçesiyle;
Asıl davanın reddine,
2 Birleşen davanın kabulüne,
Kurum zararı olarak tespit olunan toplam 21.094'TL yersiz aylık ödemesinin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faiz üzerinden hesaplanarak birleşen dosya davalısı ...'dan alınarak birleşen dosya davacısı Kuruma verilmesine" karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Dairenin 12.09.2022 tarih ve E.2021/8398, K.2022/10304 sayılı kararında;" ...Mahkemece, davacının iptal edilen çalışmalarının bildirildiği adresine komşu işverenlerin bulunup bulunmadığı hususu zabıta kolluk aracılığıyla ve davalı Kurumdan komşu işyeri bordro tanıkları tespit edilerek buralarda davacının çalışmalarını bilebilecek şekilde tarafsız komşu işyeri çalışan veya işletenlerin bulunup bulunmadığı irdelenmeli, ayrıca aynı dönemde benzer işi yapan kişilerinde beyanına başvurulmalı, ayrıca davacının aynı işyerinde sigortalılığı iptal edilmiş ...’un açtığı dosyadaki (varsa vs. benzer dosyalardaki) tanık beyanları da irdelenerek, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir" gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 27.04.2023 tarih ve 2022/392 E., 2023/156 K. sayılı kararı ile "... Davacının tanıklık yapmış olduğu davalar ve iş bu davada tanıklık yapan kişilerin davalarının akıbetine ilişkin, davacının Mahkememizde tanık olarak dinlenmiş olduğu dosyalardaki beyanlarının tespit edildiği, 2013/130 Esas, 2015/563 Esas ve 2019/55 Esas sayılı dosyaların aynı dosya olduğu bozma ilamları sonrası farklı esaslarla Mahkememizde yargılamanın yapıldığı anlaşılmakla nihai olarak 2019/55 Esas sayılı dosyanın davacının feragatı nedeni ile red kararı verilerek kesinleştiği; 2018/117 ve 2022/455 Esas sayılı dosyaların da aynı ... adlı kişiye dair aynı dosya olduğu bozma sonrası 2022/455 Esası üzerinden yapılan yargılamanın henüz sonuçlanmadığı anlaşıldı.
Yapılan yargılama sonucunda; aynı dönemlerde kısa aralıklarla sürekli olarak işçi giriş çıkışlarının olduğu, dosya arasındaki belgelerden sigortalı gösterilenlere yapılan hiçbir ödeme dekontu, banka işlemi bulunmaması, tanıkların bir kısmının kendi davalarının devam ettiği ya da aynı dava konusuna ilişkin davacı ile menfaat birliklerinin olduğu, denetim raporunun iptali talepli 2019/55 Esas sayılı davanın davacıları, iş yeri sahipleri tarafından feragat edilerek davanın reddedildiği göz önünde bulundurularak davacının fiilen çalışmasının bulunduğuna ilişkin Mahkememizce bir kanaat getirilemediği" gerekçesiyle;
"1 Asıl davanın reddine,
2 Birleşen davanın kabulüne,
Kurum zararı olarak tespit olunan toplam 21.094,89 TL yersiz aylık ödemesinin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faiz üzerinden hesaplanarak birleşen dosya davalısı ...'dan alınarak birleşen dosya davacısı Kuruma verilmesine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, verilen kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile 26.9.2009 29.2.2012 tarihleri arasında sigortalı sayılmayan ve bu nedenle yaşlılık aylığı şartlarını kaybettiğinden bahisle aylığın kesilmesi ve yersiz aylık ile sağlık ödemelerinin iadesine dair Kurum işleminin iptali istemine; birleşen dava ise yersiz ödenen aylıkların tahsili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal Haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2.Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
3.Diğer taraftan Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9 508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
- Değerlendirme
1.Eldeki davada verilen kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Önceki bozma ilamında; "...Mahkemece, davacının iptal edilen çalışmalarının bildirildiği adresine komşu işverenlerin bulunup bulunmadığı hususu zabıta kolluk aracılığıyla ve davalı Kurumdan komşu işyeri bordro tanıkları tespit edilerek buralarda davacının çalışmalarını bilebilecek şekilde tarafsız komşu işyeri çalışan veya işletenlerin bulunup bulunmadığı irdelenmeli, ayrıca aynı dönemde benzer işi yapan kişilerinde beyanına başvurulmalı, ayrıca davacının aynı işyerinde sigortalılığı iptal edilmiş ...’un açtığı dosyadaki (varsa vs benzer dosyalardaki) tanık beyanlarıda irdelenmesi" gereği üzerinde durulmuş; bozma sonrasında yapılan yargılamada dinlenen komşu işyeri tanıkları ve bozma ilamı öncesinde dinlenen bordro tanıklarının davacının çalışmalarını doğruladıkları, ayrıca Mahkemece incelenen benzer nitelikli dava dosyalarında tanımlanan kadın çalışanın davacıyı işaret ettiği, bu kapsamda dava dışı muhasebe işyerinde davacının çaycı olarak fiilen çalıştığı, sigorta bildirimlerinin de bu fiili çalışmaya dayalı olarak yapılmış olması hususu karşısında Mahkemece bu işyerinde sahte sigortalılık bildirilmesi ve işverenlerin Kurum denetmen raporunun iptaline ilişkin olarak açtıkları davada işyeri sahiplerinin feragatı nedeniyle davanın reddedildiği şeklindeki genel değerlendirmelerle davanın reddine karar vermesi hatalı olup davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirgindir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
- Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:03