Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/4199
2024/1530
20 Şubat 2024
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/43 E., 2023/142 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2017/502 E., 2021/262 K.
Taraflar arasındaki eksik hesaplanarak ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, dair karar verilmiştir.
Kararın, davacı ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalının istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesi ile SGK'da farklı kollara tabi olarak 4/a'ya tabi 2313 gün, 4/b'ye (Bağ Kur) tabi 1864 gün, 4/c'ye tabi 2718 gün hizmetlerinin bulunduğu, 4/a, 4/b, 4/c prim ödemelerinin yüksek olduğu, 01.09.2016 tarihinde emekli olduğunu, fakat bu hizmetlerine ve yüksek prim ödemelerine karşı tarafına düşük maaş bağlandığını düşündüğü için Kuruma yazılı olarak itirazda bulunduğunu, bu itirazına karşılık SGK tarafından mevcut maaşının hesaplanmasında herhangi bir yanlışlık olmadığını belirtilen 28.12.2018 tarihli 15941012 sayılı yazının gönderildiği, bu duruma istinaden 4/c Emekli Sandığı hizmetlerinin maaşının hesaplanmasında değerlendirilmediğini düşündüğü belirtilerek SSK, Bağ Kur ve Emekli Sandığı günleri için ödenen primlerinin yeniden değerlendirilerek emekli maaşının yeniden hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Kurumu Başkanlığı vekili özetle, Kurum aleyhine açılan davanın yasalara aykırı olduğunu, zamanaşımı, yetkisizlik, görevsizlik ve her türlü itirazda bulunduklarını belirterek davanın usul yönünden reddini, davanın esasının incelemesine geçildiği takdirde davanın esastan reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile davacıya bağlanan aylığın hesaplanma şeklinde hatalı işlem olup olmadığı hususunda, talimat yoluyla alınan bilirkişi raporlarındaki çelişkinin giderilmesi için en son Münise Mestan’dan alınan bilirkişi raporunda; yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik yasal mevzuat hükümleri doğrultusunda yapılan inceleme ve hesaplama sonucu “...Davacının tahsis talep tarihinin 31.08.2016 olduğu ve 2016/Temmuz ayında %3,63 oranında artış yapıldığı ve bu artışla davacının 01/09/2016 tarihinde alması gereken yaşlılık aylığının 1601,85 TL olması gerektiği, ,davacıya 01.09.2016 tarihindeki aylığı ile birlikte 5454 sayılı Kanunla getirilen ve 5510 sayılı Kanun sonrası da uygulanmaya devam edilen ek ödeme uygulaması söz konusu olup davacının hesaplanan aylığına, aylığının %4’ü tutarında ek ödeme eklenmesi gerektiği, eklenen ek ödeme miktarı ile birlikte davacıya 01.09.2015 tarihinde ödenmesi gereken toplam aylık miktarının (1601,85 + 64,07) 1.665,92 TL olması gerektiği, yönde değerlendirme yapılmıştır.
Bu hal itibariyle, davacıya bağlanan yaşılılık aylığının hesabında kurumca eksik hesaplama yapılıp yapılmadığı hususunda çelişkileri giderir mahiyette, gerekçelendirilmiş şekilde düzenlenen, hüküm kurmaya elverişli bulunan 16.07.2021 tarihli bilirkişi raporuna itibarla; davacının, yaşlılık aylığı hesabında SSK, Emekli Sandığı, Bağ Kur ve 5510 sayılı Kanun kapsamında geçen hizmetleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığında, davacıya tahsis talep tarihi itibariyle 01.09.2016 tarihinden itibaren bağlanan 1308,90 TL yaşlılık aylığının kurumca eksik hesaplanıp bağlandığı, davacının aylık başlangıç tarihi olan 01.09.2016 tarihinde yaşlılık aylığının 1601,85 TL, ek ödeme miktarı 64,07 TL ile birlikte toplamda 1.665,92 TL olması gerektiği sonucuna varılmakla, davanın bu tutar üzerinden kabulüne dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı istinaf dilekçesinde özetle; emekli maaşı başlangıç aylığının 21.02.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre bağlanmasını gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesi ile davacının talebinin, ek ödemeler ile birlikte davacının aylık başlangıç tarihindeki aylığının olması gereken gerçek tutarının tespiti ile eksik ödenen maaşlarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebi olduğu, dosyada alınan bilirkişi raporunda hataların bulunduğunu, buna göre davacı hakkında eksik bir ödemenin bulunmadığını belirterek, Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan 16.07.2021 bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, yaşlılık aylığının hesabına ilişkin ilkeler ve hesaplama yöntemleri ile aylık hesabına esas oran ve artışların anılan kanun maddeleri ve emsal Yargıtay içtihatlarına uygun olarak hesaplama yapıldığı anlaşıldığından dolayısıyla Mahkemece anılan rapora itibar edilerek karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden yerinde bulunmayan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı hakkında bağlanan aylıkta hata olmadığını, esasen davanın reddi yerine kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini belirterek verilen kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı kurumca bağlanan ve ödenen yaşlılık aylığında hesaplama hatası ile eksik ödemenin olup olmadığı hususundadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi hükümleri ile 506 sayılı Kanun'un geçici 82 nci maddesi hükümleridir.
-
Değerlendirme
-
506 sayılı Kanun'un Geçici 82/a bendi, “ a) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar prim ödeme sürelerine ait aylığı aşağıdaki şekilde belirlenir.
2.Sigortalının aylık talep tarihine kadarki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre hesaplanacak aylığının sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı ile orantılı bölümü, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren aylık başlangıç tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak hesaplanır.
3.Hesaplanan yaşlılık aylığı, aylık bağlanması için yazılı başvurunun yapıldığı yılın Ocak ayı ile aylığın başladığı takvim yılının başlangıç tarihi arasında geçen her ay için Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranları kadar artırılır.” hükmünü getirmiş, 4447 sayılı Kanun ile mülga 506 sayılı Kanun'un 2422 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile değişik 61 inci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin a alt bendinde 5000 günden fazla primi ödenen her 240 gün için % 60 oranına ilave olarak 1’er puan arttırılarak yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı oranının tespit edileceği hüküm altına alınmış, ek 20. maddede de “Bu Kanuna göre gelir ve aylıkların hesaplanmasında katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanır.
4.Göstergeler, derece ve kademeler halinde, gösterge ve üst gösterge tablolarında belirtilir.
5.506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların hesaplanmasında 657 sayılı Kanuna tabi Devlet memurlarının aylıklarına uygulanan katsayı uygulanır.
6.Bu Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödenekler ile bağlanacak gelir ve aylıkların hesaplanmasına esas gösterge ve üst gösterge tabloları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tesbit edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
7.Bu çerçevede, 01.01.2000 öncesi ve sonrasında fiili çalışmaları bulunan sigortalı yönünden 2000 yılı öncesi aylığı için, davacının 01.01.2000 tarihi öncesindeki prime esas kazançlarına göre anılan tarih öncesi aylık miktarının hesabında, 506 sayılı Kanun'un Ek 34 üncü maddesinin “Malullük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının hesabına esas alınacak üst gösterge, sigortalının işten ayrıldığı veya öldüğü tarihten önceki malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş son on takvim yılının prim hesabına esas tutulan kazanç tutarlarına göre bulunacak ortalama yıllık kazanç esas alınarak tespit edilir.” düzenlemesi ile Ek 35. maddede belirtilen, üst gösterge tablolarının tavan göstergesine göre hesaplanacak aylıkların aylık bağlama oranının % 50 olduğu, anılan maddenin 2 nci fıkrası ile üst gösterge tablosunun tavan göstergesi ile gösterge tablosunun tavan göstergesi arasında bağlanacak aylıklarda aylık bağlama oranını belirleme yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilmiş olup Bakanlar Kurulunun 1987/11994 sayılı Kararı ile üst göstergelerin taban aylık bağlama oranının % 50 olarak belirlendiği, bilahare 1992/2607 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile üst gösterge tablosunda her bir göstergenin taban aylık bağlama oranının ayrı ayrı olmak üzere % 50 ila % 59,9 arasında belirlendiği gözetilerek, 2000 yılından önceki primi ödenmiş son 10 yıllık kazancı alınarak bu yılların ortalama kazancının karşılığının üst gösterge tablosunda 2000 ve daha sonraki yıllarda tahsis talebinde bulunan sigortalılar ve kamu sektörü için hazırlanan üst gösterge tespit tablosunda ortalama yıllık kazanca eşit ya da en yakın sayının karşılığı belirlenecek, 10 yıla bölünerek bulunan ortalama kazancın karşılığının üst gösterge tablosunda bulunmaması halinde bu defa sigortalının 2000 yılından önceki 5 yıllık kazancı alınarak kamu sektörü için hazırlanan 2000 yılı gösterge tespit tablosundan gösterge tespiti yapılacaktır. Sonrasında bulunan gösterge x katsayı x aylık bağlama oranı formülü ile 2000 yılı öncesi aylığı belirlenerek, 506 sayılı Kanun'un 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96 ncı maddesinin, “Bu Kanuna göre Malüllük ve Yaşlılık sigortalarından bağlanacak aylıklar ile ölüm sigortasından hak sahibi kimselere bağlanacak aylıkların hesabına esas tutulan aylığın alt sınırı, gösterge tablosundaki en düşük göstergenin katsayı ile çarpımının %70'den az olamaz” hükmü gereği, alt sınır aylığının 9475 x 12000 x %70 = 79.590.000 TL (yeni 79,59 TL) olduğu gözetilerek, bulunan aylık miktarı 79,59 TL'den az ise öncelikle bu miktara yükseltilecek ve 2000 öncesi hizmetine oranlanarak kısmi yaşlılık aylığı belirlenerek, Türkiye İstatistik Kurumundan, celp edilecek tüketici fiyat endeksi artış oranı ile gelişme hızı oranları (ait oldukları yıllarda geçerli olan yönteme göre hesaplanan ve ait oldukları yılların akabinde yayınlanan) nazara alınarak, bulunan aylık 1999/Aralık ayı TÜFE ve Gelişme Hızı ile 2000 yılına taşınacak ve tahsis talep tarihinin Ocak ayına kadar her yıl TÜFE ve Gelişme Hızı ile çarpılmak suretiyle güncellenecektir. Yine 1999 Aralık ayında hesaplanan tam aylığı da Ocak ayına kadar TÜFE ile güncellenecektir.
8.Davacının 01.01.2000 sonrası hizmeti ise 506 sayılı Kanun'un Geçici 82 nci maddesinin (b) bendine göre hesap edilir. Anılan bentte, “b) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki prim ödeme sürelerine ait aylığı ise, sigortalının aylık talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden bu Kanunun 61 inci maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.”hükmü getirilmiştir.
9.4447 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi hükmüne göre, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde 2000 ve sonrası her takvim yılına ait prime esas kazancı, tahsis talep tarihine kadar TÜFE ve Gelişme Hızı ile güncellenecektir. Ayrı ayrı güncellenen toplam miktarın ortalaması (OYK=Ortalama Yıllık Kazanç) toplam gün sayısı üzerinden tespit edilen aylık bağlama oranı çarpımının 12'de biri üzerinden (OYK X ABO / 12) üzerinden bulunan tutar, 2000 sonrası gün sayısına orantılı bölümü alınarak yeni kısmi aylık hesap edilecektir.
10.Güncellenen kazançlar toplamı 2000 sonrası gün sayısına bölünerek günlük ve daha sonra yıllık kazanç bulunur. Aylık bağlama oranı, 4447 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeye göre, sigortalının tahsis talep tarihi itibariyle tespit edilen toplam prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için %3.5, sonraki 5400 günün her 360 günü için %2 ve daha sonraki her 360 gün için %1.5 oranlarının toplamı alınarak bulunmaktadır. Buna göre tahsis talep tarihi itibarıyla tam aylığı belirlendikten sonra 4447 sayılı Kanun ile değiştirilen 96 ncı maddede belirtilen alt sınır kontrolü yapılacak, her iki aylık mukayese edilerek yüksek olan aylık belirlenerek hesaplamaya devam edilecektir. 4447 sayılı Kanun ile değişik 96.maddeye göre alt sınır ise, tahsis talep tarihi Ocak ayında geçerli günlük asgari kazancın 30 katının %35'inden az olamaz. Alt sınır kontrolü yapıldıktan sonra, kısmi aylık miktarı hesap edilerek her iki kısmi aylık toplanacak ve bulunan bu aylık iki miktar ile mukayese edilecektir.
a İki kısmi aylığın toplamı, öncelikle sigortalının 1999 yılı tam aylığının tahsis talep yılı Ocak ayına kadar TÜFE rakamı ile güncellenerek bulunan aylığından daha az olamayacaktır.
b Diğer bir mukayese ise, bulunan aylık, 506 sayılı Kanun'un geçici 89 uncu maddesine göre 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96.maddeye göre hesaplanıp, bu tarihten sonra gelir ve aylıklarda yapılan artışların eklenmesi sonucunda tahsis talep tarihine kadar getirilen miktarın altında olamaz.
11.Bu açıklamalar ışığında tahsis talebinde bulunulan yılın ocak ayı itibariyle bulunacak yaşlılık aylığı miktarı, anılan Kanun'un Ek 38 inci maddesinin “Bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar ile geçici 76 ncı maddeye göre yapılan telafi edici ödemeler, her ay ödeme tarihlerinde bir önceki aya göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksi artış oranı kadar artırılarak belirlenir.” hükmü gözetilerek yıllara göre belirlenmeli, ancak Kanun Koyucunun 01.01.2003 sonrası yaptığı yasal düzenlemelerle (4784, 5073, 5282, 5454, 5565 sayılı Kanun'un gibi) anılan maddenin uygulamasını bertaraf ederek farklı artış oranları belirlediği gözetilmeli ve bu çerçevede yıllara göre ödenmesi gereken aylık tutarları belirlenmelidir.
12.Eldeki davada ise, davacıya 01.09.2016 tarihi itibari ile bağlandığı anlaşılan aylık hakkında, hükme esas bilirkişi raporu ile, A1aylığında gösterge tespiti, A2 ve B aylığında ise kazanç güncelleme katsayılarının tam olarak belirtilmediği gibi, davacı hakkında 2016 yılı itibari ile uygulanması gereken 5510 sayılı Kanun'un geçici 67 nci maddesi hükmüne dair bir irdelemenin bulunmadığı, Kurumca belirlenen aylık miktarından ayrılma nedenlerinin belirlenmediği, hesaplama yöntemi ve veriler ile kurum verileri arasında fark bulunmamasına rağmen, Kurumdan ayrılma ve fazla çıkma nedenleri açıklanmaksızın rakam belirlenmesi yoluna gidildiği, buna göre hükme esas alınamayacağı belirgin olmakla, davacı hakkında bağlanan aylığın hesaplanması bakımından, öncelikle davalı Kurumdan, kurumun hesaplama tablosunun istenilmesi ve yukarıda yapılan açıklamalara uygun şekilde alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden, aylık bağlama tarihinde yürürlükte bulunan yasal mevzuat gereği, aylık bağlama oranlarını belirten, başlangıçtaki aylık tutarını tespit eden, Kurumca bağlanan aylıkla karşılaştırılarak, fark bulunması halinde gerekçeli ve ayrıntılı olarak sebebini açıklayan rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
13.Bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, mahkemece, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 gününde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:23:26