Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/14001
2024/1357
15 Şubat 2024
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/114 E., 2023/308 K.
KARAR: Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasının tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ve davalılardan ... ve Kurum vekilleri tarafından tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi Hamdi Demirkundak'ın davalı işverenlerin işçisi olduğunu ve dava konusu iş kazası sonucu vefatından önce davalı işverenlerin yanında sigortasız işçi olarak çalıştığını, 05.10.2019 tarihinde davalı işverenlere ait işyerinde iş kazasının meydana geldiğini, murisin, davalı ...'in, maliki olduğu "... Mahallesi ... Topel Caddesi No:.../1 .../Denizli" adresinde yer alan binanın çatı katının onarımı ve yapımı için anlaştığı davalı müteahhit ...'nın işçisi sıfatıyla çalıştığı sırada yeterli iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmadığından ikinci kattaki dairenin çatı tamiratı için dairenin balkonuna kurulan iskeleden zemine düşmesi sonucunda vefat ettiğini, Acıpayam Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2389 Soruşturma sayılı dosyasında alınan tanık ifadeleri ve kamera görüntüleri incelendiğinde, murisin işi yaptıran müteahhit şüpheli ... ile bina ve iş sahibi şüpheli ...'in kusurları neticesinde meydana geldiğinin ortada olduğunu, soruşturma sonucunda Acıpayam 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/384 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, murisin tuttuğu defter kayıtlarında, davalı müteahhit ... ile birlikte ve onun işlerinde çalıştığına dair "balkon uzatma ...", "... Tavas Balkon", "... Serinhisar ve Tavas'ta yapılan işler", "... işleri" şeklinde kayıtlar bulunduğunu, davalı ...'nın savcılık ifadesinde çelişkili beyanlarının bulunduğunu, davalının diğer davalı bina sahibi ile aralarında sözleşme olmadığını beyan etmesine rağmen sözleşme olduğunun tespit edildiğini, ayrıca para alışverişi olmadığını söylediği halde davalının hem muris ile hem de davalı bina sahibi ile para alışverişinin olduğunun ortaya konulduğunu, muris ile davalı müteahhit ...'nın davalı ...'in binasının işlerinin yapılmasına ilişkin ses kayıtlarında, müteahhit ...'nın malzemeleri temin ettiğinin, işi müteahhit ...'nın üstlendiğinin, murisin ise müteahhit ...'dan bu iş ile ilgili para alacağının kaldığının, müteahhit ...'nın iskele kurmadan, gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadan murisi çalıştırdığının açıkça tespit edildiğini, Acıpayam Cumhuriyet Başsavcılığının dosyasında alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, zira anılan raporda, olayın oluşumunda, murisin asli kusurlu, bina sahibi davalı ...'in ve müteahhit davalı ...'nın ise tali kusurlu olduğu yönünde tespit yapıldığını, ancak iş sağlığı ve güvenliği konusunda hiçbir önlem alınmadan, iskele dahi kurulmadan, baret ve yelek olmadan, koruma önlemleri alınmadan, hatta sigortası dahi gösterilmeden muris çalıştırılmış olduğundan davalı müteahhit ...'nın asli kusurlu, bina sahibi davalı ...'in de binanın sigorta işlemlerini yaptırmadığından, müteahhit ile yapmış olduğu sözleşmede sorumluluğuna dair hiçbir beyan bulunmadığından asli kusurlu olduğunu, murisin ise kendi imkanları ile iskele kurarak işini yapmaya çalıştığından kusurunun olmadığını, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 18.04.2017 tarihli, 2016/16347 Esas ve 2017/3197 Karar sayılı kararına göre, asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazasından veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılmasının bu sözleşmenin tarafı olmayan işçiyi veya mirasçılarını bağlamayacağını, aksine sözleşme olsa dahi İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu gereği alt işveren olarak nitelendirilen kişilerce işe alınan işçilerin uğrayacakları zararlardan asıl işverenin de alt işveren ile birlikte sorumlu olacağını beyanla; olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın açılmasında davacıların hukuki yararının bulunmadığını, bu sebeple davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkili ile maktul arasında işçi işveren ilişkisinin olmadığını, diğer davalı ile müvekkili arasında alt üst işveren ilişkisinin olmadığını, müvekkilinin, Serinhisar ilçesinde bulunan binasının üzerine ek kat yaptırmak için 72.500,00 TL bedel karşılığında davalı ... ile 14.12.2018 tarihli eser sözleşmesini imzaladığını, davacıların murisinin öldüğü kazanın bu eser sözleşmesi kapsamındaki çatı yapımı işi sırasında gerçekleştiğini, davalı ...'nın, sözleşme kapsamında müvekkiline karşı yüklendiği işi yapmak için maktul ile anlaştığını, müvekkilinin doğrudan ya da dolaylı olarak maktul ile işin yapımı konusunda bir anlaşması olmadığı gibi maktul ile çatı altı saçak örtüsünün yapımı konusunda bir görüşmesinin ya da maktule bu yönde bir talimatının da olmadığını, ölüm olayı üzerine soruşturma başlatılan Acıpayam Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2389 Soruştruma sayılı dosyasına göre maktulün olay günü müvekkilinin evde olmadığı sırada çalışma alanına geldiğini, müteahhit davalı ...'nın işçisi olup davalıdan aldığı talimat doğrultusunda binanın ikinci katındaki balkona, yanında gelen yardımcısı ... ile birlikte üzerinde çalışmak için demir ayaklı bir sehpa kurduğunu, sehpanın üzerine bir kalas koyduğunu, kişisel hiçbir güvenlik tedbiri almadan koyduğu kalasın üzerinde çalışmaya başladığı esnada dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak platformdan düşerek hayatını kaybettiğini, ...'nin ifadesinde, maktul ile birlikte yevmiye hesabına göre inşaatlarda çalıştıklarını, maktulun kendisine, "...'dan tavan işi aldık, çalışır mısın?" dediğini, olay günü işin yapılacağı yere giderlerken müteahhit davalı ...'nın maktulü telefonla arayarak işin yapılacağı eve gelip gelmediklerini sorduğunu, tanığın ifadesinden anlaşılacağı üzere, maktulün davalı ...'nın işçisi olduğunu ve ona bağımlı çalıştığını, hal böyle iken davalı ..., işin yapımı için sadece aracı olduğunu, müvekkili ile aralarında herhangi bir sözleşme olmadığını savunmuş ise de davalının, "...'den ne kadar masraf gideceğine dair aramızda her hangi bir sözleşme olmadan sözle anlaştık, kendisinden masraf için 72.000,00 TL aldım." diyerek eser sözleşmesini kabul ettiğini, ayrıca olay yerinde davalı ...'nın inşaat, plan, proje, taahhüt işlerini yaptığına dair reklam pankartının da bulunduğunu, öte yandan, davalı ... aleyhine eser sözleşmesi bedelinin tamamını almış olmasına rağmen sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğinden Acıpayam 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/36 Esas sayılı dosyasında alacak davası açtıklarını, tüm bu deliller ile ibraz edilen sözleşme birlikte değerlendirildiğinde, müvekkili ile davalı ... arasında eser sözleşmesinin bulunduğunu, müvekkilinin iş sahibi, davalı ...'nın da yüklenici konumunda olduğunu, buna göre maktulün, davalı ...'nın işçisi olduğunun açıklığa kavuştuğunu, belirtilen sebeplerle müvekkilinin, davalıların desteğine karşı hukuki bir sorumluluğunun ve olayda sorumluluğunun bulunmadığını beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi taraflarına tebliğ edilmeden, cevapları ve beyanları alınmadan, taraf teşkili sağlanmadan Denizli 3. İş Mahkemesinin dosyasında yapılan 03.09.2020 tarihli ikinci celsede işbölümü nedeniyle dosyanın Mahkememize gönderilmesine karar verildiğini, bu ikinci celseye kadar geçen yaklaşık altı aylık sürede de dava dilekçesinin taraflarına tebliğinin yapılmadığını, dava dilekçesinin tebliği sağlanmadığı gibi işbölümü nedeniyle dosyanın Mahkememize gönderilmesine dair kararın da taraflarına tebliğ edilmediğini, bu haliyle yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, HMK'nın 27 nci maddesinde ve diğer maddelerinde belirtilen 'hukuki dinlenilme hakkı'nın ihlal edildiğini, dava konusu olayla ilgili olarak usule ve kanuna uygun biçimde Kuruma başvuru ve bildirim yapılmadığını, bu şekilde dava şartının ihlal edildiğini, dava şartı ve hukuki yarar mevcut olmadığından öncelikle davanın usulen reddini talep ettiklerini, davacıların haksız şekilde müvekkiline yöneltmiş olduğu bu davada dava dilekçesinin başında müteveffanın dava konusu olayda müvekkilinin işçisi olduğu, müvekkiline de atıf yapılarak davalı işverenler nezdinde sigortasız işçi olarak çalıştığı iddia edilmiş olsa da müteveffanın bu elim olayda müvekkilinin adına çalışmadığını, söz konusu işte müteveffanın müvekkilinin işçisi, müvekkilinin de müteveffanın işvereni olmadığını, müvekkili ile davalı ... arasında davalı ...'in Serinhisar İlçesi Yenice Mahallesi 111 ada 9 parselde kayıtlı bulunan taşınmazında yapılacak işlerin kararlaştırıldığı bir sözleşmenin 14.12.2018 tarihinde yapıldığını, bu sözleşmenin konusunun, davalı ...'in taşınmazının son katının kaba inşaatıyla ilgili olarak sözleşmede yazan işlerin yapılması olduğunu, müvekkilinin sözleşmedeki işlerini sözleşmeye uygun olarak tamamen eksiksiz bir şekilde 2019 yılının Haziran ayına kadar bitirdiğini ve inşaatı davalı ...'e teslim ettiğini, bu süreçte de taşınmazdaki işlerde müteveffanın hiçbir şekilde çalışmadığını, 2019 yılının Haziran ayında işin bitirildiği anda çekilen fotoğrafın çıktısını ve fotoğrafın 2019 Haziran ayında çekildiğinin görülmesi adına fotoğrafın özelliklerini gösteren çıktıları dilekçe ekinde sunduklarını, iş sahibi davalı ...'e işin teslim edilmesi sırasında davalı ...'in hiçbir itirazda bulunmadığını ve herhangi bir eksiklik olduğunu ileri sürmediğini, TBK'nın 474/1 inci fıkrasında, 'İş sahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır." hükmünün öngörüldüğünü, ancak müvekkiline ne yazılı ne de başka bir şekilde bildirim yapıldığını, müvekkilinin işi eksiksiz olarak yapmasına rağmen davalı ...'den alacağını da tam olarak alamadığını, müvekkiline eksik ödeme yapıldığını, aradan 5 ay kadar zaman geçtikten sonra ne iş sahibi ne de mal sahibi olan Melek Gökmen'in müvekkiline ulaştığını ve taşınmazın balkonunda alçıpan/asma tavan yapılacağını söyleyerek bunun için yardımcı olup olamayacağını sorduğunu, buna karşılık müvekkilinin de Melek Gökmen'e, bu işin apayrı bir iş olduğunu, sözleşme konusu işleri bitirip kendilerine teslim ettiğini, iş sahibi davalı ...'in de işi kabul ettiğini, kendisinden istenen işin de sözleşme konusu bir iş olmadığını, zaten daha önce bitirdiği işten de alacağının olduğunu, alacağını tam olarak alamadığını, bu işin kendisinin işi olmadığını, isterlerse kendilerinin de akrabası ve hemşehrisi olan Hamdi Demirkundak'a bu işi yaptırabileceklerini söylediğini ve bu şekilde sadece bir isim önerisinde bulunduğunu, müvekkilinin bunun sonrasında da işi alma, mal sahibi davalı ... ile bu konuda anlaşma, diyalog kurma, ücrette anlaşma gibi bir durumu asla söz konusu olmadığı gibi müvekkilinin ... ile de bu işin yapılması için bir görüşmesi, ücret hususunda anlaşma sağlaması, müteveffaya malzeme temin etmesi, müteveffaya talimat vermesi gibi bir durumun yaşanmadığını, söz konusu telefon görüşmesinde müvekkilinin yapmış olduğu isim önerisi ile müvekkilinin davalı ... ile yaptığı 14.12.2018 tarihli sözleşmenin haksız ve kötü niyetli bir şekilde bağdaştırılarak müvekkilinin suçlanmaya çalışıldığını, oysaki müvekkilinin davaya konu edilen olayla hiçbir şekilde ilgisinin olmadığını, olayın gerçekleştiği işin balkona alçıpan/asma tavan yapılması işi olduğunu, ancak müvekkilinin balkona asma tavan/alçıpan yapması hususunda taraflar arasında bir anlaşmanın veya sözleşmenin yapılmadığını, taraflar arasında yapılan 14.12.2018 tarihli sözleşmede müvekkilinin üstlendiği işin balkona alçıpan/tavan yapılması işi olmadığını, olay tarihinde sigortalı olarak başka bir yerde çalışan müvekkilinin bir işçisinin olmasından, müvekkilinin herhangi bir işin yüklenicisi veyahut herhangi bir kişinin işvereni olmasından asla söz edilemeyeceğini, müvekkilinin olayla ve bu işle hiçbir ilgisinin olmadığını beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
3.Dahili davalı SGK vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın Kurum'a başvuru yapılmaksızın açılmış olması nedeniyle usul yönünden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialardan anlaşıldığı kadarıyla davacıların murisinin 05.10.2020 tarihinde vefat ettiğini, iş kazasının bildiriminin ve dava açılmasından Kuruma başvurulmasının dava şartı olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, davacı işçi veya işveren tarafından aradan geçen süreye rağmen 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine uygun olarak iş kazası bildiriminin yapılmadığını, olaya ilişkin olarak düzenlenen hiçbir tutanağın ve belgenin mevcut olmadığını, diğer yandan davacı tarafın davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığını, davacı tarafın da herhangi bir kaza olayını Kuruma bildirmediğini, hastalık sigorta kolundan bildirim yapıldığını, aradan geçen yıllar sonrasında Başsavcılığa ve Kuruma başvuruda bulunulduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 13/1 inci fıkrası uyarınca iş kazasının mevcudiyeti belli olmayıp bir iş kazası varsa bile bunun sorumlusunun davacıların murisinin kendisi olduğunu, Kurumun böyle bir talebi kabul edebilmesinin mevzuat bakımından mümkün olmadığını, davacıların ... yönünden iş kazasından dolayı haklarının bulunup bulunmadığının tespitinin de davada hukuki yarar bakımından araştırılmak zorunda olduğunu, ancak Kuruma başvuru yapılmamış olması sebebiyle Kurum denetmenlerince tahkikat yapılmadığından beyan ve itiraz haklarını saklı tuttuklarını, davacı tarafın Acıpayam Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/384 Esas sayılı dosyasında görülen derdest davayı delil olarak bildirdiğini, ancak ceza yargılamasının bu davanın sübutu bakımından kesin delil niteliğinde olmadığını, diğer taraftan ceza yargılaması esnasında keşif, bilirkişi incelemesi, rapor vs. delillerin toplanmasının Kurumun yokluğunda yapılmış olduğundan ceza dosyasının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, müteveffanın sigortasız çalıştırıldığı iddiasının da kabulünün mümkün olmadığını, davalıların olduğu kadar sigortalının da çalışmasını bildirme yükümlülüğünün bulunduğunu, şayet ..., davalılara ait işyerinde çalışıyor olsaydı davalılar çalışmasını Kuruma bildirmese dahi kendisinin işe giriş bildirgesini verebileceğini, aradan aylar geçtikten sonra Kuruma da müracaat edilmeden dava açılmış olduğunu, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini, Kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığını beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Özetle; “Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi kararında özetle; davacılar ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairece,“ ....Eldeki davada ise, davacılar, murislerinin davalı ...’in maliki olduğu binanın çatı katının onarımı ve yapımı için diğer davalı ... ile anlaştığını, murisin bu iş için çalışmakta iken iskeleden zemine düşmesi sonucunda vefat ettiğini, 05.09.2019 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası sayılması gerektiğini talep etmişler, yargılama sırasında davalı Kurum tarafından dava konusu olayın iş kazası olduğu kabul edilmiş ve Mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, sadece davalı Kurum yönünden davanın konusuz kaldığı, davalı ... yönünden uyuşmazlığın devam edip, davanın konusuz kalmadığı hususu dikkate alınmalı, hizmet tespitine dair açılan davadaki deliller, Kurum denetmen raporu ve sonucu araştırılmalıdır. Ayrıca davalı ... ile davalı ... arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olarak kabulü isabetli olup, davalı ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; “1 Davalı ... yönünden davanın kabulü ile davacıların murisi Hamdi Demirkundak'ın davalı ...'nın 1185301 sicil numaralı işyerinde çalışmakta iken 05.10.2019 tarihinde maruz kaldığı olayın iş kazası olduğunun tespitine,
2 Davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine,
3 Davalı SGK yönünden davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,” dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılardan ... ve Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili özetle; müvekkiller lehine bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı Kurum vekili özetle; Mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasının tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar ve davalılardan ... ve Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin kararı temyiz eden ilgililere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:24:09