Yargıtay 10. HD 2023/12706 E. 2024/13138 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/12706
2024/13138
17 Aralık 2024
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/82 E., 2023/691 K.
KARAR: Davanın Reddine
Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı tazminat istemli davada Dairemizce verilen Bölge Adliye Mahkemesi Kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına dair karara uyan İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin 07.08.2016 tarihli iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle fazlaya ilişkin talep ... saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 264.700,96 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın zamanaşımı bakımından reddini talep ettiklerini esasa ilişkin beyanlarında ise davalı idarenin kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/26 D. İş dosyasında kazanın meydana gelmesinde araçtaki teknik bir arızanın etkili olup olmadığı konusunda tespit talebinde bulunulduğunu, bu dosyadaki rapora göre, fren balatalarının normal olduğu, imdat freninin de çalışır olduğu, aracın bütün revizyon ve bakımlarının yapıldığı, fren balata kalınlıklarının normal olduğu araçta mekanik bir arıza bulunmadığı, kazanın %5 iniş eğimli uzun mesafe yüksek nitelikte inilmesi neticesi fren balatalarının ısınması ve frenin tutmamasından kaynaklandığının tespit edildiğini, kazada davacının kusuru olduğunu, kaza yapan araçta meydana gelen hasarın davacının kusuru neticesi oluştuğunu, araçta yaklaşık 6.000,00 TL hasar oluştuğunu belirtmiş tüm bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.02.2020 tarih ve 2017/451 E 2020/137 K sayılı ilamında özetle; "06.11.2018 ve 27.06.2018 tarihli kusur bilirkişi heyeti raporundan da anlaşılacağı üzere kazanın meydana gelişinde davacı kazazede %60, davalı iş veren ise %40 oranında kusurlu durumdadırlar. SGK gelir bağlama kararında davacının sürekli iş göremezlik maluliyet oranının %53 oranında belirtildiği açıktır. Davalı tarafından ibraz edilen ücret bordrolarına göre davacının kaza tarihindeki net ücretinin 2734,95 tl olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında aksi yönde bir iddia ve delil bulunmadığından hesaplamalarda bu tutar dikkate alınmıştır. Kaza tarihindeki asgari ücret 1.300,99 TL olmakla davacının ücretinin asgari ücretin 2,10 katı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının %60 oranında kusuru bulunmakla yapılan hesaplamadan müterafik kusur indirimi yapılmıştır. Pasif dönem zararı yasal asgari ücrete göre hesaplanmış olup yine hesaplamada davacının 60 yaşına kadar fiilen çalışıp bu yaşta emekli olacağı varsayımından hareketle hesaplama yapılmıştır. Emeklilik (pasif) devre zararının hesaplanmasında esas alınan asgari ücret bir çalışmanın değil ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesi karşılığı olmakla asgari geçim indirimi pasif devre zararının hesaplanması sırasında dikkate alınmamıştır. Pasif devre zararı hesaplanırken net asgari ücret esas alınmıştır. Bu bağlamda yapılan hesaplama neticesinde SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin rücuen tahsili için dava açıldığı bildirilmiş olmakla rücuya tabi kısım düşülmeden hesaplama yapıldığında davacının %53 maluliyeti ve %60 müterafik kusuru neticesinde tam net ücretinin 2734,95 TL olduğu da anlaşılmakla, davacının talep edebileceği gerçek zararın 264.700,96 tl olduğu anlaşılmakla bedel arttırım talep dilekçesi de dikkate alınarak maddi tazminat davasının kabulüne karar verildiği, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü ile takdiren 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.08.2016 tarihinden işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 11.02.2020 tarih kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.05.2021 tarih ve 2020/551 E 2021/1570 K sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 21.05.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, "Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyetinin 27.06.2018 tarihli kök ve 06.11.2018 tarihli ek bilirkişi raporlarında davacının %60, davalının ise %40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ve davalıya verilen kusur oranının gerekçesi olarak özetle; davalı tarafından davacı sigortalıya tahsis edilmiş olan aracın periyodik muayene ve bakımlarının yapılmamış olmasına işaret edilmiş ise de; bu eksikliğin iş kazasının meydana gelmesinde ne şekilde etkili olduğunun rapor yerinde açıkça ortaya konulmadığı gibi, kazanın hemen sonrasında yapılan delil tespitinde araçtaki fren sisteminin çalışır, disk ve kampanalarının standartlara uygun olduğunun belirlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. SGK Müfettişi tarafından düzenlenen tahkikat raporunda da delil tespitindeki bulgulara itibarla sigortalının iş kazasının gerçekleşmesinde %100 oranında kusurlu olduğunun belirtilmiş olmasına göre, bilirkişi heyet raporuyla SGK müfettişi tarafından düzenlenen raporlar arasındaki çelişkinin trafik iş kazası alanında uzman A sınıf iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak farklı bir heyetten alınacak raporla giderilmesi, böylece iş kazasının gerçekleşmesinde tarafların kusur oranının somut delillerle ilişkilendirilerek, iş sağlık güvenliği konusunda taraflara düşen yükümlülüklerin ihlali sebepleri açıkça gösterilerek kusur oranlarının belirlenmesi giderek, iş kazası ile davalı işveren arasındaki illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. O halde mahkemece, davalı işverenin kusurunun varlığı ve illiyet bağının kesilmediğinin kabulü halinde; davacı tarafın karara karşı kanun yoluna müracaat etmemesi nedeniyle davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın gerek kusur oranın tayininde, gerekse de tazminat oranlarının tespiti noktasında gözetilmesi gerektiği göz önünde bulundurularak özellikle hesap bilirkişiden alınan 10.11.2019 tarihli hesap raporunda işlemiş (bilinen) devre sonu tarihini dikkate alarak hesap yapmak (bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki değişiklikleri rapora yansıtmamak), sonucuna göre davanın esası hakkında davacının maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek bir karar vermekten ibarettir. Öte yandan (kabule göre) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesi kapsamında maddi tazminatın hesabında, Kurumca davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneğinin iş bu dava dosyasında tespit edilecek davalının kusuru oranında rücuya kabil kısmını tenzil edilmesi gerektiğini gözetmekten ibarettir" gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki çelişkiyi giderici mahiyette oluşa uygun ve denetime elverişli 30.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı ...'ün olayın oluşumunda %100 kusurlu olduğu, işverenlikçe İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında olan daha evvel alınmış sağlık raporunun yenilenmemesi, risk değerlendirmesi yapılmaması ve KKD verilmemesi eksikliklerinin kazanın oluşumuna herhangi bir etkisinin olmadığı için illiyet bağının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere; kazazede sürücü ...'ün aracın yaklaşık %5 eğimli uzun mesafede yüksek vitesle inilmesi neticesi fren balatalarının ısınıp, frenin tutmamasından kaynaklandığı belirtilmiş fakat buna dayanak olarak hiçbir teknik veriye dayanmadığı, sürücünün fren tutmamasını engelleme imkanı bulunmadığı hususunun göz ardı edildiğini, fren balatalarının şişmesinin teknik bir aksam sorunu olduğunu, bu sorunun oluşmasını engelleyici tedbirin işverene ait olduğunu, aynı zamanda davalı işverenin işleten olarak kusursuz sorumluluğunun da bulunduğu gözetilmeden verilen ret kararının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemi kapsamında davalı işverenin tazminat alacağından kusura veya kusursuz sorumluluğa dayalı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasındadır.
2.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı gibi, davaya konu iş kazası olayında davacının araç sürücüsü olarak %100 oranda kusurlu olduğunun anlaşılması karşısında, davalı işverenin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında işleten olarak kusursuz sorumluluğunu gerektirici bir halin de bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair kararının yerinde olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı kanaatine erişilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
-
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
-
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:10:33