Yargıtay 10. HD 2023/4232 E. 2024/13124 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

10. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/4232

Karar No

2024/13124

Karar Tarihi

17 Aralık 2024

MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/708 E., 2021/1808 K.

HÜKÜM/KARAR: Red, Kısmen Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: Kahramanmaraş 2. İş Mahkemesi

SAYISI: 2015/66 Esas, 2020/339 Karar

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili, davalı ... Su Ürünleri ... Üretim Merkezi San.Tic.A.Ş.(Yeni ünvanı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş) vekili ve davalılar ... Çelik İnş. Müh. Müş. Mak. Basın San. Tic. Ltd. Şti. ve Yapı Merkezi İnş. Müh. Müş. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... şirketi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, diğer tarafların istinaf başvurularının kabulüne, birleşen dosya davalısı Yapı Merkezi İnş. Müh. Müş. Tic. ve San. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... Su Ürünleri ... Ür. Mrk. San. Tic. A.Ş.(Yeni ünvanı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş) vekili tarafından temyiz edilmesi ve de davalı ... Su Ürünleri ... Ür. Mrk. San. Tic. A.Ş. vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 20.12.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... Su Ürünleri ... Üretim Merkezi San.Tic.A.Ş.(Yeni ünvanı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş) adına Av. ... ile davacı adına Av. ... ve davalılar ... Çelik İnş. Müh. Mak. Bas. San. Tic. Ltd. Şti., Yapı Merkezi İnş. Müh. Müş. Tic. ve San. Ltd. Şti. adlarına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili asıl ve birleşen dava dosyalarında özetle; müvekkilinin geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelmesinde davalıların kusuru bulunduğundan bahisle 523.802.53 TL maddi, 105.000,00 TL manevi (asıl dava dosyası yönünden 200.000,00 TL manevi) tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle asıl dava dosyasının davalısı ... Su Ürünleri ... Üretim Merkezi San.Tic.A.Ş.(Yeni ünvanı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş) yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 60.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Su Ürünleri ... Üretim Merkezi San.Tic.A.Ş.(Yeni ünvanı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş) vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, diğer tarafların istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... Su Ürünleri ... Üretim Merkezi San.Tic.A.Ş.(Yeni ünvanı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş)'nin asıl işveren olması nedeniyle onun hakkındaki davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının ücretinin hatalı ve fazla tespit edildiği, birleşen dava dosyasının zamanaşımına uğradığı kabullerinden hareketle asıl dava dosyasında davacı lehine 424.575,96 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... Çelik İnş. Müh. Müş. Mak. Basın San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Su Ürünleri ... Üretim Merkezi San.Tic.A.Ş.(Yeni ünvanı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş) şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı Yapı Merkezi İnş. Müh. Müş. Tic. ve San. Ltd. Şti.'ne karşı açılan birleşen dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, yine maddi tazminatın tespitine esas alınmış verilerde ve bu yolla hesapta düşülmüş hatalar ile davacının maddi tazminatının olması gerekenden düşük tespit edildiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu ileri sürmüştür.

2.Davalı ... Su Ürünleri ... Ür. Mrk. San. Tic. A.Ş. (Yeni ünvanı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş) vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili ile diğer davalılar arasındaki ilişkinin anahtar teslim inşaat yapım işi olduğunu, asıl işverenlik alt işverenlik olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bunu bertaraf eden yeterli ve geçerli bir gerekçe yer almadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde müvekkil ile diğer davalı Yapı Market şirketi arasındaki sözleşmenin hükümlerine işaret edilerek alt işverenlik kabul edilmekte iken, alt işveren olarak bu sözleşmeye taraf olmayan, adı dahi geçmeyen ... ile asıl alt işveren ilişkisinin deyim yerinde ise mahkeme kararı ile kurulmasının yerinde olmadığını, inşaat işini kendi faaliyet konusu kapsamında organize ve idare eden ... şirketini angaje eden Yapı Market şirketinin aradan nasıl çekilmiş kabul edildiği ve inşaat işi ile hiçbir ilgisi bulunmayan müvekkilin nasıl onun yerine asıl işverenmiş gibi geçirildiğinin izah edilmediğini, kendi arazisinde kendi faaliyet alanı dışında, faaliyet öncesi teslimle biten bir tesis inşaatı işini diğer işverene veren müvekkili bakımından alt işverenlik ilişkisinin koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, Mahkemenin bu hususta doğru olan kararını yanlış ve yetersiz gerekçeler ile kaldıran Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, ayrıca alt işverenin ileri sürdüğü zamanaşımı def'nini asıl işverene de sirayet etmesi gerektiğini, Mahkeme dosyasında alınan kusur raporlarında müvekkili şirkete atfedilen herhangi bir kusur olmadığını, yine kanunlarda tahdidi olarak sayılmış olan kusursuz sorumluluk hallerinden hiçbirisinin mevcut olayda gerçekleşmediğini, bu nedenlerle müvekkili şirketin maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C.Değerlendirme ve Gerekçe

1.Davalı ... Su Ürünleri ... Ür. Mrk. San. Tic. A.Ş. (Yeni ünvanı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş) Vekilinin Davacının Manevi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İtirazları Açısından

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığı anlaşıldığından anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Temyiz Eden Taraf Vekillerinin Diğer Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Açısından

Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, davacının 29.02.2008 tarihli iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulunun 06.09.2018 tarihli raporuyla %56,00 olarak tespit edildiği, davacı vekilinin Kurum tarafından tespit edilen %52,00 sürekli iş göremezlik oranını kabul ettiği, iş kazasının meydana gelişinde davacının %15, dava dışı ...'nin %15, davalı Yapı Merkezi İnş. Müh. Müş. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin %70 oranında kusurlu olduğu, 13.03.2017 tarihli bilirkişi hesap raporunda asgari ücret üzerinden maddi zarar hesabı yapıldığı, 28.02.2017 tarihli kusur raporu ile anılan hesap raporunun davacı vekiline aynı tebliğ zarfı ile tebliğ edildiği, davacı vekilinin süresinde itiraz dilekçesi ibraz ettiği, anılan itiraz dilekçesinde raporlara sadece kusur yönünden itiraz edildiği, ücret yönünden bir itiraz ileri sürülmediği, Bodrum Tic. Sicil Md. 03.02.2023 tarihli cevabi yazısından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan tazminatlardan asıl işveren olduğu gerekçesi ile sorumlu tutulan davalı ... Su Ürünleri ... Ür. Mrk. San. Tic. A.Ş.'nin İlk Derece Mahkemesi kararından önce dava dışı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş.’ne tüm aktif ve pasifleriyle birlikte devrolması nedeniyle ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmaktadır.

a Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291 370)

Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 60.000,00 TL manevi tazminat azdır.

b.İş kazası ve meslek hastalığından işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 6098 sayılı Kanun’un 146 161 inci (818 sayılı Kanun’un 125 140) maddelerinde düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Nitekim 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesine göre “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir”. Yine 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesinde benzer bir düzenleme ile “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü yer almaktadır. Kanun koyucu hem 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesi hem de 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımı süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı (818 sayılı Kanun md.125) maddesine göre on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 149 uncu maddesi (818 sayılı Kanun md.128 ) uyarınca ise zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Muacceliyet, bir borç ilişkisinde alacaklının edimi isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak edimi ifa etmekle yükümlü olduğu anı belirler. Bir başka deyişle söz konusu anda borç ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. Bir alacağın ya da borcun muaccel olması, ilke olarak edimin ifası için öngörülmüş bulunan vadenin dolmasıyla gerçekleşir.

Gelinen bu noktada iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat talepleri yönünden zamanaşımının hangi tarih itibariyle başlayacağının belirlenmesi gerekmekte olup bu hususun tespitinde, zarar ve zararın öğrenilme tarihinin önemi açıktır.

Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açılmasına ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartların öğrenilmiş olması demektir. Zararın öğrenilmesi, zarar verici olayın değil zararın varlığı, niteliği, unsurları ve kapsamının kesin olarak bilinmesi demektir. Zarar verici eylemin sonuçları ve zarar tam olarak ortaya çıkmadıkça zarar görenin zararı öğrendiğinden söz edilemez. HGK'nın 05.06.2002 tarihli ve 2002/4 470 Esas, 2002/477 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.

Hukuka aykırı bir eylem işlenilmesine karşın onun doğuracağı zarar henüz ortaya çıkmamış, zararın ortaya çıkması için eylem tarihinden itibaren bir takım etkenlerin gerçekleşmesi veya belli bir zamanın geçmesi gerekiyor ise, zararın bütün unsurlarıyla birlikte öğrenilmesi mümkün değildir. Oysa ki, zarar görenin mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. Aksi hâlde doğal olarak zamanaşımı süresi de işlemeye başlamayacaktır.

Bazı hâllerde, gerek zararı doğuran eylem veya işlemin ne olduğu ve kim tarafından gerçekleştirildiği ve gerekse zararın kapsam ve miktarı aynı anda ve tam bir açıklıkla belirlenebilir. Böyle durumlarda, zarar görenin uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğunu, kapsam ve miktarının neden ibaret bulunduğunu öğrendiği andan itibaren, zarar verenden bunun tazminini isteme hakkının doğacağı ve bu hakkına ilişkin yasal zamanaşımı süresinin de o tarihte başlayacağı açıktır.

Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olmayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır (HGK'nın 06.11.2002 tarihli ve 2002/4 882 Esas, 2002/874 Karar sayılı kararı).

Nitekim HGK'nun 14.02.2024 tarih ve 2018/(21)10 906 E 2024/104 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere "geçirdiği iş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş olsa bile sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak belirlendiği tarihin dikkate alınması gerekmektedir. Zira meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gereklidir."

Somut olay incelendiğinde; davacının sürekli iş göremezlik oranının en son Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 28.11.2019 tarihli raporuyla belirlendiği, birleşen dosyanın dava tarihinin ise 02.01.2019 tarihi olduğu gözetildiğinde birleşen dava dosyası yönünden zamanaşımı söz konusu olmadığı açıktır. Bu nedenle birleşen dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.

c.Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan ... ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4 519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10 730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Açıklanan hususlar ve 13.03.2017 tarihli bilirkişi hesap raporunda asgari ücret üzerinden maddi zarar hesabı yapıldığı, 28.02.2017 tarihli kusur raporu ile anılan hesap raporunun davacı vekiline aynı tebliğ zarfı ile tebliğ edildiği, davacı vekilinin süresinde itiraz dilekçesi ibraz ettiği, anılan itiraz dilekçesinde raporlara sadece kusur yönünden itiraz edildiği, ücret yönünden bir itiraz ileri sürülmediği, bu haliyle ücret yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesince alınan 27.12.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunun asgari ücret üzerinden hesaplama yapılan ihtimaline itibar edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalıdır.

ç. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1 b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir.

Somut olayda, davalı ... Su Ürünleri ... Ür. Mrk. San. Tic. A.Ş.'nin devirden sonraki ünvan değişikliği gözetilmeden yazılı şekilde karar başlığı, gerekçe ve hüküm oluşturulması isabetsizdir.

Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan hususları göz önünde bulundurmak suretiyle usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Davalı ... Su Ürünleri ... Ür. Mrk. San. Tic. A.Ş. (Yeni ünvanı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş) vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının MİKTARDAN REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Davacı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı ... Su Ürünleri ... Ür. Mrk. San. Tic. A.Ş.'ye yükletilmesine, davalı ... Su Ürünleri ... Ür. Mrk. San. Tic. A.Ş. (Yeni ünvanı ... Ürünleri Üretimi İhracat İthalat ve Ticaret A.Ş) avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizvı.kararımiktardanmahkemesireddinederecebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:10:33

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim