Yargıtay 10. HD 2023/11051 E. 2024/12493 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/11051
2024/12493
5 Aralık 2024
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/2587 E., 2023/2635 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 17. İş Mahkemesi
SAYISI: 2020/290 E., 2023/74 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...'ın davacılardan ...'ın babası ...' ın boşandığı eşi olup davalılardan ... Şirketi'nin Ankara'daki iş merkezi inşaatında kalıp ustası olarak çalışırken 24.09.2011 tarihinde iş kazası sonucu vefat ettiğini, diğer davalının iş kazasının meydana geldiği inşaatın şantiye şefi olduğunu, olayda davalıların tamamen kusurlu ve sorumlu olduğunu, davacılardan ...'ın küçük yaşta babasız kalıp maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldığını, davacılardan ...'ın ölenin boşandığı eşi olup boşanma kararıyla 29.12.2009 tarihinden geçerli aylık 150,00 TL yoksulluk nafakası bağlandığını, ölüm ile davacının nafaka destekçisini yitirip maddi kayba uğradığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacılardan ... için 50.000,00 TL manevi 20.000,00 TL maddi tazminatın, davacılardan ... için 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın tamamen ölenin psikolojik durumu ve ruh haline göre kendi kusurundan kaynaklandığını, davalı işverenin ve diğer davalı müvekkilinin kusurlu ve sorumlu olmadığını, iş güvenliğine ilişkin tüm tedbirlerin alındığını, ölenin davacılardan ... ile boşanıp maddi desteği olmadığından bu davacı için maddi tazminat talebinin yerinde olmadığını, diğer davacı ... açısından maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...Yargılama ve tüm dosya kapsamına göre Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Karar ilamı doğrultusunda davacı ...'ın nafaka alacaklısı olması nedeniyle ... destek niteliğinde olduğundan bu davacı için destekten yoksun kalma tazminatı ve diğer davacı müşterek çocuk için ise 25 yaşına kadar destek zararı hesabı yapılması için 15.09.2022 tarihli uzman bilirkişi raporunun aldırıldığı, bu raporda bakiye ömür hesaplamasının TRH2010 tablosuna göre yapıldığı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Karar ilamından önce alınan hesap raporunda bakiye ömür hesaplamasının PMF yaşam tablosuna göre yapıldığı, davacı tarafça PMF yaşam tablosuna göre hesaplama yapılmasına ilişkin gerek rapora karşı itiraz dilekçesinde gerekse istinaf dilekçesinde bir itirazının bulunmadığı, buna göre davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğmuş olması nedeniyle PMF yaşam tablosuna göre 20.12.2022 tarihli uzman bilirkişi ek raporunun aldırıldığı, ek raporunda Yargıtay İçtihatlarına uygun olarak maddi zararın belirlendiği, hükme esas alınacak nitelikte olduğunun görüldüğü, bu nedenle ek raporda ayrıntısının belirtildiği üzere davacı müşterek çocuk yönünden 169.662,64 TL, davacı ... yönünden 357.944,31 TL maddi zararın bulunduğunun tespit edildiği, her ne kadar davacılar vekili tarafından 30/09/2022 tarihli ikinci ıslah dilekçesi sunulmuş ise de HMK'nın 176 ncı maddesinin 2 nci fıkrasının açık düzenlenmesi gereği 30.09.2022 tarihli ıslah talebinin kabulü mümkün olmadığından özetlenen nedenlerle davanın kısmen kabulüne yönelik ..." gerekçesiyle davacı ... yönünden maddi tazminat istemi fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminat üzerinden kabul edilmiş, davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 52.964,16 TL maddi tazminat olarak kabul edilmiş, 30.000 TL manevi tazminat olarak kabul edilmiş fazlaya ilişkin istem reddedilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından önce 14.09.2018 tarihinde ıslah yapıldığı bu ıslahın sadece davacılardan ... yönünden olduğu, Kezban için ıslah dilekçesi verilmediği, Kezban yönünden 1 kez ıslah dilekçesi verildiği, davacı ... için ise biri kaldırmadan önce iki kez ıslah dilekçesi verildiği, ıslahın ilk rapora göre olduğu her iki davacı yönünden de kararın kaldırılması gerektiği hususlarını belirterek yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının aynı davada ikinci kez ıslah yaptığı, davacılar lehine takdir edilen vekalet ücretinin hatalı belirlendiği, davacı istemlerinin zamanaşımına uğramış olduğu, kusur oranları ve tazminatların fahiş olduğu hususlarını belirterek yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"...Dairemiz gönderme kararı ile kusur durumu ve manevi tazminat miktarı belirlenmiş olmakla bu yöne ilişkin istinaf istemleri isabetsizdir. 6100 sayılı HMK'nın 176/2 nci maddesi gereğince ıslah aynı davada bir kez yapılabilir. Somut olayda davacı ... yönünden 14.09.2018 tarihli dilekçe ile ıslah yapıldığından bu davacıya ilişkin olarak verilen 30.09.2022 tarihli ıslah dilekçesi HMK'nın 176/2 nci maddesi gereğince hükümsüz olup bu yöne ilişkin davacı istinaf istemi isabetsizdir. Somut olayda aynı davada hem sağ kalan eski eş hemde müşterek çocuk davacı olduğundan objektif dava birleşmesi söz konusudur. Dava aynı dava dilekçesi ile açılmış olmasına rağmen iki ayrı davacı ve iki ayrı dava olarak değerlendirilmesi gerekir. Davacı ... için 30.09.2022 tarihinde verilen ıslah dilekçesi ilk ıslah dilekçesi olup dairemiz gönderme kararından sonra tahkikatta devam ettiğinden bu davacı yönünden ıslah dilekçesi hukuka uygun olup davalı istinaf istemi isabetsizdir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 72 nci maddesinde haksız fiil zamanaşımı zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten 2 yıl fiilin işlenme tarihinden itibaren 10 yıl olup tazminat suç teşkil eden eylemden doğmuş ise ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği düzenlenmiştir. Davamıza konu eylen taksirle adam öldürme suçunu oluşturduğundan ve bu suçun zamanaşımı 15 yıl olduğundan dava ve ıslah tarihleri itibarıyla zamanaşımı gerçekleşmemiş olup davalı istinaf istemi isabetsizdir. Dosya kapsamında PMF tablosuna göre alınan ilk hesap raporuna davacı yanın TRH 2010 tablosunun kullanılması gerektiği yönünde itirazı bulunmadığından ve ilk istinaf isteminde bu husus istinaf konusu yapılmadığından davalı lehine oluşan usuli müktesep hak gereğince TRH 2010 tablosuna göre yapılan hesaplamaya değer verilmesi hukuken olanaksız olduğundan davacı istinaf istemi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1 b 2 maddesi gereğince, yargılamada eksiklik bulunmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilip yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmaması nedeniyle, duruşma yapılmadan davacılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile esas hakkında aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur. ..." gerekçesiyle;
"1 Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2 Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen İlk Derece Mahkemesi'nin kararının ve ek kararın HMK'nın 353/1 b.2 maddesi gereğince düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi hükmü yerine geçmek üzere;
a Davanın kısmen kabulüne,
b Davacılardan ... açısından
c Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile,
d 357.944,31 TL'nin 24.09.2011 olay tarihinden yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
e Davacılardan ... açısından,
f Maddi tazminat talebinin kabulü ile,
g 52.964,16 TL'nin 24.09.2011 olay tarihinden yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına,
ğ Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile,
h Takdiren 30.000,00 TL'nin 24.09.2011 olay tarihinden yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
ı Manevi tazminat açısından fazla istemin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi
- Değerlendirme
1.Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
2.Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
3.Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
4.Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2 nci maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
5.Gerekçe hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
6.Eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesince karar ilamının gerekçesinde; gerekçe içeriğine göre davalılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verildiğinin anlaşıldığı ancak ne var ki gerekçede davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verildiğinin açıklandığı bu suretle gerekçe içerisinde çelişki yaratıldığı yine gerekçe kısmında davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verildiği açıklanmakla birlikte hüküm kısmında 1 nolu bentte davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verildiğinin yazılarak devamla 2 nolu bentte ise davacılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilerek ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılması suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu görülmekle gerekçe ile hüküm arasında çelişki meydana getirildiği anlaşılmakla açıklandığı üzere; Mahkemece gerekçe içerisinde ve hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı sonuç olarak infazı kabil hüküm tesis edilmediği açık olduğundan verilen karar isabetsiz bulunmuştur.
7.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
- O halde, davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:10:56