Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/8163
2023/9818
17 Ekim 2023
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
SAYISI: 2021/189 E., 2023/74 K.
KARAR: Kabul
Taraflar arasında görülen 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvikten faydalandırılma ile davalı Kuruma fazladan ödenen primlerin iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı şirketin 01.11.2007 31.12.2008 tarihleri arasında ZKÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesinde genel temizlik işini yaptığını, bu süre zarfında işyerinin 4.9605.01.01.1037991.067.01.42 sicil numarası ile Zonguldak Karaelmas SGM’de dosya açıldığını, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (ı) bendi hükmü ile belirli şartlar dahilinde sigorta primi işveren hissesinin 5 puanlık kısmının Hâzinece karşılanacağının öngörüldüğünü, ancak çalıştırdığı personelin sigorta primlerini süresi içinde ve tam olarak öderken 5510 sayılı Kanun'dan doğan indirim seçeneğini seçmeksizin e bildirge düzenlediğini ve sigorta primlerini ilgili dönem itibariyle bu şekilde SGK’ya ödediğini, ancak daha sonra Kurumun 2008/93 sayılı genelgesi gereğince 31.03.2011 tarihli ve 6114470 sayılı dilekçe ile ekte sunulan düzeltilmiş belgelerin kabulünü ve fazladan ödenen tutarların prim borçlarından mahsubunu davalı idareden talep ettiklerini, ancak müvekkili şirketin bu talebinin davalı İdarenin cevabi yazısı ile reddedildiğini, davalı idarenin bu işleminin yasal düzenleme ve davalı idare tarafından çıkarılan genel hükümlerine çeliştiğini, bu nedenle müvekkili şirketin 01.04.2009 31.05.2009 tarihleri arasındaki döneme ilişkin fazladan ödenen 1.000,00 TL’nin (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte iadesi gerektiğini ileri sürerek, davalı idare tarafından talebi hilafına haksız olarak ödenmeyen tutarlardan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL’nin alacağın tamamına kesilme tarihlerinden itibaren kademeli uygulanacak avans faizinin davalı idareden alınarak müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili, cevap dilekçesinde özetle; 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine fıkra ilave edildiğini, bu yasal düzenlemeye göre Kuruma karşı dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesinin zorunlu olduğunu, Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerinin reddedilmesi ya da reddedilmiş sayılması gerektiğini, davacı şirketin başvurusu olup olmadığının bilinmediğini, bu davada Kuruma pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, Kurumun hazine yardımından dolayı prim borçlusundan eksik ya da fazla prim tahsilatının söz konusu olmadığını, dolayısıyla ödenen primlerden dolayı sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığını, dava konusu %5 hazine yardımından faydalanma imkanı davacı şirketin başvurusu üzerine değerlendirilebilecek bir düzenleme olup, Kurum tarafından resen dikkate alınamayacağını, kurum işlemlerinin usul ve kanuna uygun olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin, 24.09.2020 tarihli ve 2019/320 Esas, 2020/112 Karar sayılı kararı ile dava açıldıktan sonra mahkememizce davacının sunduğu belgeler ve Kurumdaki kayıtlar incelenerek bilirkişi incelemesi yapılmış ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin husumetin Hazineye yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle kararımızın bozulması üzerine mahkememizce direnme kararı verilmiş, direnme kararımız eksik araştırma nedeni ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yeniden rapor alınmış ancak yargılama aşamasında 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'da değişiklik yapılmış Kanun'a eklenen Ek 17 nci madde kapsamında işlem yapılması gerekmiştir. Anılan Ek17/4 üncü madde uyarınca görülmekte olan davalarda davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerektiği belirtildiğinden yukarıda da açıklandığı gibi davanın konusuz kalmak koşullarının oluşmadığı da belirtilerek mahkememizce yasa kapsamında işlem yapılmıştır. Bu kez verilen karar yeniden bozulmuş, yasada davanın konusuz kalmadığına karar vermek için kuruma başvurarak işlem yapma koşulu aranmadığı halde kuruma başvuru yapılıp yapılmadığı hususunda araştırma yapılması gerektiği belirtilmiştir. Davanın açıldığı tarihten itibaren gerek Yargıtay'ın görüş değiştirmesi, gerekse yasal düzenlemelerde değişiklikler nedeniyle yargılamanın daha fazla uzamaması için bozma ilamına uyulmuştur. Bu arada Anayasa Mahkemesi 2018/139 Esas 2020/12 Karar sayılı 19.02.2020 tarihli ve 05.05.2020 tarih 31118 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan kararı ile Ek 17/4 madde iptal edilmiştir. Mahkememizce davacının Kuruma dava açılmadan önceki başvurusu dikkate alınarak ve eksik inceleme nedeniyle bozma sonrası alınan rapor da değerlendirilerek davacının Hazine tarafından karşılanması gereken %5 prim desteğini ödediği anlaşıldığından bilirkişinin 09.04.2018 tarihli raporuna da itibar edilerek davacı tarafından fazla ödenen 33.135,34 TL'nin 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 06.02.2014, bakiye 32.135,35 TL'sinin ıslah tarihi olan 12.09.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli ve 2019/320 Esas, 2020/112 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin; 20.05.2021 tarihli ve 2020/11299 Esas, 2021/6635 Karar sayılı ilamı ile Uyuşmazlık öncelikli olarak taraf teşkilinin sağlanması olup sonrasında işin esasına dair incelemeye geçmek gerekir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı şirketin 28.12.2016 tarihli Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/483 144 Esas 2016/759 Karar sayılı dosyasında iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğu, mahkemece iflas erteleme talebinin reddine, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 164458 ticaret sicil numarasıyla kayıtlı ... Endüstriyel ve Kurumsal Hizmetler A.Ş. ile 69503 ticaret sicil numarasıyla kayıtlı ... Endüstriyel ve Kurumsal Hizmetler ve Ürünler Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin iflasına, İİK 165 maddesi uyarınca 28.12.2016 tarih, saat 11:15 itibariyle iflasın açılmasına, İİK 166/1 maddesi gereğince iflas kararının İflas Müdürlüğüne derhal bildirilmesine, karar verildiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak, İİK'nun 191 inci maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflas ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226 ncı maddesinde de masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Diğer anlatımla, iflasın açılmasıyla dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı) artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına (iflas idaresi oluşturuluncaya kadar iflas dairesine), şayet basit tasfiye (İİK.md.218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Müdürlüğüne (İflas Dairesine) aittir.
Somut olayda, davacı işverenin iflasına karar verildiği anlaşılmış olup mahkemece davanın iflas masasına bildirilmesi, iflas idaresinin davaya devam edip etmeyeceğinin sorulması, iflas açıldıktan sonra iflas edenin davaya devam etme yetkisinin bulunmadığı, bu durum re’sen gözetilerek usul ekonomisi yönünden iflas idaresinin davaya katılımı için süre verilmesi, iflas idaresinin katılımı olmaz ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususlar değerlendirilmeden sonuca gidilmiş olması hatalıdır, denilerek karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum kayıtlarına göre davacının,
4.9605.01.01.1047709.061.01.89,
4.8720.01.01.1047703.061.01.83
4.8720.01.01.1047702.061.01.82 sicil sayılı işyeri için 5510 sayılı Kanun'un 81/1 ı maddesi kapsamında 5 puanlık indirimden yararlandığı halde primlerin ödendiği belirtilerek fazla ödemelerin iadesi için kuruma 06.11.2011 tarihinde başvurduğu, kurum tarafından talebinin 31/11/2015 tarihinde reddedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce 5510 sayılı Kanun'un 81/1 ı maddesi kapsamında davacının talebi değerlendirilerek bilirkişi görüşüne başvurulmuş ve 33135,35 TL alacağına hükmedilmiştir. Mahkememizce verilen karar Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 2015/16658 19101 sayılı, 22.10.2015 tarihli kararı ile husumetin hazineye yöneltilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, bozma kararına direnilmesine üzerine direnme kabul edilerek bu kez karar aynı dairenin 2017/3065 5631 sayılı 03.07.2017 tarihli kararı ile eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur. Bozmaya uyulmuş, ancak yargılama aşamasında; 27.03.2018 tarihli mükerrer sayılı resmi gazetede yayımlanan 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a ek 17 nci madde eklenmiştir. Anılan madde; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumunun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.” şeklindedir.
Eldeki dava 5510 sayılı Kanun'un 81/1 ı maddesi kapsamında 5 puanlık indirimden yararlanılması gerektiğinin tespiti ile fazla ödemenin iadesi istemine ilişkindir. Bu durumda Ek 17/4 üncü madde kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Madde içeriğine göre davanın konusu kalmadığından "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilerek yargılamayı sona erdirmenin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi; davanın konusuz kalması davacının talep sonucunun gereğinin yerine getirilmesine bağlıdır. Davacının Kurum tarafından reddedilen talebinin işleme alınması halinde dava konusuz kalacaktır. Ancak, açıklanan Ek 17/4 üncü madde görülmekte olan davalar için düzenleme yaptığı gibi yasa yoluna başvurulmuş davalar içinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yasa yoluna başvurulması halinde bu başvurudan vazgeçmiş sayılacağı düzenlemesi getirmiştir. Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde mahkememizce dava konusu taleple ilgili kurum tarafından işlem yapılıp yapılmadığı araştırılmadan emredici düzenleme karşısında davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkememiz kararına davacı vekilinin temyiz etmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarihli 2018/6135 Esas 2019/5307 Karar sayılı ilamıyla "... 27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yapılacak iş, Kurumdan davacının yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek madde 17 hükmüne göre başvurusu bulunup bulunmadığı sorularak anılan yasa maddesi kapsamına göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir..." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce bozma ilamına uyulmuştur. Yukarıda da özetlendiği gibi dava açıldıktan sonra mahkememizce davacının sunduğu belgeler ve kurumdaki kayıtlar incelenerek bilirkişi incelemesi yapılmış ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin husumetin Hazineye yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle kararımızın bozulması üzerine mahkememizce direnme kararı verilmiş, direnme kararımız eksik araştırma nedeni ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yeniden rapor alınmış ancak yargılama aşamasında 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'da değişiklik yapılmış Kanun'a eklenen Ek17 nci madde kapsamında işlem yapılması gerekmiştir. Anılan Ek17/4 madde uyarınca görülmekte olan davalarda davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerektiği belirtildiğinden yukarıda da açıklandığı gibi davanın konusuz kalmak koşullarının oluşmadığı da belirtilerek Mahkememizce yasa kapsamında işlem yapılmıştır. Bu kez verilen karar yeniden bozulmuş, yasada davanın konusuz kalmadığına karar vermek için kuruma başvurarak işlem yapma koşulu aranmadığı halde Kuruma başvuru yapılıp yapılmadığı hususunda araştırma yapılması gerektiği belirtilmiştir. Davanın açıldığı tarihten itibaren gerek Yargıtay'ın görüş değiştirmesi, gerekse yasal düzenlemelerde değişiklikler nedeniyle yargılamanın daha fazla uzamaması için bozma ilamına uyulmuştur. Bu arada Anayasa Mahkemesi 2018/139 Esas 2020/12 Karar sayılı 19.02.2020 tarihli ve 05.05.2020 tarih 31118 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan kararı ile Ek 17/4 madde iptal edilmiştir.
Mahkememizce davacının kuruma dava açılmadan önceki başvurusu dikkate alınarak ve eksik inceleme nedeniyle bozma sonrası alınan rapor da değerlendirilerek davacının Hazine tarafından karşılanması gereken %5 prim desteğini ödediği anlaşıldığından bilirkişinin 09.04.2018 tarihli raporuna da itibar edilerek davacı tarafından fazla ödenen 33.135,34 TL'nin davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine ilişkin karar vermek gerekmiş ve açıklanan nedenlerle mahkememizce 24.09.2020 tarih, 2019/320 Esas, 2020/112 Karar sayılı davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulmuştur.
Mahkememiz kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.05.2021 tarihli 2020/11299 2021/6635 karar sayılı ilamıyla,
"Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı şirketin 28.12.2016 tarihli Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/483 Esas 2016/759 Karar sayılı dosyasında iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğu, mahkemece iflas erteleme talebinin reddine, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 164458 ticaret sicil numarasıyla kayıtlı ... Endüstriyel ve Kurumsal Hizmetler A.Ş. ile 69503 ticaret sicil numarasıyla kayıtlı ... Endüstriyel ve Kurumsal Hizmetler ve Ürünler Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin iflasına, İİK 165 maddesi uyarınca 28/12/2016 tarih, saat 11:15 itibariyle iflasın açılmasına, İİK 166/1 maddesi gereğince iflas kararının İflas Müdürlüğü'ne derhal bildirilmesine, karar verildiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak, İİK'nun 191 inci maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflas ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226 ncı maddesinde de masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Diğer anlatımla, iflasın açılmasıyla dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı) artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına (iflas idaresi oluşturuluncaya kadar iflas dairesine), şayet basit tasfiye (İİK.md.218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Müdürlüğüne (İflas Dairesine) aittir.
Somut olayda, davacı işverenin iflasına karar verildiği anlaşılmış olup mahkemece davanın iflas masasına bildirilmesi, iflas idaresinin davaya devam edip etmeyeceğinin sorulması, iflas açıldıktan sonra iflas edenin davaya devam etme yetkisinin bulunmadığı, bu durum re’sen gözetilerek usul ekonomisi yönünden iflas idaresinin davaya katılımı için süre verilmesi, iflas idaresinin katılımı olmaz ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususlar değerlendirilmeden sonuca gidilmiş olması hatalıdır.
O halde, davacı ve davalı SGK’nun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." gerekçeleri ile mahkememiz kararı bozulmuştur.
Mahkememizce bozma ilamına uyulmuştur.
Dava konusu alacağın 02.07.2015 tarihinde davacı şirketin iflasından önce Aybek San. Hayvancılık Gıda San. Ltd. Şti.'ne temlik edildiği anlaşılmıştır. Alacağın temlik alan şirket davacı sıfatıyla davada yer aldığından iflas idaresine dava yöneltilmemiştir. Davada taraf teşkili sorunu bulunmadığından davacının talebiyle ilgili inceleme yapılmıştır.
Mahkememizce 5510 sayılı Kanun'un Geçici 17 nci maddesi kapsamında inceleme yapılmak üzere yeniden bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. Bilirkişinin 05.08.2022 tarihli raporunda davacının 33.135,35 TL alacağı olduğunu ve Ek 17 nci maddenin 3 üncü fıkrasına göre faiz başlangıcını 01.04.2018 tarihini takip eden 01.05.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği yönünde görüş belirtilmiştir.
Dava konusu alacak mahkememizce 09.06.2015 tarihinde karar verilmesi üzerine Kurum tarafından davacıya ödenmiştir. Kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 22.10.2015 2015/16658 19101 sayılı ilamıyla davanın Hazineye yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkememizce bozma ilamına karşı direnilmiş, direnme kararı üzerine Daire bozma kararını kaldırarak, bu kez "İhale Sözleşmesi, Teknik Şartname ve var ise özel şartname ve diğer ihale belgelerinin, tahakkuk, hak ediş ve ödeme belgelerinin tamamını getirtmek, dava dosyasını Kamu İhale Mevzuatı ve Sosyal Güvenlik konularında uzman üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii edilerek; davacı şirket ile ihale makamı arasında yapılan sözleşme şartları ile diğer belgeleri inceleyerek hak diş içerisinde davacı şirketin Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirmesi gereken işçi ve işveren sigorta priminin tamamının (%5 dahil) olup olmadığı, hak diş ödeme tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre hak edişten %5 kesinti yapılmaması halinde davacının davaya konu isteminin kabulü ile ödenen miktarın Kurum'dan tahsili halinin teşvikten mükerrer yararlanma sonucunu doğurup doğurmayacağı, ödenen prim ve %5 indirim miktarı hakkında ayrıntılı ve açıklayıcı bilirkişi raporu almak ve varılacak sonuca göre bir karar vermek..." gerektiği gerekçeleriyle kararı bozmuştur. Mahkememizce bozma ilamına uyulmuş, eksik belgeler getirtilmiş ve yeniden bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. 09.04.2018 tarihli raporda davacının %5 Hazine payını da ödediği tespit edilmiş ve 33.135,34 TL alacak hesaplanmıştır. Yargılama aşamasında 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi kapsamında 5510 sayılı Kanun'a Ek 17 nci madde eklenmiş, madde doğrultusunda mahkememize karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuştur. Karar 19.09.2019 tarih 2018/6135 2019/5307 sayılı ilamla yeniden davacının Ek 17 nci madde kapsamında başvurusunun olup olmadığının araştırılması gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Bozma ilamına uyulmuş, bu aşamada Ek 17 nci maddenin ilgili hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine yeniden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın açıklanan aşamaları gözetildiğinde %5 Hazine payının işveren tarafından yersiz ödendiği iddiasıyla açılan alacak davalarında davanın Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı yöneltildiği ve uygulamanın bu şekilde yerleşmesine rağmen Dairenin görüş değiştirerek davanın Hazineye yöneltilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yerel mahkemelerce ve mahkememizce husumetin Sosyal Güvenlik Kuruma yöneltileceği gerekçesiyle karara direnilmiş ve Daire yeniden görüş değiştirmiştir. Dava 06.02.2014 tarihinde açılmıştır. Mahkememizce 09.06.2015 tarihinde karar verilmiş, karar Yargıtay Dairesi'nin görüş değiştirmesi nedeniyle bozulması ve direnme süreci de dikkate alındığında sadece bu nedenle 13.07.2017 tarihine kadar Yargıtay denetiminden geçmemiştir. İlk bozma kararının verildiği 22.10.2015 tarihinde eksik inceleme nedeniyle kararın bozulduğunu kabul edersek, 5510 sayılı Kanun'un Ek 17 nci maddesinin yürürlüğe girdiği 01.04.2018 tarihine kadar yargılamanın sona ermesi yüksek ihtimaldir. Bu süreçte Kanun değişmiş, değişiklik hükmü Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve davanın açıldığı tarihin üzerinden 9 yıl geçmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararları incelendiğinde, davanın 9 yıl sürmesi diğer yandan Hukuki Belirlilik İlkesi gereği yargılama aşamasında yaşanan Yargıtay Dairesi'nin görüş değiştirmesi, mevzuat değişikliği, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı davacı aleyhine ihlal oluşturacak nitelikte kabul edilmiştir. Davanın açıldığı tarihteki mevzuat ve uygulamanın değişmesinin davacının aleyhine değerlendirilmesi Adil Yargılama İlkesinin ihlali anlamına gelmektedir. Açıklanan nedenlerle bilirkişi tarafından hesaplanan %5 Hazine payı kapsamında olan ve davacı tarafından ödenen 33.135,35 TL'nin davanın açıldığı tarihteki koşullar kapsamında değerlendirilerek, dava ve ıslah tarihine göre faiz kararı verilmiştir. Diğer yandan mahkememizce karar verildiği tarihte davacıya ödeme yapıldığından bu hususta hükümde belirtilmiş ve davanın kabulüne mahkememizce 2014/246 Esas ve 09.06.2015 tarihli verilen karar doğrultusunda davacı tarafa ödeme yapılması nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak üzere, 33.135,35 TL'nin 1000 TL sinin dava tarihi olan 06.02.2014, bakiye 32.135,35 TL'sinin ise ıslah tarihi olan olan 12.09.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili temyizinde, esasen verilen kararın hatalı olduğunu, davada husumetin Sosyal Güvenlik Kurumuna düşmediğini, davacı hakkında yapılan teftiş sonrasındaki işlemlerin yerinde ve hukuka uygun olduğunu, aksi yönde verilen kararın da hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının tespiti ve fazladan ödeme olup olmadığı ile davalı Kurumdan tahsilinin gerekip gerekmediği hususundadır.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddeleri hükümleridir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 125 inci maddesindeki;
Madde 125 (1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Bu takdirde dava, davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. Hükümleridir.
- Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9 508 E., 2006/521 sayılı kararı)
2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3.Eldeki davada ise, uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, bozma ilamında belirtildiği şekilde, öncelikle davacının aktif husumet ehliyeti bakımından irdeleme yapılması ile dava konusunun devri olgusunun varlığı üzerinde durularak, temlike konu alacak bakımından Ayvetsan San. Hayvancılık Gıda San. Ltd. Şti.'nin kuruma başvurusu sonrasında aynı alacak için davasının olup olmadığı hususu ile aşamalarda ek 17 nci madde hükümlerince davalı kuruma başvurusunun bulunup bulunmadığı veyahut davalı Kurumca bu konuda resen bir işlem tesis edilip edilmediği ile dava konusu alacağı mahkeme kararı dışında iradi sayılabilecek bir ödeme ile ödenip ödenmediği hususunda herhangi bir inceleme yapılmaması ile eksik araştırmaya dayalı karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, dava konusunun devri ile temlikin geçerli olması halinde taraf sıfatlarının devam edeceği dikkate alınarak Ayvetsan bakımından davaya devam edilmesi ve buna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:18:23