Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/13072
2023/9686
13 Ekim 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1833 E., 2022/1890 K.
/KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2019/360 E., 2021/175 K.
Taraflar arasındaki 3201 sayılı Kanun Kapsamında borçlanılarak elde dilen hizmetlerin geçtiği ilgili yıllara mal edilmesi suretiyle yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespit edilmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı ... Başkanlığı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalı kurumun istinaf başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kurumun ... TC kimlik numaralı emekli sigortalısı olduğunu, davacının 1970'li yıllarda Almanya ya işçi olarak giderek çalışmaya başladtığını, uzun yıllar çalıştıktan sonra 1970 ve 1980'li yıllardaki çalışmalardan 15 yılını 5510 sayılı Kanun'un 4/a kapsamında sigortalı olarak borçlanarak yaşlılık aylığı bağlanacağı kanaati ile 09.09.2011 tarihinde davalı kurumun ... SGİM ne başvurduğunu, davalı kurumca davacının yaşlılık aylığının 4 a statüsünden değil 4 b statüsünden sayılarak yasada ve genelgelerde belirtilen kriterlerede aykırı şekilde uygulama yapılarak basamak intibakı ile güncellemelerde hatalı hesaplamalarla aylığının eksik olarak hesaplandığı ve eksik olarak bağlandığını, davacının yurtdışı hizmet borçlanma bedelinin fuzuli olarak fazla tahakkuk ve tahsil edilmiş olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığının eksik bağlanmış olduğunun tespitine yargılama giderlerinin davalı kuruma yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum işlemlerinde herhangi bir hatanın olmadığını belirtmiş, davacı hakkında kurumca borçlanılan sürelerin zaten davacı lehine mal edilmiş olduğunu buna göre bağlanan aylığında da herhangi bir hatanın bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacının, alınan alınan bilirkişi raporuna göre tahsis talep tarihine göre ilk aylığının 992,65 TL olarak bağlanması gerektiği, davacıya ilk aylığının 916,75 TL olarak bağlandığı, davacının yurtdışı borçlanmasını 5400 gün üzerinden kendi belirlediği 50,00 TL günlük prime kazanç tutarı üzerinden borçlandığı, bu miktarın %32 oranında günlük 16,00 TL üzerinden prim ödemesi yaptığı, prim ödeme miktarının davacının aylığının hesabına etki edeceği, prim iadesi için yasal düzenleme uyarınca davacının borçlanma talebinden vazgeçmesi gerekeceği yada aylık bağlanması şartlarını taşımaması gerektiği, somut olayda yasanın aradığı bu şartların bulunmadığı anlaşıldığından davacının aylık tahsisi talebini takip eden ilk aylığının 992,65 TL olduğunun tespitine, fark aylıklarının ödenmesi gerektiğinin tespitine, prim iadesi talebinin ise reddine..." dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekiliile birlikte davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, mahkemece fuzuli olarak tahsis edilen tutarın (borçlanma miktarı) iadesine karar verilmemesinin hatalı olduğunu, davanın açılmasına Kurumun neden olmasına karşın aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderinin eksik hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğin işlem yapıldığını, buna göre Kurum işlemlerinde herhangi bir hata olmadığını belirterek davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... aylık karar formunda Kurumun borçlanmaya konu 15 yılı (5400 gün) 31.12.1975 31.12.1990 tarihleri arasındaki döneme mal ederek aylık hesabı yaptığı; 22.01.2020 tarihli yazıda ise 09.06.1996 08.06.2011 tarihleri arasında 5400 gün borçlandırıldığı ve 01.07.1996 tarihinde 1.basamaktan intibak yapıldığının bildirildiği, bilirkişinin davacının yaşlılık aylığını 01.10.2011 tarihi itibariyle 992,65 TL olarak hesapladığı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından,..." davacı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1 b.1 bendi uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. emyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğin işlem yapıldığını, buna göre kurum işlemlerinde davacıya bağlanan aylıkta, herhangi bir hata olmadığını belirterek davanın reddi yerine kısmen kabulüne dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yurt içinde çalışması bulunmayan davacı hakkında yurt dışı borçlanması ile elde edilen hizmetlerin aylık bağlama ve tahsis işlemleri sırasında hangi esaslara göre mal edilerek yaşlılık aylığının hesaplanacağına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile birlikte 3201 sayılı Kanun'un 5 inci ve 5510 sayılı Kanun geçici 2 nci maddesi hükümleridir.
- Değerlendirme
Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanunun “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır.
3201 sayılı Kanunun, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5 inci maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, yasanın 5 inci madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir.
Eldeki davada ise, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı bakımından mal edilen sürelerin 31.12.1975 31.12.1990 tarihleri esas alınarak mal edildiği ve bu sürelere göre aylığın miktarının hesaplanmış olduğu, ne var ki bu durumun yasanın açık hükmüne aykırılık oluşturduğu dikkate alındığında, yukarıda açıklanan 5 inci madde gereğince irdeleme yapılarak aldırılacak rapordan sonra uyuşmazlığın yeniden değerlendirilmesi ile esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:19:42