Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/8575
2023/9615
12 Ekim 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1134 E., 2021/1135 K.
HÜKÜM/KARAR: Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2014/227 E., 2017/154 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen rücuan tazminat istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müdürlü'ğün ... sicil sayılı dosyada işlem gören ... Dağıtım A.Ş.'e ait gazete dağıtımı işi işyeri sigortalılarından ... sigorta sicil numaralı ..., 27.09.2006 tarihinde görevli olarak motosiklet ile gazete dağıttığı sırada ana yoldan giderken, ana yola hızını kesmeden giren ...'in kullandığı ... plaka sayılı araçla çarpışarak yaralandığını, Kurumca meslekte kazanma gücünü %29,2 oranında kaybettiği tespit edildiği ve bu oranın kesinleştiği, kaza nedeniyle Kurumca sigortalıya 109.591,29 TL peşin değerli gelir bağlandığı, 15.481,85 TL geçici işgöremezlik ödenediği ödendiği, 22.031,11 TL ilaç ve 16.297,03 TL hastane masrafı yapıldığı, Kurum toplam zararının 163.401,28 TL olduğu, olayın 506 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi uyarınca iş kazası olduğunu, kaza nedeniyle Muğla Suh Ceza Mahkemesinde açılan kamu davası 22.02.2013 tarih ve 2007/8 Esas, 2013/192 Karar sayılı ile sonuçlandığı, temyiz edilmeksizin 15.03.2013 tarihinde kesinleşen karara göre kazanın meydana gelmesinde ... asli kusurlu, ... tali kusurlu bulunduğunu, kaza tespit tutanağında ... plakalı aracın ... Sigorta A.Ş.'nin 64202 acente kodu, 21.09.2007 tarih ve ... Y.O. sayılı poliçesiyle zorunlu mali mesuliyet yönünden sigortalandığının tespit edildiği, Kurumun talep edebileceği miktarın, Mahkemece yapılacak kusur ve hesap incelemesi sonrası belirlenebilecek olması nedeniyle, 6100 sayılı H.M.K. 107 nci maddesi gereği alacaklarının tespiti ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik Kurum zararından 81.700,64 TL'nin gelirin onay ve masrafların ödeme ve sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte, 506 sayılı Kanun'un 26/2 nci maddesi uyarınca davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevabında özetle; davacı tarafından davalı müvekkili aleyhine açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, kusur oranını kabul etmedikleri, meydana gelen kazada davalı müvekkilinin kusursuz ya da daha az kusurlu olduğunu düşündüklerini, davalı müvekkiline ait aracın kaza tarihi itibarı ile diğer davalı ... şirketine sigortalı olup davaya konu miktar poliçe kapsamı dahilinde olduğunu, davacı tarafa, davalı müvekkilin sigortacısı olan davalı sigortaca ödeme yapılıp yapılmadığnın sorulmasını istediklerini, müvekkillerine ait aracın kaza tarihi itibarı ile ... Sigorta A.Ş.'ye Kasko sigortası ile sigortalı olup, karşı taraf zararının bu ... Sigortadan bu yönü ile de karşılanıp karşılanamadığının sorulmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... Sigorta A.Ş.'ye dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davaya cevap vermediği görülmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece özetle, "..1 Davanın kabulü ile
Peşin değerin % 85' i olan 93.152,59 TL' nin 14.09.2011 onay tarihinden,
Geçici iş göremezlik ödeneğin 6.155,93 TL' nin 22.02.2011 ödeme tarihinden,
% 85'i olan 4.293,32 TL' nin 03.05.2010 ödeme tarihinden, hastane masrafının % 85' i olan 11.000,50 TL'nin 10.12.2010 sarf tarihinden, ilaç bedelinin % 85' i olan 18.726,44 TL'nin (28.05 TL'nin 27.09.2006 tarihinden, 56.10 TL'nin 02.10.2006 tarihinden, 2.96 TL'nin 17.10.2006 tarihinden, 29.43 TL'nin 10.11.2006 tarihinden, 38,61 TL'nin 13.11.2006 tarihinden, 25,62 TL'nin 05.12.2006 tarihinden, 33,52 TL'nin 25.12.2006 tarihinden, 44.08 TL'nin 25.12.2006 tarihinden, 43,43 TL'nin 31.12.2006 tarihinden, 143,64 TL'nin 31.01.2007 tarihinden, 2.924,51 TL'nin 28.02.2007 tarihinden, 4.51 TL'nin 01.03.2007 tarihinden, 69,13 TL'nin 05.03.2007 tarihinden, 20.82 TL'nin 07.03.2007 tarihinden, 1.429,61 TL'nin 31.03.2007 tarihinden, 681.78 TL'nin 04.04.2007 tarihinden, 42,08 TL'nin 30.04.2007 tarihinden, 30.94 TL'nin 04.05.2007 tarihinden, 185,86 TL'nin 31.05.2007 tarihinden, 28,98 TL'nin 14.06.2007 tarihinden, 75.93 TL'nin 30.06.2007 tarihinden, 67,08 TL'nin 31.07.2007 tarihinden, 11.92 TL'nin 31.10.2007 tarihinden, 12.43 TL'nin 31.12.2007 tarihinden, 11.04 TL'nin 31.01.2008 tarihinden, 17,38 TL'nin 29.02.2008 tarihinden, 18,27 TL'nin 30.04.2008 tarihinden, 15,86 TL'nin 31.05.2008 tarihinden, 33,19 TL'nin 31.07.2008 tarihinden, 2.827,85 TL'nin 31.12.2008 tarihinden, 1.378,24 TL'nin 31.01.2009 tarihinden, 876,13 TL'nin 28.02.2009 tarihinden,68,64 TL'nin 30.04.2009 tarihinden, 33,60 TL'nin 31.05.2009 tarihinden, 1.585,67 TL'nin 31.07.2009 tarihinden, 2,307,12 TL'nin 31.08.2009 tarihinden, 3.035,86 TL'nin 30.09.2009 tarihinden, 486,43 TL'nin 31.10.2009 tarihinden)
Gösterilen bedellerin gösterilen tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (... Sigorta isim değiştirerek ... Sigorta A.Ş. için poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince özetle; "İş kazasının gerçekleştiği 27.09.2006 tarihi itibariyle davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi olup; 506 sayılı Kanunda rücu davaları yönünden zamanaşımı konusunda düzenleme yer almadığından, konuya ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, sigortalı ile işveren arasındaki hukukî ilişki hizmet sözleşmesine dayandığından, sigortalının halefi durumundaki Kurum ile işveren arasındaki rücu davalarında zamanaşımı Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesine göre 10 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise, Kurumca bağlanan gelirlerin onay tarihi ile diğer unsurlar yönüden harcama ve ödeme tarihleridir. Buna karşın, üçüncü kişi durumunda bulunan ve sorumluluklarının dayanağını 506 sayılı Kanun'un 26/2 nci maddesi gereği sorumluluklarının temelini haksız fiil oluşturduğundan, zamanaşımı süresinin Borçlar Kanunu'nun 60 ıncı maddesine göre belirlenmesi gereği bulunmakta; söz konusu maddede zamanaşımı süresi faile ve zarara ıttıla tarihinden itibaren 1 yıl ve her halûkârda olay tarihinden itibaren 10 yıl olarak öngörülmüştür. Ancak trafik kazasından kaynaklanan haksız fiillerde Karayolları Trafik Kanununun 109 uncu maddesi uyarınca zamanaşımı süresi 2 ve 10 yıl olarak öngörülmüş olup, 04.03.2016 tarihli talep artırım dilekçesinin 07.03.2016 tarihinde tebliği üzerine davalı ... tarafından süresi içinde 21.03.2016 tarihli dilekçe ile zamanaşımı itirazında bulunulmakla, artırım yapılan kısımdan davalı ...'in sorumlu tutulamayacağı gibi, 11.03.2016 tarihinde tebliğ üzerine davalı ... Sigorta A.Ş. 'nin 18.03.2016 tarihli dilekçe ve ekindeki ödeme belgelerine göre teminat kapsamında ödeme yaptığı ve sorumluluğunun kalmadığı tespit edildiğinden, Mahkeme kararının bu yönüyle hatalı olduğu anlaşılmış, HMK'nin 353/1 b 2 maddesine göre kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilerek; ''HÜKÜM : A ) davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine,
B ) Davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının Kısmen Kabulü ile; Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 21.03.2017 tarih, 2014/227 Esas ve 2017/154 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1 b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
1 )Davalı ... Sigorta A.Ş.'ye yönelik davanın reddine,
2 )Davalı ...'e yönelik davanın kısmen kabulü ile;
54.795,65TL ilk PSD'li gelirin 14.09.2011 onay tarihinden,
4.560,69TL Geçici iş göremezlik ödeneğinin 22.02.2011 ödeme tarihinden,
3.180,24TL Geçici iş göremezlik ödeneğinin 03.05.2010 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
-
Dairece; “... 1)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2)Zararlandırıcı sigorta olayına neden olan 3. şahıslar yönünden; üçüncü kişi ile sigortalı arasında akdi bir ilişki söz konusu olmayıp 506 sayılı Kanun'un 26/2 nci maddesi ile Borçlar Kanunununa yollamada bulunulduğundan, Borçlar Kanunun 60 ıncı maddesinde öngörülen bir ve on yıllık haksız fiil zamanaşımı süresinin uygulaması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesi hükmüne göre, motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin taleplerde ise, iki ve her halde kaza gününden başlayarak on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinde tereddüt yoktur. Kurum ceza davasına müdahil olarak katılamadığından rücu davalarından Borçlar Kanunu'nun 60 ıncı maddesindeki ceza zamanaşımı ise uygulanmamaktadır. Maddedeki zamanaşımı süresi, zararın ve eylemi gerçekleştirenin (failin) öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlamakta olup, Kurumca zararın öğrenilme tarihinin, giderlerin sarf ve ödeme günü olduğu açıktır. Tazminat yükümlüsünün öğrenilme tarihine ilişkin olarak ise, Kurumun yetkili organının faili öğrendiği tarih esas alınmalıdır. Zamanaşımı süresinin, hem zararın, hem de tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren, bir başka anlatımla, ancak, her iki olgu gerçekleştikten sonra işlemeye başlayacağı dikkate alınmalıdır. Somut olayda; zarara ıttıla tarihinin, sigortalıya bağlanan gelirin tahsis onay tarihi olan 14.09.2011 olduğu görülmekte ise de faile ıttıla tarihinin usulüne uygun araştırılmadan karar verilmiş olması isabetsizdir.” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesince özetle; "... belirsiz alacak davasıyla, yargılama sürecinde belirli hale gelecek alacak tutarının tümü yönünden zamanaşımının davanın açıldığı tarih itibariyle kesilmesi gereği ve davalı ... yönünden verilen kararın bozma kapsamı dışında kalarak taraflar yönünden usuli kazanılmış hak oluşturduğu yönü de gözetilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: **
1 Davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine,
2 Davalı ... yönünden davanın kabulü ile;
93.152,59 TL PSD'li gelirin 14.09.2011 onay tarihinden,
13.159,57 TL Geçici İşgöremezlik Ödeneği'nin 5.406,40 TL'lik kısmının 03.05.2010 tarihinden, kalan kısmının ise 22.02.2011 tarihinden itibaren, işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacı Kuruma verilmesine," dair karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Dairece; "1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2 Zararlandırıcı sigorta olayına neden olan 3. şahıslar yönünden; üçüncü kişi ile sigortalı arasında akdi bir ilişki söz konusu olmayıp 506 sayılı Kanun'un 26/2 nci maddesi ile Borçlar Kanunununa yollamada bulunulduğundan, Borçlar Kanunun 60 ncı maddesinde öngörülen bir ve on yıllık haksız fiil zamanaşımı süresinin uygulaması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 uncu maddesi hükmüne göre, motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin taleplerde ise, iki ve her halde kaza gününden başlayarak on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinde tereddüt yoktur.
Kurum ceza davasına müdahil olarak katılamadığından rücu davalarından Borçlar Kanununun 60. maddesindeki ceza zamanaşımı ise uygulanmamaktadır.
Maddedeki zamanaşımı süresi, zararın ve eylemi gerçekleştirenin (failin) öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlamakta olup, Kurumca zararın öğrenilme tarihinin, giderlerin sarf ve ödeme günü olduğu açıktır. Tazminat yükümlüsünün öğrenilme tarihine ilişkin olarak ise, Kurumun yetkili organının faili öğrendiği tarih esas alınmalıdır. Zamanaşımı süresinin, hem zararın, hem de tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren, bir başka anlatımla, ancak, her iki olgu gerçekleştikten sonra işlemeye başlayacağı dikkate alınmalıdır.
Mahkemece, rücuan tazminat davalarının niteliği gereği kendiliğinden belirsiz alacak davası niteliğinde olmadıkları gözetilerek zamanaşımı hususu yukarıda yer alan ilkeler çerçevesinde irdelenmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. " gerekçesi ile bozulmuştur.
D.Bölge Adliye Mahkemesince Bozma Kararına Karşı Direnilerek Verilen Karar
Özetle;"HÜKÜM: A ) Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 06.04.2021 tarih ve 2021/2313 Esas 2021/4809 Karar sayılı ilamına uyulmayarak, önceki kararda direnilmesine,
1 Davalı ...Ş. yönünden davanın reddine,
2 Davalı ... yönünden davanın kabulü ile
93.152,59 TL PSD'li gelirin 14.09.2011 onay tarihinden,
13.159,57 TL Geçici İşgöremezlik Ödeneği'nin 5.406,40 TL'lik kısmının 03.05.2010 tarihinden, kalan kısmının ise 22.02.2011 tarihinden itibaren, İşletilecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacı Kuruma verilmesine," karar verilmiştir.
E. Hukuk Genel Kurulu Tarafından Direnme Kararına Karşı Verilen Karar
Özetle; "...Direnme uygun bulunduğundan davacı Sosyal Güvenlik Kurumu ve davalı ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine, " karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı ... vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili, davalı ... şirketinin 18.03.2016 tarihli dilekçe ekinde sunduğu ibraname, feragatname ve makbuz başlıklı belgede bahsedilen aracın eldeki davada incelenen trafik kazasına karışan araçlardan olmaması ve kaza tarihinin 10.11.2011 olarak belirtilmesi karşısında ibranamenin eldeki davayla ilgisinin bulunmadığının kabul edilmesi gerektiğini, diğer taraftan ibranamede bahsi geçen ... 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/509 Esas sayılı dosyası getirtilip ibranamenin geçerliliği tartışılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, yargılama aşamasında davalı şirket vekili tarafından sunulan dekontlara göre dava dışı ...’e yapılan toplam ödemenin poliçe tutarının çok altında kaldığını, ibraname ekindeki diğer dekontta ise dava dışı ... vekiline 03.04.2012 tarihinde 57.500,00 TL ödendiğinin belirtildiğini, öte yandan davalı şirket vekilinin sunduğu 18.03.2016 tarihli dilekçede ödenmeyen 5.665,00 TL teminatın kaldığının belirtilmesine rağmen istinaf dilekçesinde bu tutarın 115,00 TL olduğunun bildirildiğini, davalı ... şirketin herhangi bir belgeye dayanmaksızın çelişkili beyanlarda bulunduğunu, tüm bu hususları dikkate almaksızın teminat kalmadığından bahisle davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, ayrıca iş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunmayan sigortalının % 15 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
- Davalı ... vekili, rücuan tazminat davalarının niteliği gereği kendiliğinden belirsiz alacak davası olmadığını, Kurum tarafından zarar miktarı açıkça belirlenebileceğinden eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, 21.03.2020 tarihli dilekçeyle ileri sürülen zamanaşımı definin dikkate alınması gerektiğini, öte yandan dava ve ıslah dilekçelerinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedeniyle de davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyeceğinin açık olduğunu, eldeki davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi gerektiğini, bozma kararında belirtilen ilkelerin yerinde olduğunu, Muğla Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/8 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin kazadan sorumlu olduğunun anlaşıldığından kamu davası açıldığı andan itibaren davacı Kurumun müvekkilinin sorumluluğunu öğrendiğinin kabul edilmesi gerektiğini, kaldı ki soruşturma aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda müvekkilinin kusurlu olduğunun belirtildiğini, diğer taraftan davacı Kurumun ödeme yaparken mutlaka kusur raporu aldığını, bu nedenle ödeme yaptığı tarihte müvekkilinin kazada kusurunun bulunduğunu bilmemesinin mümkün olmadığını, bu nedenle 22.02.2011 tarihinde ödeme yapan Kurumun en iyi ihtimalle bu tarihin ıttıla tarihi olarak kabul edilebileceğini, sigortalıya bağlanan gelirin tahsis onay tarihi olan 14.09.2011 tarihi esas alınsa dahi zamanaşımı süresinin geçtiğini, ayıca müvekkili aleyhine işletilecek faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, usuli kazanılmış hakkının dikkate alınmadığını, davalı ... şirketinin sorumluluğu belirtilerek karar verilmesi gerekirken davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, zamanaşımı süresi geçtiğinden eldeki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı Kurum ve davalı ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:20:24