Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/7565
2023/9475
10 Ekim 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/2847 E., 2022/2266 K.
KARAR: Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ: Yusufeli Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI: 2021/1054 E., 2022/120 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğu anlaşıldığından duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 23.05.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler. geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilerinin murisi ... DSİ 26. Bölge Müdürlüğü emrinde hizmet akdi ile çalışan iş makineleri sürücüsü olduğu, 24.03.2009 tarihinde ... ...ir karayolunda meydana gelen trafik kazası sonucunda yaşamını yitirdiğinden bahisle davacı eş için 1.302.719,31 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, davacı çocuk Sinem için 8.696,82 TL maddi, 15.000,00 TL manevi, davacı çocuk Defne Su için 349.300,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yanlış hasım gösterilerek açıldığını, ...'nün taraf sıfatının mevcut olmadığını, davanın ...'nün bağlı bulunduğu Çevre ve Orman Bakanlığı aleyhine açılması gerektiğini, meydana gelen ölüm olayı ile davalı idarenin faaliyetleri arasında herhangi bir bağlantı, uygun illiyet bağı olmadığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, tazminat talep etme koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi'nin 27.05.2021 tarih ve 2009/124 Esas 2021/249 Karar sayılı kararı ile hangi davacı için ne kadar tazminat verildiği belirtilmeden 50.000 TL maddi tazminatın 24/07/2009 (dava) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 370.247,08 TL maddi tazminatın ise 26/05/2021 (ıslah) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 50.000 TL manevi tazminatın 24/07/2009 (dava) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesi ve bu karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 5'inci Hukuk Dairesi'nin 20.10.2021 Tarih, 2021/1829 Esas, 2021/1729 Karar sayılı kararı ile müteselsil sorumluluk dikkate alındığında sadece davalının kusuruna isabet eden miktarın hüküm altına alınmasının hatalı olduğu, ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmeden karar verilmesinin doğru olmadığı, kabule göre de her bir davacı yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamasının hatalı olduğundan bahisle İDM kararının kaldırılarak dosyanın yeniden değerlendirme yapılmak üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi sonrasında İlk Derece Mahkemesi'nce verilen 07.03.2022 tarih, 2021/1054 Esas, 2022/120 Karar sayılı kararla davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, idari yargının görevli olduğunu, kusur oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, bakiye ömür tespitinde TRH 2010 tablosunun kullanılmasının hatalı olduğunu, kusurun hatalı olarak belirlendiğini, belirlenen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, manevi tazminata faiz işletilmesinin mümkün olmadığını Bölge Adliye Mahkemesi'nin 20.10.2021 tarihli ilk kararında hüküm altına alınan maddi tazminat tutarına işletilen faiz konusunda dava ve ıslah tarihi olarak ayrım yapılmasının hatalı olduğu belirtildikten sonra bu husus davacı tarafından istinaf konusu yapılmadığından kaldırma gerekçesi yapılmadığının belirtildiğini, ne var ki mahkemenin kaldırma kararından sonra verdiği ikinci kararında bu hususu gözetmeyerek müvekkili lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal ettiğini, davacı taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2022 tarih, 2022/2847 Esas, 2022/2266 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, idari yargının görevli olduğunu, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, kamyon sürücüsü Sait Yıldırım ile müteveffa sigortalının kusurlu olduklarını, müvekkilinin işleten sıfatını kazanmadığını, araç sahibi ...'nın sorumlu tutulması gerektiğini, olayın iş kazası olmadığını, meydana gelen ölüm olayı ile müvekkili idarenin faaliyetleri arasında herhangi bir bağlantı, uygun illiyet bağı mevcut olmadığını, eldeki davada herhangi bir sorumlulukları bulunmadığını, yerel mahkemece kararın gerekçesinde PMF 1931 tablosunun esas alınarak tazminat belirlenmesi gerektiğine yönelik açıklama yapıldığını, ancak tazminatın belirlenmesine yönelik hükme esas alınan raporda TRH 2010 yaşam tablosunun esas alındığını, hesaplanan tazminat bedellerinin gerçek zararı yansıtmadığını, yüksek tazminatlar belirlendiğini, manevi tazminata niteliği gereği faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, dosya içerisinde yer alan ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 20.10.2021 tarihli ilk kararında hüküm altına alınan maddi tazminat tutarına işletilen faiz konusunda dava ve ıslah tarihi olarak ayrım yapılmasının hatalı olduğu belirtildikten sonra bu husus davacı tarafından istinaf konusu yapılmadığından kaldırma gerekçesi yapılmadığının belirtildiğini, ne var ki İlk Derece Mahkemesi'nin kaldırma kararından sonra verdiği ikinci kararında bu hususu gözetmeyerek müvekkili lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal ettiğini, davacı taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
a. Davalı vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri ile davacı çocuk ... maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3.Dosya içeriğine göre davacıların manevi tazminat istemleri ile davacı çocuk ... maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükümlerin miktar olarak Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin ayrı ayrı altında kaldığı anlaşıldığından davalı tarafın anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
b. Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371'inci maddeleri, 5510 sayılı Kanunun 13, 16 ve 20 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunun 77 inci maddesi.
-
Değerlendirme
-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
Dosya kapsamından davacıların hüküm altına alınacak tazminatların dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesi'nce verilen 27.05.2021 tarih ve 2009/124 Esas 2021/249 Karar sayılı ilk kararda 50.000 TL maddi tazminatın 24.07.2009 (dava) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 370.247,08 TL maddi tazminatın ise 26.05.2021 (ıslah) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 50.000 TL manevi tazminatın 24.07.2009 (dava) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen 20.10.2021 Tarih, 2021/1829 Esas, 2021/1729 Karar sayılı kaldırma kararında "Kabule göre; iş kazasının Türk Borçlar Hukuku yönünden bir haksız fiil olduğu, zararın ve dolayısıyla tazminat alacağının olay anında ortaya çıktığı, haksız fiillerde temerrüdün olay tarihinde gerçekleştiği gözetilerek hüküm altına alınan tazminata talep halinde zararlandırıcı olayın gerçekleştiği iş kazası tarihten itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken hüküm altına alınan maddi tazminat tutarının dava ve ıslah tarihi olarak bölünmesi hatalı olup, davacı tarafından istinaf konusu yapılmadığından kaldırma gerekçesi yapılmamıştır." açıklamasının yapıldığı, İlk Derece Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu kararında hüküm altına alınan tazminatların dava tarihinden faiz işletilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( ...nun 12.07.2006 T., 2006/4 519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10 730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda davacıların hüküm altına alınan tazminatların dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsilini verilmesini talep ettikleri, buna karşılık İlk Derece Mahkemesi'nce verilen verilen 27.05.2021 tarihli ilk kararda maddi tazminat istemleri yönünden 50.000 TL maddi tazminatın 24.07.2009 (dava) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 370.247,08 TL maddi tazminatın ise 26.05.2021 (ıslah) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği, davacılar tarafından karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olmasına karşın istinaf dilekçesinde bu yönde bir itiraz ileri sürülmediği açık olduğuna göre maddi tazminatın 370.247,08 TL'lik kısmına ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi yönünde davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davalı vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri ile davacı çocuk Sinem'in maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine,
2.Davalı vekilinin hüküm altına alınan maddi tazminata uygulanacak faizin başlangıç tarihine ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının maddi tazminat istemlerine ilişkin 1 numaralı bendinin "a)" alt bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "a)Davacı ... yönünden 1.302.719,31 TL maddi tazminatın 370.247,08 TL'lik kısmının ıslah tarihi olan 26.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, bakiye 932.472,23 TL'lik kısmının ise dava tarihi olan 24.07.2009 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine;" rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:22:24