Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
10. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/9969
2023/9402
17 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2018/206 E., 2018/539 K.
SUÇLAR: Hakaret, tehdit
KARAR: Mahkûmiyet, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/1 1.cümle, 125/1, 125/2, 43/1, 62 ve 52/2 nci maddeleri uyarınca 500,00 TL ve 1.860,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2018 tarihli ve 2018/206 Esas, 2018/539 Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yeniden yargılanma talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 03.11.2020 tarihli ve 2018/206 Esas, 2018/539 Karar sayılı ek kararına yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair mercii Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.03.2021 tarihli ve 2021/214 Değişik İş sayılı kararını takiben, yapılan değerlendirme sonrasında karardaki hukuka aykırılığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 308/A maddesi kapsamında giderilebileceğinden bahisle yeniden yargılama talebinin reddine ilişkin Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli ve 2018/206 Esas, 2018/539 Karar sayılı ek kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2023 gün ve 2023/41294 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
- Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2018 Tarihli ve 2018/206 Esas, 2018/539 Karar Sayılı Kararı Yönünden Yapılan İncelemede
Sanık hakkında dosya arasında bulunan ... T.C. kimlik nolu ...'a ait adli sicil kaydına göre değerlendirme yapılması suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesine uygun şekilde objektif ve subjektif koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı ayrı değerlendirilip sonucuna göre sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
- Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2021 Tarihli ve 2018/206 Esas, 2018/539 Karar Sayılı Ek Kararı Yönünden Yapılan İncelemede
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında tehdit, hakaret ve şantaj suçlarından yapılan yargılama sonunda, anılan suçlardan mahkûmiyetine, hakkında evvelce verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu, denetim süresi içinde incelen dosya kapsamındaki suçu işlediği ve bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, söz konusu kararın tehdit ve hakaret suçları yönünden kesin mahiyette olup, şantaj suçu yönünden istinaf yolu açık olarak verilmesini müteakip, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 10.06.2020 tarihli ve 2019/4206 Esas, 2020/939 Karar sayılı kararının verilerek kesinleşmesi takiben,
Yargılama sırasında sehven dosya arasına alınan ve mahkemenin kararına esas alınan 14.02.2018 tarihli ve 2018/197 sayılı sabıka kaydının ... adlı kişiye ait olup, sanıkla bir ilgisinin bulunmadığı, sanığa ait 03.11.2020 tarihli ve 2018/206 sayılı sabıka kaydı incelendiğinde, sanığın suç tarihi itibarıyla adli sicil kaydının bulunmadığının anlaşıldığı,
Sonradan ortaya çıkan ve sanığın lehine olan bu durumun ise mahkemesince değerlendirilmesi için yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmasına karşın, mahkûmiyete ilişkin suçların tamamının istinafa tabi olduğu düşünülüp, meselenin 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi gereğince çözümlenmesi gerektiğinden bahisle, talebin reddine karar verilmiş ise de;
Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, tehdit ve hakaret suçundan sanığın kesinlik sınırı altında kalan miktarlarda ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmasını mümkün kılacak şekilde adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın da yargılama sırasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat ettiği, ancak yapılan yargılama sonunda sanığa ait olmayan adli sicil kaydına göre hüküm kurularak sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, esasen suç tarihinde ve karar tarihinde sanığın sabıkasının bulunmadığı, bu durumun ise yargılama sonrasında ortaya çıktığı, bu halde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311/1 e maddesinde, "Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:... e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa..." şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen adli sicil kaydının, anılan Kanun'un 318 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup kabule değer görülerek, mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gözetilmesizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
- 1 Numaralı İsteme Yönelik Yapılan İncelemede;
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
Suçun 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 14 üncü fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması,
Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına.” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.02.2010 tarih ve 4/253 28 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve resen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından yapılan yargılamada sabıkasız olan ve 08.05.2018 tarihli savunmasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul eden sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesine uygun şekilde objektif ve subjektif koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı ayrı değerlendirilip sonucuna göre sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken; sanığa ait olmayan adli sicil kaydına dayanılarak, adli sicil kaydında daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğundan ve denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
-
2 Numaralı İsteme Yönelik Yapılan İncelemede;
-
5271 sayılı Kanun’un "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesinde "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa
...
" şeklinde düzenlemelerin yer aldığı anlaşılmıştır.
Mahkeme tarafından verilerek kesinleşen bir hükümle ilgili olarak, yukarıda izah edilen sebeplerle hükümlü lehine veya aleyhine olarak yeniden yargılama yapılması “yargılamanın yenilenmesi” veya “iade i muhakeme” ile mümkündür. Kesin hükümle sonuçlanmış bir uyuşmazlık kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamaz. Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi olağanüstü bir kanun yoludur.
Yargılamanın yenilenmesi, daha önceki yargılama sırasında ele alınmayan “yeni delil” veya “yeni olay” mevcut olduğunun anlaşılması halinde başvurulan bir kanun yoludur. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi nedeniyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir.Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda “önemli” de olması gerekmektedir. Yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmasına engel olmayacak şekilde kesin nitelikte adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın 08.05.2018 tarihli savunmasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat ettiği mahkemece sanığa ait olmayan adli sicil kaydına dayanılarak adli sicil kaydında daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğundan ve denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmadığından bahisle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği ancak suç tarihinde ve karar tarihinde sanığın sabıkasının bulunmadığı, bu durumun ise yargılama sonrasında ortaya çıktığı 5271 sayılı Kanun'un 311/1 e maddesinde yer alan düzenleme uyarınca adli sicil kaydının hatalı olarak hükme esas alınması durumunun anılan Kanun'un 318 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olduğu ve bu nedenle mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gözetilmesizin yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
-
Tehdit ve hakaret suçlarından Bursa 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2018 (asıl karar) ve 30.06.2021 (ek karar) tarihli 2018/206 Esas, 2018/539 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
-
5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.10.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:18:23